Bitirdim dostlar, yaklaşın da karar vermenize yardımcı olmaya çalışayım. 
Kanaat ile 7 puan. (Yazarın ilk kitabı olmasa 6 olurdu)
Öncelikle kitabı okumakta tereddüt edenler için şunu söyleyebilirim; karakterler ile bağ kuran okuyuculardansanız okumaya devam edin, yeterince tatmin edici. Sadece kurgu, grimdark kısımlar ya da aksiyon için okuyanlar varsa biraz hayal kırıklığına uğrayacaklar. Kendi adıma devam edeceğim seriye ama hemen değil.
Kitabı 3 parça olarak değerlendirmem gerekiyor;
İlk %45 pacing sorunları ile boğuşuyor, hikayeler biraz dağınık.
%45- %90 arası tempo olması gereken kıvama gelip keyifle okutuyor, kurgu daha iyi ve sıralama olsun, oluş biçimleri olsun hiç fena değil, en çok keyif aldığım kısım buralardı. kitabın tamamı böyle geçseydi temiz bir 8, belki kanaatle 8,5 verirdim.
%90 sonrası ise olaylar çok hızlanıyor, oldu bitti değilse de 15-20 sayfa ayrılması gereken şeyler 2 sayfada geçiliyor ve buralar önemli. Yazar kafasındakileri belli sayıda bölüme sığdırmaya çalışmış (44. chapter ile başlıyor bu durum) ve enteresan şeyler olsa da havada kalıyorlar haliyle.
Aşağıdaki kısımlar spoiler içeriyor, kitabı bitirmeden açmanızı önermem.
Ruka en sevilen karakermiş ama yeterince gelişim gösteremediğini düşünüyorum, daha doğrusu biz şahit olamıyoruz detaylıca. onu anlıyoruz, motivasyonu belli, yaşadığı değişimler var, kırılma noktaları var ama yazar yeterince empati kurmama müsaade etmedi.
Grove olayı çok ilginç, progression türünde gördüğüm bi konsept, burada sadece gerekçe yapılmış ama daha iyi bir fikir bulunabilir miydi derseniz muhtemelen. Sri Kon’u işgale gelmesi güzel fikirdi ama oldu bittiye getirildi. Ayrıca yargı sahneleri kitabın en güzel kısımlarından. Ruka’nın bölünmüş kişilik bozukluğu mu yoksa şizofreni sahibi mi olduğundan da emin olamadım ama çiftçinin ailesine gösterdiği sabır ve gördüğü rüya sonrası kendini harap etmesi karakterin pik yaptığı yerdi.
Dala yavaş açtı iç dünyasını bize, başlardaki doğum izinden kurtulma kısmı çok acele bir karardı, hikayeye yedirilmeden yazarın acemiliğine verdiğim bir şekilde halledildi. Sonrasında bulduğu motivasyon ve Birmun’u manipüle etmesi güzeldi. En akıllıca düşünen karakter çıktı ve karakter gelişimi tatmin edici şimdilik.
Kale ise favorim, gelişimini en detaylıca ve düzgün gözlemlediğimiz karakter, sempatik, dürüst çocuk. Babasının karakterini öğrenince ufak bir şok yaşamıştım ama Farahi’nin karakterini de daha derinlemesine anlatıp kötülüğünü daha iyi nedenlere dayandırmalıydı yazar. Güçlerini başkalarına öğretebilecek mi acaba? High fantasy kısmı buradan geliyormuş görmüş olduk en azından. Kale hakkındaki tek sıkıntım 44. bölümde bir anda toplulukları etkileyen bir figür haline getirilmesiydi, çok hızlı oldu. Yine de sırf onun hikayesinin devamı için bile okurum. Ayrıca kale bildiğin kaladin Stormblessed, yazar oldukça esinlenmiş. 
Kitabın tonu yer yer kanlı, gerçekçi, acımasız ve kasvetli olsa da grim dark olarak çok daha ağır olmasını bekliyordum. İlerleyen kitaplarda daha dengeli yazdığını düşünerek devam edeceğim, biraz temkin ve hevesle. 