Her Yeni Güne Bir Yeni Kelime

Etnografya

(isim, (etnogra’fya), Yunanca)

Kavimleri karşılaştırarak inceleyen, kültür oluşumlarını araştıran bilim, budun betimi, kavmiyat.

2 Beğeni

Tümevarım

(isim, felsefe, (tüme’varım)

Teklik olandan, özel olandan genel olana giden, tek tek olgulardan genel önermelere varan yöntem, istikra, endüksiyon.

2 Beğeni

Meleke (Arapça): 1. Tekrarlama sonucu kazanılan yatkınlık, alışkanlık. / 2. Yeti.

Mabeyin (Arapça): **1.**Ara. / 2. Konaklarda harem ile selamlık arasındaki daire veya oda. / 3. Padişah sarayı.

İkmal (Arapça): 1. Eksik bir şeyi tamamlama, daha iyi duruma getirme, bütünleme. / 2. Bitirme. / 3. Geri hizmet (askerlik). / 4. Cümlenin, dizenin anlamını sonra gelen cümle veya dize ile tamamlama (edebiyat).
İkmal etmek: Bitirmek, tamamlamak.
İkmale kalmak: Bütünlemeye kalmak.

Mesel (Arapça): 1. Örnek alınacak söz. / 2. Atasözü. / 3. Eğitici hikâye veya masal.
Mesel olmak: Söz, cümle, dize vb. atasözü durumuna gelmek.

Ardiye (Arapça): 1. Evlerde kullanılmayan, saklanması gereken eşyaların konulduğu bölüm. / 2. Genellikle ticaret eşyasının saklandığı yer, depo. / 3. Böyle bir yerde saklanılan eşya için ödenen ücret.

3 Beğeni

Teslis (Arapça): 1. Üçe çıkarma, üçleme. / 2. Hristiyanlıkta Tanrı, İsa ve Kutsal Ruh’un aynı kişi olmaları inancı, üçleme.

Mücerret (Arapça): 1. Soyut (felsefe). / 2. Katışık ve karışık olmayan. / 3. Evlenmemiş, bekâr. / 4. Yalın durum (dil bilgisi).

Havi (Arapça): İçinde bulunduran, kapsayan.
Havi olmak: İçinde bulundurmak, içine almak, kapsamak, içermek.

Tezyin (Arapça): Süsleme.
Tezyin etmek: Süslemek.

Tamah (Arapça): Açgözlülük.
Tamahkâr (Arapça + Farsça): Açgözlü.
Tamah etmek: 1. Açgözlü davranmak. / 2. Çok istemek.

Temaşa (Farsça): 1. Hoşlanarak bakma, seyretme. / 2. Seyredilecek görüntü, görülmeye değer şey. / 3. Gezme, seyir. / 4. Oyun, temsil, piyes, tiyatro.
Temaşa etmek: Seyretmek, bakmak.

4 Beğeni

Eleştiri

1. (isim) Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit:
" Haklarında yazılan yüceltici eleştirileri de tam anladığımı söyleyemem. O zaman biraz komplekse kapılıyorum." - Nezihe Meriç

2. (isim, edebiyat) Bir edebiyat veya sanat eserini her yönüyle değerlendirerek anlaşılmasını sağlamak amacıyla yazılan yazı türü, tenkit, kritik.

3. (isim, felsefe) Özellikle bilginin temellerini ve doğruluk durumunu inceleme, sınama, yargılama:
" Zengin seçenekleri dinlerken siz de muhayyilenizi, eleştiri bilincinizi bilemiş olurdunuz." - Haldun Taner

1 Beğeni

Halvet (Arapça): 1. Issız yerde yalnız kalma. / 2. Issız ve kapalı yer. / 3. Hamamlarda çok sıcak küçük yer.
Halvet olmak: Birisi veya birileriyle yalnız görüşmek amacıyla içeriye başkasını veya başkalarını almamak.

Mütalaa (Arapça): 1. Etüt. / 2. Herhangi bir konu üzerinde ayrıntılı düşünme ile oluşan görüş ve yorum. / 3. Herhangi bir konu üzerinde ayrıntılı bir biçimde düşünme.
Mütalaa etmek: 1. Okumak. / 2. Üzerinde düşünmek, iyice incelemek.

İntizar (Arapça): 1. Birinin gelmesini, bir şeyin olmasını bekleme, gözleme. / 2. İlenme, beddua, inkisar.

İnkişaf (Arapça): 1. Gelişme, gelişim. / 2. Meydana çıkma, aşikâr olma. / 3. Açınım (matematik).

Umum (Arapça): 1. Bütün, tüm, kamu. / 2. Herkes, halk, ahali.

Muhtelif (Arapça): 1. Çeşit çeşit, çeşitli. / 2. Zıt, birbirini tutmayan

3 Beğeni

Töz

1. (isim) Kök, asıl, cevher.

2. (isim, felsefe) Değişenlerin özünde değişmeden kaldığı varsayılan idealist kavram, cevher.

1 Beğeni

Genelgeçer

(sıfat, mecaz, (gene’lgeçer)

Toplum tarafından kabul edilen, hemen herkesçe benimsenen:

" Diyelim, şairlerin ince yapılı, bilim insanlarının dalgın olduğu yolundaki genelgeçer değer yargılarını bağrınıza basmışsınız." - Tomris Uyar

1 Beğeni

Panoptikon: İngiliz filozof ve toplum kuramcısı Jeremy Bentham’ın 1785 yılında tasarlamış olduğu hapishane inşa modelidir. Tasarımın konsepti gözetlemeye izin verir. Şöyle ki; bütünü (pan-) gözlemlemek (-opticon) anlamına gelen bu tasarım birkaç katlık tek odalı hücrelerden oluşan bir halka üzerine kuruluydu. Her hücre bu halkanın iç kısmına açıktı ve halkanın dış cephesindeki duvarda birer pencere vardı.

Bentham’ın yaklaşımına göre, gözlemlenen her yanlış davranışının ceza getireceğini bilen, ama davranışlarının aslında ne zaman gözlemlendiğini bilmeyen mahpusun, aklını başına toplayarak her zaman izleniyormuşçasına davranmaktan başka seçeneği yoktu. Böylece mahkûm bizzat kendi hareketlerini kollamak durumunda kalacaktı.

Bentham, Panoptikon’u “bir üst aklın, gücü elde etmesinin yeni bir modeli” olarak ifade etmiştir.

5 Beğeni

Determinizm: Evreninin işleyişinin, evrende gerçekleşen olayların çeşitli bilimsel yasalarla, örneğin fizik yasaları ile, belirlenmiş olduğunu ve bu belirlenmiş olayların gerçekleşmelerinin zorunlu olduğunu öne süren öğretidir. Yani öğretiye göre her şey belirlenmiştir ve değişmesi mümkün değildir. Bu görüş başta ahlak felsefesi olmak üzere felsefenin çeşitli dallarının uğraş ve çalışma alanına bir görüştür. Ahlak felsefesindeki “İnsan ahlaki eylemde bulunurken özgür müdür?” sorusunu yanıtlamaya çalışır.

3 Beğeni

Demagoji

(isim, Fransızca démagogie)

Laf cambazlığı:

" Çünkü halklar artık demagojiden hoşlanmamakta, demagogların maskelerini aşağıya indirip yolundan atmaktadır." - Nazım Hikmet

Demagog

(isim, Fransızca démagogue)

Laf cambazı:

" Demagog, kelime oyunu içinde hakikati güme götüren bir hokkabazdır." - Necip Fazıl Kısakürek

3 Beğeni

Ajitasyon

Fransızca agitation

1. (sim) Körükleme.

2. (isim, mecaz) Duygu sömürüsü yapma.

3. (isim, mecaz) İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma.

4. (isim, tıp) Çırpıntı.

5. (isim, ruh bilimi) Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu.

4 Beğeni

Biyometri: Biyometri kavramı yunanca bios (yaşam) ve metrikos (ölçüm) kelimelerinden gelmekte olup kişiye ait biyolojik verilerin kullanılması ile bireylerin başkalarından ayrılmasını sağlayan tanımlama yöntemi olarak tanımlanmaktadır.

Biyometriler, kişilerin fiziksel veya davranışsal özelliklerinin diğer insanlardan ayırt edilmesine olanak sağlayan, güvenlik, doğruluk ve değişmezlik gerektiren alanlarda kullanılabilen yöntemlerdir.

2 Beğeni

Vaveyla- Çığlık, yaygara, feryat.
Hemdem- Arkadaş, yakın dost, sohbet arkadaşı.
Merdümgiriz- İnsanlardan çabuk sıkılan, kalabalık ortamdan hoşlanmayıp yalnızlık isteyen kişi.

1 Beğeni

Mütalaa

(müta:laa, l ince okunur), Arapça muṭālaʿa

1. (isim, eskimiş) Etüt:
" Mütalaada önüne biyoloji kitabını açmış, iki satır okuyor, beş satır dalga geçiyordu." - Çetin Altan

2. (isim, eskimiş) Herhangi bir konu üzerinde ayrıntılı düşünme ile oluşan görüş ve yorum:
" Kolordu kumandanlarının fikir ve mütalaalarını bilmek bence pek faydalı idi." - M. Kemal Atatürk

3. (isim, eskimiş) Herhangi bir konu üzerinde ayrıntılı bir biçimde düşünme.

2 Beğeni

Hıfzıssıhha

(hı’fzıssıhha), Arapça ḥifẓ + ṣiḥḥa

  1. (isim, eskimiş) Sağlıklı yaşamak için alınması gerekli önlemlerin bütünü.

  2. (isim, eskimiş) Sağlık bilgisi, hijyen.

2 Beğeni

Dirim kurgu

Canlılar dünyasını özellikle beynin çalışmasını taklit eden elektronik aletlerden yararlanmayı konu edinen bilim dalı.

4 Beğeni

Gök ada

(isim, gök bilimi)

Milyarlarca yıldızdan, yıldız kümelerinden, bulutsu ve gaz bulutlarından oluşmuş, Samanyolu gibi bağımsız uzay adası, galaksi

3 Beğeni

Pitoresk: Durumu, görünüşü bir tablo konusu olmaya değecek güzellikte olan (görünüm). Resimsi.

4 Beğeni

Kartel: Birbirinden bağımsız işletmelerin, daha çok kazanç elde etmek ya da başka kuruluşların, işletmelerin rekabetlerini ortadan kaldırmak gibi amaçlarla kurdukları büyük birlik.

3 Beğeni