"Nerede o eski oyunlar?" Dediğimiz Oyunlar ve Muadilleri


#1

Günümüzde oyunların birbirine ne kadar çok benzediği malum. Piyasayı büyük şirketlerin domine etmesi ve bu şirketlerin de yeni şeyler denemekten ziyade tutmuş formüllere yönelmesiyle oyunlar gittikçe tek tip hale gelmeye başladı. Arada farklı işler çıkmıyor mu, çıkıyor, ama benim gibi dinozor oyuncuları tatmin edecek kadar çok değil. Aklıma gelen ve hastası olduğum eski oyunlardan bahsedersem daha iyi anlatabilirim derdimi belki.

outlaws

Outlaws

Outlaws aslında sıradan bir FPS oyunu sayılabilir. Ama benim gözümde oyunu sıradan olmaktan çıkartan yönleri var. 1997 yılında çıkan oyun, hala piyasadaki nadir kaliteli “western” oyunlarından birisi. Evet, oyunun çıkışının üzerinden 20 yıl geçti ama hala bu kalitede bir western oyunu gelmedi. Call of Juarez biraz hasret dindirmeye yetti, ama tam olmadı.

Outlaws’ı hatırlayanların aklına ilk gelecek şeylerden birisi müzikleridir. Oyunun gerçekten de muazzam müzikleri var.

https://www.youtube.com/watch?v=HVQzTCq39cI

Müzikleri dışında oyunun kullandığı grafik motorunun çizgi film vari olması ve renk paleti de dikkat çeken güzel bir özelliğiydi. Ayrıca o zamanki oyunlarda bolca aradığımız ama nadiren bulduğumuz "easter egg"ler de cabası.

Belki de oyun piyasasının grafikleri cilalanmış ama aslında birbirinin kopyası olan II. Dünya Savaşı FPS oyunları yerine western tarzı oyunlara da ihtiyacı vardır.

Screenshot_2

Black&White

Bu oyunu herhangi bir türe ya da kategoriye sokmak pek mümkün değil. Oyun dünyasının büyük beyinlerinden Peter Molyneux tarafından yapılan bu oyunda siz bir tanrısınız ve insanlarla yaratığınız aracılığıyla iletişim kuruyorsunuz. Doğrudan da etki edebiliyorsunuz ama her yere yetişemiyorsunuz. Bu arada yaratığınız sizin yaptıklarınızı öğreniyor ve o da insanlara ona göre davranmaya başlıyor. Bu konuda da oyunda enteresan detaylar var.

Mesela, yaratığınız bir insanı yediğinde onu severseniz bunun iyi bir şey olduğunu sanıyor ve acıktıkça insan yemeye başlıyor. Bu insanların yaratığınızdan ve haliyle sizden korkmasına ve size ibadet etmesini sağlıyor, ama bu da sizi oyunun “black” kısmına doğru götürüyor. Peki ya “white” olmak isterseniz? İnsanlarınıza yardım etmelisiniz. Tarlalarına yağmur yağdırabilirsiniz mesela. Veya yaratığınızın tuvalet ihtiyacını bu tarlalara görmesini ve doğal yoldan gübrelemesini öğretebilirsiniz.

Unutmayın, ne kadar çok insan size inanırsa, o kadar güçlü olursunuz.

Şimdilik bu ikisinden bahsetmiş olayım, aklıma geldikçe eklerim, siz de eklerseniz eski oyunları misler gibi yad ederiz.


(Yakışıklı) #2

İlk oynadığım bilgisayar oyununa yer vereyim o zaman bu postta.

“Let’s rock!”

Duke Nukem muazzam bir oyundu lâkin bu işin geyiği. Ciddi manada gerek hikâyesi, gerek oynanışıyla özlediğim birtakım oyunlar mevcut ki @estorn koymuş Outlaws ve Black & White gibi iki klasiği.

FPS olarak çok geriye gitmeyeceğim, Call of Duty ve Battlefield şahaneydi. Sonrasında Call of Duty iyice fütüristik bir hâl aldı, Battlefield 3 de premium olayını çıkartarak hedef kitlesini tamamen annesinin kredi kartıyla online alışveriş yapan ergenlere çevirdi, oyun tamamen “pay-to-win” hâle geldi. Ve S.T.A.L.K.E.R, hiçbir zaman böyle bir oyun gelmeyecek bir daha.

Half-Life 2… hâlâ oynadığım bir klasik, eskimiyor, üçüncüsü de gelmiyor, e ben de sürekli oynuyorum.

Çağının ötesinde bir oyundu.

RTS olarak Total War serisinin Medieval II’sinde kaldım, her ne kadar rezalet bir yapay zekâ ve diplomasi sistemi olsa da, Kingdoms eklentisiyle hâlâ oynadığım oyunlar arasındadır. Aynı şekilde Red Alert 2 ve Yuri’s Revenge de öyle. Şimdinin oyunlarına kıyasla (doğal olarak) ziyadesiyle sade kalsa hiçbir zaman eskimeyecek oyunlardan.

Hatırlayan olur mu bilmiyorum da, böyle “item” sistemine sahip güzel bir oyun vardı, Cold Zero diye.

Grafiklere takılmayın, zamanına göre iyi yine.

Bunlara ek olarak Commandos da var efsaneler arasında.

TPS deyince aklıma iki oyun geliyor, biri Max Payne, diğeri Hitman. Hitman yine pek bozmasa da Max Payne’nin son oyunundan pek haz alamadım. Tabi bu Max abinin delikanlılığına gölge getirmez, orası ayrı.

Her neyse, şimdilik böyle bırakayım, çok kafa açmayayım. Amma ve lâkin @estorn’un dediği üzere oyun piyasası dünyanın geri kalanı gibi hızlı tüketim üzerine kuruldu. Ne yazık ki “story rich” diye bir tür peydah oldu. Belirtmekte fayda var, vakti zamanındaki her oyun story rich’ti. Grim Fandango, Broken Sword ve daha niceleri…

Nostaljiye soktunuz beni ya, öff…


#3

Hey gidi Commandos hey… Şimdinin "casual gamer"larının nefret edeceği, 15 dakika dayanamayacağı, hilesiz hurdasız sonuna gelenlere derin saygı duyduğumuz oyun… 2 ve 3 de fena değildi, ama ilk oyunun yerini hiçbiri tutmadı…

Ayrıca Desparados da türün güzel bir örneğiydi, western atmosferi de muhteşemdi (ben baya western seviyorum ya).

Yine aynı türü sevenler, yakın zamanda çıkan Shadow Tactics: Blades of the Shogun’i de sevecektir. Aynı oynanış, daha rahat kontroller içeriyor. Diğerlerinden farklı Shogunluk dönemi Japonyasında geçiyor. Arayüzüne Türkçe desteği de geldi ve şu an Steam’de indirimde, göz atılmalı.


#4

RA2-cover

Şu iki strateji oyunu benim çocukluğumu tekrar özlemem için geçerli iki sebep.

MoH_Allied_Assault_kapak

Bir de Normandiya çıkarmasının olduğu bölümüyle beni zamanın da mest eden medal of honor.


(Cem) #5

Valla güzel oyunlardan söz etmişsiniz, ben yazdıklarınızdan şu oyunu vurgulamak istiyorum. 1998 yılında sağlam hayal gücüyle çıkmış bir oyun. Ölüler diyarında Meksika kültüründen esinlenmiş Casablanca filminden çıkmış karakterler ve daha nice ilham alınmış dolu şey. Temeli çok sağlam bir oyun ve bunların hepsini harmayanlarak çok özgün bir oyun çıkarmışlar. Eskiden point&click macera oyunları çok daha önemseniyordu, artık ne yazık ki bu oyunlara ilgi azaldı ve nadir yapılıyor. Bu oyunsa türünün en başarılarından (bir diğer örnek Day of the Tentacle). Zaten iki oyunu da yapan firma. LucasArts. Oyun dünyasına çok şey kattılar.

Ayrıca bu bahsettiğim iki oyun kolay değil, sıfır ipucu ve zor bulmacalar. Ancak bunlar sizi oynamaktan alıkoymasın çünkü verdiği zevk çok katlanıyor, seni oyunun her bölümünde ince detayına kadar araştırmaya itiyor, ki çok detay var. Tim Schafer be!


#6

Kensidi bir başyapıttır. Özgürlüğü, oynanışı, atmosferi, her şeyi ile bir başyapıt.

Bazı oyunlar vardır ne kadar baştan başlasanız bile sizi sıkmaz. İşte bende yeri çok ayrı olan, ara ara dönüp oynadığım muazzam oyunlardan biri.

bu oyunların muadilleri varsa bende bilmek isterim.


(Ahmet Boyraz) #7

Bir oyun vardı küçükken oynadığım ama ismini hatırlamıyorum. Şöyle tarif edeyim oyunu; Bir motosiklet ile çölün içinde sürekli sürüyordun. Başka bir şey yapmıyorduk açıkçası. Diğer bir oyun ise Ferrari tarzı arabalar ile yarış yapardık onun da ismini unuttum. Bilen biri varsa bana hatırlatırsa sevinirim.


(Yakışıklı) #8

Paris-Dakar Rally olabilir mi?


(Ahmet Boyraz) #9

Söylediğiniz oyun biraz benziyor ama değil maalesef.


#10

The Lord of The Rings, The Battle For Middle-Earth bu oyunu 4 CD ile her türlü zorluğa karşın yüklemiştim. Oyunu yüklemek iki saatse, hatalarla uğraşmak bir gün sürüyordu.

Prince of Persia: Warrior Within ve The Two Thrones oyunlarını oynamıştım. Benim çocukluğuma denk gelir efenim :smiley:

Command & Conquer oyunlarını da çok severim, hala Red Alert 3’ü arkadaşlarla oynarım. Bilim-kurgu ögeleri içerdiği için pek sevilmedi diye biliyorum ama ben severim.

Halo 2 ve Quake II ve III küçükken sevdiğim oyunlar arasındaydı.

Bir de hayatımda gerçek anlamda bir yer kaplayan Ogame(text tabanlı) ve Cabal Online (MMO) vardı. Her ikisini de ikişer sene oynamıştım. 10 yıl olmuş oynayalı tabii. Son olarak text tabanlıları anıp da pokemoncrater’i atlamayayım. Kısa sürdü ama en az üç hesap açıp en üst düzeyde bırakmışımdır.


(Ahmet Boyraz) #11

The Lord of The Rings, The Battle For Middle-Earth bu oyunu saatlerce ben de oynardım. Evdeki bilgisayara yüklediğimde tek hatası vardı; 5 dakika sonra direk kaybederdin oyunu. Bu hatayı ise options.ini dosyasını değiştirerek gidermiştim. Sizde ne gibi hatalar mevcuttu?


#12

Şu anda aklıma gelen ilki, en son yüklemeyi başarıp oyunu açtığımda ekran geliyor fakat hiç bir butona tıklayamıyordum. Çalışmıyordu hiçbiri.

Bir de son CD’yi yükledikten sonra benden hala CD istediğini anımsıyorum. Son CD’yi tekrar takardım sonra hata kaybolurdu, yüklendikten sonra tekrar gelirdi. Bilmediğim beşinci bir CD mi var diye düşünmüştüm.


(Ahmet Boyraz) #13

Sanırım oyunun ilk çıktığı zamanlarda karşınıza çıkmış bu sorun. Oyunun kaç senelik olduğunu düşününce normal diyorum bu tür hatalara. :slight_smile:


(at adam) #14

Kıymetlimissss, halende açıp oynarım bıkmadan usanmadan.


(Zeynep) #15

Xena: Warrior Princess.PS1’in tam olarak gücünü
Kullandığı, hatta türünde yeni nesil birçok oyunun atası.Gariptir ki Xena: Warrior Princess oynarken hissettiğim duyguları son zamanlarda çıkan hiçbir AAA yapımda hissedemiyorum :slightly_frowning_face:
images (1)


(Yakup Alioğlu) #16

Age of empries 2. HD sürümünün bile prim yaptığı oyun dinamikleri, güç dağılımlarının harika olduğu saatlerce sıkılmadan oynayabileceğiniz bir oyun.


#17

Oynadığım ilk bilgisayar oyunu :slight_smile:


#18

Ben de çok oynadım bunu. Özellikle büyücüye bayılırdım :slight_smile:


(Onur Uslu) #19

nfs-se-21

Bu oyundan bahsedilmemiş! Şu oyundaki multiplayer’ı başka hiçbir oyunda tadamadım ne yalan söyleyim. Knockout turnuvasındaki heyecanlı anlar olsun, turnuvada birinci ilerleyen kişi herkesin devirmeye çalışması olsun müthiş keyifti.

Çocukluğuma damga vuran iki oyundan biri bahsedilmiş: Commandos. 15. Bölümde tıkandığım günleri hâlâ hatırlıyorum. Diğeri de Forsaken oyunu, nick oradan esinlenme tabii. Bu oyunu oynayana pek rastlamadım ama gerçekten şahane oyundu. Keşke rebootu yapılsa…

Forsakencover


(görkem) #20

kendi türünde benzeri gelmedi…