Kitabın orjinalini indirip karşılaştırarak okunmazsa cümlenin “I was married in London” olduğu da bilinmez. Bahsettiğim cümlenin basitliği değil, hata bulunmaya çalışılması.
Öncelikle sizden önce yazılan iletilerin tamamını bi okuyun. Sonra tüm üyeler icin genelleme yaparsınız.
1.si o cümleyi garipsedigimi ve sonrasında asıl metne baktığımı konuyla ilgili ilk iletimde söylemiştim.
2.si hata bir tane değil. Daha 2 ileti üstünüzde ceviriyi yorumlamak icin bence gayet geçerli bir cümle çevirisini göstermiştim.
3.sü ve sonuncusu da ingilizce bildiğimi yada buradaki üyelerin bildiğini size, sana yada okurlara göstermemin bana bir faydası olacağını sanmıyorum. Bununla kendimizi kanıtlamaya çalıştığımızı sanmaniz biraz tuhaf açıkçası. Yanlış gördüğümüz seyi söylemeyecek isek soru hattının ne anlamı kalıyor?
Tartışmanın cidden uzamasını istemiyorum. Zira bu konuda yeterince örnek verdigimi düşünüyorum. İsterseniz kitabın detaylı bir incelemesini yazdığımda oradaki hatalarn üzerinden tekrar konuşabiliriz ancak burda kendini kanıtlamaya çalışan ergen muamelesi görmek gerçekten can sıkıcı bir durum.
Bence de ortada tartışmayı gerektirecek bir şey yok. Forumda bu ara çok sık karşılaştırma yapılıyor. Üst üste gelince benim bu şekilde hissetmem normal diye düşünüyorum. Sadece sizin özelinizde değildi yazdığım. Kusura bakmayın.
Diğer taraf da aynı şeyi yapıyor, ne olmuş yani havasında. Hataya hata demek bu kadar zor olmamalı. Tamam böyle bir deyim var İskenderiye’deki 111 yaşındaki nineye teyit ettirdim, varmış.
Hata bulunmaya çalışılması ne demek yahu? Arkadaş cümle bozukluklarını görmüş, acaba ne kadar yanlış var acaba diye merak etmiş. Yanlışları buluyor. Para verdiği kitabın, çeviriden ve son okumadan geçen kitabın o kadar da iyi hazırlanmadığını söylüyor ama hata araması eleştiriliyor, kitabın iyi hazırlanmaması yerine. Muhteşem gerçekten yahu, tebrikler size. Size 6.45 gibi yayınevleri müstehak.
Bu kadar ufak şeylerin böyle büyük polemiklere dönüşmesinden rahatsız oldum ve yazdım. Ayrıca sonrasında da tartışmayı medeni bir şekilde kapattık. Sizin şu anda uzatmaya çalışmanız tam anlamıyla saçmalık. Arkadaşın emek verip karşılaştırması (ki ben yapmazdım) güzel bir şey. Benim bahsettiğim üst üste herkesin “Bakın burada hata buldum!” tarzı yazmaya başlaması.
Tartışmanın seviyesi mesajlar ilerledikçe aşağıya doğru bir eğri çizmeye başladı arkadaşlar. Lütfen sözlerimize biraz daha dikkat edelim. Burada herkes düşüncesini belli kurallar çerçevesinde belirtmekte özgürdür. Kişisel tartışmalardan kaçınalım lütfen. Hepimiz aynı fikirde olamayız haliyle. Lütfen herkes eleştirisini yaparken kendi düşüncelerini yazsın ve aynı zamanda karşı tarafın fikirlerine de saygı göstersin. Karşılıklı atışmalara girmeyelim. Aksi halde mesajlarınız kaynayan kazana gidecektir. 
Yeteri kadar Türkçe bilmiyorsanız redaksiyon sıkıntıları da görülmüyor. Tavsiye ederim herkese.
Her verileni sorgusuz kabul etmek gibi bir sorununuz varsa, her kitabı hatasız görme yanlışına düşersiniz…
Çevirmen kitabı yeniden kafasına göre yazsa orijinaline bakmadığımız için sıkıntı olmayacak yani, çok mantıklı, kaptım ben bu işi. Doğru yani orijinaline bakıp da "hata arama"ya ne gerek var, cahillik mutluluk zaten falan filan.
“Öncelikle şunu belirtmeliyim, burada amacım ne çevirmeni, ne çeviriyi ne de herhangi birini suçlamak, laf etmek yada birlerine birşeyler kanıtlamak değildir.”
Kitaba başladığım gün zaten cümle yapıları beni gerçekten rahatsız etti. Bunu ilk iletimde belirtmiştim. Kitabın genelinde böyle bir yapı farklılığı var. Belki ben yeterince kitap okumadığım yada bazı şeyleri gerçekten gereğinden fazla önemsediğim için çok takıldım bunlara. Zannetmiyorum ama belki bir ihtimal yayınevi çeviriyi bir 10 baskı sonra elden geçirir. ![]()
Kitapta olan en büyük dilbilgisi sorunları şunlar;
- Ve veya ile ayraçlarından sonra virgül kullanımı
- Tırnak işareti içerisindeki cümlenin virgülle bitirilip tırnak işaretiyle kapatılması (bunu yazarın kendisi de yaptığı için doğru mu kabul ediyoruz gerçekten bir bilgim yok)
- İngilizce isim yada kelimelere gelen eklerin kelimenin yazılışına göre değil okunuşuna göre eklenmesi
Bu sorunlar kitabın neredeyse tamamında mevcut.
Çeviriye gelecek olursak, daha önce konuşulmuş ve/veya yazmış bulunduğum şeyleri es geçip kitabın yalnızca 11.bölümünden birkaç örnekle çevirinin bazı noktalarda eserin hakettiği değeri yansıtmadığını göstermek istiyorum. Kitabın tamamı için böyle bir düzenleme yapmak isterdim ancak gerçekten burada aldığım geribildirimleri de gözönüne alarak değeceğini düşünmüyorum. Ki şimdi yazdığım şeylere de muhtemelen çevirmen arkadaşlarımızdan olumlu tepkiler almayacağım ![]()
Orjinal metin
“Sable,” came the reply from the darkness. The abbot reached out a hand, grasped
the young man’s elbow, and walked beside him, slowly, through the corridors of the
abbey.
Çeviri
“Matem Rengi,” diye bir cevap geldi karanlıktan. Başkeşiş elini uzatıp genç adamın dirseğini tuttu ve onun yanında manastırın koridorlarında yavaşça yürüdü.
Sorunlu kelime yada ifade : Sable = Matem Rengi
Bunun gibi birçok kelimede eş-anlamlı kelime seçiminde hikayenin kendisine gerçekten uygun olmayan kelimeler seçilmiş. Mesela Companion kelimesinin çevirisi Refakatçi olarak kullanmak gibi.
Ya da mesela;
Orjinal metin
A tiger is a worthy adversary
Çeviri
Bir kaplan kıymetli bir hasımdır.
Olması gereken
Kaplan kıymetli bir hasımdır.
Türkçede eğer özne tek bir varlıksa biz öznenin önüne “bir” getirmeyiz. Buna en basit şu şekilde örnek verebilirim. " An umbrella is a useful thing" cümlesini türkçeye çevirecek olsak “Şemsiye yararlı bir şeydir” deriz. (Edebi bir çeviri yapmak gibi zorunluluğum yok çevirmenlerin aksine
)
Başka bir cümle
We must pass it on, but only to the one who passes the ordeal and proves worthy.
Çeviri
Onu devretmemiz gerek, ama yalnızca sınavı geçen ve kendini kanıtlayan kişiye.
Buradaki sorun şu; proves worthy buradaki ifadede layık olduğunu kanıtlama olarak kullanılmış ancak çeviri bunu kendini kanıtlamak olarak yapılmış.
Orjinal metin
The marquis de Carabas was being crucified on a large X-shaped wooden construction Mr. Vandemar had knocked together from several old pallets, part of a chair and a wooden gate. He had also used most of a large box of rusting nails.
Çeviri
Marquis de Carabas X şeklindeki ahşap çatkıya gerilmişti. Bay Vandemar bu çatkıyı eski tahta levhalar, bir sandalye parçası ve ahşap bir kapıyı birleştirerek inşa etmişti. Ayrıca büyük bir kutu paslı çivinin çoğunu kullanmıştı.
Crucified = Çatkıya gerilmek ? Cümlede 1 defa geçseydi yazım hatası sayabilirdim mesela bunu. Yada atlanılmış bir düzenleme hatası.
Orjinal Metin
“I may still be hung over,” sighed Richard. “That almost made sense.”
Çeviri
“Hâlâ akşamdan kalmış olabilirim,” diye iç geçirdi Richard. “Bu neredeyse mantıklı geliyor.”
herşeyden öte “That almost made sense” cümlesinin çeviriyi ben bile yapsam “Bu neredeyse mantıklı geliyordu” diye çevirirdim. Aradaki fark o kadar büyük görünmüyor olabilir ama hala uyanamamış bir karakter “Nerdeyse gerçek sanacaktım” diyor.
Bu sadece 11.bölümdü.
Hocam bazı yerlerde o kadar basit hatalara takılmışsınız ki. Sizi anlıyorum tamamen kusursuz olmasını istiyorsunuz ama böyle bir şeyin olması mümkün değil. Yine de kitabı okudum ben bahsettiğiniz kadar problemli değil kitap genelinde, hata, üslup bozukluğu vardır ama anlaşılıyor neticede, %85+ iyi bir çeviri o yüzden kabul ettim ben. Türkiye’de ingilizce bilme oranları malum 88 ülke arasında 73. çıkmıştık son bir araştırmada. Buna çevirmenler de dahil, okulluysa her okulun eğitim seviyesi aynı değil. Çevirmenlik eğitimi almayıp başka bölümlerde okumuş olup da kitap çevirmenliği işine girmiş arkadaşlarım da var mesela. Yayınevlerinin hayatını devam ettirebilmesi için her ay belli bir sayıda kitap çıkması gerekiyor. Belki bazılarının redaksiyonu yetişmiyordur, belki o kitap için istedikleri iyi çevirmenlerin hepsi 3-5 ay boyunca dolu oluyordur başka birine vermeleri gerekiyor çeviriyi. Çok sayıda kitap basılması gerekiyor az sayıda kıymetli çevirmenlerimiz var.
Yine aynı şekilde mesajınızda demişsiniz 10. baskıda belki düzeltirler. 10. baskı sayısını geçen bilimkurgu-fantastik romanı sayısı oldukça az zaten, pek okunan bir tür değil kemik bir kitlesi var sadece, şeyma şubaşı kitapları 50-60 baskı yapıyorken bizim sevdiğimiz türlerde bu iş böyle değil. O yüzden kimsenin umurunda olacağını sanmıyorum, elimde başka yayınevlerinden de böyle sorunlu kitaplar var, kimsenin düzelttiği yok. Zaten ilk büyük satışı ilk çıkışta yapıyor satacağını sattı diye sonrasını pek umursamıyorlar.
O yüzden bu kadar takılmayın bence kitapları orijinal dilinde alacak durumunuz ve imkanınız yoksa her daim karşılaşacaksınız bu durumlarla. Şimdi arkadaşlar diyebilir bana eleştirmeyecek miyiz düzeltsinler kendilerini, sadece kitap özelinde değil ama türkiyede ne zaman bir kurumun eleştiri karşısında kendine çeki düzen verdiğini gördünüz. Change org üzerinden bile her gün onlarca mail düşüyor önüme, senelerdir bu imza kampanyalarından bir başarılı sonuç çıktığını görmedim. O yüzden ben artık bir şeylerin değişebileceğini olan inancımı kaybedip susanlardanım, siz her kitap sonrası çıkıp bunlar bunlar yanlış deseniz bile bir faydası olmayacak sadece tepki çekeceksiniz.
Bir okurun çeviri hatalarını gündeme getirme hakkı vardır, tepki çekmek diye bi sıkıntısı olmaz. Bu forum bunun için var.
Bu işini ciddiye alan, okuyucuya saygı duyan yayınevleri için de bi kazançtır. Birileri size bedavaya redaksiyon yapıyor, alası var mı?
Sorunlu yerleri not al, sorumlu arkadaşa ilet, bir sonraki baskıda düzelt. Bu kadar basit. Mars’a roket göndermiyoruz.
Zamanında ben de çok atardım hatalı yerleri mail çoğu yayınevine, düzeltmiyorlar. Baktım bir değişiklik olmuyor uğraşmıyorum artık. Mars’a roket göndersek daha çabuk istediğimize ulaşırız. 
@Ozgur hocam yukarıda da paylaşılmıştı, editor@ithaki.com.tr siz de sıkılana kadar gönderin.
Sorumu tekrarlamalı mıyım? yoksa gerçekten bu karmaşada sorumun fark edilmesi için mum mu dikmeliyim?
Zaman Çarkı Geceyarısı Kuleleri ne zaman tekrardan basılacak acaba?
Bazı noktalara kendimce değinmek isterim. ![]()
Bu konu sadece İthaki değil bütün yayınevlerinde mevcut. Bundan ben de aşırı derecede rahatsızlık duyuyorum. Üstelik bir de anlamsız virgül, noktalı virgül kullanımı var ki dillere destan… Özellikle Alfa yayınlarının kitaplarında bunlardan bolca bulabilirsin. Hatta şununla da karşılaşabilirsin: Bla bla bla ama, fakat öyle olmasını istemezdi. Sadece bir cümle değil çoğu cümlede bağlaçların peş peşe kullanımlarını gördüğüm kitapları rafa geri kaldırıyorum sinirlenmemek için…
Çeviri kitapların çoğunda bu şekilde bir kullanım var. Bunun sebebi yanlış anımsamıyorsam çeviri sürecinde hızlı olabilmek için çünkü yazarken tırnak içini nokta ile kapattığınızda cümle devam ediyorsa otomatik olarak büyük harfle başlıyor. Bu da akıcı bir çeviri olacakken duraksamalara, dikkat bozulmalarına sebep oluyor. Tabii bunu uygulamayanlar da var ama yüzde 90 civarında bu şekilde yapılıyor.
Bildiğim kadarıyla ekler isimlerin yazılışına göre değil okunuşuna göre geliyor. Sadece bazı kurum adlarında okunuşuna göre ekler geliyor. TDK bu konuda tam bir yanıt vermiyor bize. Yine de eklerin özgün dildeki okunuşuna göre getirilmesinin daha uygun olacağını belirtiyor. Örnek;
“Dance” takma adlı bir karakterimiz var diyelim. Bunu siz nasıl okursunuz? “Dan-ce” diye mi yoksa “Dans” diye mi? Buna gelecek ekin okunuşa göre olması okunuş bakımından daha kolay olur. “Dance’ın mutsuzluğu yüzünden okunuyordu.” ya da “Dance’nin mutsuzluğu yüzünden okunuyordu.”
Bizler yazıldığı gibi okumaya biraz alışmışız. Yabancı bir arkadaş edindiğinizi düşünün. Adı da “Agnes” olsun. Ona “Ag-nes” diye mi seslenirsiniz yoksa “Egnıs” diye mi seslenirsiniz? Ondan bahsederken “Agnes’in de kedisi varmış.” mı dersiniz yoksa “Egnıs’ın da kedisi varmış.” mı dersiniz?
Eğer ek size garip geliyorsa muhtemelen yanlış okuyorsunuz. Bunun da sebebi bence kitabı yazan kişinin hangi topluma ait olduğu ile alakalı. “Frank” ismi Fransa’da başka Amerika’da başka şekilde telaffuz ediliyor. Bu sebeple ekler de ona göre geliyor.
“Söylediydi” duruma göre çok şahane bir çözüm oluyor, karakter İngilizce dilbilgisi kurallarını bozuyorsa biz de Türkçeyi bozmak zorundayız. Üslup böyle bir şey. Niye “bile” dediniz hiç anlamadım.
Bu da yayınevinden yayınevine değişmekle birlikte, genel olarak kabul edilen bir kural. İthaki’nin diğer kitaplardaki yaklaşımıyla buradaki virgül kullanımı tutarlıysa, bunu sorun olarak göremeyiz.
TDK baskanin internette buldugum söyle bir aciklamasi var:
Alinti ne kadar dogrudur, bilemem. Ben de tam aksini, yani yabanci isimlere Türkce okunuslarina göre ek getirilmesi gerektigini saniyordum.
TDK birkaç aydır yenilenmeye gidiyor. Eskiden bununla ilgili sitede detaylı açıklamalar vardı. Muhtemelen bu da oradan alınmıştır. Forumda benzer bir konu vardı. Orada da bu konudan bahsettiğimi anımsıyorum.
Bahsi geçen kitabı okumadım ama çevirilerin motomot yapılmaması gerektiğini savunuyorum. Eğer yazar ingilizceyi sokak ağzıyla yazıyorsa türkçede de bu şekilde olması gerekir ki yazarın üslubunu uyarlayabilesiniz, anlamı okuyucuya tam olarak aktarabilesiniz. Çevirilerde birtakım değişiklikler, uyarlamalar yapılabilir ki bu bana göre gayet normal bir durum. Aksi garip olurdu bana sorarsanız.
Düzenleme: Yukarıda tam hatırlayamadığım kaplanlı bir cümle örnek verilmişti, “Bir kaplan” kullanımı Türkçe’de de var olan bir kullanımdır, bir sıfat veya belirteç olarak yerine göre kullanabilirsiniz.
