Woyzeck ile Leviathan’ın yer değiştirmesi lazım hocam listede.
@fortknoxt hocam size zahmet düzeltir misiniz? ![]()
Değiştirdim. Teşekkürler
Şehrinizde İş Bankası Kültür Yayınları Kitabevi varsa uğrayın. Öğrenci ve öğretmenler için yüzde 40 indirim var. Leviathan’ı internet üzerindeki fiyatından (357 tl) daha ucuza aldım. (306 tl) Liste fiyatı (510 tl)
Bilgi verdiğiniz için teşekkür ederim. Türkiye’nin dördüncü büyük şehri Bursa’da şubeleri yok maalesef. ![]()
Ne zamandır Balzac’ın herhangi yeni bir eseri paylaşılmıyordu, darısı Dostoyevski’ye (örn. insancıklar) olur umarım, teşekkürler.
Hasan Âli Yücel Klasikleri serisinde Ciltli tekrar baskılar belli periyotlarla mi yapiliyor? Yakin zamanda “en”lerin olduğu ciltli tekrar baskıların yapılma ihtimali var midir?
Belki bir bilen vardir.
Yok yok yok, ne basikisi var, ne tekrar baskisi var, ne basılacak mi basılmayacak mi bilgi veren var, canları nasıl isterse o sekil. Okuyucuda kimmiş ki adam yerine koysunlar bilgi versinler.
Benim gördüğüm kadarıyla en son ciltli tekrar baskılar 2021’in sonlarına doğru yapılmıştı. Karantina dönemine kadar bu tekrar baskılar oldukça güçlü bir ivmeyle çıkıyor, hatta çoğu kısa sürede tükeniyordu. Ancak karantina sonrasında bu ivme ciddi şekilde azaldı. Bu yüzden artık, seride ilk kez yayımlanan ciltli baskıların daha sınırlı ve koleksiyonluk bir anlayışla satışa sunulduğunu düşünüyorum. Yine de umarım bu bekleyiş bir gün sona erer ve örneğin aşağıdaki bende mevcut olmayan kitapların “kokusu üzerinde” ikinci ciltli baskılarını görme şansımız olur.
Bir de Hesiodos - Theogonia ciltli olarak tekrar yayınlansa… rüya gibi olurdu ama ümidi kestim artık.
Sınırlı sayıda baski yapmanın hic bir akla ve mantığa sigdigini düşünmüyorum. HAY Klasiklerinde hic bir eser dünyadaki ilk baskisi degil sadece telif alinmis veya düşmüş eserlerin tercüme edilmiş kopyasıdır.
Sonuçta hayat devam ediyor, binlerce okuyucu ölüyor binlerce yeni okuyucu geliyor bazı okuyucular ciltli alır bazıları karton kapak. Ciltli kitap almanın Koleksiyonculuk anlamına geldiginide düşünmüyorum. Kitabin Ciltli yada Sert kapak olması o kitaba koleksiyon versiyonu anlamı yüklemez bence.
Su anda açık ve net olan su ki Is Kültürün tekrar baski yapmaması veya yıllarca bekletmesi okuyucuları yada yeni nesil okuyucuları hice saymaktır. Ciltli baskisi 10 sene önce yapilmis bir kitabi bugün 18/20 yaşındaki bir gencin ciltli okumaya hakki yokmudur? Okurlar tepki göstermedikçe yayınevleri istedikleri gibi at oynatıyor.
Güzel bir bakış açısı, yazdığınız bu güzel yorumu keşke yetkililer de okusa.
Bu seriyle ilgili en ilginç şey de ciltlisi bir yana ciltsizi bile yıllardır bulunamayan Kitlelerin Ayaklanması, Cyrano de Bergerac gibi eserler. Telifi olmayan bu kitapları tekrar basmamalarının ardındaki mantığı kesinlikle çözemiyorum. Bir ihtimal çevirmen telifinde sorun oldu desem onca yılda yeniden çevrilmeleri lazımdı.
Kitlelerin ayaklanması basıldı çünkü telifi düştü
Ben mevcut tabloyu normalleştirmek için değil, yayınevi hakkında bilgilendirmeyle birlikte eleştirel bir gönderme yapmak için yazdım.
Yaklaşık 10 yıldır bu seriyi okuyup toplamaya çalışan biriyim; bazı arkadaşlarımız çok daha uzun süredir emek veriyor. Yıllardır bu seriye gönül veren okur sizin de söylediğiniz gibi ikinci plana atıldı.
Maliyet gerçekten öne sürdükleri başlıca gerekçe mi bilmiyorum; ancak karaborsada 84 sayfalık tükenmiş bir ciltlinin 5.000 TL’ye çıktığı bir zeminde, ciltli tekrar baskı yapılmamasını bununla açıklamak bana pek inandırıcı gelmiyor.
Genel olarak söylediklerinizi doğru buluyorum; ortaya çıkan tablo gerçekten savunulabilir değil. Ancak okurların tepki göstermediği düşüncesine tam olarak katılmıyorum. Benim haricimde, yakın arkadaşlarım ve bu başlık altındaki bazı arkadaşlar defalarca iletişime geçti; birçok kişinin bu konuda emeği ve ısrarı var. Hatta yalnızca ciltli tekrar baskı değil, en azından Katıksız Mutluluk ya da İlber Ortaylı’nın da bir programda andığı Cyrano de Bergerac gibi kitapların karton kapak baskısı olsun diye yazan arkadaşlar da oldu.
Bu yüzden meseleye yalnızca ciltli tekrar baskılar özelinde de bakmıyorum. Yaklaşık 7 yıl önce de, Dostoyevski’nin İnsancıklar eserini bu seride görür müyüz diye sorup aşağıdaki ekran görüntüsündeki bilgiyi yine bu forumda paylaşmıştım. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen onun bile hâlâ neticelenmemiş olması, insanı ister istemez kendini yalancı çoban gibi hissettiriyor.

