Rıhtım İtiraf Köşesi


#22

O kadar katılıyorum ki! Ben de dayanamayıp hep sonları okuyorum ve aldığım zevki hiç kötü yönde etkilemiyor, aksine daha da iyileştiriyor bence. When Harry Met Sally’nin Harry’si de her kitabın önce son sayfasını okuyordu galiba.


#24

Red weddingte olacakları bilsem o sahnede sandalyeyle geriye duvar dibine kadar gidip gözlerimi belerte belerte bakmaz elimle ağzımı kapatıp sövmelerime engel olmaya çalışmazdım. Bazen bu hissi yaşamak güzel oluyor. :))


#25

Ben de evin içinde koşup kardeşimi falan sarsmıştım…


(galeme) #26

Okuduğum ve izlediğim birçok şeyin aslında ne demek istediğini yani günümüz tabiriyle alt metninde ne yazdığını çoğu zaman anlamıyorum. En azından ben böyle düşünüyorum.

İzlediğim, okuduğum ve “vayy konusu, hikayesi güzelmiş” deyip geçtiğim bir eserin aslında bilmem ne dönemindeki falancanın bilmem ne üzerinde uyguladığı bilmem ne politikasının bilmem ne toplumu üzerindeki etkisini gösteren ve bunu yaparken de falanca insanların bilmem ne özelliğine karşı yapılan eleştirel bir ürün olduğunu öğreniyorum.

Bunun en basit örneğini Hayvan Çiftliği kitabında yaşamıştım. Bir zamanlar eşitliği savunan insanların da gücü ele geçirince yozlaştığı fikrini çıkardığım bu eser aslında wikide yazana göre “Stalinizmin eleştirisi” imiş.

Bu nedenledir ki bazı şeyleri severken acaba gereksiz yere mi veya vermek istediği mesajı almadığım için saçma ve anlamsız bir şekilde mi seviyorum şeklinde düşüncelere kapılıyorum.

Kimi zamanda bu durumlarda öfkeleniyor ve “yok artık abarttınız iyice” demekten kendimi alamıyorum.

Birkaç kişi hariç kimseye söylememiştim bunu ve yıllardır içimde tutuyordum. Oh en sonunda rahatladım. HERKES BİLSİN ARTIK BUNU. Dünya’ya karşı var olan bir sorumluluğumu yerine getirmişim gibi rahatladım.


#27

Kanka bu durum aslında akıl noksanlığı değil omyğzden bence kendini yermene gerek yok. Bazı şeyleri görmek için onları zaten biliyor olmak gerek.

Misal The shining aslında kızılderili katliamını protesto eden bir film desem kaç kişi bunu fark etmiştir ki? Filmin içinde sarı kırmızı mavi renkleti hep sembol. Filmin başında sarı taksi ile otele giden jack aslında amerikaya giden beyaz adamı sarı ise yaklaşan tehlikeyi temsil ediyor. Mavi görmezden gelmeyi ki otelin adı overlook. Kırmızı katliamı kanı temsil ediyor. Otelin duvarları hep kızılderili motifleri ile dolu. Çocuğun bisiklet sürdüğü sahnede sesin kesildiği yerler kızılderili halılarınüstü sesin kesilmesi ise bu katliama sessiz kalınması. Daha bir dünya şey var böyle. Yani bunları yönetmenin aydınlatması dışında fsrk edenler varsa helal olsun. Ben de anlayamıyorum ://


(Demet ) #28

Yaklaşık 1-2 saat önce liseden arkadaşımın ölüm haberini aldım. Çok uzun zamandır tanıdığım, tertemiz kalbi olan birinin ölümü… Çok üzgünüm rıhtım çok :frowning: Bununla birlikte insan ilişkilerinde yaptığım hatalar daha da batmaya başladı içime. Bunun için derin bir pişmanlık ve üzüntü içindeyim…


#29

Başın sağolsun arkadaşım :frowning:


(Demet ) #30

Çok teşekkür ederim. Hayat gerçekten çok kısaymış :frowning:


#31

Azizim, kimse kimseyi linç etmedi. Arkadaşımız fikrini paylaştı ben de fikrimi paylaştım. Burada her konuşma ya da tartışmayı linç olarak algılayan kesime sesleniyorum: “Tartışmayalım mı? Her konuda hem fikir mi olalım? Biri bir tespit yapsın, diğerleri susup katılıp katılmadıklarını belli olmasın mı? Her konuyu linç kavramına çeken kesim yeni mi türedi, bundan çok daha sertini üniversite sıralarında yaptık? Canım, cicim mi olalım?”

Linç yok, farklı fikirlerin tartışması var ve ıthaki yayınevine de konuyla alakalı soru sorduk cevabımızı aldık. Istenilen konumda değil ama önümüzdeki beş yıl içinde umut vaat ediyor dediler. Özellikle korku türünden iyi eserler beklememiz konusunda güzel şeyler söylediler?

Yahu bu ülkede atletli, donlu mafyavari wattpad kitapları genç nesil çığlık çığlığa okuyor diye sadece o mu satıyor sanıyorsunuz? Elinizde rakam mı, sayı mı var, hangi kitap çok sattı hangisi az sattı diye bir ıstatistik çalışması mı var? Yani ben tüm Türkiye’yi bu forumdan ibaret sanıyorum ya ondan soruyorum.

Ayrıca konuyu tekrar okuyup bakınız bakalım kaç kişi okunmuyor diyor ve bir tek ben (başkası da dediyse kaçırmışımdır özür dilerim) okunuyor diyorum.

Eğer linç diye bir şey varsa o da tek başıma milleti linç etmişimdir ve burada da konuyu pörtletip hazır herkes lafını yapıştırırken siz de eksik kalmayın ki ben sizi de linç ederim Allah korusun…

Not ekleyeyim: Yayınevi verdiğim örnekteki kitaptan zarar etmediklerini hatta dört gözle yeni romanını beklediklerini söylediler…

Okunuyor demek için bu yetmez mi? Yayınevinin zarar etmediği ve yeni eseri basmayı şimdiden düşündüklerini ve yazarın eseri bitirmelerini beklediklerini söylemeleri okunmuyor diyebilir miyiz? Türkiye’ de okur az, evet ama bir yayınevinin zararına bir tür değil de! Daha ne olsun sokaklara çıkıp çığlık çığlığa o yazara mı bakalım? Yazar selam verdi diye ağlayalım mı? Bu mudur okunma seviyesi ölçütü?


#32

Ben devam etmeyeceğim arkadaşım, o konuda arkadaşlar denilecek her şeyi benim yerime demişler, iyi forumlar dilerim.


#33

Selametle… Zira bu konu hakkında mesaj bir daha yazmayacağım… Zira konunun tartışmanın geldiği son nokta belliydi ki kimse kırılmadı ve bu noktadan sonra laf çakmayı kendine görev bilenlerin niyetinin kötü olduğunu düşünüyorum.


(rochelle) #34

İtiraf ediyorum, iflah olmaz bir Supernatural hayranıyım. Çocukluğumdan beri bıkmadığım ve hakkında objektif davranamadığım nadir şeylerden biridir ayrıca. İlk beş sezonunu da defalarca kez de izlemişimdir. Uzun bir süredir eski samimiyeti yok, eskisi kadar iyi de değil ama bu her seferinde yüzümde kocaman bir gülümsemeyle bölümlerin içine çekilmemi engelleyemiyor. Sanırım bir alışkanlığa, bağımlılığa dönüşmüş artık bu durum.


(Hazal Çamur) #35

Son okuduğum 7 kitapta harikalık oranı 7’de 6. Arada bir tanecik beklenti altında kalan kitabı saymazsak öyle bir oran tutturdum ki okumaya bir süre ara mı versem diyorum. Gerçekten bunca yıllık okuyucu olarak ilk defa böyle bir şey yaşıyorum (seri kitaplar hariç)

Başıma kötü bir şey mi gelecek nedir?

Gördüğünüz gibi first world problem tadında bir dert edindim :sweat_smile: Yok canım, öyle yıl kapanışı gibi kurumsal dertlerim falan hiç yok :stuck_out_tongue: Yoo, yılbaşında çalışmıyorum ben. O nereden çıktı ?


(Cemalettin Sipahioğlu) #37

@Firtinakiran,

Açıklıyorum: Kendi kendinizi lanetlediniz! Bir zamanlar, “Okur olarak doygunluğa ulaştımda mı, heyecan duymuyorum?” kuşkunuz evren tarafınca cevaplandı; sonuç, “Kahretsin dostum! Bunu da beğendim!” :joy:

@Mr.Spock,

Sevgili Vulcanlıdaşım. Harcanan şey zaman olunca, biz ölümlülerin sorgulamasından kaçabilecek çok az şey olsa gerek :thinking:


(Cemalettin Sipahioğlu) #39

Spekülatif kurguya kaçış edebiyatı gözüyle bakamıyorum. O sebeple gözümde çokta gereksiz değiller. Tabii her yazılan çizilen de el üstünde tutulacak diye bir kaide yok.

Fakat! Kast ettiğinize yabancı değilim. Bende de oluyor. Ama sizinkisi gibi belli bir alana yönelik değil. Genel bir “Zamanı boşa harcamama çabası.” boyutunda zuhur ediyor. Bir insan, kalemliğin odadaki konumu sebebiyle zaman kazandıramamasından yakınabilir mi :sweat_smile::rofl: ?! Lanet verimsizlik! Değerli vaktimi çalmak için çelme takıyorsun! :sweat_smile: :rofl: Bu da benim itirafımdır. Verimsizlik fikri, zihnimi Borglaştırabiliyor :sweat_smile::rofl:!


#40

İtiraf ediyorum: Bir süredir Bay_Karamsar resim ve isim değiştirip Mr. Spock olarak yazıyor sanmıştım. Meğer farklı kişilermiş. Bir de üst üste yazışmışlar, Vulcan’da gibi hissetim. Sol kaşımı kaldırıp mantık dışı diyorum… :smiley:


(dr.watson) #41

Yaklaşık 2-3 yıldır Ursula Guin okuyamıyorum, okurken sıkılıyorum, 30-40 sayfa sonra bırakıyorum. Aptallaştım diye düşünüyorum yaş aldıkça. Kitaplıkta dizi dizi sıralanmışlar, sanki yüzüme bakıyorlar, hesap soracaklar gibi geliyor. Eskiden çok zevk alırdım okumaktan, önceden altını çizdiğim sayfalara bakıp iç geçiriyorum.


#42

Haha :smile:
Bay Karamsar’ı buradan ve goodreads üzerinden severek takip ediyorum, ancak farklı kişileriz. Kendisi büyüğüm oluyor.


(Can) #43

Hadi ya, ben de Yerdeniz’i aldım okuyacaktım. Sıkılır mıyım acaba diye düşündüm şimdi.


#44

Her şeyin bir cümle ile ifade edilip anında yenilip yutulduğu platformlara karşı bir Forum’un ayakta kalmasına bile şükre desi geliyor insanın ama kalite düşüş meselesine diyecek bir şey yok.
Her şey değişiyor, dönüşüyor, yok oluyor bir vadede. Hüzünlü ama gerçek. Bilemiyorum…