Kitap Başvurusu Reddedilenler


(Umut K.) #1

Ne güzel mart sona erip bahar gelmiş, güzel bir güne uyanmışım, gelen e-postaya bak.

Postanın gönderildiği gün de şaka gibi. Sayın İthaki, umarım bu 1 Nisan şakasıdır.


Rıhtım Kamarası
(Hiçliğin bekçisi…) #2

Geçmiş olsun. Bir sonrakine inşallah istediğiniz sonuca ulaşırsınız. :slight_smile:


(Umut K.) #3

Teşekkürler.
Bir sonrakine ömrüm yetmez herhalde. Bunu göndereli 1 seneden fazla oluyor. O kadar uzun süre geçmiş ki böyle bir şey yazdığımı unutmuşum, e-bülten üyeliğinden falan e-posta geldiğini sandım.
Artık hedef 2023…


(Hiçliğin bekçisi…) #4

Bir senede geldiyse cevap gayet iyi. Benim dört sene sonra cevap aldığım bile olmuştu. :joy:

Görüyor ve arttırıyorum. Hedefim 2063 :heart_eyes:


#5

Oha ! Yuh! Cüş!
Neden mi?
Evet ben de ayni yayin evine hikayemi attim.
Evet benim de hikayem kabul gormedi.
Evet bende ayni cevabi aldim. Ama noktasi virgulune kadar ayni… bu sekilde yazinca ben de sandim ki bir grup oturdu okudu inceledi, eller kalkti indi 5 e karsi 1 oyla hikayem tutmadi filan meger hazir sablonu dayayip geciyorlarmis… cevap da yaklasik 1 yil sonra geldi.


(Emre ) #6

Fiziki olarak basılması sizin için bir motivasyon kaynağı mı? Ben merak ediyorum bu işi. Bir de neden İthaki de basılsın ki illa bir sürü yayınevi var onlarda da şansınızı deneseniz.

Bir de internette bu işi daha efektif yapabilirsiniz güzel bir blog veya wordpress sitesi hazırlasanız ya da direk e-kitap formatında şansınızı deneseniz. Önce kemik bir kitle oluştursanız.

Mesela çocukluğumdan beri takip ettiğim Cemre Demirel vardı yani sıfırdan bir blog sayfasıyla bugünlere kadar geldi. Böyle durumlarda böyle yayınevlerine boyun eğmek zorunda da kalmazsınız hem kendi kişisel markanız olur.


#7

Sadece okunsun abi. Desin ki kardesim biz inceledik,baktik, evet bu eser su katogoriye girer ama yayin evi politikamiz geregi basmiyoruz. Ya da bu eser bizim kalite cizgimizin altinda. Ama bu yayin evlerinin buyuk kismi okumadan reddediyor. Pek cok yayin evine ve cevirmene (ki bu sitede de var) eserlerimi sadece degerlendirmeleri icin yolluyorum. Bu kapsamda neden bu kitap olmaz yada neler olsa iyi olur bilmek gelismeme katki sagliyor. Bunu da koca bir bilimkurgu serisi basan,bu konuda okumaya incelemeye ve ceviriye doymus tecrubeli kisilere sunmak onemli benim icin… ama her kazanmak istedigim deneyim “allah versin” gibi bir cumleyle bitiyor. Adam o kadar yazip ugrasip yollamis hic degilse kendine ozgu bir iki satirlik bir red cevabi yazilsaydi. Dahasi ben kendime gelen mesaji oyle sanmistim,meger sablonmus…


(Umut K.) #8

Ben de en azından birkaç öznel cümle beklerdim. Gerçi diğer yayınevleri de çok farklı değil ama en şablonsu cevap İthaki’den geldi.

Mesela İletişim Yayınevi bu tarzda bir yanıt vermişti. Ki dosyayı gönderdikten 2 hafta sonra “Dosyanız incelenmeye alınmıştır. 4 ay içinde cevap verilecektir.” diye e-posta atmışlardı. Tam 4 ay sonra da cevap vermişlerdi. Bu konuda en iyisi İletişim herhalde.


(Hiçliğin bekçisi…) #9

Bu konu hakkında sizlere birkaç şeyden bahsetmek isterim:

-Dosya gönderirken mümkünse fevkaladenin fevkinde bir özet yazısı hazırlayın ama 1.5 sayfayı geçmesin.
-Özet yoksa mutlaka kitabınızın ilk 3-5 sayfasına bakılıp “meeh” denilecektir. Bu sebeple ilk 15 sayfayı ciddi anlamda çok iyi kurgulayın, yazın, anlatın…
-Bunları ben demiyorum Brandon Sanderson kendi yazarlık derslerinde anlatıyor. Onları kesinlikle izleyin.
-Birkaç editör, genel yayın yönetmeni abim var ve ondan edindiğim bilgilere de dayanarak eklemeler yapacağım.
Yayınevi adı sanı duyulmamış, kendisini ispat etmemiş birisinin kitabını basmak istemez. Kendinize bir kitle oluşturun. Kitleniz varsa eğer kitabın satılacağına dair bir vaat sunmuş olduğunuzdan 600 sayfa burnunu sümküren birisini de anlatsanız kitabınız basılır. Siz edebiyat ve hayalperest yaklaşıyorsunuz ticari kaygıları olan bir şirket gibi yaklaşın.

Birkaç hatırı sayılmış Türk yazardan da eklemeler yapayım. Elinizden gelen en iyi kitabı yazın ve iyi olduğunu sizi tanımayan çevrelere onaylatın. Sonra bunu kendi imkanlarınızla bastırın ve bunu sektöre girebilmek için ödenen bir bedel olduğunu düşünün. Reklamlarınızı gerekirse kendiniz yapın. İlk baskının tükenmesi için elinizden geleni yapın. İkinci kitabınızı yazın ve sonra daha iyi yayınevlerine ilk kitabınızı referans göstererek yeniden başvuru yapın. Bir tık daha ciddiye alınırsınız. Eğer olmazsa yeniden kendi kitabınızı kendiniz basın. Yayınevi ticari kaygı gütmez basım maliyetini çıkartırsa muhtemelen kitabınızı basar ama bunu ismi olan yayınevleriyle yapamazsınız. İyi araştırıp sektörde biraz olsun güvenilir ve doğru bir yayınevi ile gerçekleştirin. Aksi halde hep kopyala yapıştır cevapları alırsınız.

Bunlar benim kendimin birebir konuşmalarıyla edindiğim bazı bilgiler arkadaşlar. Belki sizlere faydası dokunur. :slight_smile:


#10

Ben ozete ilave olarak bir de cv yolluyorum :wink:

  • ben kitabi bassinlar istemiyorum. Cd ler torunlarima 2123 e yollarim. Bana elestri yapsinlar. Imlan berbat ,kurgun sifir yahut tarzin cok iyi kalemin cok iyi ama olay zayif desinler

(Hiçliğin bekçisi…) #11

Evet, cv unutmuşum. :sweat_smile:


(Emre ) #12

Yayınevi yapmasın internette daha fazla kişiye ulaşabilir onların görüşlerini alabilirsiniz.


(Hiçliğin bekçisi…) #13

Buna da bir ekleme yapayım. Bunu yapabilmesi için kitabının tamamını okuması gerekir. Buna ayıracak vakitleri yok… Wattpad ortaya çıkmadan önce günde 40-60 arası başvuru geldiğinden bahsetmişti birisi. Şu an hatırlamıyorum. Wattpad’den sonra bu oran beşe katlanmış. Hangi birisini okuyacak sonuna dek? Arkanızda birisi yoksa veya yeterince fanınız yoksa bu konuda olumlu bir yanıt almak veya yorum almak mucize gibi. Düşünün şimdi size 60 bin kelimelik kitabımı yollayayım bana okuyup yorum yapın. :smiley: Benim gibi yüzlerce insanı düşünün şimdi de…

Not: Buradan sonrası genele hitap etmektedir.

Bizler daha burada burada yazılan öyküleri açıp kolay kolay vakit ayırmıyoruz. Adı sanı duyulmamış, onlarca kişiden tasdiklenmemiş yeni nesil Türk yazarların kitaplarını alırken bin kere düşünüyoruz.

Bugüne dek şu forumda kaç öykü okuyup yorumladınız ve sizinle aynı hayalleri paylaşan bu insanlara fayda sağladınız?

Öykü seçkisi ve kurgu iskelesinde kaç tane yoruma aç konu var hiç baktınız mı?

Neden kendimizin bile yapmaya erindiği bir şeyi başkalarından bekliyoruz?

Neden sadece tanıdığımız insanlara bir şans veriyoruz?

Bunlar benim kafamda dolanan sorular hep…


#14

Wattpad dediniz de aklıma geldi:


#15

Agape

Watpad den gelen kitapları da okumuyorlar. Sitem etmeden önce bir hayli görüşme yapmışlığım var. 16 yaşında genelde kız birini bulunca face, twit ve instagram takipçisine bakılıyor. Sonra kitap içerisinde rastgele sayfalar açıp bakıyorlar (yeterince fanfini var mı ) diye. Sonra da basıyorlar. Şimdi söyleyeceğim şeyi görsel ispat etme yolum yok çünkü yüz yüze bir görüşmede söylenmiş bir laf bana ama " Facebook’ta 36 arkadaşınız var ve instagramınız yok buralarda yeterli, misal beş yüz kişi gibi bir takipçiniz olsaydı birşeyler yapabilirdik" sözü yüzüme karşı söylenmiştir. Hoş zaten buna benzer durumda cevaplar almış kişiler de bu site de vardır. :slight_smile:


#16

Bazen düşünüyorum, eskiden Facebook, Instagram gibi sosyal mecralar yoktu. O zamanlar takipçi sayısına göre yazarlar basılamayacağı için acaba hangi kriterlere göre kitap basıyorlardı? 1800’ler mesela.

Aslında her wattpad kitabını “Bu, bir Wattpad kitabıdır.” düşüncesiyle yabana atmama kanaatindeyim. Misal Abakan: Kılıç Kırlangıcı. Yazarın kendisi bir ara burada tefrika ediyordu kitabını. Bakmanızı öneririm.

Onun dışında hiç istemediğimiz kadar fantastik ve bilimkurgu yazarı barındıran bir platform. Hatta Çinlilerin Novel dedikleri türden etkilenen birçok kişi var.

Bu durum katil mafyaların, Stockholm’ü en uç noktada yaşayan kızların, kabadayı kurtadamların varlığını değistirmiyor tabii ki.


(Hiçliğin bekçisi…) #17

@erce Adını vermek istemediğim birçok yayın evi bana “Wattpad sayfanız var mı?” diye defalarca sordu. :joy: Dediğiniz doğru benzer geri dönüşler hatta Wattpad’de takipçi yapın, basalım diyen de oldu. Yani boş yere vazgeçmedim ben. :roll_eyes:


#18

Bende kendimce kitabınızın basılması için kritik ipuçları veriyim.

  1. Yayınevinin yaptığı yatırımı en azından amorti edebileceğini garantilemek için, kitabınızı bastırmayı düşünmeden önce belli bir güruhun ve sosyal medyanın takipçi desteğini arkanıza aldığınızdan emin olun. Şu an instgramda 100-200k takipçisi olupda yazdığı herhangi bir metni yayınlatamayacak kimse yok. Sonuçta şeyma subaşının yazıp Dex’e verdiği kağıtlar ile bizim çöp kovasının altına serdiğimiz kağıt arasındaki tek fark, bizim çöp kovasının instagram takipçisinin olmaması. “Benim kimim kimsem yok. Bu da kitabım.” diye yayınevine giderseniz 21.yy’ın edebiyat şaheserini de yazsanız şansınız “yok ile imkansıza yakın” arasındadır.

  2. Kafanıza göre kitap yazmayın. Kitabınızı yazmadan önce hedef kitlesini belirleyip, potansiyel alıcılar hakkında fizibilite çalışması yapın. Çalışmayı düzgün yaparsanız, Nilgün Bodur gibi kitabınızı yayınlatmak ile kalmayıp twitterdan arakladığınız aforizmalar ile Türkiyede çok satanlara dahi girebilirsiniz. Misal, Osmanlı goygoyu mu revaçta? Çakın kelle uçurmalı entrikaların ortasına iki şehzade bi sultan… Ailelerin ilgilenmediği haliyle sosyal medyanın yetiştirdiği ergenler mi gidip kitap alıyor? Yapıştırın birbirini emikleyen ergen vampirleri yada kendini döven çılgın delikanlıya aşık olan zengin kızını. LGBT mi revaçta? Artık onuda bana söyletmeyin yapın bişeyler. Yabancı basmazsa Ephesus kesin basar. 2 hafta sonra raflarda.

  3. Kullanabiliyorsanız John O’Connor, Clarissa Mckenzie, David Andrew Jr. gibi yabancı mahlazlar kullanın. Prof. Dr. Süleyman Dingillioğlu’nun yıllarını verip yazdığı edebi bir metin, Sarah A. Cormack adlı bir ev hanımının yazdığı alışveriş listesinden daha az ilgi görür. Tersini düşünürsen kanatlı atlar uçar giderler.

  4. Kapağı kendiniz tasarlayın. Yayınevini masraftan kurtarın. Bu durumda gay siteleri ve paint tüm ihtiyacınızı karşılar. Şaka maka yayınevine bile gitmenize gerek kalmayabilir. Parola veya Müptela Yayınları, siz daha siyah kasık fotoğrafının üstüne kırmızı Arial Black fontu koyar koymaz kapınızda belirebilir.


(Hiçliğin bekçisi…) #19

Bütün bunlardan sonra yaşayabilmek için yüz değistirme ameliyatı parasını kazanabilir miyiz dersin? Zira bu epey gerekecek bir şey hatta ülkeyi de terk etmek gerekebilir. Eh, bu da masraf sonuçta…


(Pelin ) #20

Kitap başvurusunda bulunup olumlu ya da olumsuz cevap alan herkese, yani bu deneyimi yaşamış olanlara birkaç sorum var.

Öykü kitabıyla mı başvurdunuz, yoksa romanla mı? Romansa, yazdığınız ilk kitabın ilk taslağıyla mı başvurdunuz, yoksa başka kitap ya da kitaplar yazdıktan ve defalarca (belki yıllarca) üzerinden geçtikten sonra mı?

Olumsuz bir cevap aldıysanız, cevap geldiğinde - anladığım kadarıyla çoğunlukla bir yıl geçiyor- gönderdiğiniz dosyayı tekrar okuyunca yazdıklarınızı beğenmeyip amatör hissettiniz mi? Yoksa hala çok iyi bulup size haksızlık edildiğini mi düşündünüz?

Başvurduğunuz yayınevlerinin kaçı çok bilindik, kaçı daha az bilinen yayınevleriydi?

Olumsuz cevap şevkinizi kırdı mı? Yazmayı bıraktınız mı? Şimdiki aklım olsa kendimi biraz daha geliştirdikten sonra başvururdum dediniz mi?