Kültürel Sansür ve Medya Sansürü

Sinema, yazar başlıkları, haberler, televizyon, kitap kulübü, gündem vs. başlıklarda sansür duyuruları dağınık vaziyette ve giderek artıyor. Derli toplu bir başlık iyi olabilir. Fark ettikçe eklerseniz pruvamız neta dümenimiz viya olacaktır.

4 Beğeni

Etkinlik kitabı olan Büyük Defter/ Kanıt/ Üçüncü Yalan’da, senin de daha önce iliştirdiğin şu sansürle başlayalım. Aşağıdaki örnekte 4. baskı geçiyor, bendeki 16. baskı ve hala aynı sansür yer alıyor.

3 Beğeni

18.İstanbul Bienali’nin kuratöryel krizle başlayıp erteleme kararıyla derinleşen süreci yalnızca organizasyonel bir aksaklık değil; Türkiye’de sanatın ifade özgürlüğünü doğrudan etkileyen yapısal bir sansür örneğidir. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), İstanbul Bienali üzerindeki yönetsel gücünü kullanarak hangi sözlerin duyulacağına, kimin konuşacağına ve kimlerin dışarıda bırakılacağına dair verdiği bu kararla yalnızca bir küratörü değil; küratörlüğü, sanatçılığı ve yaratım alanlarını belirleyen sınırları yeniden çizmiştir.

Bu yaşanan teknik bir erteleme ya da idari bir aksamadan ibaret değildir. Bu açıkça politik bir sansürdür. Alınan kararlar görünürlük hakkını yönlendiren; ses, içerik ve hafıza üzerinde etkili olan bilinçli tercihlere dayanıyor. Sansür yalnızca bastırmaz, alanı yeniden şekillendirir. Susturulan yalnızca içerik değil; ifade hakkıdır.

İstanbul Bienali’nin çizdiği bu yeni sınır hattı üretilecek işleri yalnızca daraltmıyor; aynı zamanda onları seçkinlerin duvarına asılabilir boyuta indirerek ehlileştiriyor. Sanat bu düzlemde kamusal alandan çekiliyor; eleştiri yerini temsile, hakikat yerini dekora bırakıyor.

Bu bağlamda William Faulkner’ın sözleri tanıklığın ertelenemezliğini bir kez daha hatırlatıyor:

“Evrensel gerçekleri duyurmayan her öykü geçicidir. Değersizliğe uğraması kaçınılmazdır.”

Tıpkı bugünün Türkiye’sinde olduğu gibi.

Hakikat Hasreti başlıklı bu işimle yalnızca bugüne değil, yarına müdahale eden bu sansür mimarisini görünür kılmayı amaçladım. Çünkü çizilen bu sınır yalnızca bugünü değil; yarını, ortak geleceğimizi de belirleyen bir müdahale alanıdır.

Bu müdahale karşısında sessizlik bir seçenek değildir.

Susturulan yalnızca geçmiş değil; ortak gelecek fikridir.

4 Beğeni

Athica Yayınevi, Husky ve Beyaz Kedi Shizun’un İngilizce edisyonu yerine yaklaşık 100 sayfa kadar daha kısa olan Çince edisyonunun telif hakkını alıp Türkçeye çevirmiş. Bu sansür yüzünden Instagram’da büyük bir tepki alıyorlar. Sanırım Çince edisyonda erkek ana karakter eşcinsel ilişkiden ötürü kadına çevrilmiş.

https://www.instagram.com/p/DP7BLvOjFi6/

3 Beğeni

Aynı hareketi Timaş Yayınlarıda yapıyor orijinal metinlerde holy jesus yada lord yazan yerleri aman allahım yada allah diye çeviriyor ondan sonra modern edebiyat okuyan kitle timaş övüyor.

3 Beğeni

Athica gelen büyük tepki üzerine geri adım atmış gibi görünüyor. Kitabın Çin yerine Avrupa edisyonun çevirisi ile yayımlanacağı söyleniyor.

2 Beğeni