Rıhtım İtiraf Köşesi


(Mert) #1

Herkese merhaba arkadaşlar! Forumda yeniyim ve bir iki gündür dolaşıp yavaş yavaş keşfediyorum buraları, öncelikle çok hoşuma gittiğini söylemem gerekiyor. Alt kültür alanında ne zamandır arayıp da bulamadığım platforma kavuştum nihayet. Şimdilik konuları inceleyerek açlığımı gidermeye çalışıyorum.

Yalnız dikkatimi çeken bir şey oldu, dolu dolu olan bu forumda bir İtiraf Köşesi bulunmuyor?! Rıhtım okurlarının da bazı itirafları olabilir diye tahmin ederek bu başlığı açmak istedim.

Hayırlı olması ümidiyle! :krs:


(Can) #2

Üniversiteler itiraf ediyor köşelerine dönmez umarım. Çok da şey yapmamak lazım rahat olmak lazım falan filan ama itiraf edeyim korkmuyor da değilim. Forumun yelkenlerini dolduran edebiyat rüzgarı yerini başka bir şeylere bırakmaz umarım.


(Zilan Damla Polat) #3

Bir şey soracağım. Ama ne kadar mantıklı olur bilmiyorum. İtirafın hayırlısı olur mu ya? Yani olur mu?


(Hüseyin gök) #4

Neyi itiraf edecegiz yaw. Dün okudugum kitabın bir sayfası hoşuma gitmedi atlayarak okudum​:joy::joy::joy::grin: itiraf ediyorum :roll_eyes::roll_eyes::roll_eyes::grin:


(Hakan Tunç) #5

Oov, öyle demeyin. Edebiyatseverler olarak bizlerin de söyleyeceği 3-5 bir şey vardır eminim.

Neler yazılacak merak ediyorum :bender:


(Lecter) #6

itiraf ediyor ki itiraf edemiyorum :disappointed_relieved:


#8

Pek iyi bir dinleyici değilim. Çok konuşan ya da ilgim olmayan konuda konuşan kişiyi bir süre sonra dinleyemiyorum, dinliyormuş gibi yapıyorum. Ama bir arkadaşımın sözü üzerine eskisi kadar dikkatliymiş gibi yapmıyorum.

Bir gün dersteyken arkadaşım “şurayı anlamadım, hoca ne demişti,” dedi. “Dinlemedim ki, hiç dinlemem,” dedim. Tepkisi aynen şu oldu: “Ya ben yıllardır senin iyi ders dinlediğini sanıyordum. O kadar dikkatini veriyorsun ki nasıl kanmışım bunca zaman?” :sweat_smile: :sweat_smile:
Not: Aslında ben de durumun farkında değildim. :slight_smile:


#9

Uzun zamandır hayatımı sadece kendimi geliştirecek, ileride işime yarayacak aktivitelerle doldurmaya çalıştığımdan dolayı sadece zevk alıp eğlenmeyi unutmaya başladım. Artık arkadaşlarımla dışarı çıkarken bile bu ne işime yarayacak demeye başladım. Okuyacağım kitapları da bu görüşle seçtiğimden dolayı kitaplığım felsefe, bilim ve psikoloji kitaplarıyla dolmaya başladı. Eskiden okuduğum Sarah Jio kitaplarına özlemle bakmaya başladım. Doğru bir şey mi yapıyorum bilmiyorum ama bu gidişten hoşlanmıyorum. Bir kitabı okurken “ee bu bana ne kattı şimdi?” deyip durmaktan bıktığımı itiraf ediyorum.


#10

Arkadaşlarıma gülerek hakaret ettiğimde (evet sinir bozucu şeyler söylüyorum, hatta bayağı aşırıya da kaçıyorum) o kadar aşırı oldukları için gerçek değil diye gülüp eğleniyoruz. Özel olarak bu hâlimi sevenler de var ama çoğu zaman dediklerimde ciddi oluyorum.


#11

Ben küçükken hatırlıyorum da ablam bana seni evlatlık aldık der dururdu. Neden böyle dediğini anlamadım hiç ama haliyle ağlardım. Küçücük çocuğa böyle denir mi hiç? Gerçi o da çocuk o zamanlar ahaha :smiley:


#12

İlkokul birinci sınıfa giderken birgün sınıf öğretmenim değil bir başkası girdi derse. Matematik anlattı, sonra tahtaya soru yazıp beni kaldırdı. Yapamadım, o da vurmuştu bana. Herkesin içinde bunu yaptığı için sinirden ağlamıştım. O zamandan sonra da hiç tahtaya, sınıfın karşısına çıkarılmaktan hoşlanmadım. Zoruma giden bir diğer nokta daha o yaşta kendi görevimi kendim yapmaya çalışan, kimseden yardım almayan biri olarak tembel yerine konmamdı. Bir anda benden nasıl bir gelişim beklemiş o öğretmen de anlayamıyorum hâlâ doğrusu.
Şu an bile hazıra konan, bu sayede başarılı gibi görünen ve gerçek emek harcamayan öğrencilere, insanlara gıcık oluyorum. Sürece, faydaya değil sonuca önem verdikçe daha bu durum çok devam eder.


#13

Hangi küçük kardeşin başına gelmedi ki… :cry:


#14

Bunu yapanın nasıl öğretmen olabildiğine şaşıyorum. Okurken gerçekten sinirlendim, ama maalesef, böyle insanlar var. Buna benzer bir iki öğretmenim olmuştu. Kendilerine öğretmen diyen ama öğretmekten, karşıdakine güzel şeyler vermekten aciz niteliksiz kimselerdi ve asla güzel hatırlanmayacaklar, eminim …:smiley:


#15

Bu yazıyı tüm Rıhtım üyelerine, onlara Kayıp Rıhtımın anlamlı yolu ve bu sıralar izlenen yol hakkında düşüncelerimi itiraf etmek için yazıyorum. Eski forumdan beri Kayıp rıhtıma neredeyse her gün girip buradan olabildiğince faydalanmaya çalışıyorum. Son zamanlara kadar Rıhtım benim için gerçekten de edebiyata açılan bir liman gibiydi. Aslında hala bilgilendiren, düşündüren, etkileyen ve hissettiren yazılara denk geliyorum. Fakat son zamanlarda Rıhtım ve bizler kendi çizgimizden, asıl anlamımızdan uzaklaşmışız gibi hissediyorum. Bunun sebepleri hakkındaki görüşlerim belki sizlere de haklı gelecek, belki gelmeyecek; ben belirtmek istedim.
Hepimizin samimi hissettiği bir ortam oluşturmanın rıhtım için çok önemli olduğunun farkındayım fakat bunun için ciddiyetten ödün verilmemesi gerektiğini düşünüyorum.
Beni bilmediğim kitaplarla tanıştıran, aklımda hiç olmayan kitapları bile okutan bazı konu başlıkları bir süredir sırf yanındaki mavi bildirim işaretlerini görmeyi sevmediğim için girmeye başladığım konular halini aldı. Yeni çıkan birkaç kitabın fiyatının, kargoya verilip verilmediğinin tartışıldığı mesajlarla doldu. Yani gerçekten rıhtımın bazı kısımları beklediklerimi ve alıştıklarımı vermemeye başladı. Ülkenin ekonomik gidişatı bile tartışılıyor bu değerli konu başlıkları altında. Önemli başlıklar altında uzayıp giden ve kendileri hariç kimseyi ilgilendirmeyen ikili diyaloglar, zamlar ve diğer edebiyat dışı konular özel mesajlarla da konuşabileceğimiz konular.
Bunun dışında bazı seri kitaplarının yeni haberlerinin sürekli farklı bir başlık açılarak sunulmasını fazla dağınık buluyorum ve konuyla ilgisi olmayanlara rahatsızlık verdiğini düşünüyorum. Zaman çarkı gibi bir serinin düzgün ve tek bir başlık altında konuşulduğu gibi diğer fantastik edebiyat serilerinin de tek bir başlık altında konuşulması gerektiğini düşünüyorum. Bu seriler hakkında yeni haberler de bu tek başlık altında paylaşılsa daha toplu ve kullanışlı olabilir.
Kayıp rıhtım gibi değerleri yüksek bir topluluğun sosyal medya siteleri gibi sayısal veriler (beğeni, konu, mesaj sayısı vb.) amaçlanarak yürümemesini istiyorum.
Yazdıklarımı ciddiye alıp kendimizden başlayarak tüm rıhtımı yeniden sade ve daha değerli bir forum haline getirmek için çalışabiliriz veya yazdıklarıma katılmayıp forumu bu şekilde kullanmaya devam edebilirsiniz. Ben çok sevdiğim ve değer verdiğim forumun elimden kayıp gitmesini önlemek için hiç olmazsa bu yazıyı yazma gereği duydum. Buna kayıtsız kalmak istemedim. Eskiden çok sevdiğim ve yazılarını ilgiyle takip ettiğim birçok isim artık forumda bulunmuyor ne yazık ki. Ama bu, eski kayıp rıhtım ruhunun kaybolması gerektiği anlamına gelmiyor. Belki sizlere hiç olmayan konulardan bahsediyormuşum gibi gelebilir fakat beni anlayanların olacağından eminim. Okuduğunuz için teşekkür ederim.


#16

Birkaç hafta önce felsefe forumu bulmuştum. Tartışabileceğim insanlar olur diye hevesle kaydoldum ve ilk mesajlarımı atmaya başladım. Her şey güzel başladı. Ciddi insanlar, ciddi mesajlar, bilgi, düşünce… Sonra felsefeyle alakasız magazin mesajlarına tepki gösterdim ve mesajım silindi. Felsefe forumunda düşüncemi ifade edemeyeceksem neden durayım ki? Bu forumu ne kadar eleştirsem de, sayısız kez bu son girişimdi demiş olsam da dönüp dolaşıp yine geliyorum buraya. Tilkinin dönüp dolaşıp gideceği yer kürkçü dükkanı oluyor. Bu foruma çok alıştım sanırım, seviyorum.


#17

İnternetten fazla medet ummamak lazım. Hiçbir siteye bağlanma hiçbir foruma güvenme. Fun or run :+1:


#18

Bağlanmıyorum :slight_smile: Sevdiğim ortamlardan rahatça ayrılabiliyorum, birçok kez ayrıldım da. Birçok alternatifim var bu konuda. Sadece bu forumu uzun süredir kullanıyorum ve uzun aralıklarla bıraktığım da oldu. Ekşi’yi forum saymassak (pek farkı kalmadı gerçi) bu forum en uzun süre kullandığım forum oldu. En kötü girip eski mesajlarıma bakıyorum, sen mangatürk’e girmiyorsun sanki :smiley:


#19

Mangatürke en son girdiğimde ecevit pencereden el sallıyordu be :Dd


#20

Ben de bu forumdaki yapılan bazı şeylere sinir oluyorum, yeter artık diyorum kendi kendime fakat yine de gelip kitap haberlerine buradan bakıyorum.

Örnek verecek olursam bir arkadaş “Türkiye’de bilimkurgu okunmuyor talep yok.” a benzer bir cümle kurmuş linç yemiş. Okunmuyor tabii. Sen Türkiye’yi forumdan ibaret mi sandın? Sen herkes senin gibi düzenli olarak İthaki Yayınları soru hattına mı giriyor sandın? Okuma oranı belli neye talebin olduğu belli.


#21

İtiraf ediyorum: spoiler okumayı çok seviyorum ve insanların spoilerlardan rahatsız olmasını anlamakta zorluk çekiyorum. Bir kitabı sonrasında ne olacak merakıyla okumak kesinlikle güzel bir deneyim değil benim için. Aşırı heyecanlı kısımları içim kaldırmıyor, çoğu zaman son sayfalara bakıp tekrar kaldığım yere dönüyorum. Aynı şey film ve diziler için de geçerli. Zaten bir eser gerçekten kaliteliyse ikinci kez her şeyi bilerek okumak daha güzel. Bağlantıları, ilginç detayları falan görmek daha kolay oluyor. Bu yüzden de yazarların ya da yapımcıların olacakları gizleyip hype yaratma çabalarından ve cliffhangerlardan gerçekten nefret ediyorum :frowning: