Ben 6. bölüme yeni başladım, bir yere kadar bu nasıl grimdark sayılmış diye düşündüm -hâlâ da biraz düşünüyorum gerçi- ama hikayenin tonu çok geç olmadan sertleşiyor. Yazar hikayeyi biraz yavaş işliyor ama okunmayacak kadar değil.
Buradan sonrası epey spoiler içeriyor, Beyla’nın Rukayla yaptığı son konuşma çok hoşuma gitti özellikle "But this world is dark and cold and cruel, Ruka. It eats weakness and spits it out"la devam eden kısımlardan epey etkilendim ki karakterin hep kendi kendine bu sözleri tekrar etmesinden de serinin önemli kalıplarından biri olacağını seziyorum.
Kitabın başlarında olup da sıkılanlar vardır mutlaka, eğer biraz saha sabredebilirseniz hikaye açılıyor diyebilirim.
İlk bölümü bitirdim. Yazarın acemi ve self published olduğu buram buram hissediliyor.
Henüz çok erken olsa da kitap çok şey vaat etmiyor ama böyle bir kanı için en azından yarısına kadar okumak gerek.
Sadece ilk bölümü okuyabildim kötü bir zamana denk geldi en kötü haftasonu yardıracağım artık. İlerleyen bölümlerde açılıyor yorumu önemli oldu. Dişleri sıkacağız
- bölüme geldim. Tempo bir tık düşük ama büyüme hikayelerine biraz zaafım vardır, o yüzden keyifle okuyorum Kale’i (Kale mi Keyl mi?
).
Yorumlardan Dala’nın 3. pov olduğunu biliyorum ama çok kısa çıktı sahneye ve kararlarını çok hızlı verdiği için havada kaldı biraz. Ruka ile yolları yeniden kesişecektir kesin ama mutlu bir buluşma olmayacağı belli. Ruka tahmin ettiğim şekilde ilerliyor, giderek daha acımasız olacaktır. Kaçmaktan vazgeçip avcı olması güzel oldu, ayrıca biraz olsun fiziksel özelliklerini ve karanlıkta görebilme becerisini de öğrendik.
Kitabın tonu beklediğimden daha açık, şikayetçi de değilim, her zaman Fletcher abi var nasıl olsa.
Sizler ne durumdasınız?
Ben 6’ya geldim. Tın tın gidiyor şimdilik. Yazardaki çiğlik hissi haliyle devam ediyor. İlk kitabı mı bu?
Başta Kale dedim sonra Keyl diye devam ettim. Ama farklı ülkelerin sonları benzer seslerle bitiyor. Ruka, Muka, Tuka gibi (salladım isimleri). O yüzden muhtemelen doğrusu Kale.
- bölümü geçtim sanırım. Bana da tempo çok düşük geldik. Aksiyondan biraz eksik. Okurken biraz unutulmuş diyarlar ile karşılaştırdım. Aynı tür değil biliyorum ama sanırım ben o dünyaları daha çok seviyorum. Yüzüklerin efendisi son dizisi gibi geldi kısaca şimdilik

8’e geldim ben de. Hikayesi kötü değilse yavaş tempolu kitaplar rahatsız etmez beni, bu da okutuyor kendini şimdilik, her ne kadar hikayenin nereye gideceğini henüz anlamasam da.
O bölgedeki yer isimlerinin de etkisiyle Kale’yi Çinli olarak canlandırıyorum kafamda, okurken de Kale diye yazıldığı gibi okuyorum.
Yep, ilk kitabı. Ben göz ardı ediyorum mümkün mertebe, bu kitabı seversem devamının çok daha iyi olduğunu söylüyorlar. Kale it is.
Kast ettiğini çok iyi anlıyorum, bende de yeri çok başka, bir Unutulmuş Diyarlar bir de Gediksavaşları dünyası.
Tempo biraz düşük, dünyayıete kemiğe büründürmek için uğraşıyor yazar bir süre. 15. bölümdeyim ama tempo çok da artmadı. Son %30’da çok hızlanıyormuş olaylar.
Anlatımını ve karakterleri de sevmeye başladığım için bu fikirdeyim ben de.
Ben de 10. bölümde “bloody ve helluva” demelerinden dolayı İngiliz gibi düşünmüştüm. Acaba yazarın hangi uluslardan yola çıktığını açıkladığı bir yer var mıdır?
Farklı kültürlerden farklı isim ve tanımlamaları alıp kullanmış keyfine göre. Goodreads incelemesinde Petrik demiş ki;
The originality in Nell’s world-building is another factor that I highly appreciate. The setting of his world didn’t stick to the famous medieval European setting, he instead adapts a lot of different cultures of our world into his book. The first example, the ‘Ascomi’ which came from ‘Ascomanni’, which is what the Scandinavians called themselves originally. The meaning behind it is ‘men of ash’. Another example, Orang Kaya, which was the term used to describe wealthy people in the book. If you’re not Indonesian, you probably won’t know about this but Orang Kaya is literally an Indonesian term for, guess what, rich people/human. Don’t believe me? Go search Orang Kaya on Google and I guarantee you’ll see images of rich people throwing their money everywhere. There are of course plenty more such as Pyu (a group of city-states that existed in Burma) and a few Norse inspirations but I’ll have to stop here and let you find out for yourself.
seri 2. kitapla birlikte high fantasy oluyormuş ayrıca.
6 bitti içim sıkıldı gerçekten yavaş ilerliyormuş. Tanrılar, inanışlar ve kutsal kitap üzerine kurgulanmış dinleri hakkında ilerde daha fazla detay verecekler mi acaba? Belki de 2. Kitabın hight fantasy olması ile bağlanır bilemedim. Ruka muhtemelen fan favorisi povdur. Üzücü yanı pacingte sıkıntı var gibi. İlk sayfalarda koklattı sonra kitabın sonuna saklayacak o atmosferi gibi hissediyorum
Muhtemelen bilgi verecektir, Galdric order üzerine daha fazla muhabbet dönüyor ilerleyen bölümlerde. Pacing bir süre daha yoracak ama açılmaya başladığı yerde sayılırsın, az daha dayan. (9. chapterda biraz aksiyon var)
Ruka fan favorisi ama şu an Kale benim için daha önde, son bir kaç bölüm onun povunda geçtiği için olabilir.
7 bitti bende ama hala kötü gidiyor. Prose kötü, kurgu kötü… Ne bileyim, böyle sanki on binlerce Kitap varmış gibi hissediyorum.
Neyse, okumaya devam.
Tüh, umarım senin için daha iyi hale gelir, proseyu fena bulmadım ben ama pacing ve worldbuilding dengelerini oturtamamış bu kitapta. Petrik buna 4, diğerlerineyse 5 yıldız vermiş.
- bölümde geleceğin ne getireceğine dair üstü kapalı olmayan bir öngörü;
But what would we do if the huddled poor of the North revolt, she thought? Or worse, if the ‘savages’ of the far South or the steppes came in force? Would the chiefs unite and protect us? Would they even know how?
She thought not. It would take a new Galdra to unite them, or some evil that threatened all the chief’s wealth at once.
- Galdra Dala olacak gibi.
Yarıyı geçtim, 20. bölümdeyim.
Dala povları gereksiz uzun tutulmuş ve çok ağır ilerliyor. Kitabın pacingi en tutarsız kısımları buralar sanırım. Dala ile Ruka’nın yollarının güneyde kesişeceği belli oldu gibi.
Kale yok ne zamandır, özletti kendini.
Ruka kendine dünyayı öğretecek skald buldu, her canını sıkana şunu bi şişlesem diye söylenmesi de iyi hoş ama Egil’in Ruka’nın önünde açtığı yol nasıl sonuçlanacak bilemiyorum. Özüne dön kurt kardeş.
İlk yarıyı değerlendirecek olursam beklentimin altında kalan bir kitap. Yazarın ilk kitabı diyerek, çok beğenilmiş diyerek, devam kitapları daha da güzelmiş diyerek kendimi gazlıyorum ama şüpheye düştüm artık. Bundan sonrasında oldukça iyi toparlaması gerekiyor kanaatimin değişmesi için. Bu hafta gecede olduğumdan bitirecek vaktim olacak, arkadan gelenlere bir faydam olur belki bitirip genel olarak değerlendirince.
İşte feraset, işte cesaret, işte adam gibi adamlık. ![]()
Bende çok yavaş ilerliyor diye yazacaktım. 17 bölümdeyim ama o kadar yavaş ilerliyor ki sıkıntıdan başka kitaba başladım. Çok uzun süre okuyamadığımdan.
Ben 7’de kaldım. Devam etmek için zorlasam mı dedikçe burayı okuyup vazgeçiyorum ![]()
20 fena sayılmazdı, 21 ve 22 güzeldi, 22 tatmin ediciydi bir yandan da, ufak bir intikam hikayesi ve aksiyon gördük. Geri kalanı hala muamma tabii.
Bundan sonraki önerilerimde yorumlardan ziyade akıcılığı ön planda tutmayı planlıyorum kendi adıma, yavaş worldbuilding acemilikle birleşince olmuyormuş.
Raven Scholar’ı bitirdim, yakında buna da başlarım da yani pek de okuyasım yok, sırf bu kitap seçildi diye okuyacağım. Böyle etkinliklerde biraz kendini kanıtlamış veya ses getirmiş popüler eserler olsa daha iyi olur bence. Yeni kitaplardan çok eski kitaplara meyilim var grimdark için mesela. Geç kalmamış olsaydım Acts of Caine serisini öne sürecektim ben şahsen. Bir süredir okuma listemde kendisi ve yazar hakkındaki yorumlar iştahımı daha da kabartıyor.