Kitaplardaki Çeviri Sorunları

Mezbaha No: 5 çevirisi bir garip. “So it goes.” denen her yere “Oluyor işte” diye saçma sapan bir tamlamayla devam ettirmiş çevirmen.

This veteran decided to take his car into the basement, and he closed the door and
started down, but his wedding ring Was caught in all the ornaments. So he was hoisted
into the air and the floor of the car went down, dropped out from under him, and the top
of the car squashed him. So it goes.

Normalde tek seferde olsa ha öyle mi der geçeceğim ama yazar rahat yüz defa kullanmış ve “Oluyor işte” görmekten gözüm kanadı. Eski çeviride de “Hayat bu.” diye çevirmişlerdi gerçi o da sıkıntılıydı ama.

Şimdi emin de olamadım kitap iş yerinde kaldı “Olur böyle” ya da “Oluyor işte” de diyor olabilir ama her seferinde aynı şeyi söylüyor. Daha basit ve daha iyi oturacak bir çeviri beklerdim, bunca yıl sonra Can almışken.

1 Beğeni

E Yayınları, Ocak 1975 baskısı, Ali Şan çevirisinde:

Yeni terhis olan delikanlı asansörü bodruma indirmeye karar verdi, kapıyı kapadı ve inişe geçti, ama nikah yüzüğü süslere takılmıştı. Taban aşağı iner ve ayaklarının altından kaçarken havada asılı kalıverdi, asansörün tavanı da onu ezdi. Hayat bu.

April Yayıncılık, Eylül 2015, Algan Sezgintüredi çevirisi:

İşte bu gazi, bodrum kata inmeye karar vermiş, kapıyı kapamış ve aşağı düğmesine basmış ama nikah yüzüğü süslemelere sıkışmıştı. Havada asılı kalmıştı; asansörün tabanı uzaklaşırken, tavanı gelip ezmişti adamcağızı. Falan filan.

Dost Yayınları baskısını bulamadım. Elinde olan varsa paylaşabilir mi?

3 Beğeni

Diğer çevirilerdeki “Hayat bu” ve “Falan Filan”'a göre daha iyi bence. Kitap boyunca garip anların, ölümlerin vs olduğu cümlelerin sonunda bu kalıp kullanılmış. Oluyor işte bana garip gelmedi. Olur öyle de olabilirdi. Daha önce kitabı okuduktan sonra 1K yorumlarında da bu konudan çok şikayetçi olanlar görmüştüm. Öneri görmedim ama. Sizin öneriniz nedir?

1 Beğeni

Konuyu devam ettirken söylemiyor aslında yani mesela bir olay anlatıyorum sonrasında “bu da böyle bir anımdır” diyorum. Metnin içinde yazarın kullanma şekli bu yani. “Oluyor işte” demek için adam yürürken ayağı kaydı düştü, oluyor işte böyle şeyler gibi bir durum olmalı. Benim bu konuda önerim “Böyle işte”, “Öyle işte” benzeri bir tabir kullanılması olurdu. Çünkü olayı orada kesip devamında önemli bir şey yok demeye getiriyor yazar bana kalırsa.

Çeviri genel itibariyle biraz donuk zaten ama bu olay sürekli karşıma çıkınca biraz can sıkıcı oldu sadece.

@periyodiknesriyat ben Falan Filan’ı daha uygun buldum neden bilmiyorum ama.

3 Beğeni

Alfa’nın bastığı Puşkin’in Bütün Hikayeleri ve Romanları kitabının 200. sayfasına geldim ve malesef bıraktım. “Ama”, “ve” gibi bir cümlede bazen iki kez tekrarlanan bağlaçlardan, konuşan kişinin fiziki veya ruh durumunu diyalog donrası betimlemesinden, devrik cümlelerden dolayı yoğunlaşmadım. Daha önce yorumun az olduğu birebir çevirileri yüceltirdim. Artık yazarın verdiği anlamı bozmadan dilimizin verdiği imkanlarla yorumunu katabilen, Türkçe dilbilgisine uyum sağlayan çevirilerden yanayım.

2 Beğeni

Bu durumun yanında bağlaclardan önce veya sonra virgül koymaları beni çok sogutuyor, kitaba karşı.
Özellikle Diskdunya kitaplarında çokça yapılıyor (yeni okuduğum için çok taze ). Bir de kitapların arkasında çevirmen için “pürüzsüz Türkçe” gibi nitelendirmelerde bulunmuşlar : )
Çevirmenin ilk kitabın bir yerinde hem hem bağlacinin arasına koyduğu virgul… direkt kitabı kapadım.

1 Beğeni

@Fatal dediğiniz şeyde asıl suçlu çevirmen değil bence. Çevirmen hızlı çalışırken bunları kaçırabilir, klavyede yanlışlıkla basmış dikkat etmemiştir vb. Editör ve redaktörün görevi bunları düzeltmektir. Çevirmen sonrası yazım kurallarına iki kişi bakıyorsa ve kitap yine hatalı çıkıyorsa ben bunlarda, özellikle de redaktörde, daha çok suç bulurum. Çoğu çevirmen yazım kurallarına da dikkat ederek kitap çevirse çeviri süreleri uzar ve para iş başı alındığı için maaşları ciddi miktarda düşer. Dikkat ederseniz bu hataları en az yapan çevirmenler başka meslek sayesinde yaşayan ve az miktarda çeviri yapanlardır. Çevirmenlere verilen para artsa veya redaktör ile editör işini düzgün yapsa çözülebilecek sıkıntılar bunlar. Delidolu yine fena değil, Alfa editörlük anlamında rezalet. Sürekli çok iyi çevirmenlerle çalışıyorlar ama kitaplar hata dolu çıkıyor. Burada tek suçlu çevirmen olamaz.

4 Beğeni

DeepL diye bir uygulama gördüm Twitter’da. Burayı şöyle çevirdi:

“Ölenlerin hiçbirinin adını anmayın, çünkü onlar bizim yerimizde durdular ve hayatımızın her anında hala orada duruyorlar. Bırakın ölümümün şanı olmasın, bırakın unutulmuş ve bilinmeyen bir şekilde öleyim. Yaşayanları suçlamak için ölüler arasında olduğum söylenmesin.”

Burada da anlam yitiyor aslında ama yine de daha okunaklı geldi bana.

Google:

“Düşenlerin adını koymayın, çünkü onlar bizim yerimizde durdular ve hayatımızın her anında orada durdular. Ölümüm şanlı olmasın ve unutulmuş ve bilinmez öleyim. Dirileri suçlamak için ölülerden biri oldum denmesin.”

3 Beğeni

Stephen King, Kemik Torbası, syf 217:

Gönül Suveren: …güneşlenmek için giyilen türdeki elbisesinin…

Stephen King: …sundress…

En kötü ihtimalle, ‘yaz elbisesi’ ya da ‘yazlık elbise’ der işin içinden çıkarsın… ‘güneşlenmek için giyilen türdeki elbise’ nedir Allah aşkına! Okuma zevkini bu kadar çok sarmaşıkla doldurarak baltalamanın ne alemi var?..

11 Beğeni

Biraz önce frpnet te şu incelemeye denk gelince kitabın başlık çevirisi acayip kafama takıldı :smiley: Sizlerin görüşünü de merak ettim.

Kitabın orijinal ismi Body Scout, ancak buradaki “Scout” kelimesi spor alanında kullanım. İnceleyen arkadaşın şöyle bir açıklaması mevcut;

Şimdi buradan benim anladığım aslında ana karakter cyberpunk bir evrende beyzbol için en uygun en yetenekli bedenleri arayıp bulan bir scout, mesleği bu. Sonra bu bedenler upgrade filan alıyor belli ki. Yani scout’un yavru kurt gibi bir izci kullanımı yok :smiley: Ülkemizde de şu an spor camiası hem profesyollerince hem de taraftarlarca filan kelime scout olarak aktif şekilde kullanılıyor.

Scout için birebir anlam karşılığı muhtemelen “Yetenek Avcısı” olarak kullanımdır. Ama bunu da kitap isminde kullansalar çok saçma duracak :smiley: Yine de izci olarak çevrilmesi pek doğru durmuyor.

Var mıdır kitabı okuyan, en doğru nasıl olmalıydı acaba kitap ismi?

İzci sözcüğü burada (yavrukurt) İzci değil de İz’cisi, yani iz süren anlamında kullanılmış olabilir mi hocam? Yani bedenlerin izini süren anlamında. Kitapla ilgili bir bilgim yok ama belki bu şekilde kullanılmış olabilir diye düşündüm.

2 Beğeni

Scout’un temel anlamı da iz sürmeden gelme diye biliyorum bende, hatta bu yavrukurt izcilere de yaz kamplarında falan böyle iz sürme teknikleri falan da öğretirler :smile: Ama bende de öyle bir şüphe var, o yüzden acaba okuyan var mı diye merak ettim. Hani belki ana karakterin bazı eklentileri özel iz sürme yetenekleri falan kazandırıyordur; harbiden sokaklarda koklayarak, hoplayarak iz sürüyordur falan :thinking: :joy: .

1 Beğeni

Aliya İzzetbegoviç - İslam Deklarasyonu
Fide Yayınları, Mart 2014
Sf 96,

Neden “kapsamlı, yaygın, yaygınlaştırılmış” gibi birçok Türkçe sözcük tercih edilebilecekken ekstensiv diye bırakmışlar, anlamadım.

Kitabın çevirisi genel olarak kötü bu arada. Uzun, dağınık cümlelerle dolu.

Hatta kitap isminin çevirisi de sorunlu. Deklarasyon yerine gayet beyan ya da beyanname denilebilirdi. İslam Beyannamesi. Daha anlaşılır bir isim olurdu.

4 Beğeni

İngilizce alıntıyı okurken kafamda direkt “Öyle yani.” diye karşılık buldu.

“Olur öyle.”, “Öyle işte”

Bu tarz çevirirdim ben olsam.

1 Beğeni

Ohoo, benim gördüğüm kitabın en masum hatasıymış. Bayağı bile isteye sansürlenen, değiştirilerek çevrilmiş yerler de var. Orijinaliyle kıyaslayınca anladım. (Sağolasın Google Translate.)

  1. sayfadaki cümle: “Batılıların istediği sözü edilen refomlar, onların İslam dünyasına olan bakış açılarını ve o dünyayı nasıl ‘tamir’ etmek istediklerini açıkça göstermektedir.”

O cümlenin Boşnakça orijinali: “Primjer nekih Kemalovih reformi može izgledati drastičan, ali, svejedno, ove reforme predstavljaju obrazac za svaki prilaz zapadnjaka problemima islamskog svijeta i načina na koji oni misle “popravljati” ovaj svijet.”

Gördüğünüz üzere orijinalde Atatürk’ün adı geçiyor ama çeviride yok.

Cümlenin asıl çevirisi şu şekildeymiş: “Atatürk’ün reformlarından bazıları sert görünebilir, bununla beraber, bu reformlar, Batılıların İslam dünyasının sorunlarına nasıl yaklaştığını ve o dünyayı nasıl ‘tamir’ etmek istediklerini bir model olarak temsil eder.”

Ne alaka değil mi?

Üstelik aynı bölümden hiç çevirilmemiş koca bir paragraf var ve onda da Atatürk’ün adı geçiyor.

“Tako na primjer, Mustafa Kemal, koji je očigledno bio veći vojskovođa nego kulturni reformator i čije zasluge za Tursku treba svesti na pravu mjeru, jednom od svojih reformi zabranjuje nošenje fesa. Pokazalo se vrlo brzo da se izmjenom oblika kapa ne može izmijeniti ono što je u glavama ili navikama ljudi, a još manje ono što čini njihov stvarni položaj, pa su svi problemi Turaka, jučerašnjih u fesu i današnjih u šeširu, ostali potpuno isti.”

Türkçesi: “Bundan dolayı, mesela, bir kültür reformcusundan çok daha büyük bir askeri lider olan ve Türkiye için meziyetleri doğru ölçüye indirgenmesi gereken Mustafa Kemal’in reformlarından biri fes takılmasını yasaklıyor. Başlığın şeklini değiştirmenin, (ülkenin) fiili konumunu teşkil etmek şöyle dursun, insanların zihinlerindeki veya alışkanlıklarındakileri bile değiştiremeyeceği kısa sürede anlaşıldı; bu nedenle Türklerin tüm sorunları, dünün fesi ve bugünün şapkasıyla, aynı kaldı.”

Burası çeviride yok, atlanmış.

Bunun dışında, İzzetbegoviç orijinalinde hem Allah diyor hem de Bog diyor. “Bog” bütün Slav dillerinde “tanrı” demek. Peki içinde Bog geçen cümleler nasıl çevrilmiş? “Allah” olarak çevirmişler. Maalesef “Tanrı” kelimesi de sansürlenmiş.

Tüm dünya Müslümanları kendi dillerinde Allah-ü Teala’ya gönlünce, dilince seslenirken bizim Türk İslamcıların nedense Tanrı’ya alerjisi var.

Anlatım bozukluğudur, hatta bu kitap özelinde söylemek gerekirse anlatım özürlülüğüdür, bazı kelimeleri çevirmeyi "unutmak"tır falan bunlar teknik sorunlar, ama sansürlemek etik bir sorun bence. Yazan insanın düşüncelerini aynen yansıtmayacaksanız, hiç çevirmeseniz daha iyi.

6 Beğeni

İlahi Komedya’yı alacağım ancak Oğlak Yayınları ile Alfa arasında kararsız kaldım. Çeviri açısından hangisi daha tatmin edici sizce?

İlgili başlık bulamadığım için buradan sordum, hata olduysa affola.

Bence Rekin Teksoy’un cevirisini alin. Kendisi İtalyancadan yaptigi ceviriler ile


Gibi oduller almıştır.

4 Beğeni

Teşekkür ederim cevap için. Oğlak yayınlarından almaya karar verdim.

1 Beğeni