Okuma Etkinliği - Ölühane Kapıları (Malazan #2) - Steven Erikson

On beşinci ve on altıncı bölüm bitti. Bazı önemli gördüğüm noktalar:

  1. Korbolo ile Reloe’nün güçleri birleşti. Komutayı da iyi bir taktisyen olan Dom aldı. Coltaine için işler iyi gitmiyor.

  2. Elan Mask bir usta suikastçının arkasından yaklaşabilecek kadar yetenekli. Kim ki bu adam?

  3. Nok tutuklanmış! Zaten öyle olmasa Coltaine’e yardım için çoktan yelken açmıştı. Keza Aren’de hiç Pençe yok, neden?

  4. Bult’un Aren’de olan biteni nokta atışı bilmesi çok iyiydi. Ayrıca Pormqual’ın karakterine dair yorumları da yine nokta atış.

  5. Köpekler Zinciri giderek daha umutsuzlaşıyor. Şifacılar tükeniyor, bağcılar tükeniyor, askerlerin umutları tükeniyor… :frowning:

  6. Çoban köpeğinin artık bir ismi var: Yamuk!

  7. Kovanların zararlı etkilerine dair bazı bilgiler gördük. Büyücüler o kadar güç çekmişler ki kendi bedenlerine zarar vermeye başlamışlar (Bunun ekstrem bir örneğini ilk kitapta Tattersail’da görmüştük aslında).

  8. Güç asla bedava gelmez!

  9. Kölelerin asker olmaları sahnesi çok etkileyiciydi. Öncesiyle, ve sonrasıyla.

  10. List’in gördüğü Jaghut hangisi?

  11. Lağımcıların Yüzbaşısı hangi cehennemde? :slight_smile:

  12. Toblakai de büyük bir gizem var. Öldürdüklerinin ruhlarının peşinden gitmesi ve onun da bunun farkında olması etkileyici idi. Keza Sha’ik de onun geleceğine bakmış ve dehşete düşmüş. Bakalım Toblakai hakkında başka neler öğreneceğiz.

  13. Leoman Felisin’i figüran olarak kullanmak istiyor olabilir mi?

  14. Şehri yok eden Icarium imiş! Daha önce şekildeğiştirenleri korkutmasıyla gücü hakkında fikir edindik ama bu bambaşka bir boyut. 94 bin yıl önce, bir öfke anında bütün bir şehri ve binlerce Imass’ı yok etmiş. Yine de o öfke anında kendi cihazını tanıyabilmiş ve ona dokunmamış. Bunu Jaghutlar bile başaramaz! Icarium tam olarak ne ve/veya kim?

  15. K’chain Che’mall’ı bir kez daha duyduk ama görünüşe göre nesilleri tükenmiş.

  16. Fiddler’ın olayı hemen anlayıp Mappo’ya yardıma gitmesi Fiddler’ın karakteri hakkında önemli bir foreshadowing. Keza öncesinde Mappo’nun Fiddler için “bu muhteşem bir asker” demesi de.

  17. İsimsizler! Önceden bir Tanrıya bağlıyken şimdi farklı bir Tanrıya bağlılar. Bu yeni Tanrı kim olabilir ki?

  18. Azath hakkında yine önemli bilgiler geldi ama bunlar biraz tekrar gibi oldu. Kötücül gücü kontrol etme mekanizmaları olduklarını zaten biliyorduk.

  19. Mappo’nun su seviyesinin yükselmesini söylemesi ilginç bir detay? Acaba neden yükseliyor?

  20. Parçalanmış kovan nedir ve Icarium’la bağı nedir? Icarium bu kovanda mı doğmuş yoksa onu parçalayan Icarium mu? Parçalanmış olduğuna göre başka parçaları var mı? Bu parçalar korku ve kaos saçıyor mu? Kovanın “acıya” sahip olması ne demek, kovanların duyguları var mı?

  21. Gesler, Stormy ve Truth geri geldi! Zaten kim öldüklerine inandı ki? :slight_smile: Bu arada derileri tıpkı rahmetli Baudin gibi “tavlanmış”.

  22. Duiker’ın aidiyet hissi! Kaçma önerisini düşünmeden reddetti aslanım.

  23. Coltaine, Wickanlar için de gizemliymiş…

  24. Gesler ve Stormy önceleri daha yüksek rütbeye sahipmiş ve İmparator’un birliklerindenmiş

  25. Gesler, Stormy ve Truth neredeyse ermiş mi? Ve Coltaine, neredeyse Ermiş birinin mi burnunu kanattı? Neler oluyor?

  26. Leoman’ın bahsettiği Sha’ik’in üçüncü muhafızı sanırım Apt olsa gerek.

  27. Pust mükemmel bir karakter ya, her sahnesinde gülüyorum. :slight_smile:

  28. Apsalar’ın içinde 3 farklı kişinin anıları varmış: Kendisi, balmumu cadısı ve Kotilyon

  29. Apsalar ile Icarium ve Icarium ile Mappo arasındaki konuşmalar çok hüzünlüydü. Mappo sen ne kral adamsın öyle. Ya Icarium, “yaptıklarım için adil bir ceza”. Tek kelimeyle muhteşem.

  30. Crokus artık biraz kendini göstermeye başladı. Onun da bir zamanlar bir Tanrının etkisinde olduğunu unutmayalım.

  31. Icarium Azath evini yok edebilir mi? Ederse ne olur?

  32. Erikson askeri konularda ya dahi ya da ben hiç bilmediğim için bana dahi gibi geliyor. :slight_smile:

  33. Kana susamışlığı ile bilinen Dom’un mültecileri rahat rahat geçireceğini kim düşündü ki?

  34. Sormo’yu kaybettik (RIP). Etrafta kargalar olmadığı için ruhunu almak için bu sefer yüzbinlerce kelebek geldi

  35. Kim durdurdu ya Duiker’ı. :frowning:

6 Beğeni

Etkinliğe istediğim derecede aktif katılamıyorum, affedin. Sayfa 200 civarlarındayım ve aslında bu bölümlerdeki olaylar oldukça ilgi çekici olsa da biraz tıkandım. Sanırım aynı şeyi 1-2 defa başka okurlar da yazmıştı. :slight_smile:

Bir de çok geriden geldiğim için her şey zaten konuşulmuş ve cevaplanmış vaziyette.

Bir de itirafta bulunacak olursam eğer, ben ilk kitabı daha çok beğenmiştim nedense. :slight_smile:

1 Beğeni

Merakıma yenik düşüp açtım. Aydınlandım bayağı. :slightly_smiling_face:

1 Beğeni

Est. Önemli olan keyif almak. Hem daha süremiz çok. :slight_smile:

Seri belirli bir “set of mind” istiyor açıkçası. Çok ara verince veya akılda başka şeyler olunca tat almama ihtimali artıyor. Investment’ı (ya da commitment’ı), dolayısıyla da payoff’u yüksek bir seri.

Bunu dünyada söyleyen tek kişi sen olabilirsin. :smiley:

2 Beğeni

Gerçekten de okuması zor bir kitap, bunu kabul etmeyen yoktur sanırım. Özellikle dili bana çok ağır geliyor. Size sorayım, acaba orijinal dilde de mi ağır bir kitap yoksa (bu konuda tekrar tartışmalara sebebiyet vermek istemem ama) çeviri ya da editörlükten kaynaklı bir durum mu?

Yoksa dili ağır değil de sadece bana mı öyle geliyor ki? :thinking: Bilemedim.

Cidden mi? Aslında bakıldığında evet, ikinci kitap çok çok daha iyi ama ben ilkiyle farklı bir bağ kurmuşum sanırım. :grimacing:

2 Beğeni

Okuyabilen herkesin İngilizce okumasını tercih ederim. Çeviriyi beğenmedim çünkü.

Ben mesela ilk kitapta Türkçe başladım ama sonra rahatsız olup İngilizce’ye geçtim. İngilizcesi de senin zorlanacağın bir kitap hiç değil. Belki bir veya iki bölüm Türkçe - İngilizce okuyarak da karar verebilirsin. Ama bana kalırsa İngilizceden devam etmeni tavsiye ederim.

2 Beğeni
  1. Bölüm ve son 80 sayfam kaldı. Bu kitap bir harika…
2 Beğeni

Benim İngilizcesi çok iyi olan doktor arkadaşlarım İngilizce kitap okumuyorlar. Beyin ilk başta anadili düşündüğü için bir İngiliz gibi keyif alarak okuyamıyorsun onların anadilinde yazıldığı için İngilizler için bir sorun yok fakat Türkçeden sonra öğrendiğin diller için problem oluyor diyor hemen hemen hepsi. Ben de Gardens of the Moon’u İngilizce olarak okudum fakat gram keyif alamadım.

Arada bir bilmediğin kelime çıkıyor sen o neymiş diye bakarken yakaladığın tempo kaçıyor. En azından ben ve arkadaşlarım için bu durum böyle. Onun için ben Türkçeden devam edeceğim.

3 Beğeni

Seriyi toplamaya Türkçe başladım ya, artık İngilizceye geçmem sanırım. Zaten Amazon’da baktım da kitaplar 200-500tl bandında. :unamused: Ama boş bir zamanımda dilleri karşılaştırmak isterim.

@Artorias Aslında yabancı dilde kitap okurken kafada anadil bölümünü komple kapatmak lazım. Yani İngilizce düşünüp İngilizce okuyunca zevk alabilirsin ancak. Bir kelime sürekli tekrarlıyor ve anlamanı engelliyorsa sözlüğe bakmak lazım illa ki ama her sözcüğe bakarak okumaktan zevk almak mümkün değil. Buna örnek olarak Türkçe’yi de verebilirim, Türkçe’de de anlamını bilmediğim kelimeler çıkıyor ama bağlama göre anlatılanı anlıyorsun öyle ya da böyle.

3 Beğeni

Çeviri iyiyse sorun yok elbette. Ama ikisini de incelemiş birisi olarak Erikson’ın poetik dilinin büyük oranda azaldığını düşünüyorum. Niye daha ağzıyla yetineyim ki? Tabii ki kişisel tercihler de önemli. Ben İngilizce okurken Türkçe aklıma bile gelmiyor.

O iş kolay. Sen yine Türkçe toplamaya devam et, İngilizcesini ben hallederim. :slight_smile:

2 Beğeni

İki yapalım şunu. :sweat_smile:

3 Beğeni

Niye şaşırmadım acaba. :slight_smile:

2 Beğeni

İkinci kitap da harika olmadığından değil tabii ki. :slight_smile: Dediğim gibi ilk kitapta özellikle Darujhistan’ı çok beğenmiştim. İster istemez arıyor insan. Neyse ki oradan kalma karakterler var.

Burada da Chain of Dogs var. :slight_smile:

Neyse, daha kitap bitmedi. Bitirince tekrar değerlendirme yaparız. :slight_smile:

2 Beğeni

On yedinci bölüm özeti (Tor’dan alıntıdır).

Özet

SAHNE 1

İki korsan gemisi Kalam’ın gemisini takip etmektedir. Kalam, ona bir şeyler söylemeye çalıştığını düşünse de kaptanın söylediklerini anlayamamaktadır. Kalam, birinin zihnine cazibe/büyü yerleştirebilen bir kovanı duyduğunu düşünür. Gemide zaman garip bir şekilde ilerlemektedir. Elan, hazinedarı bir hırsıza yardım etmekle suçlar. Depodaki sandıklarda İmparatorluk’un değil, Pormqual’ın mührü vardır. Elan Kalam’ı sohbete zorlar ama Kalam reddeder. Hem fırtınaya hazırlanan hem de fırtınayı korsanlara saldırı amacıyla kullanmak isteyen mürettebatın yanına güverteye çıkar. Kalam bahriyeli yüzbaşıyı bulur ve onların kaptana mı yoksa hazinedara mı sadık olduklarını sorar. Önce yanıt vermek istemez ama Kalam Köprüyakan kimliğini açıkladığı zaman, işler kötüleştiği zaman kaptanın yanında yer alacaklarını açıklar. Kalam, hazinedarın muhafızlarını ona bırakmalarını söyler. Bahriyelilerden birisi Dujek’in kaçak ilan edilmesine asla inanmadığını söyler, Kalam da haklı olabileceğini düşünür. Çultıkaç bir korsan gemisine çarpar ve dövüş başlar. Kalam ikinci kaptanı boğazı kesik ve kaptanı da ölümün eşiğinde (kaptan muhafızlardan birisini öldürmüştür) bulur. Elan kaptanı taşırken Kalam’a yardım eder. Aynı zamanda hazinedarın, gemilerinden birisi batmış olan korsanlarla iş birliği yaptığı konusunda hemfikirlerdir. İkili birlikte çalışmaya karar verir.

SAHNE 2

Hazinedar kaptanın yokluğunda komutayı devir almıştır ve teslim olmayı planlamaktadır. Kalam bahriyeliler ve mürettebatı hazırlar. Elan diğer muhafızı öldürür. Hazinedarın sırtına bıçak dayar ve korsanları yemler. Dövüş başlar ancak bir enkar’al ortaya çıkar ve bahriyelileri öldürmeye başlar. Elan büyücüyle ilgilenirken Kalam enkar’al’a ölümcül yaralar verir, kalan işi bahriyeliler halleder. Kalam, Elan ve bahriyeliler dövüşü kazanır.

SAHNE 3

Hazinedara birkaç sikke çuvalı bağlayıp onu denize atarlar.

SAHNE 4

Felisin Sha’ik’in kıyafetleri giyer. Leoman Felisin’in bazı güçler edindiğini kabul etse de hala onun Sha’ik olduğuna tam olarak güvenmemekte ve ritüeli gerçekleştirmesini istemektedir. Felisin’i Baş Büyücülerin problem çıkaracağı konusunda uyarır, Felisin de bildiğini söyler.

SAHNE 5

Kaptan yaralarından fazla etkilenmiş gibidir, cümleleri doğru düzgün kuramamaktadır. Kalam yine kaptanın ona bir şeyler anlatmaya çalıştığını hisseder. Gemide bir şifacı olmasına rağmen yaralı birçok bahriyeli ölmüştür. Alize rüzgarları sayesinde hareket ettiklerini düşünürler ama kaptan Kalam’a bu bölgede bu rüzgarların olmadığını söyler. Kalam tekrardan cazibe kovanını düşünür.

SAHNE 6

Yedi Şehir’e doğru giden Tavore’un filosunu görürler. Elan Kalam’a iki arada kalırsa askerler ile birlikte olmak isteyip istemediğini sorar. Elan Kalam’a birlikte çalışmayı teklif eder ve önceki partnerlerini sayar. Kalam, şimdi yalnız olduğumu düşündürten nedir diye sorunca, Elan gerginleşir.

5 Beğeni

On sekizinci bölüm özeti (Tor’dan alıntıdır).

Özet

SCENE 1

Fiddler’ın grubu bir girişi koruyor gibi görünen dört İsimsiz cesediyle karşılaşır. Ellerindeki asalara bakan Icarium, bunları daha önce rüyasında gördüğünü söyler ve sonra anlatır: Tamamen yok edilmiş bir Trell kasabasına gelmiştir. Dev kargalar cesetlerden beslenmektedir. Bir İsimsiz yaklaşır ve asasından hala yayılmakta olan güçten anladığı üzere kasabayı yok eden bu İsimsizdir. Icarium’a tek başına yolculuk yapmaması gerektiğini söyler. Sözleri, sayısız eski yoldaşının korkunç anılarını hatırlatır. Bunların bir kısmı tek bir kısmı büyük gruplar halinde olsa da hepsi ihanet etmiş ve hiçbirisi Icarium’u yapmakta olduğu şeyde engellemeyi başaramamıştır (bazılarını kendisi mi öldürdü diye merak etmektedir). İsimsiz’in asası parlar ve Icarium kendisini tek başına, acıları ve anılarından arınmış olarak bulur. Sonra da rüyasından uyanır. Mappo bunun imkansız olduğunu, onun rüyalarını lekelediğini söyler. Mappo cesetlerin İsimsiz olduğunu söyleyince Icarium’un bakışları sertleşir. Apsalar, kültün tamamen yok olmuş olması gerektiğini söyler. Pust, İsimsizlerin kendilerini Azath’ların hizmetkarı olarak gördüğünü, Kellanved ve Dansçı’nın Kıskaçlarının onları İmparatorluktan temizlediğini söyler. Tam Pust Ölühane hakkında konuşmak üzereyken Apsalar araya girer ve daha fazla konuşmasını engeller. Icarium Apsalar’ın mı yoksa Kotilyon’un mu konuştuğunu merak eder. Apsalar, sanki kendi özüne sahip değilmiş gibi herkesin kim olduğunu merak etmesinden usanmıştır. Eskiden olduğu şeyin kölesi olmadığını, bilgisi ve tecrübesiyle ne yapacağına kendisinin karar vereceğini söyler. Icarium özür diler ve Mappo’ya İsimsizler hakkında ne bildiğini sorar. Mappo onların İlk İmparatorluk zamanından olduklarını, Icarium’un muhafızlarını onların tuttuklarını ama amaçlarını bilmediğini söyler (Rellock suçluluk duygusundan dolayı olduğunu düşünür).

SCENE 2

Fiddler birçok iblis, ermiş ve benzeri şeylerin uzuvlarının Tremorlor’un köklerine yakalanmış olduğunu görür. Labirentte dolaşırlarken etraflarında devam eden savaşların seslerini duyabilmektedirler. Azath’ın köklerinin bazıları da kırılmaktadır. Fiddler Blind’ın (Tazı) Icarium’un çok yakınında kaldığına dikkat eder. Ona göre Gölgetaht Azath’la anlaşma yapmıştır ve bu anlaşmaya göre Azath Tazıları almayacak, bunun karşılığında da Tazılar Azath’ın Icarium’u almasına yardım edecektir. Messremb birden saldırır. Ama Messremb gruba değil, gruba saldıran bir enkar’al Tektutan’a saldırmıştır. Mappo Tektutan’ı öldürür ancak Rood Messremb’e saldırır ve onu labirente doğru iter ve Messremb yeşil renkli bir kol tarafından tutulur. Rood Messremb’in patilerinden birisini koparır. Ona yardıma gitmek isteyen Mappo’yu Icarium engeller. Icarium Messremb’in ölümüne çok üzülen Mappo’yu, Azath’ın Messremb’i alamadığını, yeşil kol tarafından öldürüldüğünü söyleyerek teselli eder.

SCENE 3

Fiddler bu işten kurtulmalarının hiçbir yolu olmadığını, etrafta binlerce şekildeğiştiren olduğunu, sadece en güçlünün sonuna kadar yaşayabileceğini düşünür. Shan vücudunda çokça yara ile gelir. Icarium, Gryllen’in geldiğini hisseder ve bu sefer Mappo onu engellemeye çalışır. Fiddler döner ve Gryllen’in bir duvar gibi yaklaştığını görür.

SCENE 4

Felisin’in grubu Sha’ik’in vaha kampının girişindeki genç bir kız tarafından durdurulur. Kız yetimdir ve bu yüzden de isimsizdir (isim ritüelinde onun için kimse konuşmamıştır). Eğer kendisi için savaşıp öleceklerse, tüm yetimlerin isimlerini hak ettiklerini ve kendisinin onlar için konuşacağını söyler. Heboric, kadim şehrin istilacılar tarafından yok edildiğini söyler. Leoman, dünyanın gördüğü en iyi atlılardan kırk bin kişi olduğunu söyler. Heboric bunun önemli olmadığını, Malazan İmparatorluğu’nun her zaman adapte olduğunu ve daha önce at merkezli kültürleri (Wickanlr gibi) yendiklerini söyler. Leoman nasıl başardıklarını sorar ancak Heboric askeri tarihçi olmadığını, Duiker’ı okuması gerektiğini söyler. Leoman zaten okumuştur ve Malazan taktiklerini ezberden sayar.

Felisin sebebiyle etraflarında kalabalık bir topluluk oluşmaya başlar. Leoman’ın itirazlarına rağmen Felisin kalabalığa seslenmeye karar verir. Felisin Tanrıçanın kendisiyle anlaşma yapmak için ne kadar uysal olduğunu düşünür: Felisin’e güç verecektir ancak onun Felisin olarak kalmasına izin verecektir (görünüşe göre eninde sonunda Felisin teslim olacaktır). Felisin kalabalığa Aren hariç diğer tüm şehirlerin özgürleştirildiğini, Laseen’in Muavini tarafından kumanda edilen bir intikam ordusu gönderdiğini söyler. Konuşurken, kalabalık gibi diz çökmeyen üç Baş Büyücü’nün düşüncelerini okur. Bidithal ilk Sha’ik’i çocukken bulmuş, onu korkunç bir şekilde kullanmış ve başka hiçbir zevk hissetmemesi için onu “kırmıştır”. Bidithal’e Abyss’te bir yer ayırdığını ancak şimdilik kendisine hizmet edeceğini söyler ve ona diz çöktürür. Febryl onu üç kere zehirlemeye çalışmış ve yıllar önce Dassem Ultor’dan kaçarak Yedi Şehir’e ihanet etmiştir ancak onu kendisine karşı olanları tespit etmek amacıyla yem olarak kullanacağından dolayı ona da diz çöktürür. L’oric Sha’ik/Felisin için tam bir gizemdir ve onun delemediği büyüsel bir zırha sahiptir. Pragmatiktir ve her yaptığı işi ve verdiği her kararı değerlendirmektedir. Kendiliğinden tek dizi üzerine çöker (yarım bir ödündür bu) ve Felisin pragmatik oluşuna atfen gülümser. Kalabalığa seslenerek sefere çıkacaklarını söyler ve kafasının üstünde toz ve kumdan oluşan bir hortum oluşturur. Bu da Sha’ik’in ordusunun sancağıdır.

SCENE 5

Fiddler’ın grubu on binlerce fareye dönüşen Gryllen’den kaçar ancak kapana kısılmışlardır. Icarium Mappo’yu yere iter ve kılıcını çeker. Gök yüzü kırmızılaşır ve bir vorteks oluşturur. Shan Icarium’a saldırır ancak sanki bir sinekmiş gibi kenara fırlatılır. Fiddler son küfürgecini almak için patlayıcı çantasına ulaşır ve fırlatır ancak bunun Tano Ruhyolcusu’nun (Kimloc) hediye etmiş olduğu deniz kabuğu olduu anlaşılır. Kırılan deniz kabuğundan bir müzik yayılmaya başlar. Yok olmaya başlayan Gryllen müziğe daha fazla güç vermektedir ve bu yüzden kaçmaya çalışmaktadır. Herkes yere yatmıştır, Tazılar sinmiştir, Icarium ise Mappo tarafından bayıltılmıştır. Geçmişin enkazını taşıyan bir su dalgası gelir. Dalga onları sarar ve sonra kaybolur, müzik de artık sona ermiştir. Fiddler, Tazıların Icarium’u sarmaladığını ve Mappo’nun da Icarium’u korumak için Icarium’um başında dikildiğini görür. Fiddler Pust’a onları geri çekmelerini söyler ancak Pust anlaşmanın bu olduğunu söyler. Fiddler Pust’a çantasını gösterir ve eğer Tazıları geri çekmezse küfürgeçini Tazılara atarak onları öldüreceğini söyler. Pust Apsalar’a bakar ama Apsalar Fiddler ile aynı fikirdedir. Evi görürler ve Mappo Icarium’u kaldırıp taşıyarak eve doğru yola koyulurlar.

5 Beğeni
  1. bölüm beni mahvetti :frowning:

Nedense yolculuğun en başından beri Coltaine’nin ölüme gittiğini hissediyordum ama yine de çok yıkıcı bir son oldu.

Coltaine ve Wickan’lar bana Amerikan yerlilerini -kızılderili- hatırlattı, yazar onlardan esinlenmiş diye düşünüyorum. Fan artlarda da genelde bu şekilde yorumlanmış.

Diğer her şeyi kırpsak, Coltaine’nin Köpekler Zinciri yürüyüşü başlı başına bir kitap olur. Yazarın Duiker’ı imparatorluk tarihçisi olarak hikayenin göbeğine yerleştirmesi ve olayları genellikle onun bakış açısından anlatması çok yerinde bir karar olmuş.

3 Beğeni

O bölümü okuduysan hocam, Malazan spoiler konusuna yazdığım son mesaja bakabilirsin artık. Erikson’ın dehasına dair harika bir örnek.

3 Beğeni

Spoiler’lı Tartışma başlığına hiç girmiyorum spoiler yerim diye :slight_smile:

Bu arada bu kapağı çok sevdim. Coltaine ve Köpekler Zincirini, çölde koşturmaca, hortum, kıyamet… Benim hikayemi bu anlatıyor.

5 Beğeni

On yedinci ve on sekizinci bölüm bitti. Bazı önemli gördüğüm noktalar:

  1. Şüpheli kaptan kim? Kalam’a hangi mesajı ulaştırmak istiyor da kalın kafalı Kalam bunu anlamıyor?

  2. Çultıkaç’ta zaman neden farklı ilerliyor?

  3. Elan, neredeyse Kalam kadar yetenekli. Büyücüyü haklıyor ve sonrasında korsanlar Kalam kadar efektif şekilde öldürebiliyor. Kim bu adam?

  4. Kalam’ın kim olduğunu bilen “gazi” bahriyeli kim?

  5. İsimsizler Azath’ların hizmetkarlarıymış (Acaba Azath’ların bundan haberi var mı?)

  6. İsimsizler Rellock’un düşündüğü gibi suçluluk yüzünden mi Icarium’a muhafızlar atıyor? Eğer öyle ise, bu suçluluğun sebebi nedir?

  7. Icarium’un rüyaları gerçek mi değiştirilmiş mi? Mappo’ya göre kasabasını Icarium yok etmişti ama Icarium’un rüyasına göre İsimsizler. Kime inanacağız?

  8. Messremb. :frowning: Ölümüne üzülmek yerine gerçekten acı hissediyoruz, Mappo’nun acısını paylaşıyoruz. Bu kadar az gördüğümüz bir karakterin ölümü bile çok etkileyebiliyor bizi. Müthiş, tek kelimeyle müthiş bir yazarlık yeteneği.

  9. Leoman gösterdiğinden daha fazlasıymış anlaşılan. Kandırmacının Efendisi için gayet normal gerçi.

  10. Felisin ile Tanrıça anlaşma halinde. Bunun hintlerini daha önce okumuştuk gerçi.

  11. Felisin’in üç Baş Büyücüyü diz çöktürdüğü sahne bence kitaptaki en iyi bölümlerden.

  12. Icarium kılıcını çekince gök yüzü değişiyor, vorteks oluşuyor… Tazıyı sinek gibi bir kenara fırlatıyor… Yıkıcı bir güç!

  13. Gölgetaht, Azath ile anlaşma yapmış. Peki bu nasıl mümkün?

  14. Fiddler! Mappo’ya destek olmakla kalmıyor, Icarium’u korumak için gerekirse kendi hayatını koyuyor.

4 Beğeni