- kitaptan ne haber?
İthaki iyi güzel bir yayınevi ama biraz maymun iştahlı. O an hangi tema ön plandaysa önceden söyledikleri plan program aksayıp başka kitaplara yöneliyorlar. Geçen bahardan başlayan bir değişime gidildi. Instagram hikayelerinde paylaşılanlardan da anladığım sorunları görmezden gelip güllük gülistanlık bir hava yansıtıliyor. Evet belki bu şekilde daha çok kitap satılıyor olabilir ama eski okuyucuların istekleri gözardı ediliyor.
O artık ne zamana çıkar bilmiyorum ama yeni yıla kadar zor gibi.
Kara Prizma ve Destanlar Çağı kitaplarının devamlarını sormuştum. Sene başında çıkarmayı umuyoruz demişlerdi.
Destanlar Çağı güya bu sonbahar çıkıyordu.
Umuyoruz lafı çok muğlak olmuş. Uzun Dünya’yı ne zaman sorsam yakında diyorlardı bugün üstte mesajda gördüm çıkış tarihi belirsiz. Sonra neden seriler bitmeden başlanmıyor. Bizim hatamız instagramda “aşkım Uzun Dünya gelmiş” diye yazmamak mı 
Seri bitiyor bazen ama aradaki kitapların baskısı tükeniyor. Örnek: Zaman Çarkı.
Bilmiyorum bana mı kolay geliyor, kitabın hakları sende, kitap az satsa bile, koy aynı çeviriyi bir öncekinin aynısından bin-iki bin tane bas. Hiç olmazsa bakan stokta yok, demesin.
O kadar doğru hususlara değinmişsiniz ki. Özellikle sayfa ve kapakların kalitesizliği konusu. Önceki gün yazacaktım sonra vazgeçtim, fuarda standları gezince kalite açısından İthaki ile Pegasus arasındaki farkı daha net görmek mümkün. Denecektir ki Pegasus kitapları pahalı. Evet ama İthaki kapakları da o kadar ince ki, neredeyse kitap sayfası gibi… Neyse, umarım bazı şeyleri düzelir artık
Devam kitapları nerde diye sorunca da e siz almıyorsunuz ki biz basalım diyorlar. E yarım kalıp kalmayacağını bilmediğim bir seriyi neden alayım ki?
Şu an keşke Asimov kitaplarını almasaymışım diyorum, güzelim seriye bir türlü başlayamadım. Asimov’un sıkıntısının Asimov Estate yüzünden olduğunu biliyorum ama bunu öngöremeyecek kadar basit bir yayınevi mi İthaki?
@irbis Bey buraları okuyor mu hala bilmiyorum ama bir şeyi merak ediyorum. Doğrudan kendisini ilgilendiren bir konu olduğundan cevaplar belki ya da özel mesaj yoluyla da bana dönebilir.
Dünyanın Gözü’nün ciltsiz baskısını ciltli olan ile karşılaştırarak okuyorum.Yeni baskıda @irbis Bey’in adı editör olarak geçiyor ama ben kitabın gerçekten yeniden editörlük gördüğüne inanmıyorum. İki yerde özel isimlerin çevrilmesi dışında hiçbir şey değişmedi şimdiye kadar. 240. sayfadayım ve yıllardır süren aynı hatalar devam etmekte kitapta. En basitinden Muhafız bir yerde aniden Koruyucu oluveriyor, sözde bu gibi tutarsızlıklardan arındırılıp basılacaktı kitap. Yine düşük cümleler ve gereksiz noktalama işaretleri gırla. Üstelik bu yeni baskıda eski baskının redaksiyon ve düzeltisini yapmış Gökçen Ezber ve Çağlayan Çelik’in isimleri de çıkarılmış künyeden. Ben bunu meslek etiğine de sığdıramadım çünkü onların yaptığı işin üzerine neredeyse hiçbir şey konulmamış bu yeni cildin işçiliğinde. Biz okuyuculara kitabın editörlüğü yenilenecek, hatalardan arınacak dendiği için aldık bu yeni baskıyı ama sadece künyede kalmış bu yenileme.
Ben merak ediyorum, yetkili bu konuda herhangi bir şey demek ister mi?
Müthiş tespit. Alkışlıyorum.
Daha gelmezler okuyucuyu o kadar takmıyorlarki buradan da kaçtılar
Aslında bir çözüm var ama kimse kolay kolay yanaşmaz. Bir noktada çağı yakalamaları lazım. O yüzden defalarca baskı yapan tekil kitaplara takılmıyorum ben. Yayınevinin can bulması için bu tarz kilit kitaplara ihtiyaç var. Mesela Ben, Kirke kitabı 2018 yılında Goodreads’ta birinci seçilmişti. Bence tüm dünyanın okuduğu ve liste başına çıkan bir kitabı çevirmelilerdi. Bunlara da ayak uydurmak zorunda bir yayınevi.
Seriler kısmı da biraz muamma. Çevirmen evini aldığı parayla çeviriyor ve baskıya gitmeyen bir kitabın parası ne noktada ödenir sorulması gereken soru? Bana kalırsa seriler geç yayınlanıp peş peşe gelmeli. Çevirmen seriyi bitirmeli ama baskı yoksa bu çevirmen ot mu yesin?
Diğer bir nokta bundan on yıl önceki fantastik kitap okuyucu sayısı ile şu an arasında çok fark olması. Yeni nesil fantastik seviyor ve alıyor. Yarım kalan çoğu seri bundan on sene evvelki işler genelde ya da o civarlarda. Bunu da göz önüne almak lazım. Diğer açıdan bizler nasıl işimizden çıkıyorsak bazen yayınevlerinde de kilit kişiler yayınevi değiştiriyor. Bu tarz durumlarda yeni gelen kişi kendisine göre plan yapar. Belediye el değiştirince nasıl yeni plan yapar öyle. Eh, bunlara bir de hastalık, sağlık da eklendi mi aksamalar çok normal. İthaki için değil dediklerim. Çoğu yayın evinde var.
Alfa her çalışan değişiminde kapak yeniliyor. Her gelen kendi tarzında kapak yapıyor. Çeviriler düşündürücü, editörlük yok denecek kadar az.
Artemis yayınları seriler yarım, kimsenin dogrudürüst bilgisi yok. Ne zaman tamamlanır bilene aşk olsun. Düzelti konusu muamma…
İş Bankası fantastik eserleri yarım yamalak. Altı sene sonra tamamladıkları seriler var. Çeviri eh, editörlük ve düzelti yakışmıyor.
Dex kitapları korsan gibi görünmesinden ziyade çeviri, editörlük, tarz Allah’a emanet…
Pegasus fiyatlarının piyasa üzerinde seyretmesi sebebiyle uzun uzun zamandır çok çok az alım yaptığım bir yer. Nispeten daha iyi çalışmalar var fakat seri gecikmeleri mevcut.
Akılçelen, Ephesus vb. bahsetmeye gerek bile yok.
Metis burnundan kıl aldırmayan bir diğer yayınevi. Çalışmalarının bazısı iyi bazısı saç baş yoldurur. Mesela şu an Çiğdem İpek Erkal çevirisi olan Malloryan serisini bitirmek üzereyim. Gelin görün ki 2016 yeniden düzenlenmiş edisyon olmasına rağmen koca bir stiker bitti. Siz deyin 100 ben diyeyim yüzlerce hata… Dişlerimi sıkarak okuyorum. Acaba sorun hangisinde? Çevirmen mi, editör mü yoksa son ütücü mü?
Narnia hangi yayıneviydi unuttum ama sayfa ve kapak ve tasarım konusunda korsan basılmış havası var. Sanki teksir kağıdına fotokopi yapmışlar. Çeviriden bahsetmek bile istemiyorum.
Tudem gibi bir yayınevi Wardstone günlüklerini basmış bilmemkaçıncı baskı olmuş ama hâlâ “direk sola yöneldi” gibi akılalmaz bir çeviri var. Bu sadece en göze batan hata. Bunun gibi birkaç sinir eden hata var. Sorun bu kelimelerin sık sık kullanılması…
Uzun lafın kısası gerek yurtdışı temsilcileri gerekse yayınevlerinde çalışanların ve yayınevinin sorunları bu tarz aksamalara neden olabilir. Çoğumuz eve gelince işi işte bırakıyoruz ama bu insanlar 7/24 soruları yanıtlıyor, kitap peşinde koşuyor, bazen patronlarının “yetişecek!” sözü üzerine özel hayatlarından feragat ediyorlar. Özenli bir iş zaman alır. Zaman alınca da okuyucu zıvanadan çıkıyor. Bir kitapta emeği olan çok insan var. Çok fazla basamak var.
- Telif Almak ve özel koşullar
- Kopyanın çevirmene ulaşması
- Çevirinin editöre gitmesi
- Son okuyucuya gitmesi
- Tasarımıyla beraber toparlanması (Eğer farklı kapak ise o kapağın çizerden beklenmesi)
- Matbaa
Bu adımlar çok yuvarlak adımlar. Bir de buna patronların istediği teslim tarihleri de eklendi mi mucize gerekiyor. Çevirmen öksürse kitap 1 hafta gecikir. Editör hapşırsa yine gecikir. Yüzlerce kitap var bu şekilde farklı farklı insanların çalıştığı. İçlerinden birinin babası vefat etse, kaza geçirse, hasta olsa birçok şey aksar. Anlaşmazlık çıksa biri dava etse, telif hakkının sahibi kapris yapsa yıllarca aksar. Bana artık böyle şeyler normal geliyor. Hiçkimse de bu sebepleri açıklamak zorunda değil. Diyelim ki açıkladılar o zaman gidip davayı yönetenlere mi instagramdan yazalım? 
Biraz iç dökme gibi oldu. Aklımda ne varsa kustum. Özetle her yayınevinde aynı kusurlar, aynı aksamalar, aynı hatalar… Allah affetsin.
Ben biraz bunaldım açıkçası. Aklıma gelmeyen yayınevleri de var. Evde olsaydım hepsine dair yazacak negatif birçok şeyim olurdu.
Evet fiyatlar artarken nedense kalite düştü.
Ben kendi açımdan bir şeyler yazmak istiyorum.
Ben kusursuz kitap aramıyorum. Çeviride hata var mı diye orjinalini açıp bakmıyorum. Ana hikayeyi bozmadıktan sonra çeviride hata olabilir, doğaldır ama hakkı sende olan bi kitabın stokta olmamasını anlamıyorum. Hakkı bitenlere bişey demiyorum. Araya sıkıştır beş yüz-bin-iki bin tane (yenisi hazır olana kadar kaç tane satar tahminine göre) baskıya 1.1 de, sat. Baktı gecikti mi, gecikme oranına göre 1.2 yap. Maksat kitabı almak isteyen adamı kaçırma. Yenisi ciltsi gelince onu satarsın.
Zaten çevrilmiş kitapları boşu boşuna bir daha çevirmeye çalışma işi var. Vevirmene vereceğin parayı batmış yayın evine ver. Bence daha ucuza halleder. Bunlar şu şu yayın evinin eski çevirisi diye belirtip sat. Sen çevireceksen hiç çevrilmemiş kitapları çevir.
Bi de bi seriye başladın mı onu bitir. Hani 2-3 sene geçip de sadece 1-2 kitabı çevirmiş olma. Tamam, bu işi para kazanmak için yapıyor olabilirsin ama yayın evlerinin işi sadece para kazanmak değil bana göre, yayın evlerinin sorumluluğu daha fazla bence.
Benim bir okur olarak yayın evlerinden beklentim bunlar. Belki doğrudur, belki yanlış, ya da bana kolay geliyordur, orası okuyana, bu işle uğraşana kalmış.
Özetle yayınevlerinin bize tek tavsiyesi, ‘Kardeş sen en iyisi adam akıllı yabancı dil öğren yoksa 2. çocuğunu beklerken serileri bitiririz’. Türkiye’deki yayınevlerinin çoğunun her kategoriden kitap basıp pazar payını genişletme çabasında olduğunu düşünüyorum, bu da halihazırdaki ekonomik krizde onları zorluyor.
İşte bunlar hep farazi. Düşünsenize bir kitabı 2003 yılında 2000 adet basmışsınız. Telifi, editörü, düzeltisi, kapağı, baskısı, reklamı binlerce lira harcamışsınız yıl olmuş 2017 hâlâ kitap satılmamış stok var. 14 yıl depo masrafı yapmışsınız ve o ara bitivermiş kitap. Bir daha basarken bin dereden su getirirsiniz.
Bir de o başka yayınevlerindeki çeviriyi filan kullansa onlara da hak parası ödeyecek. Çeviriyi de satın alması gerekecek. Mahmut yayınlarından çıkan çeviri baştan savma diyelim sırf stok olsun diye basarsa bu da yayınevinin prestijini zedeler. Okuyucu zaten Mahmut yayınlarını beğenseydi oradan alırdı. Onlar da kâr ettikleri bi kitabın telifini kaybetmezdi.
Bu tip işlerin evrak boyutu ve prosedür kısmı öyle yaptım oldu diye olmuyor. Ha bunu yapanlar var. İsmi lazım olmayan yayınevleri kim basmış, kim almış hakları diye bakmadan hesapmakinesi takviyeli çevirilerle yayınladılar zamanında ve battılar.
Hatta burada çok konuşulan bazı fantastik serilerin zamanında telif haksız, fotokopiyle çoğaltıldıkları da oldu başka yayınevleri tarafından.
@Agape tüm yayınevlerinde benzer sorunlar var ama işin sonunda olay müşteri-firma arasındaki güven ilişkisinde bitiyor. Ben ithaki’nin hiçbir zaman söyledikleri plan programa uyduklarını görmedim. Tamam bazılarında çevirmenden kaynaklı gecikme, bazen yurtdışından sorun çıkabilir ama neredeyse tüm serilerin sürünmecede kaldığı bir gerçek. İthaki’den bir seri tamamlandığında kurban adayacak hale geldik.
İlk dediğin kitaplar için haklısın ama bitmemiş öykü zaman çarkı serisi gibi kitaplarında stoğu yok. İthaki’nin en çok satanlar listesindeki bi kitabın 1 sene boyunca stokta olmaması bana yanlış geliyor.
İkinci de haklısın. Ben sadece okuyucu olarak düşünüyorum.
Üçüncü konusunda özelden daha fazla bilgi verebilirsen sevinirim. Merak ettim o konuyu.