Yok, o konuda bizim baktığımız ingilizce metin farklı bir edisyondanmış, editoryal hata yokmuş… Anladığım kadarıyla ithakinin elindeki metinde bu iki paragraf tek halde… Onun kaynağını merak ettim ama henüz cevap yok…
Bu arada Hasan, bir kılıca(sword) samuray hamlesi yaptıktan sonra eline bir pala(sword) geçirdiğini farkettiniz mi? Bir kaç sayfa ilerisinde de kemerinde bir çok pala(blade) taşıyan bir karakter var… Bu beni daha önceden de bahsettiğim tutarsız çeviri noktasına getiriyor… Uzunluk birimi olan feet’i önce ayak(40 feet uzunluğunda hayvan için kırk ayak uzunluğunda), sonra metrik dönüşümü(15 feet için 5 metre), sonra da dönüşümsüz adım(8 feet yanına düşen karakter için 8 adım yanıma düştü) olarak kullanılması garip geliyor… İlki dışında hiçbiri rahatsız etmese de tutarsızlık büyük rahatsızlık kaynağı…
Var böyle bir deyiş, Google’da bulamazsınız çünkü yaşça büyük nesil tarafından ve kırsal kesimde yaşayan insanlar tarafından kullanılıyor. Yeni nesle bu ve daha birçok yöresel ağız ya da deyiş geçmedi. Bu ve diğer nice tabirlerimizi öğrenmek istersiniz Anadolu turu yapmanızı tavsiye ederim ya da büyüklerinize sorabilirsiniz.
Hocam Anadolu’da böyle bir deyim olsa bile her okuyucu bunu bilmek zorunda değil ki. Bilemez zaten. Çeviri yaparken belli bir yöreye özgü kullanımları-deyimleri kullanmayı yanlış buluyorum. Kitabın konusunun ait olduğu kültürü göz önünde bulundurmak daha doğru.
Anadolu’nun tam ortasında Kayseri’de yaşıyorum gelmenize gerek yok. Burada öyle bir deyiş yok. Daha çok Trakya tarafının deyişi gibi.
Ya her şeyi kabullensem bile bu her şeye sahip olma çevirisi bile yeterli çevirinin vasatlığını göstermek için. Kitabı bugün bitirdim hâlâ düşüncemde kararlıyım. Keşke gözden geçirirken biraz daha dikkatli olunsaymış. Zira bi’ yerde “söylediydi” bile gördüm. Zamanım olursa kitabın gördüğüm hatalarını yazmak istiyorum İthaki’ye. İyi ki bu kitapla başlamışım Gaiman’a.
İngilizce metinde karakter diyelim ki kırsal bir ağızla konuşuyor, Türkçe çevirisinde İstanbul Türkçesiyle mi konuşmalı? “Söylediydi”deki sorun nedir, size “bile” dedirtecek? Gerçekten anlayamıyorum.
Rıhtım Kanunları gereğince yazım ve imlâ kurallarına uymanızı rica ederim. Kendinizi ifade ettiğiniz cümlelerin bazıları karmaşık ve yanlış anlaşılmaya müsait. Lütfen, yorumlarınızı yazarken telefonunuzdaki İngilizce klavyeyi kullanmamaya çalışın veya kullanıyorsanız Türkçe yazım kurallarına uygun mesajlar oluşturduğunuza emin olun. Heyecanla ve aceleyle yazdığınızı düşünüyorum. Mümkünse yanıtınızı göndermeden önce bir kontrol yaparak hatalarınızı düzeltin. İyi forumlar dilerim.
Kitaptaki metne göre İstanbul Türkçesinde konuşmuyorlar. “Me mam”, “bad lot” kalıpları geçiyor aynı paragrafta. Sokak ağzıyla ve argoya yakın bir konuşma var İngilizcesinde.
Türkiye’nin kırsal bir kesiminde yaşayan bir karakterin cümlesi olsaydı çeviri doğru olabilirdi. Ancak hikaye bir Londra hikayesi ve hikayedeki karakterler de Londra’nın çeşitli insanları. Bu yüzden cok manasız geldi bana.
Çevirinin her yerinde böyle bir durum var ve karakterlerin konuşmaları ile kendileri gerçekten uyumsuz görünüyor. Örneğin
The fool mesela ibiş olarak çevrilmiş. Şapşal anlamında bile kullanılıyorsa karşılığı değil fool’un. Çünkü soytarnın sirinlik yapmak gibi bir amacı yok.
Çevirinin ingilizce metni bize Türkçe aktarmadıgını söylemiyorum. Ancak cümle yapıları, bazı karakterlerin kullandığı kelimeler karakterin kendisine uymuyor. Turk olmayan bir karakterin Türkçenin belli bir yöre de kullanılan bir deyişi kullanması bana mantıklı gelmiyor.
Sonrasında kitabı daha dikkatli okumaya ve takıldığım yerleri ingilizce metinden kontrol etmeye başladım. Benim icin çevirinin hikayeyi yeterince anlaşılmadan yada yeterince son okuma yapılmadığının kanıtı su cümle.
“have you ever got everything you ever wanted? and then realized it wasn’t what you wanted at all?”
cümlesinin çevirisi
“her zaman istediğin bir şeye hiç sahip oldun mu? ve sonra onun istediğin şey olmadığını anladın mı?”
Ki yukarıda yazmıştım bu ceviri hakkındaki düşüncelerimi. Kitabın daha doğrusu Gaiman’ın kitaplarının kendi içerisinde bir şiirselliği mevcut ve bence bu çeviri yeterince iyi bir çeviri değil.
Türkçe karakter sorunu için üzgünüm. Telefonda metin yazdığımız alan (kayıp Rıhtım uygulamasında) oldukca küçük ve kontrolü epey zor. Elimden geldiğince dikkat edeceğim bundan sonra.
Ben sizinle aynı düşüncedeyim. Kitapta belli bir yöreye ait şiveyle konuşmalar varsa bile, bunun bizde hangi yöreye denk geldiğine çevirmen nasıl karar veriyor anlamıyorum. Örneğin Karadeniz şivesiyle aktarsa buna da tamam güzel olmuş mu diyelim?
@Abraxas Aynı uyarının benzerini peş peşe yapmak istemediğim için sizi de uyarının içine dahil etmeye karar verdim. Klavyenizde harflerin üstüne basılı tuttuğunuzda Türkçe karakterlerin de çıkması gerek diye düşünüyorum. Ayrıca büyük, küçük harf kullanımını da sanırım yapabilirsiniz. Biraz daha dikkat edebilirseniz sevinirim. Ufak tefek gözden kaçmalara zaten çok da müdahale etmiyoruz. Cümle anlaşılmazlığı Özgür Bey’in mesajlarında mevcuttu.
@Ozgur Elinizden geldiğince dikkat edip, cümlelerini tutarlı kurduğunuz sürece fazla sorun olmayacaktır. Anlayışınız için teşekkür ederim.
Şimdi "Londra’da evlendim. " ya da “Londra’ya evlendim.” konusu yüzünden kötü çeviri olarak mı yargılıyorsunuz çevirmeni ben mi yanlış anladım? Forum gittikçe ilginç hal almaya başladı. İngilizce bilen her üye kitaplarda hata aramaya başladı. Tamam hepiniz çok iyi İngilizce biliyorsunuz, inandık!
Bana kalırsa aksan farkından ötürü böyle bir tercih yapılmış. Bu aksan farkını bir şekilde vermek gerekiyorsa eğer çevirmen böyle bir tercihte bulunabilir.
“Londra’ya evlendim.” cümlesinde ben sorun görmüyorum. Neden? Çünkü devamında gelen cümlede annesinin görüşünü belirtmiş karakter. Bence bu sebepten ötürü çeviri böyle tercih edilmiş.
Yabancılardaki yerel aksanın Türkçe karşlığını verebilmek için bazı değişiklikler yapmak bence normal.
Konu sadece Londra’ya/Londra’da konusu değil. Kendi adıma, sadece bu konuyu eleştirmiyorum, yöntemi eleştiriyorum. Yani bir yörenin ağzı ile çevirmeye karar verdiyse çevirmen, Karadeniz mi, İç Anadolu mu, Trakya mı, neye göre çevirecek?
Bir de burası forum, tabi ki eleştiri olacak. Kitaplar ve çevirileri hakkında eleştiri her zaman olur, olmalı da zaten. Yeter ki bu bir lince dönüşmesin.