Harry Potter Kitapları "Şeytan İşi" Oldukları İçin Bir Kilisede Yakıldı

Evet Kur’an’da böyle bir şey geçmez çünkü orada da öyle yazmıyor. Cinler tuhaf yaratık haline bürünüp insanları korkuttu ve “UZAYLI” ile “MARSLI” iddiası başladı. Oysa Allah Teala bize evrende bizden başka canlı olmadığı söylemişti. Ayrıca dağda görünen yaratıklar filmlere daha çok tesir verdi ve inandırılması sağlandı.

Evet bu da bir teori çünkü, kandırılıp yanlış yollara sürüklenmesi en kolay çocuklar. Onları saptırabilen en büyük etken ise çizgi filmler.

Evet teori ve varsayım. Ama olmadığı da öyle. Ayrıca o kaynaklar birbirleriyle karşılaştırma yaparak bu yazı çıkmıştır. Yüzüklerin Efendisi ve cin-şeytanlar karşılaştırma yapılarak bu yazı çıkmıştır.

İYİ GÜNLER

Nasıl etkilenmediğimize veya etkilenenin nasıl ve ne yönde etkilendiğine dair tam bir açıklama getirilmiyor. Karşı çıkanlar da bahsettiğinizin aksine etkilenmemiş. O kişiler sizin gibi olmamalarına rağmen nasıl etkilenmediler, ona da bir açıklama yok.

Ancak ve ancak başka birileri tarafından ortaya çıkartılan gerçeklerle anlaşılan bir şey, nasıl oluyor da tesir edebiliyor?

Gizli şifreleri çözmek için o gizli şifreyi var eden bilgiyi baştan bilmek gerekir. O konuda bilgisi olmayan için gizlenen her neyse fark edilemez. Fark edilemeyen şey nasıl tesir eder? Fark edebilen kişi demek, bilgi sahibi demek; o da zaten etkilenmeyecektir.

Sadece gerçek bilgiyle deşifre edilebilen gizli bilgiler varsa, o gerçek bilgiye sahip olmayıp etkilenmeyenler olması, o gizli bilgiyi anlamsız, etkisini işlevsiz kılmaz mı?

Gizli bilgiden sadece gerçek bilgi sayesinde haberdar olunabiliyorsa, gizli mesajların birilerince fark edilmeden fark edilebilmesi ve gizlice tesir edebilmesi nasıl mümkün?

Kaynak olarak sunulan yorumlarda, yorumcunun yorumladığı kurmacaları ve kurgusal şeyleri etüt etme yöntemi sorunlu. Etüt için uygulanan yöntem, etüt edilenin özünü etüt etme yöntemine göre tekrar yapılandırmaya dayanıyor.

Yorumcu kurmacalardaki karakter, olay örgüsü vs. kurmacanın kendi iç tutarlılığından, yani kurmacanın kendi özünden sökmüş. Sonra da bunları kendi tasarladığı olumsuz öze uyarlamış. Yani, eleştiride bulunduğu kurmacalar orjinal özleriyle yorumlanmamış. Yorumcu, orjinal kurgudan ödünç aldıklarını kendi tasarladığı yeni özün üstünden tekrar kurgulanıp yorumlamış. Yorumcu tarafından deforme edilen yeni bir şey var. O şey de orjinal kurmacanın aslı gibiymiş gibi tekrar yorumlanmış. Sonra da çıkartılan sonuç orjinal kurmacanın üzerine etiketlenmiş.

Başlangıç kadar sonuca sarılma aşaması da eksik.

Belli kaidelere uymayan kurguların o kaidelere uymadıkları için uygunsuz bulunduğu iddiası var. Bu iddia birileri üzerinde tesir ettiklerine dair argüman değil. Çünkü nasıl tesir ettiğini veya etmeme sürecini açıklanmıyor.

Hep sonuç sunuluyor lâkin sonuca ulaşma sürecinden hiç bahsedilmiyor. O ulaşma yolculuğundaki insanların ve tecrüyelerinin bahsi geçmiyor. İnsanlar edilgen konumda. İnsanlar bu kadar edilgen konumdaysa, yani o sonuca ulaşma aşamasının bahsini etmeye gerek görmeyecek kadar çabuk etkileniyorsalar, etkilenmeyen niye etkilenmiyor?

İnsanları etkileyen yöntemler varsa, insanda da o yöntemin tesir edeceği bir sistem olmalı. Öyleyse tesir mekanizması da olmalı. O zaman tesir mekanizmasının nasıl işlediğine dair açıklama getirilmeli.

Etkiliyor iddiası varsa o etkileme sisteminin açıklaması, şeması da sunulmalı.

Kurgunun tesiri hakkında tarihin sunumu ve kabulü hakkında atıfta bulunmanız, aralarındaki bariz fark sebebiyle alakasız. Burada kurmacanın tesirinden bahsediyoruz.

Tarih, yaşanmış diye aktarılır, o yaşanmışlık vurgusu üzerinden kabul görür. Tarihi bilgi, sorgulanamaz bir yerde konumlandırılarak kabul görür.

Kurgunun öyle bir iddiası ve kendini gerçeğin yerine koyarak kabullendirmeye çalışma çabası yok. Kurgu, kendi yarattığı gerçeklikte, tüketicisinin tükettiği şeyin gerçek olmadığı bilinciyle tüketir. Kurmaca kendini tüketen kişice devamlı sorgulanır. Kurmacanın sunduğu iç dinamikler, o dinamiklerin yarattığı duygu ve düşüncelerin tutarlılığı sorgulanır.

Tarihi bilgi haklılık payı önkabulüyle işlenir. Aktaranına göre itibar gördüğü olur.

Kurmaca gerçek olmadığı önkabulüyle işlenir. Tüketilmeye başlanıldığı itibaren sorgulanır. O sorgulamadan elde edilen sonuçlara göre itibar görür.

Bazı şeyleri inancınıza ters buluyorsanız, sorun yok. Bana göre değil, der, geçersiniz.

Lakin inancınıza ters bulduğunuz için bu türden zorlama tahlillere itibar etmeyin. İnanılan şeylerin kendisine ters sonuçlar üretip, bir de bunların inancın ezelden beridir parçarşıymış gibi çarpıtmalara sebep oluyor sadece. Birşeyleri korur gibi yaparken aslen içten içe yok etmeye ya da yeniden üretmeye evrilen savunma biçimleri bunlar.

Ek: İlaç konusunda açıklayıcı olamadım galiba. Biyolojimiz de kimyasal tepkimelerden oluşur. İlaçlar da kabaca o tepkimelere yapay müdahale etmeye yarayan sentetiklerdir. Reklamcılık ile ilaçların ilişkisi nedir? Doğal ilaç diye bir şey yok ki. Reklamcılık oyunlarına bakarak ilaçların doğallığını(!) sorgulamak sağlıklı bir örnekleme değil. İlaç yapay üretim zaten. Reklamcının doğal diye pazarlaması, ilaçların doğal olmadığı gerçeğini değiştirmiyor. Pazarlama hamlesi sadece; bilinmediğinden değil. Ki zaten yasal ilaçlar doğal diye pazarlanmaz.