Hangi Kitabı Okuyorsunuz ve Eleştiriniz


(Alican) #1598

Rocannon’un Dünyası. Ursula K. Le Guin’den okuduğum ilk kitap. Aynı zamanda kendisinin yayınlanmış ilk romanı. Kısa roman da denilebilir çünkü 133 sayfa.
Bilimkurgu ve fantazinin harmanlandığı bu romanda, birbirinden farklı ırkların yaşadığı, teknolojik olarak geri kalmış Fomalhaut ll adlı gezegende, bu gezeni araştırma görevi yöneten etnolog aynı zamanda bir yıldızlordu Rocannon’un macerasına tanık oluyoruz.
Kitabın henüz başında Semley’in kolyesi ile ilgili kısımda Ursula’nın ne kadar başarılı bir anlatım/yazım dilinin olduğunun farkına varıyorsunuz. İflah olmaz bir bilimkurgu ve fantastik kurgu hayranı olduğum için kitabı beğenmemem zaten mümkün değildi.:grin: Gerçi kitabı bu kadar kısa tuttuğu ve bazı yerlerde olayları kısa kestiği için Ursula’ya kızgınım. Çok daha efsane bir hikaye çıkarabilirdi. Yine de böyle bir hayal dünyasına hayran olmamak ve kendisine saygı duymamak mümkün değil.
Ursula okumaya Hainish Cycle’dan başladım. Onun için bir sonraki okuyacağım Ursula kitabı:


(galeme) #1599

10-15 dakika önce İkinci Vakıf’ı da okuyarak üçlemeyi bitirdim ve yüzümdeki aptal gülümseme yeni yeni sona erdi. İlk iki kitap için bir şey yazmadım fakat üçüncü için yazmasam duramazdım. İnatla, gıcıklığına bir şeyler aradım, belki kurguda bir boşluk, bir hata. Ama yok. Her şeyiyle mükemmel bir kitap. Tek kelime ile bayıldım. Hari Seldon, Salvor Hardin, Hober Mallow, Katır, Bayta Darell ve Arkady Darell gibi unutulmaz karakterleri zihnime kazıdı.


(Beren) #1600

Ölümcül Yumurtalar - Mihail Bulgakov

Köpek Kalbi’nden sonra okuduğum ikinci Bulgakov kitabı. Hem bilimkurgu yönüyle hem de yaptığı eleştirilerle çok beğendiğim bir kitap oldu. Bulgakov 1917 Devrimi sonrasındaki Sovyetleri, Stalin’in bilim ve teknolojiyle Rusya’nın diğer ülkeleri geride bırakacağı düşüncesini oldukça yalın ve eğlenceli bir anlatımla eleştirmiş. Her zaman derim bilimkurgu içinde sıkışıp kaldığımız çarkı açıp bakmanın ve sorunu görmenin/göstermenin en etkili yollarından biri. Orwell’i biliyorum bunu en iyi yapan, muazzam bir sistem eleştirisi, gelecek tasarısı. Bulgakov da o yazarlardan biri oldu benim için. Bolşevik Devrimi’ni, Sovyetler Birliği’ni ve dönemin siyasi ve toplumsal havasını kitaptaki karakterlere ve kurguya öyle güzel yerleştirmiş ki belki alttaki hicvi görmek için biraz Sovyet dönemini bilmek gerektiğini hissediyorsunuz.
Dediğim gibi çok başarılı bir sistem eleştirisi ve aynı zamanda çok güzel bir bilimkurgu. Yani şu kısacık kitapta yirminci yüzyıl Rusya’sını tanıyor ve çok da keyifli bir hikaye okuyoruz, daha ne olsun?


(Su) #1601

Arthur C. Clarke - Çocukluğun Sonu bitti dün ve gerçekten yazarın hayal gücüne, bilgi birikimine ve aynı zamanda edebi diline de hayran kaldım. Çok sürükleyici bir anlatımı vardı ve okuyucuya vermek istediklerini uzatmadan, en gerekli şekilde yansıtmak istediğini ve bunu da başarmış olduğunu düşünüyorum. Ta 1953 yılında “Yakında kimse kendi hayatını yaşamıyor olacak. Televizyon dizilerindeki aileleri izlemekten başka şeye vakit kalmayacak,” gibi bir öngörüsü olmuş.

Bunun yanı sıra birkaç ay önce başladığım Kral Katili Güncesi’nin ikinci kitabı olan Bilge Adamın Korkusu’nu okuyorum, okumaya çalışıyorum diyeyim çünkü Rüzgarın Adı’ndan sonra başarısız bir devam kitabı olduğunu düşünüyorum. Kitabı okurken heyecanlanmıyorum, merak etmiyorum; işte bu nedenlerle de okuma isteğim söndü. Birinci kitapta merak edilen konuları biraz olsun işleseydin be adam!


(fatih çetin) #1602

Kadim Türklerin Mitolojik Hikayelerini (Fuzuli BAYAT) okudum.

Kitabı yine yaptığım gibi parçalara bölerek 5 günde bitirdim. Kitap hakkında detaylı yoruma geçmeden önce bizim de mitolojimizin gelişmiş olduğunu ama geri planda kaldığını belirteyim. Örneğin Erlik karakteri tip olarak benzemese de bazen yeraltı görevleri bazen kurnazlıkları sayesinde bana Loki’yi anımsattı. Bazı karakterler güzel işlenirse Marvel evreni gibi bir evren bile yapılabilir. Aşağıdaki linkten kitapta bir çoğu bahsedilen mitolojik varlıkları okuyabilirsiniz.

Kitap, güzel bir önsöz ve kaynakçadan oluşmuş. Detaylı bir içerik gerçekten. Tek üzücü yanı bu hikayeleri Rus, Arap ve Çin kaynaklarından öğreniyor olmamız. Yazıya geçirmede sıkıntılarımız olmuş.

Parça parça ilk başta Bay Ülgen’in Ag Ene (Ak Ana) yardımıyla evreni yarattığı değişik mitler aktarılıyor. Daha sonra İslam dinindeki olayların benzerleri ile karşılaşıyoruz. Örneğin; ilk insanların oluşumu, cennet-cehennem kavramları ve buradan kovulma, Nuh tufanına benzer bir mit daha yer alıyor. Ayrıca İskandinav mitolojisindeki diyarları birbirine bağlayan Yggdrasill benzeri bir hayat ağacından bahsediliyor.

Bay Ülgen bazen de Zeus gibi hava olaylarının aktarımı için kullanılmıştır. Bilgi almak için aşağıdaki adrese bakabilirsiniz.

Diğer parçaya geçtiğimizde Türklerdeki Bozkurt miti, Ergenekon olayı ve buradan çıkışımızdaki kutladığımız bayram ve bazı kutsal varlıklardan bahsediyor. Aşağıdaki linkten bilgilere bakabilirsiniz.

http://mitolojik.blogspot.com/2007/01/ergenekon-destani.html

Daha sonra Şamanlık ve Şamanlar konusuna geçiş yapıyor. Burada çeşitli kültürlerdeki Şamanlık olayının nasıl başladığını ve ilk Şaman’ın kimler olduğunu aktarıyor. Şaman inancındaki kıyamet gibi konular da paylaşılıyor.

Kısa bir aktarım olarak arada Umay Ana, Albastı gibi çocuklarla ilgili mitolojik hikayeleri aktarıyor sade bir dille.

Umay Ana ve Albastı (Al Karısı) kim derseniz aşağıya bakabilirsiniz.

Son olarak da atlar, doğalar ve bazı meşhur varlıklar hakkında çeşitli mitleri anlatarak kitabı bitiriyor yazar.

Kitabın içeriğini çok beğendim. Türk mitolojisi hakkında, konular hakkında çeşitli varyantların olduğu hikayeler okumak isterseniz tam size göre bir kitap. Okumanızı tavsiye ederim. Bir de aşağıya bu kitabı okumadan önce araştırdığım ve kaydettiğim Türk mitolojisi hakkında bazı içerikleri ekleyeceğim. Okumak isterseniz göz atabilirsiniz.

  1. https://masivaturk.com/turk-mitolojisinde-efsanevi-yaratiklar
  2. https://tarihturklerdebaslar.wordpress.com/2011/11/15/turk-mitolojisi-unsurlari/
  3. https://korkubilimi.com/mitoloji/turk-mitolojisindeki-en-onemli-10-tanri-ve-tanrica.html
  4. https://paratic.com/turk-mitolojisi/
  5. http://tengriciturkiye.blogspot.com/2016/09/turk-yaratls-efsanesi.html
  6. http://www.wikizero.biz/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvVMO8cmtfbWl0b2xvamlzaQ
  7. https://www.dogaustu.net/mitoloji-tarih/simurg-zumrudu-anka-kusu-turk-mitolojisi.html
  8. https://eksisozluk.com/kalganci-cak--990620

(Tansel Diplikaya) #1603

Mitch Albom - Cennetten Gelen İlk Telefon

Mitch Albom’un ilk Frankie Presto’nun Sihirli Telleri kitabını okumuştum, anlatımı ve hikayesi çok hoşuma gitmişti. Bu kitabı kayınvalidemin kütüphnesinde görünce nasıl diye sordum, o da “çok güzel” deyince alıp okuyayım dedim. Başladığımda kitap hakkında arka kapakta yazan metin dışında bir fikrim yoktu. Zaten adından da anlaşılacağı gibi Amerika’daki küçük bir kasaba oturan bir kaç insana ölen yakınlarından telefon geliyor ve hikaye başlıyor. Hikaye günümüzde geçiyor. Yazarın anlatımı yine gayet güzel ve keyifli bir okuma sunuyor. Kitap içinde birden fazla karakteri aynı anda takip ediyor arada geçmişe dönüşler oluyor ama bunu hiç kafa karıştırmadan yapmayı başarmış. Okması keyifli ve mutluluk hissi bırakıyor insanda. Tavsiye ederim.Yazarın daha önce yazdığı kitapları da okumayı düşünüyorum.

Şimdi de Otomatik Piyano’yu okuyorum. İlk yüz sayfasını bitirdim ve çok zor akıyor ve gereksiz detay var gibi. Hikayenin geri kalanında bu detaylar önem kazanacak mı bilmiyorum.


#1604

Sonunda Dune’a başladım, 300’lü sayfalara kadar geldim. Ufak tefek entrikalar görülüyor artık ve katlanarak artacak belli ki. Tam sevdiğim, işlerin b*ka sardığı, kimin eli kimin cebinde belli olmayan bir kitap. Okurken kafamda yarattığım şekil-şemal ise nedense bilimkurgu değil fantastik, hemde epik olanından…

House Atreides = House Stark
House Harkonnen = House Lannister
Dothrakiler = Fremenler
Sardaukarlar = Lekesizler
Kwisatz Haderach = Azor Ahai

Eee bu bildiğin Arrakis’te geçen GoT, yada yazılış tarihi ile ele alıp haksızlık etmezsek GoT, Dune’un çakması olmuş…

Bilimkurgu olarak anılan bu eser; din, siyaset, insan psikolojisini ele alıyor


(Kenan Ulusoy) #1605

George R. R Martin’in çok etkilendiği kitap var yav. Dune onlardan sadece biri.


(ilhan) #1606

John Scalzi - Yaşlı Adamın Savaşı 2 - Hayalet Tugay
Kitabın ilkini okumuştum ve çok beğenmemiştim. Az yukarıda hala yorumum duruyor. Ama Hayalet Tugay kitabı bam başka. Daha 1/4’ündeyim kitabın, ama daha ilk sayfalarda farklı olduğunu gösterdi ilkine göre. Birinci bölüm tamamiyle şaşırttı beni, çok da sevdim.
Kitabın dili çok güzel, anlatımı çok iyi. İlkine göre boşluklar bırakmıyor. İlk kitabı yüzünden eleştri aldığını düşünüyorum, bu yüzden ilk kitaptaki eksikleri bile bu kitapta kapatmış. Örnek olarak uzaya yaşlıları çıkarma gerekçesi ilk kitaptakine oranla daha detaylı işlenmiş burada. İlk kitabın Ender’in Oyunu ile olan benzerliği dikkatimi çekmişti, bu kitapta o konuya da değinmiş. Kısacası yazar kendini çok geliştirmiş. Açıklarını kapatmış.
Daha başlarda olmama rağmen çok beğendim bu kitabı.


#1607

Çok güzel bir yorum; emeğinize sağlık…

Şu cümlenize ise tümüyle katılıyorum: “Bazı karakterler güzel işlenirse Marvel evreni gibi bir evren bile yapılabilir.”

Türk mitolojisi alanındaki çalışmalara Yaşar Çoruhlu ile Bahaeddin Ögel’in araştırmalarını da ekleyebiliriz; özellikle Ögel’in 2 ciltlik, yaklaşık 1400 sayfalık Türk Mitolojisi adlı yapıtı, Türk mitolojisine ilgi duyanlar için bir başucu yapıtıdır.


(fatih çetin) #1608

Dediğiniz kitabı da biliyorum. Okumak gibi planlarım var fakat biraz erteleyebilirim. Bu okuduğum kitap ise biraz çerezlik gelir bazı kişilere ama yine de okunması lazım.


#1609

Bende eski ve yeni baskıları mevcuttu. Eski baskısını birine armağan ettim (içerikleri tümüyle aynı). Bilseydim size armağan ederdim…


(fatih çetin) #1610

Kısmet değilmiş. Düşünceniz için yine de teşekkür ederim :slight_smile:


(Su) #1611

Seri kitaplarda böyle bir durum söz konusu aslında. Ya da söz konusu olmalı diyeyim. Bu yorumu Yaşlı Adamın Savaşı’nı savunmak için yazmıyorum, genel düşüncemi belirtmek için yazma ihtiyacı duydum… Bence bir seride daha ilk kitaptan yazarın hayal dünyasında kurduğu tüm dokular detaylıca verilirse diğer kitaplara pek malzeme kalmaz gibi geliyor. John Scalzi de muhtemelen ilk kitapta böyle düşünerek yola çıkmış olabilir. Ya da sizin dediğiniz gibi yazar kendini geliştirmiştir.


#1612

Turuncu serinin 27. kitabı olarak yayınlanan Jonathan Swift’in İrlanda’da Yoksul İnsanların Çocuklarının Ailelerine veya Ülkelerine Yük Olmasını Önlemek ve Onları Topluma Kazandırmak İçin Makul Bir Öneri kitabını okudum…

Son aldığınız ve alışveriş listenizde olan kitaplar başlığında;

Güliver’in Gezileri kitabıyla tanıdığımız Jonathan Swift’in Turuncu Serinin 27 kitabı olan Makul Bir Öneri kitabının arka kapak tanıtımında " Dişleriniz kamaşacak" diyor, çocukları limonla veya yeşil erikle yemeyi mi önerdi ne yaptı Jonathan Swift

Derken şaka yapmıştım ancak;

Ancak Jonathan Swift’in önerileri çok daha detaylıymış…

Bu yiyeceğin özellikle toprak sahiplerinin damak zevkine uygun olduğu kanaatindeyim; hem zaten bu çocukların ana babalarının çoğunu bir çırpıda yiyip bitirenler onlar olduğuna göre çocuklar da herkesten önce onların hakkıdır…


“ … şunu açıkça belirtmek isterim ki, hayati öneme sahip bu tasarımın uygulanmasını önerirken, bu işten şahsi menfaatim yoktur; tek arzum, ülkemizin refaha kavuşması ve zenginlerin yaşamdan biraz daha zevk almasıdır. “

Yergi ustası Jonathan Swift bu kitabında toplumun bir açmazına getirdiği bu öneriler elbette ki konuya dikkat çekme amaçlı yapılmakta ve hem mevcut durumu hem de zenginlerin, kraliyetin ölüme ve sefalete mahkum ettiği bu kitlelerin durumuna dikkat çekilmekte.


(fatih) #1613

Eksik benzetmeler olmuş. Spoiler vermek istemiyorum ama özellikle starklar ile atreidesler’in alakası bile yok. Lekesizlerin buz ve ateşin sarkısinin en güçlü birliği olduğunu daha bilmiyoruz. Her hanedanlı, entrikalı fantastik-bilimkurgu esere a song of ice and fire diyeceksek hapı yuttuk demektir.


(Hiçliğin bekçisi…) #1614

Kabus göreceğim bunların sonucunda. :confounded:


#1615

Big

Vladimir Sorokin - Tipi’yi okuyorum. Yeni bir kitap ve aynı zamanda yazarın Türkçe’ye çevirilen ilk kitabı olma özelliğini taşıyor. Çevirmen, Can Yayınlarından çıkan bir çok Rus Edebiyatı klasiğini çevirmiş olan Ergin Altay.

190 sayfalık kısa bir roman. Bende nerdeyse bitirdim sayılır 10-15 sayfa kaldı fakat beğendiğimi söyleyemem. Konusu çok ilgi çekici geldiği için almıştım ama beklediğimi bulamadım.

Hikaye aslında bilgimiz bir yol hikayesi. Zombi salgını olan bir rus kasabasına yoğun tipi altında aşı götürmeye çalışan bir doktor ve arabacının hikayesini anlatılıyor. Sürekli kar ve tipiyle olan bir mücadele söz konusu. Hikayede yer yer fantastik ve bilimkurgu motifleri de bulunuyor ama bu motifler öyle absürd yerlerde ve şekillerde kullanılmış ki romanın genel atmosferini ve olayların içinde geçtiği evreni bir türlü kafamda oturtamadım. Hikayenin hangi dönemde, hangi zamanda geçtiğine bile kitabın yarısına gelip “[…] İsa öleli 2000 sene olmasına rağmen […]” diye bir cümle ile karşılaşana kadar anlam verememiştim.

Sonuç olarak kitap benim için çok birşey ifade etmedi.


#1616

Sürekli kar ve tipi dedin,demek ki tam benlik…Kış mevsimi hastasıyım.12 ay kış olsa keşke :slight_smile: Listeme ekleyeyim hazır inceleme yapılmış madem.Teşekkürler.


(İbrahim Şahin) #1617

Tanrıların Tohumu -H.G. WELLS

  1. yüzyılın başlarında geçen kitapta fizyoloji profesörü olan Profesör Redwood ve kimyager Bensington’un buluşu olan Herakleophorbia namıdiğer Tanrıların Tohumu’nun canlı yaşamını değiştirmesini okuyoruz. Tanrıların Tohumu canlıların gelişimindeki dönemsel duraksama evresini kaldırarak istikrarlı bir şekilde gelişmesini sağlıyor. Bu gelişmeden ötürü tohum, bulaştığı her canlıyı devleştiriyor. Tohumun ilk 20 yılını okuduğumuz bu kitapta dev sıçanlar, arılar, yabani otlar, insanlar ve dahası var. Dönem dönem köyleri dev sıçanlar basıyor, evleri ısırganotları işgal ediyor, dev insanlar büyüklüğünden ötürü topluma zarar veriyor. İnsanlığın bu zararlara karşı verdiği mücadeleye, siyasete ve yaşama tanık oluyoruz. Daha fazla ayrıntıya girersem eğer spoiler olacağından ötürü kitapla ilgili yorumumu burada sonlandırıyorum, bu güzel kitabı bilimkurgu seven herkese öneriyorum.

H.G. Wells’in yaşadığı çağın ilerisinde olduğunu, asla kalitesinden ödün vermediğini bir kez daha anladım. Hangi kitabı basılırsa gözüm kapalı alır okurum artık. Benim için bilimkurgunun ağababalarından biri. İyi ki yazmış, bize bu eserleri kazandırmış. Huzur içinde yatsın.

Kitaptaki teoriye göre tohumdan önceki ve sonraki canlı gelişimi: