@collona Alper’in paylaşımını okumadım. Bildirim geldi tam bildirime bakarken kaynamış… Kant yazınca aklıma direkt bizimkilerin şifa niyetine içtiği içecek geldi.
Sonra senin yazına denk gelince dedim o Kant bu Kant değilmiş. 
ben de Kant diye bir içeceğin var olduğunu öğrenmiş oldum
E baktım da bu bildiğimiz şekerli suymuş… İsminden ve şifalı deyince daha eksantrik bir şeyler çıkacak sanmıştım 
Çakma oralet olarak da biliniyor. İçine biraz limon sıkarak biraz da bal kullanarak lezzetini zenginleştirebiliyorsun.(Eğer içine biraz da çubuk tarçın atarsan o zaman eksantrik oluyor.)
Dedemden duyduğum ve içtiğim bir içecek türü. Sanırım kahve kültürüne sahip insanların bildiği bir şey.
Çernobil sonrası bizimkiler çay yerine bana ve diğer çocuklara uzun süre bu şekerli bazen limonlu sıcak suyu içirmişlerdi. 
Suya şeker atıp içmek ne kadar cazip gelmese de tarçın ve limonla bunu deneyebilirim
Ben kahvehanelerde sadece kivi, portakal, muz gibi içecekler var sanıyordum farklı olarak bunu hiç duymamıştım.
@alper o his ki herkesin bildiği ama senin yıllarca bunu nasıl bilmiyormuşum dediğin bir şey olduğunda
Madem şifa olarak kullanıyoruz hastalanınca deneyip test edeceğim hehe
Biri beni mi çağırdı
Hahah. Şaka bir yana, keyif alarak okuduğum bir yazı oldu. Ama çoğu noktasına katılmıyorum.
Bunlar bence ilginç metaforlar, ama bu metaforları fazla ciddiye almak bence insanı “yanlış bile olmayan” argümanlara götürecektir.
Bu bence tam bir elinde çekiç olana herşeyin çivi görünmesi durumu ![]()
Hocam buradaki noktayı anlamadım. Quantum ölçeğinde bazı olayların rassal özellikler taşıması neden “mekanik” evrenle çelişsin ki? Rassallık mekaniklikle çelişen bir şey mi ki? İçine zar koyduğumuz, bazı süreçleri zara göre şekillenen makine artık makine değil midir? Yoksa sadece zarlı bir makine midir?
Esasında söz konusu N cisimse sadece calculate edemiyoruz. Compute edebiliyoruz gayet. Benzer şeyler ama aynı şey değiller. Analitik çözüm vs nümerik çözüm gibi düşünebiliriz. Yani evren bize diyor ki, bunun cevabı var ama beleş değil. Öyle başlangıç koşuluyla bütün şeceresini pat diye vermem diyor. Adım adım gidersen istediğin precision ile hesaplayabiliyorsun ama. Ki yörüngenin kararsız olmasına da tanrı pek müdahale etmiyor gibi, bkz. başıboş gezegenler, galaksiden fırlatılan yıldızlar vs. (tabi zaten bu sizin savundugunuz bir nokta degildi, ek bilgi olarak verdim)
Bu konu da ölçme kapasitesinden ziyade çok daha fundamental bir düzeyde evrenin bu şekilde işlemesiyle alakalı. Parçacığın konumunu biz ölçemiyor değiliz, konumu sadece etkileştiğinde istatistiksel bir dağılımdan (dalga fonksiyonu) çekiliyor. Yine rassallığa geliyor yani olay.
Sonuçta bana öyle geliyor ki çoğunlukla bunlar aslında yanlış bile olmayan argümanlar. Dine benzetmek ise sadece yanlış.
Ha eğer bir sistemde ispatlanabilir bir şekilde bağımsız rassal parçalar olmasını onun bir şekilde farklı bir gerçekliğe falan delalet ettiğini gösterebiliyorsak iş değişir. Ama böyle bir şey göremedim ben.
Bir de bir itirafta bulunacağım, bazı felsefe eserlerinin bazı argümanlarını pek ciddiye alamıyorum. Yani şöyle; mesela Kant’ın bir eserini okuyordum (Türkçe’ye arı usun eleştirisi olarak çevrilmişti sanırım). Bir paragraf okuyorsun diyorsun ki bu adamın Gödel’den haberi yok. Bir başkasını okuyorsun diyorsun ki bu adam Turing’den haberi yok. Termodinamik bilmiyor. Vesaire vesaire. O zaman nasıl matematik hakkında, doğa hakkında, evren hakkında konuşabilir ki insan? Bu fikirlerin ortaya çıkmasında Kant reisin rolünün de farkındayım, yanlış anlaşılmasın. Demek istediğim şu daha çok: sanki felsefe de pek yığılarak ilerleyen bir alan değil öyle değil mi?
Öncelikle teşekkürler ben de katkılar için teşekkür edeyim başlangıçta ![]()
Pek öyle değil aslında. Yani ekonomik düzeyimizin ekonomik ilişkilerimizin bizim dünyaya bakışımızı gerçekliği algılayışımızı çok etkiliyor. Bir patron ve işçinin fabrikada ürüne bakışı aynı değil. Kendi emeğine, doğaya, ürüne, kendine yabancılaşan bir işçi var ortada. Dünyaya zenginlerle aynı bakmıyoruz
Ne zaman sınıflar ortadan kalkar o zaman gerçeklik algımız da değişir tabii bunu daha geniş tartışmak lazım ![]()
Burada kuantum fiziğine kadar dememim sebebi son darbe gibi aslında. Yoksa klasik fizikte de belirsizlik var. O dönemin bilim insanlarının söylediği gibi geleceği öngöremiyoruz klasik fizikte. Newton da görüldüğü üzere problemi çözemiyor tanrı evreni düzenler deyip işin içinden sıyrılıyor. Yani demek istediğim klasik fizikte de belirsizlik vardı ama kuantum gelince artık kaçış alanları kalmadı anlamında.
Mekanik evrenle çelişmesi ise evrenin başlangıcıyla alakalı. Şimdi bir parçacığın bile aynı anda konumu ve hızını bilemiyorsak gelecekteki hareketlerini nasıl hesaplayabiliriz? Newton ve diğerlerinin dediği tanrı evreni kurmuş bırakmış ama kuantum bize öyle olmadığını gösteriyor. Mesela bugün de bazı bilim insanları lablarda evrenler yaratabiliyorlar ama bunları tasarlayamıyorlar. Bizim evrenimiz de öyle yaratılabilir ama tasarlanamaz. Kuantumdan bildiğimiz üzere parçacıkların davranışları tamamen rastgelelik üzerine. Bir parçacık ne zaman neye bozulacak bilemiyoruz.
Dediğin gibi N cisimin analitik çözümü yok Poincare çözüyor ama analitik değil denklemleri birbirine ekliyor ama o da zaten biliyorsun kaos kuramı doğuyor böylece. Başlangıç koşullarındaki en ufak değişiklikler sistemde çok büyük sapmalara yol açabiliyor. Ama yine bir sorun var başlangıç koşullarını da tamamen hassas bilemiyoruz
Karmaşık sistemlerde de bu sorun var hep sadece evrende değil mesela. Korona ya da iklim krizi. Yani bunların başlangıç koşullarını hesaplamamızın imkanı var mı yok. Bu yüzden bunlara yaptığımız modellemeler de kesin değil tahmin sadece.
Evet burada yazdığım sadece biz ölçemiyoruz gibi anlaşılmış ama sadece biz değil kimse ölçemez. Tanrı da gelse ölçemez yani
Bu yüzden işte mekanik evren çöpe gitmiş oluyor. Hani başlangıçta kimse hesaplayıp böyle özene bezene bir evren yaratamaz. İstatiksel dağılım da kesin değil kuantumda bu da tamamen bizim ölçümlerimize dayalı istatistikler. Mesela bir parçacığın istatistiki ömrü 1 dakikadır ama o parçacığı ölçersin 1 yıl yaşar ya da tam tersi gerçekleşir. Olasılıkçılık var ama bu olasılıklar da rastgele yani hiçbir şekilde tahmin edemiyoruz.
Felsefe konusunda biraz katılıyorum
Bazı felsefeciler özellikle kıtacılar bilerek bilim düşmanlığı yapıyorlar. Mesela Heidegger okuyorsun diyor ki “zaman varlığın ufkudur”. Ee yani şimdi bundan zamanla ilgili ne anlamamız gerekiyor
Hiçbir şey… Günümüz fiziğiyle ilgilenen güncel zaman teorilerine bakan birisi heideggerin bu yazısını okuyunca elbet çöpe atar çünkü bir şey anlatmıyor
Burada katılıyorum yani Heidegger’in zaman hakkında yazdıklarını okuyacağımızı zaman hakkında bir fizik makalesi okusak daha fazla felsefe yapmış oluruz aslında. Ama şöyle de bir şey var 19.yüzyıla kadar bilim-felsefe aynıydı ondan sonra ayrılıyorlar. Bilim insanları aslında felsefeciydi. Bilimin felsefeden ayrılıp felsefenin farklı bir hakikat peşine düşmesinden dolayı oluyor hep bunlar
Mesela ta Antik Yunan’daki doğa filozofları bile aslında bugün anladığımız anlamda bilim insanları gerçekten. Ama Sokrates-Aristoteles için aynı şeyleri söyleyemem. İkisi de o dönemki bilimi boğmuşlar falan neyse ![]()
Kısaca demek istediğim felsefe-bilimi ben ortak görüyorum geçmişteki gibi ikisini birbirinden ayırmak son derece hatalı olur. Analitik felsefeciler bunu sağlıyorlar. Russel bu konuda çok güzel örnektir mesela.
*gece uykulu gözler yorgun kollarımla yazdığım için düzgün yazamamış olabilirim ![]()
Başkalarıyla uğraşmak istemediğim için Twitter hesabımı sildim.
Babamın vefatı nedeniyle bir süredir forumdan uzaktım. Bildirimlerden görebildiğim kadarıyla Ahmet durumu açıklamış. Kendisine ve taziyelerini iletenlere teşekkür ediyorum.
Vefat ile bir şeyi tecrübe ettim, sizlerle paylaşmak isterim. Daha önce hep “arayan” kişi olduğum için aramadan önce hep tereddüt ederdim, birkaç gün beklerdim veya hiç arayamazdım ve içimde büyürdü bu süreç. Ama “aranan” olunca fark ettim ki aranmak insana güç veriyor.
Tabii ki bu öznel bir deneyim, belki başkası farklı hisseder ama ben bu şekilde deneyimledim. O yüzden eğer ziyaret mümkün değilse “ne söyleyeceğimi bilmiyorum, arayamam/konuşamam ben” gibi düşünceleri bir kenara bırakıp aramanızı tavsiye ederim.
Başınız sağolsun. Allah rahmet eylesin.
Başınız sağolsun. Allah rahmet eylesin.
Başınız sağolsun. Allah sabır versin.
Başınız sağ olsun, sabır diliyorum.
Başınız sağolsun. Allah rahmet eylesin.
Allah rahmet eylesin. Başınız sağolsun.
Allah rahmet eylesin, başınız sağ olsun.
Başınız sağ olsun, sabır diliyorum.
Başınız sağ olsun. Allah rahmet eylesin.
Başınız sağ olsun. Allah rahmet eylesin.
Başınız sağ olsun Allah rahmet eylesin.