Hayali İcat

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/hayali-icat/



“Hamza? Sana sesleniyorum oğlum, kendin buradasın ama aklın nerede?” diye öğretmeni söylendiğinde Hamza; aklının nerede olduğunu gayet iyi biliyordu. Hayat denilen yolculuğun onuncu yıl dönümündeydi Hamza, akranlarıyla karşılaştırılınca uyumsuz bir çocuktu. Böyle olduğu için kendisini suçluyor muydu yoksa kendisiyle övünüyor muydu o da henüz farkında değildi. Her teneffüs okul arkadaşları salt hangi oyunu oynayacakları veya… (DEVAMI…)

1 Beğeni

Merhaba.
Bu ay okur olarak katıldığım seçkide ilk yorumum size olsun.

Öykünüzün kahramanı küçük, tatlı ve garip Hamza’yı gözümde canlandırmak zor olmadı. Aklıma bu soyutluğu yerleştirdiğiniz için teşekkürler öncelikle. O bizim gibi yapmayıp, kendi bildiği ve inandığı yolda ilerleyebilmiş. Adadığı icadı uğruna ölümü bile göze almış ve bize acı gelse de mutlu ölmüş. Önemli olan da bu bence. Herkes mutlu ölmeli. Yaşın bir önemi yok sanırım.

Öykünüzün damağımda bıraktığı tat; hüzünlü ve güzeldi. Yalnız öykünüzün sonu biraz aceleye gelmiş. Hamza göğe doğru yükseldiğinde kısa süren yaşamında ondan uzaklaşanlardan ilk defa kendisi uzaklaşmış, herkes küçülürken o büyümüştü. Öykünün en önemli ve merakla beklenen kısımları bence daha uzun tutup, daha vurucu bir son ile noktalanabilirdi. Bunu da eminim ki yapabilirdiniz.

Yüreğinize sağlık. Önemli olan okuduktan sonra okunanların zihinde tat bırakabilmesi. Şu an Hamza’nın uçan dairesini inceliyorsam bunu başarmışsınız demektir.

Sevgiler…

1 Beğeni

Teşekkürler,

Son kısımda anafikri özellikle çok vurgulamak istemedim, okuyucunun kendisinin anlamasını ve tamamlamasını tercih ettim.

Bu arada öykü son gönderimi 1 Ocak iken, o güne kadar ilham gelmemiş ve bir şey yazmamışken 4 Ocak’ta birden aklıma bu fikir gelince yazmak istedim ve çok da üstünden geçemedim. Orası da doğrudur.

Tekrar teşekkürler.
İyi günler

1 Beğeni

Selamlar @Sercesahin,

Öykünüzü sıcak ve samimi buldum. Hatta aklıma Yetkin Dikinciler’in Usta isimli bir sinema filmi geldi okurken. Orada da hayali olan uçağı yapmak dışında hiç bir şeyi gözü görmeyen bir adam ve sürekli bu duruma trip atan karısı konu alınmıştı. :slight_smile:
Filmde, bu şekilde ideallerine sıkıca sarılan bir insanı görmek etkilemişti. Öykünüzde de aynı his doğdu. Ufak yazım hataları var, sanıyorum aceleye gelmesinden ve üzerinden geçemeyişinizden kaynaklanmıştır. Bunun dışında kısa ve öz bir öykü olmuş.

Kaleminize sağlık,

1 Beğeni

Teşekkürler :sweat_smile:

O filmi izlememiştim,merak ettim ben de. Uyarılarınızda haklısınız evet yeniden okuma zamanım olmadı.

Çok teşekkürler eleştirileriniz için @Senaa

1 Beğeni

Selamlar;

Aslında seçkide ilk okuduğum öykülerdendi. Ancak yorum yapıp yapmamakta kararsız kalmıştım. Sebebi ise öyküyü aceleye getirilmiş ve bir önceki öykünüze göre özensiz bulmamdı. Ki bunun sebebini sevgili @Arokan a yazmışsınız.

Bazı cümleler problemli. Örnek:

Bir gün bir kaç vida, bir gün metal telleri bulup toplayarak okul kıyafetinin ceplerine doldurarak eve dönerdi.

Ailesinin memnun kalmadığı evladı olmuş, okulun dalgın ve sorumsuz öğrencisi olmuş, derslerinde başarısız, sosyal hayatında yalnız ve ekonomik hayatta işsizdi diye nitelendirilirdi ama hayalini gerçekleştirmişti

Ama konu güzel. Vaktiniz dar olmasa daha güzel bir iş çıkabilirmiş ortaya. Kaleminize sağlık. Yeni seçkilerde görüşmek ümidiyle. İyi bakın kendinize…

2 Beğeni

Selamlar,

Haklısınız. Tam olarak aklıma bu fikrin düşmesi ve bitirmem bir saat içinde oldu ve tarih 4 Ocak’tı. O nedenle tekrar okuyamadım bile, yayınlanmaz diye düşünmüştüm hatta. Sonraki öykülerde telafi ederim umarım. İlk öyküme özenli dediğiniz için de teşekkürler :pray:t2:

2 Beğeni

Selam,

Aslında söylenecek pek çok şey var ama öykünün bir saatte yazılıp postalandığını okuyunca hiçbirini söylememeye karar verdim. Üzerinde daha fazla çalışılsa hepsi çözülebilecek sorunlar, üstelemek istemedim.

Her okur bir metinden kendine düşeni alır. Bana düşen ise şu cümle oldu;

Bu cümle hoşuma gitti. Düşündüm biraz üstünde. :+1: Kaleminize sağlık.

1 Beğeni

Selamlar @ulu.kasvet,

Aslında yine de söyleyin lütfen. Ben eleştirilmesini engellemek için böyle bir bilgi paylaşmadım. Aceleye gelmişlik hissi geri bildirimine cevap verdim sadece. Şu anda sizlerle birlikte ikinci okumasını yaparak düzeltecek olmak da ayrı bir keyif verici.

O cümle benim hayat tecrübelerimle de sabittir. Benim de öykünün vermek istediği mesajlar arasındaki favorilerimden. Olumlu anlamda sizi de tetiklemesine sevindim. :slight_smile:

Çok teşekkürler

1 Beğeni

Merhaba

Öncelikle bu yazacaklarımı, okumayı seven ve yazanları takdir eden birinin düşünceleri olarak alın lütfen.

Yazmayı seven kendini de bu konuda geliştirmek isteyen biri olarak algıladım sizi. Bu çok güzel.

Öykünüzle ilgili detaylara girmeyip genel bir kaç şey söylemek istiyorum izninizle.

Aklımıza önce güzel bir konu geliyor. Sonra oturup onu kaleme alıyoruz ve bir taslak ortaya çıkıyor. Ama bu ham öyküyü yazıyı olayı işlemek lazım. İşte asıl bu işleme kısmı bence birini diğerinden ayırıyor. Yoksa hikaye çok. Yazılmamış bir tanesi var mı, sanmıyorum. Ama nasıl yazıldığı, işte o her birimizi diğerinden ya da muhasebeci Mehmet’ten ayıracak.

Yukarıda konunun güzel olduğunu söylemişler. Katılıyorum. Orijinal bir konu mu? Değil. İlk aklıma gelen “köfte yağmuru” adlı çizgi film oldu. Tavsiye ederim izleyin. Şimdi elimizde orijinal olmayan ama güzel bir konu var. Ben olsam ne yapardım. Duygu dozunu arttırıp bunu örneklerle desteklerdim. Karakterlerle yoğururdum vs vs. Örnek:

Hamza’yı öyle bir tanımlardım ki okuyucu sosyopat bir dahi görsün ve öykünün sonunda kendi yaptığı uçan dairesini zorbalık gördüğü okulun üstüne düşürsün. Aman bu benim.

Siz daha yumuşak ve ılımlı bir Hamza istiyorsanız, öyle tanımlayın ki ben okuyunca Hamza’nın o yalnızlığını hissedeyim. Ve hikaye sonunda ölürken de aslında neden mutlu olduğunu anlayım.

Ya da okuyucu gülsün istiyorsanız, yine karakter üzerinden vurucu bir sonla bitirebilirsiniz öyküyü. İşte o zaman aslında bilindik bir konu bambaşka bir yere evrilir.

Ben olsam tekrar yazardım bu öyküyü ve burada yorum yapanlara da tek tek gönderirdim sadece yorumlarını almak için.

Bunu, yapıcı bir eleştiri olarak alacağınızı ümit ediyorum.

Başarılar ve kolay gelsin

3 Beğeni

Sevgili @Muge_Kocak

Yol gösterici ve yapıcı eleştirilerinize katılmakla beraber, katılmadığım tek nokta “muhasebeci Mehmet” yakıştırmanızdır. Finansçıyız da ne olmuş, yazamaz mıyız yani?

Yine rahat durmayıp, tutamadım kendimi :slight_smile: Bu ay yazmadığım için her yorumda görüşeceğiz sanırım.

Sevgiler…

1 Beğeni

:smile: finansçılara ve muhasebecilere ayrı bir gıcığım diyelim :))

Merhaba Müge Hanım,

Eleştirileriniz için teşekkür ederim öncelikle.

Farkettiğiniz üzere ikinci kez öykü paylaşıyorum bu seçkide. Yazma kısmında da istekli fakat amatör bir bireyim. Bu arada benim mesleğimi de bilmiyorsunuz, adımı da. Belki de tutturdunuz. Muhasebeci Mehmet benim :sweat_smile: ve sağolsun Seçki’nin kapısı herkese açık, siz gıcık olsanız da. :blush:

Bu yüzden “ben sizin yerinizde olsaydım şöyle yazarım” tarzı yorumunuzu yapıcı olarak aldığımı belirterek, farklı temalarda dikkate almak üzere kulağıma küpe ettiğimi iletmiş olayım.

Tekrar teşekkürler okuyup yorumladığınız için, umarım gelişimimi de hep birlikte yorumlarız yine.

Sevgiler

3 Beğeni

Aman bir noktaya açıklık getireyim

Benim, eğer yazabilseydim onun gibi yazmak isterdim dediğim Hasan Ali Toptaş’ın mesleki geçmişi vergi memurluğudur keza Kafka da vergi memurudur

İnsan en kolay kendiyle dalga geçermiş, ben de uzun yıllardır yaptığım mesleği burada örnek verirsem kimseye dokunmadan geçerim dedim ama demek elimizi sallasak sayılara çarpmış :slight_smile:

Teşbihte hata olmazmış

Sevgiler

4 Beğeni

Ölürsem kendi yolumda ölürüm, başkasının doğrusu içinde hapis kalmaktansa, temalı naif ve kendi içinde topluma birçok yerinden vuran hoş bir kısa öykü olmuş. Kaleminize sağlık! Herkese Hamza’nın cesaretinden bulaşması dileğiyle.

1 Beğeni

Selamlar @merveriii,

Öykünün mesajını almanıza ve beğenmenize çok sevindim.

Aynı dilekler hepimizde var demek :slight_smile:

Yorumunuz için teşekkürler
Sevgiler

1 Beğeni