Harry Potter Kitapları "Şeytan İşi" Oldukları İçin Bir Kilisede Yakıldı


(M. Ihsan Tatari) #1

Kayıp Rıhtım’da tamamını okumak için: https://kayiprihtim.com/genel/harry-potter-kitaplari-seytan-isi-olduklari-icin-bir-kilisede-yakildi/



Polonya’daki bir rahip, aralarında Harry Potter’ın da bulunduğu birçok kitabı “şeytan icadı” olduğu için cemaatiyle birlikte yaktı. (DEVAMI…)


#2

dinciler-o-kitaplari-yakti-02041930_l3

Katolik rahip, aralarında Harry Potter serisinin de bulunduğu bazı kitapları “törenle” yaktı.

Sonradan ekleme
Haber foruma eklendiği için dış linki kaldırdım.


Rıhtım Kamarası
(Bird of Hermes) #4

Dini duyguların bu derece sömürülmesinin, var olmayan şeylerin bile insanları bir şekilde yanlış yola sokabileceğini düşünerek bir şeylere saldırmanın tarih boyunca değişmediğini görmek çok üzücü. Dünya ilerliyor diyoruz fakat gerçekten de her yeni nesille dünya en baştan başlıyor, bütün bu mücadeleler yeniden veriliyor. ‘‘Dinimizin önderleri tarafından halkımıza sakıncalı olduğu düşünülen bazı kitaplar yakılmak üzere toplandı.’’ gibi bir cümlenin Ortaçağ’da kurulması oldukça normalken 21. yüzyılda bir benzerini görmek bir şeylerin yanlış gittiğini anlatmakta yeterli sanırım.


(Emre ) #5

Dünya Rönesans 2.0 güncellemesine az kaldı. Bakalım o günleri görebilirsek…


(Bird of Hermes) #6

Ben tekrar bir rönesans ve özellikle reform göreceğimizi ve dünyanın bunlara gerçekten ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Umarım yakın zamanda…


(Cemalettin Sipahioğlu) #7

Büyü ve büyücülük teması içermesi sebebiyle dönem dönem Harry Potter kitaplarına, filmlerine yönelik bu tip eylemler oluyor.

Amerika’da mı neydi, yine Harry Potter kitapları toplatılıp yakılmıştı.

Jesus Camp belgeselini izlemiştim; Amerika’daki çocuklara özel hristiyan kamplarındaki hayatı konu ediniyordu. Bir bölümünde kamera çocukların kendi aralarında konuşmaya odaklanmıştı; aralarında, ne gibi yasaklı şeyler yaptıklarından bahsediyorlardı. Çocuğun biri, babasıyla birlikte Harry Potter filmini -sanırım üçüncüsü- izlediğini söyleyince geri kalanı dehşet dolu gözlerle ona baka kaldılar.

Harry Potter konusunda bazı cemaatlerin tutumları gayet sert :man_shrugging: Çok yoğun olmasa da o tip eylemler devam edecektir.

Pokemona yönelik geçmiş eylemleri unutmam. Neydi, bir yerde, evrimi savunduğu gerekçesiyle başka bir yerde, pokekartlardaki işaretin davut yıldızını çağrıştırması sebebiyle yahudilik propagandası yapılıyor, denilerek tepki toplamıştı. Kartları toplatıp yakma eylemleri olmuştu.

Bir şeyden nem kapılınca gerisi geliyor işte :man_shrugging::neutral_face:


#8

Bunların hepsi pia fraus tabii ki.


#9

Vakti zamanında cadıdır, büyücüdür (ki bunlar cadı, büyücü falan değil, yalnızca kendi öz inançlarını sürdürmek isteyen kişilerdi) diye diri diri insan yakanların tapınaklarında kitap yakılması, geleneğin hafiflemiş devamı gibi…


(Yakup Alioğlu) #10

Yavuz hırsiz, ev sahibini bastirir derler. Papalik ve monarşik devletler uzun yillar kendi aralarinda çatisip, güç gösterilerinde bulunmuş, hristiyanlik çoğu zaman cadi avi yapip insanları suçsuz yere yargilamiz, batil düşünceleri dinle bağdastirmış, uzun süren cahiliye dönemleri yaşayip iktidarlarinı kaybedip, devlet mekanizmalari içinde manevi yer almak dışında çoğu bati ülkesinde güçleri kalmamistir. Oysa yaşanilan basit bir örnek; latin ülkelerinde İsa’nin çilesi altinda kendine zarar veren, ölmüş papazlarin mumyalanmiş ayağinı yikayip suyunu içenler gibi akil tutulmasi yaşatan o kadar çok hayret verici gelenekleri var ki, bu geleneklerin geçmisteki izlerini takip etsek sanirim maneviyatımızı kaybederiz.
Aslinda olayi islam korkusu ve batının bize göstermediği dini yozlaşmisligi ile bağlamak isterdim ama sanirim yeri değil.


#11

Ortaçağ Avrupası üzerine çalışırken denk gelmiştim de cadı olduğunu düşündükleri kişinin ellerine ve ayaklarına taşlar bağlayıp derin suya atıyorlarmış. Eğer çıkamaz ise cadı değildir, yok su üstüne çıkar ise cadıdır ve yakılması gerekir. Okuduğum makalenin ilk cümlesi;
“Boğularak mı ölmek mi istersin yoksa yanarak mı?” idi.


#12

İslam korkusu olduğunu sanmıyorum bizimde gerçek sanılan binlerce hurafemiz var. Sakal-ı Şerif ziyaretlerini izleyin bi yada rivayet edilen “peygamberin abdest aldığı suyu şifa diye alma olayı”
Ve yine hâli hazırda Şia mezheplerinde de “Hz. Hüseyin çile çekti biz de Muharrem ayının ilk günü kendimizi zincirle döğelim” anlayışı hâlâ var. Yani her dinde hurafeler vardır ve katlanarak devam edecektir.


(Cemalettin Sipahioğlu) #13

Bu konuda benim daha basit ama daha rahatsız edici başka bir savım var: Var olmak için kendine düşman ara ya da kendine olay çıkar.

Grup davranışı psikolojisinde grup üyelerini bir araya getiren ortak değerler/kaideler/amaçlar/planlar ne kadar tehdit altındaysa, grubun iç uyumunu sağlayan bağlar da o kadar kuvvetlenir. Bu ayrıca gruptan ayrılmaları da önleyerek, grup içi popülasyonu korumaya da yardımcı olur. Hatta diğer gruplardan veya karasız kimselerden yeni üye kazanılmasını bile sağlayabilir.

Bu prensip, grubu meydana getiren ortaklığın cinsi (dini, siyasi, politik, bilimsel, sosyal, etnik köken, tarihi anlaşmazlıklar, ekonomik, vs. fark etmez) ve grubun büyüklüğü (ister bir mahalle kadar olsun isterse de bir ülke sınırlarını aşan bir popülasyon barındırsın) fark etmeksizin çalışabilir. Prensibin devreye girebilmesi için ilgili grubun kendini kurban gibi algılaması yeterli. İşin daha ilginci, bunun için grubun ve temellendiği şeylerin gerçekten tehdit altında olmasına bile gerek olmaması. Grup mali ve etki açısından etkin ve güçlü bile olsa, karşıtlar (kendilerinden olmayan diğer gruplar) üzerinde, gelecekte kendilerine tehdit oluşturabilirler ve o yüzden de “kurban” durumuna düşebilirler gerekçesiyle “yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır” mantığında tutumlar sergileyebilir. Bazen grup kendini ne kadar güvene almış olursa olsun sürekli kendini kurban durumunda hissetme haliyle eylemlerde/söylemlerde bulunabilir.

Bunun grubuna (iç ve dış yapının hangi temellere ve neye göre tahsis edildiği) ve amacına göre türlü faydaları var. Grubun benimsediği değerlere yönelik üyelerin inancını tazeletmek; gruba yeni üyeler katmak; gruba kendi temelleriyle çelişmeyecek yeni hedefler belirlemek; grubun benzer prensipler edinmiş rakipleri karşısında nüfuzunu arttırmak; vs. vs…

Bu prensip, bireyler arasındaki ilişkilerde bile gözlemlenebilir. Neşeli Günler’deki çiftin “turşu suyu sirkeyle mi olur, limonla mı olur?” tartışması, buna trajikomik bir örnektir; çiftin o yüzden ayrılması, yani… :man_shrugging:

Harry Potter’da da durum bu bence. Kitap yakma eylemi yapan kiliseler tüm güçlerini üyelerinin yardımlarından ve sempatisini topladığı kimselerin bağışlarından alıyor. Cemaati ne kadar bolsa, o da o kadar güçlü ve etkin. Popülerleşen veya da popüler tüketime geçen ve ticareti serbest kültür ürünleri ve beraberlerinden getirdikleri akımlar -veya akım zannedilen şeyler- bu yüzden kendileri için hep dikkat edilmesi gerekilen şeyler. Her zaman ve bir sebeple kendi iç bağlarını koruyup (mevcut üye sayısını korumak) dış çeperini büyütmek (daha fazla kişi kazanmak) isteyen grup için o nesneler ve temsil ettikleri yıpratıcı ve hatta yıkıcı olarak tanımlanmakta. O yüzden ürünleri ve üreticilerini şeytanileştirmek, grubun iç ve dış yapısını korumak için gayet pratik bir çözüm sunuyor. Bu eylem vesilesiyle hem grup üyelerine “Endişelenmeyin, değerlerimizi korumak için gereken ne varsa yapıyoruz.” mesajı veriliyor, hem de bu eylemi duyurarak, imgelere karşı hoşnutsuz olan fakat herhangi bir gruba bağlı olmayan bireylere ve başka sebeplerle gruba destek verecek kimselere “Biz de buradayız!” türü, üstü kapalı bir katılım çağrısında bulunuluyor.


#14

Bu aslında salt Hıristiyanlığın değil, hiyerarşik yapıya sahip bütün dinlerin durumudur… Kimse kendini sütten çıkmış ak kaşık sanmamalı; çünkü dayatılan tarih ile gerçek tarih arasındaki fark oldukça acıdır… :face_with_raised_eyebrow:


#15

:+1:


(Emrecan Şuşter) #16

Hristiyanlık tarihi böyle olaylarla doludur esasında. Hani bu salt bağnazlıkla veyahut yozlaşmışlıkla alakalı değil, Hristiyanlığın temelinde bu tarz eylemlere epey izin veren bir yapı var. Ha bir yozlaşmanın sonucu mudur, evet ancak o yozlaşma muhtemelen yüzyıllar öncesinde gerçekleşmişti.


(Hiçliğin bekçisi…) #17

O değil de kadın yine kazandı. Kitapları yok satıyor. Ne için kullanılırsa kullanılsın. :roll_eyes:


(Muzaffer Doğanay) #18

Pokemon için ‘hayvan zulmü özendiriliyor’ gibi bir eylem yapsalar hadi neyse diyeceğim. Sonuçta pokemonlar hayvan gibilerdi, hissedip düşünebiliyorlardı ve habire dövüştürülüp zulmediliyordu. Ama milletin kafayı taktığı noktalara bak.


(Muzaffer Doğanay) #19

Rowlingin kitaplarını yakmakla tehdit eden bir hayranına twitterdan yazdığı bir sözü vardır: ‘‘İstediğini yap paran hala bende’’ gibi bir söz. Gerçekten tüklerin kola satın alıp dökmesi gibi bir eylem olmuş. Bu bağnazlığı sadece hıristiyanlıkla özdeşleştirmek yanlış bence, her dinin manyakları var ve malesef islam bu konuda bayrak taşıyor hatta. İslamafobi de bu yüzden bu kadar yaygın ve açıkcası normal yaygın olması.


(Fatih Fatih) #20

Şeytan işi olabilir. Şöyle ki 20. Yüzyılda insanların alternatif dünyalar araması kendi dünyalarından kaçmak istemesi westeros orta dünya ya da wizard world gibi fantastik yerlerin popüler olmasını sağladı. Bir kısım insanlar da süper kahraman dünyalarına yöneldi. Bu dünyalarda özellikle gerçek dinler değil zaten takipçinin de hayal kabul ettiği kurgu dinler var. Bu da bizim için ateist bir dünya oluyor. Bazılarında ise hiç din kavramı yok. Buna dair bir tez okumuştum. Ayrıca Seyit Hüseyin Nasr da bununla ilgili yorum yapıyor. Acaba bu fantastik kurgular dinlerle aynı amaca hizmet ediyor olabilir mi? Belki de atalarımız da başka dünyalara gitmek için dinlere inandı. Belki de insanlar hala bu yüzden mitolojiye meraklı. Dinin pratik boyutu ile ilgili.


(M. Ihsan Tatari) #21

Katılmıyorum. Bir kitabın, filmin vs okuyucusunu ya da izleyicisini başka alemlere sürükleyip hayal gücünü tetiklemesinin şeytanla ilişkilendirilmesi bana çok anlamsız ve zorlama geliyor. Bir şeyin “şetyan işi” olarak nitelendirilebilmesi için kişiyi kasıtlı olarak din karşıtı şeylere inanmaya ve dine aykırı hareket etmeye zorlaması gerekir. Tanrının varlığını reddetmeye hatta…

İnsanoğlu ezelden beri hikaye ve masalları seven bir varlık olmuştur. Binbir Gece Masalları, Oz Büyücüsü, Dede Korkut Hikayeleri, Alice Harikalar Diyarında… Daha bir sürü örnek sayılabilir. Bunların çoğu bize olağanüstü hikayeler anlatır ama hiçbirinde dinle kasti bir çatışma göremezsiniz. Büyük bölümü bizim dünyamızda geçer ama alternatif dünyalar, boyutlar ve canlılar olabileceği fikriyle oynar. Süper kahraman çizgi romanları da öyledir; bizim dünyamızda geçen, alternatif gerçekler sunar bizlere. Ateist kahramanlar, hatta Thor gibi tanrılar olsa da “tanrı yok, dinler yalan” mesajını özel olarak gütmezler.

Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi üçlemesinde ve diğer fantastik romanlarda çok tanrılı sistemler olduğu doğru. Ama Tolkien koyu bir katoliktir ve sık sık demeçlerinde Eru’nun bizim bildiğimiz anlamıyla tek tanrı olduğunu söyler. Keza C.S Lewis de Narnia’da Aslan karakterini İsa Peygamber’den esinlenerek yazmıştır. Matrix başta olmak üzere saymakla bitmeyecek kadar kitap ve filmde dini metaforlar var. Yani özlerinde “şeytan işi” diyebileceğimiz bir şey yok. Ama şekil itibariyle bizleri başka alemlere sürüklüyor hepsi.

Harry Potter’da da dini öğeler vardır. Noel, Paskalya ve Cadılar Bayramı gibi günleri kutladıklarını biliyoruz. Ayrıca Harry doğduğunda vaftiz edilmiştir; Sirius Black onun vaftiz babasıdır. Bunlar hep Hıristiyan adetleri. O yüzden şeytan işi olarak görülmesini komik buluyorum.

Harry Potter’da büyü ve iksir unsurları olduğu için kitapları cadılıkla bağdaştırmak, orta çağda cadı avına çıkan bağnaz kafaların yapacağı türden bir iş sadece. Neden bahsettikleri, kitapta ne anlatıldığı konusunda hiçbir fikirleri yok. Körlemesine hepsini aynı kefeye koyuyorlar.

Fantastik bir kitap okuyup, orada Eru veya Thor’u görüp varlıklarını gerçek kabul etmek ve ilahi dinleri, yaşadığımız dünyayı reddetmek de eşit derecede hastalıklı bir kafa yapısına ve oturmamış bir kişiliğe işaret ediyor benim için.

İlahi dinlerse bizi başka dünyalara sürükleme gayesi içermez. Bizim dünyamızdan bahseder, iyi bir insan olmaya teşvik eder. Bunun karşılığında da dünyanın daha iyi bir yer olacağını ve cennetle mükafatlandırılmayı vadeder. Tüm kurallar dünyevidir, dünya hayatını şekillendirmeyi amaçlar. Dünyada nasıl yaşamamız gerektiği konusunda rehberlik eder. Hayali şeylerle ve alternatif boyutlarla alakası yoktur. O yüzden atalarımızın “başka dünyalara gitmek için dinlere inandığı” tezini mantıklı bulmuyorum.