Ben şahsen izlemem. Genel itibariyle video sevmediğimden. Farklı bir bakış ve sıkılma tarzım var ama muhtemelen azınlığa dahilimdir. Diğer açıdan bir de şu var ki spoiler sorununu takacak kişiler ki bunlar epey büyük bir kitle. Burada ne amaçladığınız da çok önemli. Yarın İlyada okuyunca birisine sağlıklı bir veri bırakıp havuza göndereyim derseniz eğer çok mantıklı buluyorum.
Video çekmeyeceğim, ses kaydı yapıp Spotify ve Apple Podcast gibi programlara yükleyeceğim.
İlyada epik bir şiirdir. 16000 mısradan oluşuyor. Kitaptaki mısraları okuyup daha sonra açıklamalar yapacağım. Bir nevi dipnot düşmek ve yorum yapmak arasında bir şey yapacağım ama sesli olarak. Aşağıda seslendireceğim metinden bir örnek verdim.
Spoiler konusuna gelecek olursam; kitap Troya Savaşı’nı anlattığı için çoğu bilinen şeyler ama yine de karakterlerin olayların açıklamasını yaparken ileride başlarına gelecekleri söylemeyi düşünmüyorum.
Söyle tanrıça, Peleusoğlu Akhilleus’un öfkesini söyle.
İşte bu mısrayla başlıyor İlyada Destanı. Mısranın başında geçen tanrıça ne Hera’dır, ne Athena’dır ne de Afrodit’tir. Burada geçen tanrıça, Kalliope’dir. Kalliope, Musalar veya Müzler olarak da adlandırılan ve sayıları 9 tane olan Zeus’un ilham perisi olan kızlarıdır. Bu Musalar’ın her biri sanatın bir dalına ilham verir. İlyada bir epik şiir ve kahramanlık anlatısı olduğu için de Homeros eserinin başında epik şiirin ilham perisi olan Kalliope’den ilham ister.
Mısranın devamında geçen Peleusoğlu Akhilleus, bizim Aşil olarak da bildiğimiz ve sadece topuğundan yara alırsa ölebilen ölümsüz kahramanımızdır. Akhilleus Akhaların en güçlü ve en yiğit savaşçısıdır ama kendisini öfkelendirdikleri için savaş meydanını terk eder ve sahildeki barakasından savaşı seyreder.
Acı üstüne acıyı Akhalara o kahreden öfke getirdi,
Akhalar, bugünkü Yunanistan topraklarından, Troya’yı yani günümüzde Çanakkale’’nin Asya kışındaki toprakları istila etmeye gelen halktır. Akhilleus’un öfkelenip kenara çekilmesiyle savaşta büyük zorluklar yaşarlar.
ulu canlarını Hades’e attı nice yiğitlerin,
gövdelerini yem yaptı kurda kuşa.
Hades ölüler ülkesine hükmeden tanrıdır. Burada çok sayıda askerin ölüp Hades’in yeraltı ülkesinin birer sakini haline geldiklerinden bahsediliyor.
buyruğu yerine geliyordu Zeus’un
Zeus tanrıların kralıdır. Babası Kronos’u devirdikten sonra kardeşleriyle dünyayı paylaşmıştır. Paylaşım sırasında Poseidon’a denizler, Hades’e yeraltı düşerken Zeus’a ise gökyüzü düşmüştür. Zeus Olympos Dağı’nda hüküm sürer, aynı zamanda yıldırım tanrısıdır. Mısrada bahsedilen Zeus’un buyruğu şudur; “Akhilleus Akhaların yanında savaşmadığı sürece Akhaların zafer yüzü göremeyecek.”
İlk açıldığı günden beri araları
Erlerin başbuğu Atreusoğlu’yla tanrısal Akhilleus’un
Burada bahsedilen “erlerin başbuğu Atreusoğlu” olarak tanımlanan kişi, Akha ordularının başkomutanı ve Miken Kralı olan Agamemnon’dur. Akhilleus’u öfkelendiren kişi Agamemnon’un ta kendisidir. Tanrısal Akhilleus derken, Akhilleus’un tanrıça Thetis’in oğlu olduğu ve Zeus tarafından kutsandığına vurgu yapılır.
Onları birbirine düşüren hangi tanrı?
Yunan mitolojisinde tanrılar insanlara iyilik yaptıkları gibi kötülük de yapabilirler. Hatta iyilikten çok kötülük yaptıkları görülmüştür. Bu mısrayla şair, Agamemnon ile Akilleus’un arasını ancak bir tanrının açabilceğine vurgu yapar.
Ben okumayı seven kitleyim galiba… Bu tip şeyleri de dinleyemeyen birisiyim. Gözümü kapatıp bunu dinleyerek duramam çünkü benim aklım kayar başka şeylere. Aynı anda yirmi şey düşünen insanım ve bir yerden sonra duymamaya başlarım. Ha bu benim yapımla alakalı.
Burada bir etkenin de ses tonu ve vurgular olduğunu düşünüyorum. Bazen öyle şeylere denk geliyorum ki değil devam etmek beş saniye dayanamıyorum. İsterse çok mühim şey anlatsın.
Ben sadece fikrimi belirtiyorum hevesini asla kırmak istemem. Benim gibi insanlar da olacaktır mutlaka. Burada en önemli şeyin senin beklenti durumun olduğunu düşünüyorum. Beğenilsin, övülsün, kendimi iyi hissedeyim derseniz bu tip ortamlarda çok höt insan var. Beğenen insanlar daha sessiz kalırken iş tartışma veya yerin dibine sokmaya gelince bir anda tuhaf insanlar türüyor.
Sizin çok sayıda mesajınızı okuduğum için ne demek istediğinizi anlamıştım zaten, sıkıntı yok. Türkçe Öğretmenliği bölümünü okuyorum, ses ve vurgu yönünden eksiklerim olduğunu düşünüyorum. Sesimi kayıt altına alıp hem kusurlarımı görüp ve akabinde bu kusurlarımı gidermek istiyorum hem de en sevdiğim eser olan İlyada üzerine bir program hazırlayarak eserin hafızamdaki kalıcılığını artırmak istiyorum.
Bence yapmak istediğinizi yapın zaten sonra sonuçlarını yaşayıp görürsünüz.
Filtre kahve makinesi önerebilecek var mı?
Filtre kahve makineleri öyle çok kompleks makineler değiller o yüzden çok para dökmenize gerek yok. Bir haznesine koyduğunuz suyu vakumlayıp yavaş yavaş kahve üstünden geçirip demliğe süzüyor. Çok para vermeden bütçenize uyan bir tane alın derim.
Ben de öyle büyük bir miktar harcamayı düşünmüyorum, düz kahve yapsın yeter. Hiç marka performans vs. bilmiyorum düzenli kullanan birinden tavsiye almak istedim.
Ben şu cihazı kağıt filtre ile kullanıyorum, salgın öncesine kadar kahveyi Starbucks’dan çektirip alıyordum, şimdi online siparişten ne denk gelirse onu alıyorum. Bir tanıdığımda Kiwi marka ucuz bir makine var. Her iki makinede yapılan kahvede lezzet olarak biz bir farklılık farkedemedik. Yine de otomatik açma, kapama, kahvenin soğumaması vs
gibi detaylar oluyor.
Ev tipi makinelerin lezzeti Starbucks gibi yerlerde içilen filtre kahveler kadar iyi olmuyor. Basınç vb şeylerle alakalıymış.
Benim kullandığım var ancak 15-20 senelik Arzum marka. Dışarıdakinden daha güzel oluyor çünkü kendi zevkime göre ayarlayabiliyorum. Filtre kahve, espresso vb. kahveler gibi özel bir uygulama (basınç, köpürtme vs.) istemediği için suyu alıp süzme dışındaki tüm özellikler sizin talebinize göre seçeceğiniz ilavelerdir.
Şu anda her şeyin fiyatı fırladığı için bu düz makineler bile 250TL ve üstüne çıkmış ancak en ucuzu bile kahve yapma anlamında iş görür. Ancak tabi bilinen marka olması kolay bozulma/servis gibi konular için yine de önemlidir. Örnek bir makine atayım;
Ancak daha yukarı çıkabilirim daha iyi marka olsun derseniz BRAUN / DELONGHI öneririm.
Korkunç…
Ben de geçen yıl Twitter’da “Attila İlhan seni takip ediyor.” bildirimi geldiğinde korkmuştum 
Hahahaha 

Durup dururken kahkaha attım sayende.
Bu arada bu video 2016’danmış. Twitter’da 5G karşıtı olarak, sanki yeniymiş gibi gösteriliyor. Az önce öğrendim, sizin de bilginiz olsun Rıhtımdaşlar.
Bu 5G düşmanlığı ilginç bir hal almaya başladı. Eski videolar şimdi baz istasyonu tepkisi gibi paylaşılıyor.
Aynen. Altından ne çıkacak merak ediyorum. Bazı uzmanlar tamamen uydurma olduğunu söylüyor, bazılarıysa wi-fi’nin bile zararlı olduğunu. Kime inanmalı, insan şaşırıyor.
Bir de şöyle bir haber gördüm kargalarla ilgili: “Ceset kokusunu alan kargalar Amerika’da dehşet saçtı!” Bizim basının hayal gücü gibisi yok 
Mesele bana göre verdiği zarar değil. Çin ile Amerika arasındaki rekabetten kaynaklanıyor.
İlk adsl modemler çıktığında da aynı haberler vardı, kanser yapıyor diye eve sokmak istemeyen, akşamları modemi kapatıp uyuyan vardı. Vücudun tolere edemeyecek kadar zararlı olmaz bence.
4g dağıtıcıları daha kara geçmeye başlamadılar diye bir haber okumuştum. Bundan kaynaklı gibi geliyor.
Ben 5G’nin yaygınlaşmasını bekliyorum, belki TTNet hegemonyasından daha rahat kurtuluruz.
Aslında geniş açıdan bakarsak aynı haberler ilk mikrodalgalar, ilk cep telefonları vb çıktığında da vardı. Hatta daha da geniş açıdan bakarsak ilk LPG’li arabalar çıktığında da benzer komplo teorileri (gaz kokusu yüzünden araba sürerken zehirlenip ölürsünüz!) üretilmişti.
İkinizin de dediği gibi, bunlar hep çıkar çatışmaları yüzünden çıkıyor. Çünkü birilerinin kâr marjı düşüyor, işi tehlikeye giriyor, kazancına rakip çıkıyor. Böylece atıyor ortaya bir teori. Bu sefer de hangisi doğru, hangisi yalan ayırt edemez oluyoruz.
Video bana Nicholas Flamel ve Sırları kitaplarını anımsattı. Benzer bir sahne vardı, korkunç hissettirmeliydi ama ben çok sevmiştim.
@alper ek olarak geçen gün yabancı bir yazar benim neredeyse 5 senedir kullanmadığım ve sadece kaotik durumlarda twitter girdiğimde kolay olsun diye açtığım hesabı takip etmiş. Enteresan gelmişti.
Son olarak @mit çeviri de günah diyorlar. 

Bana bazı insanların gerçekten aptallık sınırını aştığını düşündürüyor. İnsanlar aşı karşıtı oluyor, Corona için alınan önlemlere benim bedenim benim kararım, corona yok, sosyal mesafe kominizmdir gibi saçma sapan pankart açanlar da ver son dönemde. Allah akıl fikir versin bu insanlara. Onlara kullanmaları için bir ürün öneriyorum. Bir de keşke beyinlerini kullansalar.
https://twitter.com/milkmedianewyor/status/1249818690641711107
Bu da 1889’dan olduğu iddia edilen bir karikatür. Şimdi elektrik hayatımızın vazgeçilmez bir parçası.