Kitaplardaki Çeviri Sorunları

Gözlerinizi kanatmaya geldim dostlar, Cadı Kralın Vaadi’nin girişindeki şiir aşağıda.

Cadı Kral’ı Öldürmek

Gareth’in kutsal kılıcı havada parladığında
Zhengyi’nin vücudu parçalandı.
Tortularla dolu isli bir alev
Maddesel bedeni yıprandı.
Zafer talebi gürültüyle çınladığında
Umutlu kalpler gururla kabardığında
Şad olun mert erler
Gareth vurduğunda
Zhengyi’nin parçaları etrafa saçıldığında.

Ama öldüremezsin zaten yaşamayanı
Bir mefhuma saldıramazsın
Karanlık vakfın büyüsünün
Canını kolun gücüyle alamazsın.
Böylece bozdu Gareth’in kılıcı
Bedeni, cismi parçaladı
Yadsındı Cadı Kral mihrakı
Büyüsel mahiyeti dağıldı.

Bu yüzden kulak verin çocuklar Anne’nin sözlerine
Doğrudan Baba’ya yürüyün, takip edin
Çünkü izliyor karanlık Yaban’ın boşluğundan
Bir parçası sizleri Zhengyi’nin.

Bu da orjinali;

TO KILL THE WITCH-KING

When Gareth’s holy sword did flash on high
When Zhengyi’s form was shattered.
A blackened flame of detritus
His corporeal form a’tattered.
When did victory’s claim ring loudly
When did hearts of hope swollen pride
Rejoice brave men, at Gareth’s blow
The pieces of Zhengyi flung wide.

But you cannot kill what is not alive
You cannot strike a notion
You cannot smite with force of arm
The magic of dark devotion.
Thus Gareth’s sword did undo
The physical, the corporeal shattered.
The Witch-King focus was denied
The magical essence scattered.

So hearken you children to Mother’s words
Walk straight to Father, follow.
For a piece of Zhengyi watches you
In dark Wilderness’s hollow.

Kabul şiir çevirmek zor iş ama kalanında da çeviri bundan iyi değil, Galipcan Altınkaya çevirisi.

4 Beğeni

Jack Sparks’ın Son Günleri - Jason Arnopp (çev. Aslı Dağlı)
Bilgi Yayınevi, 1. Basım, Şubat 2023, sayfa 24:

“Ne kadar da yüce gönüllüsün.”

Bex’e karşı beslediğim ümitsiz aşk, uzun sözcüklerle kinayeyi birlikte kullandığı Zaman daha da alevlenirdi.

Burada bahsedilen uzun sözcük hangisi? Türkçe çeviride yok, çünkü Türkçe’si uzun değil.

Kaynak metne bakalım:

‘How very magnanimous of you.’

My hopeless love for Bex intensifies when she employs long words and sarcasm together.

Gördüğünüz üzere kaynak metinde magnanimous kelimesi uzunluğu Ile göz dolduruyor.

Peki Türkçesi nasıl olmalıydı? Hangi karşılık bu akıntıya yakışırdı?

Not: Bilenler bilir Aslı Dağlı şahane bir çevirmendir. Onun çevirisi ile kitap okumak ayrı bir zevk. O yüzden buradaki amacım hata avcılığı yapmaktan ziyade birlikte zihin antrenmanı yapmak. Çevirmenlere saygım çok büyük.

5 Beğeni

Aslında “yüce gönüllü” iki kelime olarak bölündüğü için kısa kalmış gibi görünüyor. “Ne kadar da yücegönüllüsün” olsa uzunluk olarak gayet yeterli hatta fazla bile olabilir. :slight_smile:

Şu nasıl: Ne kadar da müsamahakârsın.

Şu daha iyi bir alternatif gibi geldi: Ne kadar da asaletlisin. Asalet anlamı daha iyi taşıdığı ve biraz da uzatılarak okunduğu için daha uygun sanki. Hem ne kadar da asilsin yerine asaletlisin diyerek özellikle uzatılmış hissiyatı da var.

Not: magnanimous da öyle upuzun bir kelime değil, 2 heceyle mi konuşuyor bunlar. :slight_smile:

2 Beğeni

Kadim Irk - Adrian Tchaikovsky
(maalesef) Eksik Parça Yayınları, Ocak 2026, ilk baskı.
Çevirmen: Berna Kabacaoğlu
Son Okuma: İsmail Yamanol

Sayfa 7:

İnsanlar onun gittiğini fark eder tmez hizmetkârlar peşine düşmüş ve onu yakalamadan önce çok eski toprak kaymasının yarısına kadar izini sürmüşlerdi.

Kaynak metin:

And the retainers had chased after her as soon as people noticed she was gone, and they’d had cerkitts sniff her trail halfway up the ancient landslip before they caught up with her.

Çevirinin yavanlığını (the ancient landslip: çok eski toprak kayması) geçtim koyu kısım hiç çevrilmemiş.

Koyu kısımda Tchaikovsky cerkitt diye köpek benzeri bir varlıktan bahsediyor. Onlara iz sürdürmüşler.


Sayfa 8:

Tüm bu görevlilerin, adına kamusal ceza vermek için onu geri götürdükleri annesi ise sadece izlemişti.

And her mother, in whose name all those functionaries had hauled her back for public punishment, had just watched,

Çeviri hatalı değil ama kamusal yerine toplum önünde gibi bir karşılık daha iyi olmaz mıydı? Çünkü, halkın önünde ceza veriliyor karaktere.


Sayfa 8:

Lynesse yaramazlık yapmıyordu ama aslında bir şeyden dolayı hastaydı.

As though Lynesse was not badly behaved but actually sick with something.

Off, as though ne demek sayın çevirmen?
Doğru çeviri:
Lynesse yaramazlık yapmıyordu da sanki bir şeyden dolayı hastaydı.

13 Beğeni

Klâsik eksikparça hareketleri. Adrian’ı çok seviyorum ve yazık oluyor.:frowning:

4 Beğeni

Çok gıcıkmış hakikaten tercihler.

Kamusal ceza yerine kamuya açık, toplum önünde gibi şeyler kullanılabilirmiş ama public çok güzel bir kelime ve onun gibi kısaca anlatan bir kelimemiz yok. Umumi var ama o da tam değil gibi.

4 Beğeni

Aslında kelime anlamı tam karşılığı da biz o şekilde kullanmıyoruz artık.

@periyodiknesriyat Eline sağlık Bülent hocam, eksikparça akıllanır belki de benim pek umudum kalmadı.

3 Beğeni

Bu da pek doğru bir çeviri olmadı sanki :slightly_smiling_face: . Sanki anlamı hastalığa değil de yaramazlığa verilmesi gerekmiyor mu ben mi yanlış anlıyorum?

Sanki Lynesse yaramazlık yapmıyormuş da, aslında/gerçekten bir hastalığı varmış gibi.

3 Beğeni

Kesinlikle bu çeviri daha doğru.


Devam ediyorum.
Sayfa 10:

Esha gözlerini kısarak kuleye doğru baktı ama gözleri o kadar uzak bir mesafeyi göremeyecek kadar bozuktu. Kule, Lyn için küçük bir oyuncak gibiydi; muhtemelen Esha onu hiç seçemiyordu.

“Bizi henüz ön kapısına kadar büyülemedi,” diye işaret etti. “Bana sorarsanız, bu hem soylu prensese hem de ağrıyan ayaklarıma saygısızlık olurdu”.

Kaynak metin:

Esha squinted balefully up towards the tower, but her eyes were bad at that kind of distance. The tower was just like a little toy to Lyn; likely Esha couldn’t make it out at all.

“He hasn’t magicked us up to his front door yet,” she pointed out. “Disrespect to the princess of the blood, if you ask me. Disrespect to my aching feet, too.

Neden onları büyü ile kapısına kadar getirmesi saygısızlık olsun?
Maalesef kaynak metin anlaşılmadan çevrilmiş. Esha bizi neden hemen kapısının önüne ışınlamıyor da bu yolu tepmek zorunda kalıyoruz anlamında hayıflanıyor.
Doğrusu:

“Bizi henüz ön kapısına kadar büyülemedi,” diye işaret etti. "Bana sorarsanız bu, soylu prensese yapılmış bir saygısızlık, ayaklarıma da saygısızlık. "


Yine sayfa 10:

Lyn’den daha kısa boyluydu, ufak tefekti, balmumu kumaştan ve atkıdan yapılmış bir tayyör giymişti, başına bir şey gelirse diye üzerinde sert pullardan bir zırh vardı.

She was shorter than Lyn, compact of frame, wearing a wayfarer’s layers of wax-cloth and weft, with a cuirass of hard scales over it all in case of trouble.

balmumu kumaş değil balmumlu kumaş, su geçirmez hale getirmek için balmumlanmış kumaş yani. weft de atkı değil bir örgü biçimi. tayyör nereden çıktı, hiç anlamadım.


Sayfa 10 devam:

Lyn’den tam iki Fırtına Mevsimi daha büyüktü ama aslında pek de yaşlı görünmüyordu.

She was two full Storm-seasons Lyn’s senior without actually seeming much older.

Yahu bunlar genç kızlar. Doğrusu: …o kadar büyük görünmüyordu.


Sayfa 13:

“Bir ruh,” dedi Esha, gözlerini kocaman açarak. “Kapıdaki adam gibi bir ruh.”

“A spirit,” Esha said, wide-eyed. “A spirit as his doorman.”

Anlıyorum çok hızlı çeviriyor çevirmenlerimiz ama en azından biri okuyup buraları bildirseydi çevirmene. Doğrusu: Kapı görevlisi olarak bir ruh.

11 Beğeni

Tamamıyla facia​:person_facepalming: sayenizde Türkçesini okumayacağım, teşekkürler :blush:

3 Beğeni

Çeviri ve editörlük yine ağlıyor desenize :confused: Dünyanın Parçaları kitabını yine aynı kişi çevirmiş, bakalım okurken neler göreceğiz.

Başlarda bilimkurgu, fantastik basan başka yayınevi diye sevinmiştim ve destekliyordum ama kendilerini düzeltmeyi düşünmüyorlarsa, onlarda okuru desteklemiyorsa bizimde desteklememize gerek yok demek.

4 Beğeni

Sen daha öznelerin karıştığı, hangisi Lyn hangisi Esha kısımlarına gelmedin :joy: .

Ekşide şöyle bir yorum bırakılmış, pek beklentili olmamak lazım :sweat_smile: .

1 Beğeni