Malloryan’ı da yeni bitirdim sayılır üstelik ama insan şu alıntıyı okuyunca nasıl özlediğini fark ediyor. Şu dostluk, takılmalar filan insan dostlarından ayrı düşmüş gibi oluyor.
Benim ilk okuduklarımdan… Sonra kolumuzu kaptırdık bu türe… orta okuldaydım ilk okuduğumda sonra tekrar okumuştum ama zamanını hatırlamıyorum. Ben büyü sistemini çok beğenmiştim, irade gücü ilk defa karşılaştığım bir büyü türüydü ve hala o taşla olan durumu hatırlarım. Oldum olası sevmişimdir böyle büyünün farklı yorumlarını. Bende yeri farklıdır bu serinin, ayrıntılar uçmuştur belki ama hala ara ara aklıma düşer ve ben istemsizce mutlu olurum. 
Büyü türü demişken Yerdenizdeki büyü de sevdiklerimdendir 
Malloryonda en sevdiğim takılma, belgarath’ın ekibin yeni üyelerine itiraz etmesi ve kehanetin noktayı koyması
Drasniya haber alma teşkilatının yararına bir tur tertip etmiyoruz 
Belgariad çocuk kitabı diyorlar doğru mu ?
Parçalanmış İmparatorluk ve ASOIAF seven biri olarak okumalı mıyım ? Okursam sever miyim ?
ilk okuduğum fantastik seriydi bana hem fantastik edebiyatın kapılarını açmış hem de kitap okuma alışkanlığı kazandırmıştı. çok mutlu bir çocukluk geçirdiğim söylenemez akşam eve gelince hemen kitapları okumaya başlardım. yaşadığım hayatın sıkıntılarından beni alıp bambaşka içinde yaşamak istediğim bu büyülü dünyaya sokardı. bir nevi birçok insanın harry potter serisinde yaşadığı duyguları ben bu seriyle yaşamıştım. o yüzden bana yaşattığı hisleri hala unutamadım 
Üniversiteye hazırlanırken yurtta kalıyordum ders çalışamadığım için. Oda arkadaşım önermişti hiç fantastik okumadığımı duyunca. Okuduğum ilk fantastik seridir ve bende yeri çok ayrıdır. Tamam yazarın epik bir seri yaratma derdi yoktu, bunu kendi de dile getiriyor. O yüzden Yüzüklerin Efendisi ile vs. kıyaslamak yanlış olur, ki Yüzüklerin Efendisi de aşık olduğum bir seridir.
David abimizin kafasında bir kurgu var, amacı okumayı sevdirmek, bunu da hikaye anlatıcılığını çok iyi bir şekilde yaparak başarıyor zaten. Fantastik edebiyata aşık olmamı sağlayan bu noktada kendisidir çünkü.
Seriyi ilk okuduğumda kitaplar arkadaşımın olduğu için okuduktan sonra geri vermiştim. Aradan neredeyse 14-15 yıl geçti, geçen aylarda aklıma geldi durduk yere. Hemen Belgariad ile Malloryon’u aldım tabii ki.
Belgariad’ı ve hemen arkasından da Malloryon’u okudum. İşin kötü yanı, 10 kitabı çok hızlı tükettiğim için son kitaptan sonra ciddi bir boşluğa düşmüştüm.
Garion’un şaşkınlıklarını, İpek’in şaklabanlıklarını, Belgarath’ı ve tabii ki Polgara’yı (canım benim
), aralarındaki bağı, kendimi onların bir parçası olarak görmeyi o kadar çok özlemişim ki onu fark etmiştim. Hatta Malloryon’u okurken şu dikkatimi çekmişti, olay örgüsü ilk beşliyle neredeyse aynıydı. Birkaç sayfa sonra da yazarın Garion’un ağzından Belgarath’a bunu söyleyip yazarın bu durumla dalga geçmesi gülme krizine girmeme neden olmuştu. 
Ama ek kitapları temin de edemedim, okuyamadım da henüz. En kısa zamanda Türkçe ya da İngilizce olarak mutlaka alıp okuyacağım.
Velhasıl, incelemeyi görünce keyifle okudum, teşekkür ederim @Agape abla.
Zaman çarkı serisini yeni bitirdim. Yazarın bu seriden bazı esinlemeler yaptığı söylendiğinde, pek aklıma yatmamıştı. İki seriyi de okumayanlara spoiler;
Zaman çarkı çok büyük bir evren, ışık karanlık savaşı, kehanet olması, belgariad ve malloreon da olayların tekrar etmesi, ışıkla karanlığın sürekli çarpışması gibi zaman çarkında da olayların tekrar etmesi ufak benzerlikler. Ancak kitaplarının sonunda karanlığın ışığı yıldırmaya çalışması ve ışığı temsil eden karakterin karanlık aslında ışığın olmamasıdır, biz direndikçe senin kazanma ihtimalin yok demesi aslında baya baya olayları özetliyor.
Merhabalar Belgariad serisi kafama takıldı. Bu kitabı okuyup/okuyan var mı? Bu kitap içeriği nedir kitap güzel insanı sarıyor mu?
Güzel bir inceleme olmuş.
Üniversiteden sonra kitap okumaya başlamış bir insanım(ilkokulda deliler gibi okuduğum ömer seyfettin ve kemalettin tuğcuyu saymazsak :)). Kürk mantolu madonna, gotfother dan sonra kitap okuma hevesi sardı beni. Bir yerden sonra sissoylu üçlemesiyle fantastik dünyaya giriş yaptım. Belgariad da okuduğum ikinci fantastik seri oldu. Pek hevesli okumasam da 1 2 ayda seriyi bitirdim. Benim için sissoylunun yerini tutamaz. Sonrasında zaman çarkını okudum. Ve okurken incelemeyi yapan arkadaşımızın dediği gibi bana çoğu yerde belgariadı hatırlattı. Ve şunu farkettim sissoylu ve zaman çarkı gibi büyü vs tarzı fantastik içeriklerin detaylarını işleyen serileri daha çok beğeniyorum. Ve zaman çarkı gibi bir seriyi okuduktan sonra belgariad okusaydım şimdi verdiğim 8/10 puanından daha düşük bir puan verebilirdim. Bunları bu seriyi okusam mı diye düşünen kişilerde bir fikir oluşsun diye söylüyorum. Zevkinize, okunacaklar listenize göre, ne okuduğunuza göre karar verin.
Bir kaç gün önce bitirdim Belgariad serisini. Çok uzun zamandır tanıdığım birilerinden ayrı kalmış gibi hissediyorum. Garion ile birlikte büyüdük sanki. Seri gerçekten karakterlere bağlıyor insanı. Keşke biraz daha tahlil ve tasvirle seriyi uzatsaymış yazar. Ve tanrılar, ölüleri diriltmeler gibi şeylere hiç girmeseymiş, fantazi edebiyatın da bir sınırı olmalı bence.
David Eddings güç yüzüğünü Aragorn’a vermiş, Galadriel’i de ekibe eklemiş. Özellikle Elenium serisinde bu daha barizdi.
Özetle budur yaptığı, iyidir hoştur okutur ama türe hiç bir yorum katmaz. Düzdür.
Şu başlığa bir baktım da şimdi, Belgariad gerçekten bana eve dönmüş hissi veren o serilerden biri. Bilinmeyen bir güç kalkıp beni Riva’ya ışınlasa hiç yadırgamam herhalde.
Bu serideki arkadaşlık ve mizah başka çok az seride vardır, fantastik edebiyata katkısı da bu yönden sayılamayacak kadar fazladır kanımca. Kendi hikayelerimi yazarken bu serinin mizah dozundan epey esinlendiğimi söyleyebilirim. 
Özgünlüğün Amerika’yı yeniden keşfetmekle alakalı olmadığını düşünüyorum, mesele işleyiş ve nüanslarla alakalı ve Belgariad da kendi dünyasında bunu çok güzel başarıyor. Malloryon’la da bu dünyayı taçlandırıyor bence.
4 sene sonra bir tur daha mı atsam 10 kitaba ![]()