Kings of Paradise - Ash and Sand #1 - Richard Nell Okuma Etkinliği

Ben de telefondayım. Kobo da var da telefona geçtim artık. Siyah/koyu gri arka plan olunca daha rahat ettim beyaza göre. Uygulama da Moon Reader.

Ama telefonda yapamdı isen (denemediysen koyu arka planı dene), bir tane e-book reader edinebilirsin. Çok ciddi fark var aralarında göz açısından.

2 Beğeni

Ebook reader fena fikir değil. Bir fiyat performans bişey bakayım ben.

2 Beğeni

İkinci bölümü bitirdim. Son kısımlar daha hareketli ve daha akıcıydı, Kale’nin bölümleri özellikle beni daha çok içine çekiyor, ama genel hikayenin kalitesi olarak pek bir gelişme yok. Bazı kısımlar çok karanlık gelirken bazıları da tersine çok pembiş geliyor bana :slight_smile: . Kitabın içindeki aşk kısımları bana pek geçmedi, fazla cinsellik odaklı ilerliyor. Kurgu ve diyalogların zayıf olduğu konusunda @isos81 ‘in yorumuna da katılıyorum, özellikle diyaloglar kitabın bana en çiğ gelen kısmı. Bazen yapay zekaya mı yazdırılmış acaba diye düşündüğüm yerler bile oluyor, ama kitabın yayım tarihinde yapay zekanın kullanımı bu kadar yaygın değildi sanırım.

Muhtemelen son tarihe kadar bitiremeyeceğim ama bitirdikten sonra daha detaylı bir şeyler yazarım.

4 Beğeni

Ben buna devam edemiyorum ya. Elim gitmiyor pek. Sizde nasıl durumlar?

2 Beğeni

Ben kitabı bitirdim. Ama hikaye hiç bana göre gelmedi. Bir türlü hikayenin içine giremedim. Tek olumlu diyebileceğim şey dilinin okuma için hafif olmasından dolayı rahat okunuyor.

3 Beğeni
  1. Bölümden sonra bende devam edemedim. Çokta merak ettiğim bir seriydi
3 Beğeni

ben de devam edemedim

3 Beğeni

Kitabı bitirdim ben de, biraz daha detaylı bir şeyler yazayım.

Kitap görece yavaş bir tonda başlıyor ama ben yavaş tempolu kitap okumaya alışmışım sanırım, baştaki tempo beni rahatsız etmedi. Ortalarından itibaren tempo yükseliyor zaten ama hikayenin kalitesinde ve yazım stilinde herhangi bir gelişme olmuyor. Maalesef bu seriyi diğer fantastik kitap ve serilerden öne çıkaracak hiçbir özellik görmedim. Normalde fantastik kitaplarda lore ile ilgili kısımları okumayı çok seven biriyimdir ama bu kitapta lore’a ilişkin kısımlar da ilgimi çekmedi, zaten yazar hiçbir yerde derli toplu bir lore anlatımına girmiyor. Ayrıca kitabın sonu da çok kötü. Olumlu bir şey söyleyemediğimin farkındayım ama mutlaka söylemek gerekirse de, eğer kitaptaki karakterleri severseniz, onların hikayelerini takip etmekten keyif alabilirsiniz, internetteki olumlu yorumlarda da genelde buraya odaklanılmış gibi görüyorum.

Biraz da spoiler’lı olarak bir şeyler ekleyeyim.

Dala ile ilgili olarak yazarın kitapta ayırdığı yer gibi ben de kısa bir yorum yapayım, şefsizlere ortalığı darmaduman ettirerek ne yapmaya çalıştığını anlayamadığım bir karakter oldu. Priestess olduktan sonra doğru düzgün bir bölümü yoktu zaten, sonra da tamamen kayboldu. Varlığının kitaptaki hikayeye kayda değer bir katkısı yoktu.

Ruka’nınki bir intikam hikayesi, intikamını da aldı sonunda. Ama şu Rune’ların kerametini ve ne işe yaradıklarını anlayamadım. Rune’lar sayesinde mi Ruka bu kadar güçlü oldu? Eğer öyleyse ve rune’lar bu kadar güç veriyorsa nasıl oldu da bunları bilen kimse kalmadı dünyada? Yasaklanmış olmaları yeterli mi bunun için? Gizli saklı da olsa insanlar mutlaka bunlara ilişkin bilgileri saklardı. Ayrıca Ruka’nın kendisine destekçi ve sonrasında da ordu toplaması fazla kolay oldu.

Kale’nin hikayesi kısmen daha iyi ve daha ilgi çekici şekilde ilerledi benim için, ama onun da sonu felaketti. Tanrı gibi bir şeye dönüştü ama bunun nasıl olduğunu anlayamadım. Ne yapıp ne yapamadığını bazen kendisi de bilmiyor, bazense çok iyi biliyormuş gibi hareket ediyor. En sonda arkadaşının ailesinin ülkesine gittiğinde ordunun onu hazır beklemesi neydi öyle :blush: Ordu toplamak bu kadar kolay mı ya. Ruka’ya laf ettim ama Kale’ninki ondan da saçmaydı yani. Kalan kitaplarda Kale ile Ruka savaşacak herhalde.

Seriye çok büyük olasılıkla devam etmeyeceğim, ilerde edersem de devam kitaplarını zaten temin etmiş olduğum ve fantastik açısından okuyacak başka bir şey bulamadığım bir dönem gelirse edebilirim ancak.

4 Beğeni

Sağlık olsun arkadaşlar, bu kadar beğenilmesinden gaza gelip de seçilmişti ama olmadı. :slight_smile:

@Aspergerian

Dala sanırım en korkutucu olan ana karakter, gördüğü(nü sandığı) işaretlerle güçlenen sarsılmaz inancı için her şeyi göze alabilmesi onu çok tehlikeli yapıyor. 14. bölümde bülbülü avlayan baykuşla aydınlanma yaşıyor, sonlarına doğru. Rahibelerin düzelmesi için yozlaşmayı yok etmesi gerektiğini düşünüyor, bülbüllleri susuturacağım diyor.

It’s only a matter of how, and when, and how deep the cut must be before the wound can heal, she thought, picturing the blood and flesh as she ripped out Noss’ cancer from her cheek-and the throbbing, endless agony that followed.
Perhaps all recovery must begin with suffering, she decided, suffering so brutal and harsh it can never be forgotten.

Dala tahminimce sonraki kitaplarda daha etkili olacak.

Ruka’ya gelirsek, Rune’ların işe yarayıp yaramadığını söylemedi yazar doğru hatırlıyorsam. Sadece çok güçlü olduklarına inanılıyor ve bu batıl inanç/kadim bilgi halkın belleğinde oldukça derinlere kök salmış. Tahminimce ileride runeların ne oldukları ve gerçekten güç üçerip içermedikleri açığa çıkacaktır, ki bence kesin içeriyorlar ama şu anki halleriyle değil. Kale ile kapışamaz yoksa Ruka.
Yasaklanmış olmaları o dünya için kısmen yeterli. Order korkunç baskıcı bir yönetici güruh ve geçmişte ne olmuşsa yönetimi öyle sıkı almışlar ki ellerine, gökten tanrılar inse bu kadar korkmaz gibi halk. Ayrıca rune kullanıcılarını avlatıp öldürtmüşler tarihleri boyunca. Bunun altından da sağlam bir şeyler çıkacak diye umuyorum. Ruka’nın destekçi toplamada zorlanmaması da yine yönetimin sonucu, 2. sınıf insan muamelesi gören erkekler sayesinde. Bir de tabii yıllarca köyden köye dolaşıp kendini mistik bir efsane haline getirmesi de etkili. Çok batmadı bana diyeyim.

Kale’nin bir güç figürüne dönmesi maalesef çok hızlı olup bitiyor. 40-50 sayfa daha sindire sindire anlatılsa böyle olmayacakmış. Gücünün sınırlarını bilmiyor, sadece bedenden çıkma gücünü kontrol edebiliyor, elementlere hükmettiği kısım onun için de muğlak, 2. kitapta öğrenecektir muhtemelen. Ordunun onu hazır beklemesi Kale’nin güçlerine şahit olmaları için diye düşünüyorum, karşılarındaki imparatorluğu yenebileceklerine dair bir güvence gibi. Kale yeni ve savaşın seyrini değiştirecek bir silah gibi tanıtılıyor orduya. Ordu toplamak kolay değil elbette, bir noktada Kale’yi kaçırmayı ya da ikna etmeyi içeren bir plan yapılmış ve Kale’nin hiç bir şeyden haberi yok. Gittiği millet zaten savaşçılığıyla nam salmış bir yer.

Şeytanın avukatlığında bugünlük bu kadar. :smiley: Ben muhtemelen seneye devam edeceğim ama belli de olmaz. Edersem zaten yorumlarım.

Katılan tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum, sonraki etkinlik için kitap seçme fikirlerinizi paylaşın lütfen, Kasım ortası ya da Aralık’ta bir etkinlik daha yapmak isterim.

5 Beğeni

Valla spoilerları da okudum. Çok güzel bir fikir yeteneksiz bir yazar tarafından mahvedilmiş gibi görünüyor. :slight_smile:

2 Beğeni

Genç yetişkin olmayan kitaplar arasında bu kadar yüksek puanlı olup beğenemediğim tek kitap bu oldu sanırım. Aslında ben bu kitabı beğeneceğim önyargısıyla da başlamıştım :slight_smile: . Kötü bir seçim değildi esasen ama sağlık olsun dediğin gibi.

Dala ile ilgili kısımları beğenmemem benden kaynaklı olabilir gerçekten de, onun hikayesi özellikle oradaki dinlerle çok alakalı ve ilgimi çekmediği için dinleri pek de anlamaya çalışmamıştım okurken. Takip eden kitaplarda önemli bir karakter olur mu bilemiyorum ama kitapların tanıtım yazılarında adı geçmiyor :slight_smile: .

Ruka konusunda ikna olmuş değilim. Kitabın başından beri deforme bir yüzü olduğu için dışlanmış, iblis gibi görülmüş bir karakterin, sadece rune’ları biliyor diye bu kadar destekçi bulabilmesi, o dünyanın sistemi ne olursa olsun anlamlı gelmedi bana. Egil çok iyi pazarlamış Ruka’yı sanırım :slight_smile: . Haydi bazı kişileri ikna ettin, bazıları da ikna olmasın, onlar da karşı tarafta olsun, biz burada yaşadığın sıkıntıları okuyalım, onu da göremedik. Ruka benim başından beri ısınamadığım bir karakter zaten, o yüzden de herhalde kabullenemiyorum durumunu :slight_smile: .

Kale konusunda da ordunun hazır olmasına takılma sebebim, orduların hazırlanmasının uzun vakit alacağını düşünmem. Kale’nin güçleri ortaya çıktıktan çok kısa süre sonra ordu onu hazır bekliyor gibi anlatılıyor kitapta, savaşçı bir millet bile olsa mantıklı gelmedi, savaşa hazırlanmak, bunun lojistiğini, vs. düşünmek vakit alacak şeyler. Üstelik savaş sonrası ne olacak, birbirlerine ne vaat ediyorlar, vs. doğru düzgün konuşmadan oldu her şey.

Aslında güzel işlense devamı keyifle okunabilecek bir noktada bitti kitap ama güvenemiyorum.

3 Beğeni

O kadar değil de potansiyeli çok daha iyi. İlk kitabın ciddi bir kısmı karakterlere ayrılmış, o da etkiliyor, acemilikle birleşince de böyle. Ama daha çok başlarındasın, bir o kadar daha okursan daha güzel taraflarına gelceksin, tüm kitap en baştaki gibi gitmiyor. :slight_smile:

@Aspergerian

Herkes Ruka’ya yükselmiş hep, ben de Kale’yi daha okunası buldum. Ruka efsanesi bir kaç yıllık pr çalışması, Egil de az değil tabi. :smiley: İkna olmayanlar çoğunlukta zaten hocam, saldırıyı yapanlar toplasan 50-60 kişi maks. Ama dediğin gibi, o kısımlara hiç değinmiyor yazar, misal Dala’nın nereden nasıl topladığını güzelce açıklıyor. Kale için tek söyleyebileceğim her şeyin çok önceden planlanmış olması, o arkadaşı kisvesindeki elemanlar da etinden sütünden yararlanmak için planlar yapıyorlar Kale uçup kaçmaya başladığından beri. Devam kitaplarında ihanete uğrayacak bence, böyle böyle de akıllanacak inşallah biraz. :smiley:

3 Beğeni

Benim şu an sıralamam: Kale > Ruka > Dala.

2 Beğeni

Bende de aynı sıralama, ama Dala’yı da anlamaya başlayınca değeri arttı gözümde.

1 Beğeni