Okuma Etkinliği - Kaigen'in Kılıcı

Biraz geçte olsa ilk iki bölüm ve 50 sayfayı okuyarak geldim dostlar, Rüzgar ve Hakikat büyün Temmuz’u çaldı :grinning_face_with_smiling_eyes: .

Sizin yorumlara pek bakmadım ama tahminimce benzerdir başlar için. Bana bir anime okuyormuşuz havası verdi. Küçük bir köy/kasaba, savaşçı klanlar/aileler, onlara özel teknikler ( Naruto sen misin? :grinning_face_with_smiling_eyes: ), element kullanımlarına göre ayrılan uluslar/ülkeler ( Avatar, çık oğlum dışarı :joy:) ile kitabın kurulumu başladı.

Oğlan Mamoru da tam Shounen. En güçlü olacak o da kesin :grinning_face_with_smiling_eyes: Ama annesi Misaki şu ana kadar ilgi çekici duruyor. Evimin/hanemin kadını durumundan çıkıp savaşçı kimliğine döndüğü kısımlarda kitap yardıracak sanırım. Bakalım, şimdilik fena değil.

Gerçi evrende televizyon var, bilgisayar benzeri bişi var. Diğer yanda bunlar köyünde Edo dönemi gibi takılıyor. Bakalım kurgu nasıl oturacak?

2 Beğeni

Haritadaki şu East/West niye çevrilmemiş anlamadım, görünce de korktum açıkçası editoryal bir faciaya mı başladık diye ama sonrasında metini okurken bir sıkıntıya denk gelmedim şimdilik. Var mı çeviri/editörlükte sıkıntılar?

Bizim bulunduğumuz yer de Takayubiymiş, onu da haritada çözene kadar baya sayfa geçti :sweat_smile: .

Şu Kaigen lisanına geçişte dialogların italik olması işine de şaşırdım bi, alışamadım önce. Sonra tarih dersinde hocanın geçişi olunca faydasını anladım, güzel taktik olmuş.

4 Beğeni

Evet iki harita var biri daha ölçeği küçük, diğeri büyük falan. Hiçbir işe yaradıklarını görmedim boşver. :smiley:

:smiling_face_with_tear: Üzümlü kekin Mamoru reis candır. Onun bir de ufak boyu var beş yaşında. Hiroşi. O da yaman oğlan bak.

4 Beğeni

Bi Orka çıkacak kesin. Bu kadın bana nerden tanıdık geliyor diyordum senin yorumu okuyunca hatırladım. Naruto benzerliği için hokage olacağım bir gün der diye bekledim hep.

Bu arada Mamoru Japonca korumak, savunmak demek anime replik bilgilerimizi tazeleyelim hemen :smiley:.

3 Beğeni

Bizim bildiğimiz Mamoru budur hatta :joy:

Aynen Orka gibi dellendirilip içindeki emekli savaşçının canlandırılacağı bir hikaye akışı bekliyorum şu an.

Evet ya, bakıp bakıp duruyordum saldım haritaları :grinning_face_with_smiling_eyes: .

3 Beğeni

Sekizinci bölüm, sf 168’e geldim.

Kwang aracılığıyla, dünyadan kopuk cahil oğlanımız Mamoru’nun yavaş yavaş global bilgileri edinmesi ve kabul etmesi biraz uzun sürüyor gibi. Aslında tüm dünyanın yalanlardan oluştuğunu anlamak zor tabi de, oturmuyor sanki evrene. Teknoloji var, ticaret var, uçaklar var, bilgisayarlar var… Bizim köy sıfır bilgi ama :grinning_face_with_smiling_eyes: Hadi teknolojik haberleşmeyi bi şekil kısıtladınız diyelim, hiç mi bir yerden tüccar/panayır falan gelmez mesela? Gelenekselcilik ile açıklayamadığım bir mallık var ortalıkta, hayırlısı bakalım.

Sf 80 civarları çatıdan düşüş, dağ yamacından kurtuluş, göl üstü yolculuk vs güzel kısımlardı.

Sonra Kotetsu köyü kısmında büyükannenin Matsuda ailesinin geçmişi ve Fısıldayan Kılıç’ın nasıl bulunduğunu anlattığı kısımları çok beğendim. Hem bu ailelerin tarihi bağını, hem Matsuda’ların olayını falan güzelce anlatıp bir lore oluşturmuş.

Bu bölümün ( 5. bölümdü sanırım ) sonunda yazarın obsidiyen Zilazen camından yapılma kılıcın evlerinin altında saklı olduğunu çıtlatması merak ettirdi beni. Kapak görselindeki kılıç bu hatta belli ki. Misaki’nin geçmişinden çok fena bir şeyler gelecek belli dedim.

Der demez de Misaki’nin gençliğine , Karytha’daki akademide okurken arkadaşlarıyla vigilante takıldığı yere geçtik hemen :grinning_face_with_smiling_eyes: . Şimdi bu kısımlar için sıkıntım var ama olumlu görüşümü söyleyeyim önce, okuması çok keyifliydi! Hopladık, zıpladık, kapıştık, yeni teknikler yeni karakterler tanıdık fln mükemmel. Ama yazarın acemiliğini hissettim hemen. Günümüzü anlatırken genç oğlanı okuyorduk zaten uzunca, şimdi geçmişe dönüp genç Misaki’yi uzun uzun okuyacağız demek ki. Bu da diğer taraftan vermek istediği olgunluğu çok kırıyor, kitap young adult a dönüyor.

Nitekim 7. bölümde Misaki’nin evlenip gelin ve anne olma değişimi, düşük sonrası travmaları, Matsuda ailesinin ona bakışı ve beklentileri vs vs hiç geçmedi bana. Tahminimce çoğu okura da geçmez, çünkü öncesinde bam güm erken aksiyonunu bastın Wang hanım kızım.

İşin özeti kitapta bir denge problemi var, muhtemelen sonuna kadar da böyle devam edecek. Mamoru ile okul hayatı okurken Misaki ile de aynısını görmememiz ya da çok kısa görmemiz lazımdı bence, ya da Misaki’nin yetişkin halinin ağırlığı daha düşük olmalıydı. Ya da kitap komple Misaki kitabı olup onun gününü/geçmişini okurken çok ufak ölçekte oğlunu da tanımalıydık ve ilerledikçe oğlunun rolü ufak ufak yükselmeliydi.

2 Beğeni

Neredeyse her tahminine RAFO diyorum. :wink:

3 Beğeni

Bölüm 22, sf 403e geldim.

Aslında öncesinde kalan kısımlardan eleştireceğim 2-3 yer daha vardı ama sf 220 lerden 340 lara kadar öyle bir sekans verdi ki, unuttum :joy: . Takeru ve Mamoru’nun antrenmanı, sonrasında Misaki’nin birebir ders vermesi ve geçimine ufak bağları falan güzel yerlerdi.

220 ler itibariyle başlayan Ranga saldırısı ile beraber kitabın niye bu kadar tuttuğunu anlamış olduk :grinning_face_with_smiling_eyes: . Köylerini koruyan elit savaşçıların sayıca üstün düşmana karşı ne yapacağının heyecanı başlarken Fonyaka’ların hortumu, Yukino Dai’nin buzdan okları, Takaşi’nin buzdan dikenleri (+ çift Fısıldayan Kılıç’ı), Matsudaların buzdan ejderhası, Ranga’ların siyah giysili elit askerlerinin yaptıkları falan derken full aksiyonlu savaş sahnelerine doyduk

Sonrasında savaşın yıkıcı etkinlerini teker teker çarpmaya başladı Wang, bu sırada en tasvirlerinde elini korkak alıştırmamış hem de öldürdüğü karakterlerde :smiling_face_with_tear: En şok edicisi tabi ki Mamoru oldu, RIP oğlum :smiling_face_with_tear: Ama klan liderinden, kılıç ustasına, yan komşunun ufaklığından, göz açıp kapayana kadar buharlaşan balıkçı köyüne her sahneyi cesurca yazıp karakterleri kıyması takdirimi aldı.

Karakter bazlı değinmedim bu kısımda çünkü her karakter rolünü fazlası ile yerine getiriyor. Özellikle Mamoru’nun savaşın başı ve sonu arasındaki gelişimi ilmik ilmik işlenen bir mükemmellikti. Misaki’nin kılıcını eline alıp yıllardır içinde bastırdığı savaştığı yeniden ortaya çıkardığı anlar da çok başarılı. Ama asıl başarısı sonrasında gelen kayıpların duygusal yükünün yansıtımı olmuş diyebilirim. Edo dönemi baskıcı Japon kültürünün bir köyünü fantastik bir evrende okutuyor bize her anlamıyla.

Misaki’nin geçmişine döndüğümüz bir chapter yine tüm akışı bozuyor :sweat_smile: Ama en azından ilk yorumumda tahmin ettiğim kadar çok ve uzun kullanmayacak gibi bunu. O nedenle kitabın benim adıma katlanılması gereken bir eksisi şimdilik. Robinmiş, Misakiyle aşkıymış, Misaki nasıl savaşçı olmuş açıkçası şu evrede hiç önemi kalmadı ve ilgi çekici değil :grinning_face_with_smiling_eyes: Kitabın sonuna doğru Robin’i önemli bir noktadan sokacak muhtemelen, yoksa bölümlerin anlamı da kalmayacak. Gerçi kitaptaki ana karakterin Misaki olduğu iyice kesinleştiğinden uzun vadeli başka bir şeylerin altyapısını da kuruyor olabilir ama standalone olduğundan çok mantıklı gelmiyor bana şimdilik.

Bugün ve yarın 100 er sayfa daha okuyup hafta sonu bitiririm diye düşünüyorum bir aksilik olmazsa.

3 Beğeni

Kitabı bitirdim. Puanım 4.5, aslında gayet beğendim ama şöyle bir sıkıntısı var. Beğendiğim yerleri var ki oraları çok beğendim, excellent :pinched_fingers: . Diğer yandan bazı yerleri var ki, hiç gerek yok… 600 sayfanın 200-300 sayfalık kısmı çok çok iyi yani, o da biraz total puanımı yükseltmiş olabilir :grinning_face_with_smiling_eyes: .

Önceki yorumumda bıraktığım 400 den sonrasına devam edersek savaşın yıkıcı etkilerini, kasabanın ve insanların toparlanmalarını görmeye devam ediyoruz. Ki bu kısımlar biraz fazla uzuyor sanki… Okul yapalım öğretmenler devlet babadan maaş alacak, belediye binasına memur koyarız maaşlar gelir falan :grinning_face_with_smiling_eyes: Hatta evin yanına restoran açacak Misaki vs ( dojo yu kuran ataların kemikler sızladı :joy: ) ne gerek var yani köyün/kasabanın yenilenmesine bu kadar sayfa okuduk. Sonra bir ara Chul-hee ve Kotetsuyla falan dini muhabbetlere girdiği bir bölüm var, ne kitaba katkısı var ne karakterlere yani ne gerek var Nagi Nami kim neye inanıyorsa inanmış zaten :joy: .

O arada bir düello sahnesi geliyor ki Misaki ve Takeru oy oy. Kapışmalarının güzelliği bir tarafa, yılların birikimi ile boşalan duygular şelale valla helal. M.L. Wang hanım kızımızın yaptığı en başarılı şey karakterlerin hissettiğini bize hissettirmek olmuş. Zaten kitabı da yukarı taşıyan bu başarısı.

Takeru’nun karakterine bu kadar derin gireceğini de hiç kestirememişim. Meğer adam bunca yıl bozulan tüm psikolojiyi dağ olup göz ardı ediyormuş :grinning_face_with_smiling_eyes: Bir kere hissetmeye tekrar kendini açınca insana döndü valla. Bu kadar gıcık kaptıktan sonra empati ile bağladı karaktere, yazara burdan bir şapka daha çıkardım :billed_cap:.

Misaki çiçeğim düelloda hem klanının son tekniğini de kavrayıp kanını kontrol ederek kendini güçlendirmeyi çözdü, hem içinde ne varsa döktü :grinning_face_with_smiling_eyes: . Savaşçı dediğin böyle psikoterapi alır ( Kaladin’in kulaklarını çınlatıyorum burada :joy: ) . Bunca yıl sonra gerçek kocasını tanıyıp sevmeye de başladı, mis.

Burada kitap bitse de olurdu ya sanki artık ( sf 488 ler sanırım ). 10-20 sf daha yazıp mutlu mesut bi sonla bitirse Standalone bir kitap olarak kabul ederdim ama 100 küsür daha var. Robin bu sefer gerçek zamanlı geliyor hikayeye, yanında şen şakrak bir ufaklığı da var. Bir yandan kasabanın rebuild i devam, diğer yandan dünyanın farklı yerlerinde olabilecek kötülüklere dair yeni kapılar açıyor da açıyor yazar. Ee nerde kaldı tekil kitaplık? Sen baya baya sonrasına bir sürü ( bir değil, dikkat çekiyorum ) bir sürü yol yapmışsın? Misaki’den, Robin’den, Karytha’daki okulun olduğu şehirden, hatta Hades’ten Elleen’in orda kalan kocasından falan bile bir sürü hikaye üretilir burdan. Kaigen/Yamma/Ranga ya falan girmedim bile.

İlginç bir durum yani, bunu detaylıca bir araştıracam birazdan. Kafama yatmadı, acaba seri gibi düşünüp devamını mı düşünemedi? Yoksa farklı şeyler mi yazdı? Araştıralım bakalım.

Son tahlilde coğrafya ve kültür olarak güzel, aksiyonlu sahnelerinde harika, duygusal anlatımında çok başarılı ama yaratım olarak zayıf ve temposu sorunlu bir kitaptı. Yazımı da akıcı ve güçlü olunca hızlı bitirdim. Ben memnunum ama beklentim daha da iyi bir kitap olması yönündeydi, youtuber lar bizi fazla gazlamış. Sanırım fantastik tür olarak tekil kitaplarda çok fakir olduğundan bir tane eli yüzü düzgün bulunca aşırı yüceltmişler. Ama kitabın sonu tekil gibi hissettirmiyor, orası da ayrı sıkıntı :grinning_face_with_smiling_eyes: Yine de üzerimizi sabunlu bırakmıyor, bundan sonra ne olacak merakı pek kalmadığı için tek başına okunabiliyor.

4 Beğeni

Elemental güçlere ayrılmış ülkeler temasıyla Avatar benzetmesi uygun, aynen. Ama bu zaten onların efsanelerinde ve kültürlerinde olan bir yapı olduğundan ( gerçi daha çok çinlilerde, tibetlilerde falan ) direk avatardan esinlenmesine gerek yok.

Ama Avatarın bir de 2. si vardı şimdi adını unuttum, baş karakter su büken kız avatardı. Onda uluslar ve teknoloji biraz daha gelişmişti, tüm ırkların yaşadığı ortak bir şehir falan vardı vs. Bu kitaptaki Livingston şehrindeki ortam ile benziyor uzaktan :grinning_face_with_smiling_eyes: . Muhtemelen bunları izleyip çok seven biri bizim yazar :grinning_face_with_smiling_eyes:

Misaki’nin klanının özel kan güçleri de Avatar serisindeki su bükücülerin kan bükmesi muhabbeti ile çok yakın.

Aynen büyüklere avatar güzel benzetme :grinning_face_with_smiling_eyes:. Kitabın animesi yapılsa çok sağlam olur hatta.

%35 ler gibi, sf 220 ler gibi bir savaş başlıyor, en hareketli yerler burada.

Hahah bende ayar oldum buna, sonra baktım 3.-5. kez geçiyor, saldım hiç umursamadım. Meğer kitabın sonunda ekler varmış. 1 Dinma 0.43 saniyeymiş :joy: Kitabı bitirdikten sonra görüp öğrendim, çok iyi oldu :joy:

Heh bunu araştırdım, yazmaya geldim hatta o ara tüm başlığı baştan sona okuyayım dedim :grinning_face_with_smiling_eyes:.

M.L. Wang ablamız Theonite isminde bir seri yazmış, seride iki kitabı var. Çıkış tarihleri 2016 ve 2017. Pek tutmamış. İlk kitabının ana karakterlerinden biri Daniel Thundyil ve babası da aktif bir karaktermiş. Bizim kitabın çıkışı 2019, yani bu serisine öncül bir hikaye yazmaya diye çıkmış aslında yola sonra ortaya başka bir şey çıkmış :grinning_face_with_smiling_eyes: Muhtemelen Robin’li sahnelerin bana bu kadar hikaye dışı gelmesi de bu nedenle. Asıl derdi bu bağı kurmakmış ama yazdıkça olay Misaki’nin hikayesine dönüşmüş gibi duruyor.

Devamının gelmeyecek olmasının nedeni de bu belli ki. Bu Theonite’ın ilk kitabı Planet Adyn’e birkaç sayfa baktım Kaigenle sıfır alaka bu arada :joy: Daniel ve Robin ortak öğesi hariç pek bir bağ göremedim. Ergen Daniel ve başka arkadaşlarının (joan diye bir kız var) macerası gibi duruyor. Japon kültürlü gibi değil de Heroes gibi bişi, özel güçleri olan normal dünya gibi.

Bu arada bir de novella yazmış Kaigen’in Kılıcı’nın dünyası Duma da geçen. Üşendim okumaya şu an ama okursam yazarım bakalım;

6 Beğeni

Yamma hava kuvvetlerinden bir bölüğün Takayubi’ye saldıran Ranga’lılara karşı destek seferini anlatan fena olmayan bir novella olmuş. İlk başta Kaigen’in Kılıcı’nda tanık olduğumuz savaşa destek zannettim ancak geçmişteki büyük savaştan bir hikayeymiş.

Mamoru ve Chul-Hee’nin dağda bulduğu uçağın oraya nasıl çakıldığını anlatan bir hikayeyi merak edenler okuyabilir, Yamma’lı tajakaların uçuş sırasındaki teknikleri ve haletiruhiyeleri pek benim beklediğimi vermedi ama sonuçta novella. Fazla bir derinliği yok doğal olarak. Okunmasına gerek olan bir hikaye değil ama kitabı çok sevenler boşlukta göz gezdirebilir.

3 Beğeni