Her Yeni Güne Bir Yeni Kelime

Atbaşı (Türkçe): Eşit, birlikte, başa baş.
Atbaşı (beraber) gitmek (veya gelmek): Eşit durumda olmak.

4 Beğeni

Katarsis

Duygusal boşalım. Arınma.

1, 2

4 Beğeni

Katakomb: Yeraltında bulunan çoğunlukla ölülerin gömülmesine hizmet eden tonozlu yapılardır.
[Tonoz; mimarlıkta kemerlerin bir araya gelmesiyle oluşturulan, genellikle tavan örtüsü olarak işlev gören yapı parçasıdır.]

‘‘Bu karanlık katakomblardan uzaklaşma düşüncesi beni sevindirmişti.’’

4 Beğeni

Demistifikasyon

Bir düşünceler sistematiğini, algıları ve kanıları ‘gizemden’ arındırmak.

4 Beğeni

Neo Pozitivizm: Neo Pozitivizm ya da Yeni Olguculuk, felsefeyi dil çözümlemelerine indirgeyen, bilimi de dille sınırlayan idealist felsefe akımıdır. Pozitivizm, temelde, Alman düşünürü Kant’tan gelen “olaylardan başka hiç bir şeyi bilemeyiz” varsayımına dayanır.

5 Beğeni

Fresk

(Fransızca fresque)

1. (isim) Yaş duvar sıvası üzerine kireç suyunda eritilmiş madenî boyalarla resim yapma yöntemi.

2. (isim) Bu yöntemle yapılmış duvar resmi.

3 Beğeni

Kiriş

1. (isim) Bazı telli müzik araçlarında kullanılan, hayvan bağırsaklarından yapılan tel.

2. (isim) Ok atılan yayın iki ucu arasındaki esnek bağ.

3. (anatomi) Kasların uçlarında bulunan, kasları kemiklere ve başka organlara bağlayan beyazımsı kordon, tendon.

4. (matematik) Bir eğrinin iki noktasını birleştiren doğru parçası.

5. (mimarlık) Yapılarda dört köşe kalın keresteden, demirden veya betonarmeden yapılmış yatay destek parçası.

4 Beğeni

Hezeyan

(hezeya:nı), Arapça heẕeyān

1. (isim) Saçmalama:
Hiddetlenince hezeyana başladı.

2. (isim) Sayıklama:
" Ne ise zavallı kız canını kurtarmış fakat aylarca hezeyan içinde yaşamıştı." - Halide Edip Adıvar

3. (isim, ruh bilimi) Sabuklanma.

2 Beğeni

Tefekkür (Arapça): Düşünme, düşünüş. / Tefekkür etmek: Düşünmek. / Tefekküre dalmak: Derin düşünmek, düşünceye dalmak.

Veçhe (Arapça): Yön.

İnayet (Arapça): İyilik, kayra, atıfet, ihsan, lütuf. / İnayet etmek: İyilik ve yardım etmek, kayırmak, lütfetmek.

Glif (Yunanca): Karakterleri yazı içinde temsil eden ve diğer karakterlerden ayıran simgelere verilen isim. Örnek

İngilizceden bilinen ve bizim dilimize de geçmiş Fransızca kökenli iki kelime:

Nosyon (Fransızca): Kavram (felsefe).

Rotasyon (Fransızca): Yer değiştirme.

3 Beğeni

Kavram

1. (isim) Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, mefhum, fehva, konsept, nosyon:
" Girift bir konudur bu, en başta yeni şiir kavramı ile karıştırılır." - Melih Cevdet Anday

2. (isim, felsefe) Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım, mefhum, konsept, nosyon.

3. (isim, halk ağzında) Karın zarı, periton.

4. (isim, halk ağzında) Tutam, avuç dolusu.

2 Beğeni

Vakanüvis (Arapça + Farsça): Osmanlı Devleti’nde zamanın olaylarını tespit etmek ve yazmakla görevli devlet tarihçisi.

Tahrif (Arapça): Bir şeyin aslını bozma, kalem oynatma, değiştirme.
Tahrip (Arapça): Yıkma, kırıp dökme, harap etme, bozma.

Konvansiyon (Fransızca): 1. Anlaşma. / 2. Bir anayasa yapmak veya bir anayasayı değiştirmek için toplanan olağanüstü geçici meclis.

Kerteriz (Rumca): 1. Bir yerin nerede bulunduğunu pusula ile ölçme (denizcilik). / 2. Balıkçıların denizde sığlıkları belirlemek için kullandıkları işaretlerin bütünü.

4 Beğeni

İdol, -lü

(Fransızca idole)

1. (isim) Çok tanrılı dinlerde tapınılacak nesne.

2. (isim, mecaz) Örnek alınan, en çok hayranlık duyulan kimse:
" Semahat’in nazarında evvelden ben bir idol idim. Her şeyi benim için feda ediyordu." - Hüseyin Rahmi Gürpınar

5 Beğeni

Tahrif etmek: (belge, olay için) değişikliğe uğratmak, bile bile bozmak.

3 Beğeni

Sayrı (Türkçe): Hasta.

Ehram (Arapça): Piramit.

Eza (Arapça): Üzme, sıkıntı verme, üzgü.

Atalet (Arapça): 1. Tembellik. / 2. İşsizlik, işsiz kalma. / 3. İşlemezlik.

İkrar (Arapça): 1. Saklamayıp doğruca söyleme, açıkça söyleme. / 2. Bildirme. / 3. Benimseme, onama, kabul, tasdik.
İkrar etmek: Açıkça söylemek, kabul etmek.
İkrar vermek: Söz vermek.

3 Beğeni

Kalender

Sade ve gösterişsiz yaşamayı tercih eden kişi.

2 Beğeni

İkona
(Fransızca icône)

1. (isim) Ortodokslarda İsa, Meryem veya ermişlerin tahta üzerine mumlu ve yumurtalı boyalarla yapılmış dinî içerikli resimleri.

2. (isim) Bir kişi, düşünce, akım veya herhangi bir şeyi tek başına simgeleyen ve anlatan şekil veya resim:
" Yirminci yüzyılın büyük ikonası Guernica’yı gözünüzün önüne getirin." - Ferit Edgü

İkon
(isim, bilişim, Fransızca icône)

Bilgisayarda kullanılacak herhangi bir programı simgeleyen küçük resim.

3 Beğeni

Bizar (Farsça): Tedirgin, bezmiş, usanmış.

Perdah (Farsça): 1. Parlatma, parlaklık verme. / 2. Sakal tıraşından sonra kıl çıkış yönünün tersine yapılan ikinci tıraş.

Terane (Farsça): 1. Ezgi, makam, nağme. / 2. Çok tekrarlandığından usanç verici bir durum alan söz:

Alkım (Türkçe): Gökkuşağı.

Berkitmek (Türkçe): Sağlamlaştırmak, tahkim etmek, takviye etmek.

Ütülmek (Türkçe): Oyunda, yenilmek, kaybetmek.

Galebe (Arapça): 1. Yengi. / 2. Üstünlük, çokluk. / Galebe çalmak: 1. Yenmek. / 2. Üstün gelmek, baskın çıkmak.

Yengi (Türkçe): Birçok emek ve tehlikeli uğraşma pahasına erişilen mutlu sonuç, utku, galibiyet, galebe, zafer.

3 Beğeni

Pragmatizm: Ahlakın hedefini, insan gereksinim ve isteklerinin karşılanması, insanların ahlaksal olarak gelişmesi ve daha iyi bir toplumun oluşması olarak kabul eden felsefe akımıdır.

2 Beğeni

Proletarya (Fransızca): Emekçi sınıfı. / Proleter: Emekçi.

Mazhar: 1. Bir şeyin ortaya çıktığı, göründüğü yer veya kimse. / 2. Bir iyiliğe erişmiş, erişen (kimse).
Mazhariyet (Arapça): Erişme, elde etme.
Mazhar olmak: İyi bir şeye ermek, ulaşmak.

Zail (Arapça): 1. Yok olan, ortadan kalkan. 2. Sürekli olmayan.
Zail olmak: Yok olmak, ortadan kalkmak:

Sanem (Arapça): 1. Put. / 2. Çok güzel kadın.

Meczup (Arapça): 1. Tanrı aşkıyla aklını yitirmiş kimse. / 2. Aklını yitirmiş kimse, deli.

Sofu (Arapça): Dinin buyruk ve yasaklarına bütünüyle uyan (kimse).

3 Beğeni

İslim (İngilizce, steam): Gücünden yararlanmak için elde edilen buhar, istim.
İslim tutmak: Gerekli koşulların olgunlaşmasını beklemek.
İslim/istim arkadan gelsin: “Önce istenilen iş yapılsın, gereken şartlar sonradan yerine getirilsin” anlamında kullanılan bir söz.
İstim üstünde olmak: 1. Buharla işleyen araçlarda kalkmaya hazır duruma gelmek. / 2. Hemen gidecek durumda bulunmak.

Güdüm (Türkçe): 1. Yönetme işi, idare. / 2. Bilişimde, bir olaylar dizisini, bir süreci veya bir aracı yöneltme ve düzenlemeyle ilgili işlevlerin bütünü.

Niyaz (Farsça): Yalvarma, yakarma.

Mukavemet (Arapça): 1. Dayanma, karşı durma, karşı koyma, dayanırlık. / 2. Direnç (fizik).

Cenah (Arapça): 1. Kuş kanadı. 2 Kol, pazı. 3. Yan, taraf. 4. Kanat (askerlik).

4 Beğeni