Hangi Kitabı Okuyorsunuz? (Yüzeysel İnceleme)

Nezdinizde varsayımda bulunmak istemem fakat kitabı “Cemil Meriç’in tavsiyesi” kıstasından yola çıkarak edindiyseniz üzülerek belirtmek isterim ki yanlış kitabı edinmişsiniz. Cemil Meriç’in tavsiyesi olan kitap Dr. Ethem Bakar’ın İrade Terbiyesi adlı eseridir. Elimdeki Ketebe’nin 3.baskısının önsözüne göre Cemil Meriç’in sözleri aslında şöyleymiş: “Kaderimi tayin eden bir başka kitap da İbrahim Ethem’in Terbiye-i İrade başlıklı eseridir. Disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim.” Bold kısım kendi vurgumdur.

Bahsettiğim eser aynı zamanda tercüme değil telif bir eserdir, yani yazarının özgün bir çalışmasıdır. Eserin içinde Payot’dan alıntılar bulunduğu gibi yazıldığı dönemin çeşitli filozoflarından ve psikologlarından alıntılar da yer almakta. Bana sorarsanız Payot’nunkinden daha kapsamlı bir çalışma, tavsiye ederim (her ne kadar okuyalı çok uzun zaman olmuş olsa bile). Bir yandan pratik hayata dokunan yönü de var, sizi çok fazla teorik bilgiye boğmuyor. Payot’nun teori bölümünü okuduğunuzdan ne demek istediğimi anladınız sanıyorum.

Bu konu hakkında bilginiz vardıysa lütfen yazdıklarımı dikkate almayınız. O durumda nezdinizde diğer forumdaşların bilgisine bunu sunmaktayım.

12 Beğeni


Bomboş bir kitap değildi ama benim için tam bir hayal kırıklığıydı. Korku diye başladım ama kitapta korku adına neredeyse hiçbir şey yok. Yazar body horror ve yamyamlık üzerinden bir şeyler kurmaya çalışmış; fakat heyecan, gerilim veya “şimdi ne olacak?” hissi de hiç oluşmadı. Tamamen karakterlerin psikolojisi ve yaşadıkları üzerinden ilerliyor ve açıkçası okurken inanılmaz içim sıkıldı.

Bir annenin travması, yaşadıkları ve kızını kendine benzetmesi üzerine kurulu. Hayatlarına biri giriyor, kadına âşık oluyor anne karakteri ve olaylar giderek kızını yeme durumuna kadar uzanıyor. Lezbiyenlik teması da hikâyenin önemli bir parçası; yazar bunu korku türünün içine yedirmeye çalışmış ama bence ortaya ne korku ne de gerilim açısından tatmin edici bir şey çıkmış. Fikir ilginçti ama işlenişi bana hiç geçmedi. @W4YNE

17 Beğeni

Değerlendirmen için teşekkür ederim bende pas geçiyorum o zaman :+1:

2 Beğeni

Kitabı bitirdim. İlk 80 sayfa biraz durgun geçse de ondan sonra açıldı ve kitabı elimden bırakmak istemedim. Açıkçası kitapta kurgu ile gerçeklik çok iç içe geçiyor ve birbirine karışıyor. Kitabı çok beğendim. Yazarın ilk eseriymiş ve çok başarılı buldum. Kısacası tavsiye ederim.

Puanım: 9/10

14 Beğeni

Timur Soykan’dan okuduğum ilk kitap. Eser gazeteci olarak tanıdığımız Timur Soykan’ın gerçek kişilerin ilginç ve bir o kadar da acı hayatlarına kısa kısa değiniyor. Hazine avcısı, kağıtçısı, sokakta kalanı, İstanbul’a çalışmaya gelen göçmeni derken hüzne boğuluyoruz. Timur Soykan tüm bunları haber yaparken bir yandan da hikayeciliğinin ne kadar akıcı olduğunu da gösteriyor. Severek okudum. Diğer kitaplarını da almayı düşünüyorum.

7.5/10

13 Beğeni

Memduh Şevket Esendal - Seni Kahve Paklar bitti.

Sokaktaki, şehirdeki, köydeki sıradan insanların başlarından geçen sıradan, günlük olayları süslemeden, olduğu gibi aktarmış. Toplumsal gerçekçilik. Su gibi akıp giden hikayeler.

:star::star::star::star:

15 Beğeni


Okuma sürecimi özellikle günlere yaydım çünkü hemen bitmesini istemedim; kitap gerçekten çok akıcı ve merak uyandırıcıydı. Olağanüstü bir kurgu ya da daha önce hiç görmediğimiz bir hikâye sunmuyor ama yazarın dili, olayları birbirine bağlama şekli ve gizemi canlı tutması gerçekten çok hoşuma gitti. Genç-Yetişkin türünde bir gizem-gerilim serisi bu arada.

Stevie, Nate, Janelle ve Vi’nin arkadaşlığını çok sevdim. Aralarındaki samimiyet hikâyeye güzel bir sıcaklık katmış. Ana hikâyedeki DOKUZ isimli arkadaş grubunun geçmişinin de güzel işlendiğini düşünüyorum. Katili kitabın ortalarına doğru tahmin etmeye başlamıştım ve iki kişi arasında kalmıştım; sonunda tahminlerimden biri çıktı. Yine de katilin nedenini ve olayların birbirine bağlanışını başarılı buldum.

Seriden okuduğum ilk kitaptı(serinin ayrıca beşinci kitabı. 1-2-3 üncü kitapları Amerika’da geçerken 4-5 Londra’da geçiyordu. Önceki hikâyelere dair spoiler vermiyordu bu yüzden bağımsız okunur) ve açıkçası diğer hikâyelerini de merak ettirdi. Sonunda kafamda sadece küçücük bir soru işareti kaldı ama genel olarak çok keyifli bir okuma deneyimiydi. Bir de çeviriyi ayrıca çok beğendim; dili oldukça doğal ve akıcıydı, gerçekten su gibi aktı.

Kısacası; kusursuz bir gizem değildi ama beni sıkmadan, merakımı sürekli canlı tutarak çok güzel bir okuma keyfi sundu.

14 Beğeni

Shiro Kuroi - Leviathan 3 bitti.

Üç ciltlik serinin son cildini de bitirmiş olduk. İlk iki ciltte yükselen gerilim ve merak duygusu böyle bir sonla mı bitmeliydi? Bu sonu da seven olacaktır elbet ama ben sevmedim. Kötü değil ama en azından beklentilerimin altında kaldı diyebilirim. O kadar da hevesle okumaya başlamıştım oysa.

:star::star:

11 Beğeni

Balıkçı kitabını okudum ve çok beğendim.Kitabın belli bir bölümünden sonra çok fazla karakter dahil oluyor ve yavaş yavaş bu karakterleri tanımaya ve çözümlemeye başlıyorsunuz.Kendimde balıkçılığa ilgi duyduğum için okuması keyifliydi.

16 Beğeni

İslam sonrası Kürt inanışlarını, 90’lara kadar ki politik duruşlarını ve uluslaşma çabalarının yanında Alevilikle bağları, Türklerin konumu ve Mezopotamya coğrafyasındaki Kürt inanışlarına değinmesiyle kitabı oldukça beğendim. Başına her oturduğumda onlarca sayfa okuduğum, muazzam sürükleyici ve bilgilendirici bir kitaptı. Örneğin yanıbaşımız Iran’da Ehl-i Hak adında çok büyük bir bölümünün Kürt olduğu başka bir din olduğunu bilmiyordum. Ya da Tunceli’de güneşe ve aya tapınılan rituellerin olduğu panteist bir damar bulunduğunu şaşırtıcı bir şekilde öğrendim. Bir yandan da Anadoludaki Alevilikte Türkçe dışında gülbank olmaması şaşırtmadı. Şaşırtan şeyse Türk oldukları bilinmesine rağmen Kürtçe ya da Zazaca konuşan alevi aşiretlerdi. Yazarda Aleviliğin kimde önce olduğunu biraz değerlendiriyor ama 2000’li yıllarda yeterli araştırma yoktu belli ki.

Bunun yanında kitapta geçen dini ögelerin ve hikayelerin Hindistan’da da rastlanıyor olması üzerine, kimin kimden etkinlenmiş olabileceğini tartışıyor ama o konuda da henüz durum kesin değil. Açıkçası bu noktayı akademik ihtiyata bağladım, gerçek bence ortada.

8 Beğeni

Tarantino`nun yönettiği bir Yaprak Dökümü filmi izler gibi hissettim okurken.

Güzeldi, beğendim ama umduğum kadar etkilemedi beni.
Kısa bir yorum gerekirse çok akıcı, bazı evrensel hikayeler üzerine yapılan felsefi tartışmaları içeren bölümleri zihin açıcı ve etkileyici, ama karakterlerin iç dünyasına umduğum kadar giremedim. Beklentim çok yüksekti biraz bunun etkisi de olabilir, hayatımda okuduğum en iyi kitap olacağını umarak okumaya başlamıştım.

13 Beğeni

Jack Finney - Beden Kemiricilerin İstilası bitti.

Kitabın arka kapağında da dediği gibi ‘‘paranoyanın ‘‘kitaplaşmış’’ hali.’’ Çok detaylı çok derin bir şey olduğunu söyleyemem ama hikaye ve anlatım olarak beni yakaladı. Pek çok kez filme de uyarlanmış, bazı filmlere de ilham olmuş bir hikaye. Ben severek ve heyecanla okudum. Sonu biraz kolaya kaçılmış gibi gelmedi değil ama olsun…

:star::star::star::star:

21 Beğeni

Matt Dinniman’dan Zindan Gezgini Carl’ı okudum. Kitaba, çerezlik bir kitap okuma beklentisiyle başladım ve beklediğimi aldım. Ancak kitap daha fazlasını veremedi.

Üslup: Yalın, akıcı, heyecanlı, zaman zaman şaşırtıcı.

Konusu: Bir gün ansızın tüm dünya fantastik bir zindana dönüşür. Kendilerini bu büyülü kaosun içinde bulan ana karakter ile kedisi yaşamak için zindanın oynadığı oyunda çeşitli maceralara atılırlar.

Karakterler: Yüzeysel, çoğu zaman absürd, genellikle eğlenceli.

Kurgu: Evren kurgusu, Dungeons&Dragons’vari bir sistem üzerine inşa edilmiş. Burası da sığ ama akıp gidiyor. Dandik ama keyifli bir bilgisayar oyunu oynamak gibi hissettiriyor.

Yoğun, yorucu bir kitabın yanında eğlenceli bir şey okumak isteyenlere tavsiye ederim.

21 Beğeni


Beyaz Diş - Jack London

Eylül ayının ilk kitabı yıllar sonra tekrar okuduğum Jack London klasiği olan Beyaz Diş oldu. Birey ve toplum ilişkisine dair çarpıcı bir hikayesi var. İnsanın doğuştan gelen özellikleriyle içinde bulunduğu çevrenin onu nasıl dönüştürdüğü üzerine önemli sorular sorduran bir eser.

21 Beğeni

Yazar Cazim Gürbüz Türkiye’ye bir ikinci isim bulmuş ve Dinbazistan koymuş. Eser yazarın sosyal medyadan, televizyondan ve gazetelerden gördüğü Dinbazistan’a yakışır saçma şeyleri tek tek değerlendirmesini içeriyor. Oldukça akıcı bir okuma olacaktır kitabı tercih edenler için. Beğendim.

7/10

11 Beğeni

RUS EDEBİYATI DERSLERİ

Rus edebiyatı dersleri kitabının yazarı Vladimir Nabokov. Iletişim Yayınları’nın bir kitabı kitabın giriş bölümünde şöyle diyor; Amerika’da akademik kariyerime başlamadan önce Rus edebiyatı hakkında 100 adet yaklaşık 2000 sayfalık ders metni hazırlama sıkıntısına girmiştim 20 akademik yıl boyunca bu dersler mutlu olmamı sağladı.

Kitap nikolay Gogol, Turgayev, Dostoyevski, Tolstoy, Anton Çehov ve Maksim Gorki hakkında kitabın sonunda ikiye ayrı makale var Philistine ve Philistinizm ve çeviri sanatı. Tabii tahmin ettiğiniz gibi filistinliler barbarlık anlamında Filistinlilerin tarihi kökünden geliyor. Nabokov şöyle tanımlıyor; maddi ve sıradan şeylere ilgi duyan zihniyeti kendi topluluğunun ve döneminin harcı alem fikirleri basmakalıp idealleri ile şekillenmiş yetişkin bir insandır tam karşılığı olmasa da görgüsüzlük.

Tolstoy bölümüne geldiğimizde şöyle bir ifade kullanıyor. “Tolstoy düzyazı’da Rusların en büyük yazarıdır öncülleri Puşkin ve Lermontov’u bir yana bırakırsak düz yazının en büyük sanatçılarını şöyle sıralıyoruz bir Tolstoy iki Gogol Üç Çehov Dört Turganyev. Bu biraz öğrencilerin not vermek gibi bir şey herhalde Dostoyevski ile saltikov aldıkları kötü notları konuşmak için kapımda bekletiyorlar”

Rus edebiyatı üzerine adı gibi ders kitabı niyetiyle defalarca okutulacak bir kitap olduğunu düşünüyorum.

13 Beğeni

Tolstoy - İlkgençlik bitti.

Serinin ilk kitabı gibi aynı tonda, aynı güzellikte devam ediyor. Hiç sıkılmadan okunuyor.

:star::star::star::star:

11 Beğeni

Bu adamın bir çok kitabına ulaştım PDF olarak..Yeni kuşak pek bilmez ama Jurrasic Park, 13. Savaşçı gibi çok ses yapmış Hollywood filmleri bu adamın romanlarından çıkmıştır . Hatta Küre bile oldukça iyi bir kadro ile çekilmiş ve yıllarca unutmadığın bir filmdi.

Uzun yıllar sonra okumak farklı hissettirdi. Hem de denize bu kadar yakınken.

18 Beğeni

Maggie O’Farrell - Cehennem Sıcakları İçin Talimatlar

1970’li yılllarda Londra’da yaşayan İrlandalı Riordan ailesini anlatıyor bu kitap. Bir gün baba Robert gazete almak için evden çıkıyor ve bir daha geri dönmüyor. Bunun üzerine farklı yerlere dağılıp kendi hayatlarını kurmuş olan üç kardeş Michael, Monica ve Aoife annelerinin haber vermesiyle yıllar sonra yeniden bir araya geliyor. Robert’ın kayboluşunu çözmeye çalışırken bir yandan da kardeşlerin ve ailenin geçmişine dönüp yıllardır saklanan sırları ve birbirleriyle olan ilişkilerini kitapta ilerledikçe daha iyi anlamaya başlıyoruz.

Kitap öyle müthiş olaylara ve heyecanlı anlara sahip değil ama yine de babalarının nereye kaybolduğunu ve ailenin geçmişini falan merak ederek okudum. Maggie O’Farrell sevdiğim bir yazar ve bu kitap onun eski kitaplarından biriymiş. Domingo sanırım güncel kitaplarını bastığı gibi eski kitaplarını da basacak bu benim açımdan çok sevindirici. Son kitabı Land’ı da yayınlayacaklarmış umarım en kısa zamanda çıkar.

16 Beğeni

Gustav Meyrink - Walpurgis Gecesi bitti.

Birinci Dünya Savaşı yıllarında Prag. İsyan başlamak üzere. Gergin bir atmosfer. Arka kapakta da dediği gibi düş, gerçeklik, delilik ve büyü* arasında geçen sıkılmadan okunacak bir hikaye.

:star::star::star::star:

15 Beğeni