Rıhtım Kamarası

Tam olarak hangisinden bahsediyoruz. Siyah mı açık kahve mi? Hayal gücüm şu an devreye girip bir şeylere benzetiyor ama hayır bence de yanık veya kıyma olabilir :frowning:

1 Beğeni

Siyah olanı. @Matelot o forma sahip olmasa tamam belki yanıktır kömürdür diyeceğim ama silindirik bir formu var. :smiley:

1 Beğeni

Hayırlı olsun, fare boku o

9 Beğeni

Herhangi bir şeye benzetemiyorken sizin yorumunuzu gördüm…

10 Beğeni

Evimde şu an fındık faresi var ve üniversitede fareler üzerine 1 sene ders aldım. İyi bilirim o boku. Uzaktan gördüğüm kadarıyla bok o. Belki başka bir şeydir ama lahmacunda silindirik siyah şey ne olabilir diye düşünüyorum aklıma başka bir şey gelmiyor. Bir tadım testi şart :smiley:

10 Beğeni

Şu mesaja kadar ciddi ciddi okuyordum ama bundan sonra kahkahayı bastım. Sinirlerim bozuldu. :joy:

2 Beğeni

Yalnız Saitama hiç tepki vermedi bu mesaja, sanırım lahmacunu umursamadan gömdü. Aklım oraya takıldı benim.

1 Beğeni

Yok ya ben de senin mesajı okuyunca iyi güldüm, beğenip kaldım öyle. :smiley: Dün Kingdom animesinin yeni bölümü düşmüştü. Ben de işten gelip yemek yerken açarım deyip bugüne bıraktım. Keyif yapacam yani. Siparişi verdim animeyi açtım, yarısını gömmüştüm tam o anki lokmayı yutarken farkettim. Sonrası malumunuz.

5 Beğeni

Geçmiş olsun, keyifin bozulmuş. Üzdü.

1 Beğeni

Hollanda 6 - Türkiye 1

  1. sıradan 3. sıraya düştük. Böyle giderse elemeleri geçemeyeceğiz.

Nevernight serisini okudunuz mu seri bende var ama kitaplıkta tutmaya değer mi sizce .

7 Beğeni

Filozof pek dersine çalışmamış sanırım…

Bir beğenen (Mevlevisultan), bir de beğenmeyen (ben) yorumu var aşağıda. Beğenmediğim için ikinci kitaba devam etmedim ben. Ayrıca üçüncü kitap da hala gelmedi.

Kitapları kitaplıkta tutma tercihi de tamamen size ait. Ben kitaplığımdan kolay kolay kitap göndermem. :slight_smile:

4 Beğeni

Tilki geri döndü kürkçü dükkanına :smiley:

1 Beğeni

‘Kalp Çarpıntısı’ adlı kitaba sansür: Muzır ve müstehcen ilan edildi 'Kalp Çarpıntısı' adlı kitaba sansür: Muzır ve müstehcen ilan edildi

Muzır Kurulu işbaşında :joy:

4 Beğeni

Yurtdışındayım, internet erişimim biraz kısıtlı. Ara ara girebiliyorum o yüzden beklettiysem affola.

İyi seri fena değil. Devamlılık sorunu var ama. Üçüncü kitabı çıkalı en az 2 sene olmuştur. Hala bize gelmedi.

1 Beğeni

Arkadaşlar D&R’dayım.Hangi kitabı almalıyım,hiçbir fikrim yok ? :pensive::pensive:

11 Beğeni

Ben de öyleyim, kitaplarım arkadaşlığı pek sevdikleri için yeni geleni bırakmazlar.
Onlar bıraksalar ben bırakmam

1 Beğeni

Dijital yayıncılığa geçince kitaplar kalın mı, ince mi önemi kalmayacak sanıyorduk; maliyetin büyük bir kısmını oluşturan kâğıt ve ciltleme masrafı olmadan sayfa sayısı önemini yitirecekti. Ve gerçekten de 2000’li yılların başında “romanlar artık daha uzun” başlıklı çok sayıda makale yayımlandı. Çevirmenler ve editörler de kitap başına –sayfa sayısı ne olursa olsun– telif alıyorlardı. Bütün bu söylediklerim dijital kitaplar için geçerliydi. Basılan kitaplar ise son birkaç yıl içinde tam tersi bir gelişme gösterdi, gittikçe kısaldılar.

Öncelikle uzun ve kısadan ne kastettiğimize bir bakalım. Bazen bu konu karışıklık nedeni olabiliyor: 7.000 sözcüğe kadar olanlara öykü, 17.000 sözcüğe kadar olanlara uzun öykü ya da novelette , 40.000 sözcüğe kadar olanlara novella ve 40.000 sözcüğün üzerinde olanlara roman denir. Geçtiğimiz yıllarda bir eserin kitap olarak basılabilmesi için 20.000 sözcük sayısı yani 100 sayfa civarında olması yetersiz bulunurdu, oysa şimdi 50-100 sayfa arası çok sayıda kitap basılıyor, üstelik bunlar şiir kitapları değil. Günümüzde en ilgi gören türler arasında uzun öykü ve novella gelmeye başladı.

Başka Mevsimler

1982 yılında Stephen King Different Seasons adıyla yayımlanan kitabının sonsözünde bir açıklama yapma gereği duydu. Rita Hayworth and Shawshank Redemption adındaki bir novella’ sı tek başına yayımlansın diye yolladığı yayınevlerinden kısa olduğu için kabul edilmemişti. Yüz küsur sayfa uzunluğundaki novella bir kitap olmak için fazla kısa bulunmuştu. Bunun üzerine üç farklı novella ’nın bir arada yayımlanmasına ve adının Different Seasons (Türkçeye Kuşku Mevsimi adıyla çevrildi ) konmasına karar verilmiş ve sonunda 527 sayfa uzunluğunda bir kitap olarak basılmıştı bu kitap. Bu arada bir parantez açarak bu novella ’ların her birinin filme çekildiğini ve özellikle Esaretin Bedeli ( Shawshank Redemption , 1994) filminin çok ses getiren ve en iyi film Oscar’ına aday olan, sinemanın kült filmlerinden biri olduğunu da hatırlatalım.

1980’lerden beri yayıncılığın ne denli değiştiğini gösteren, güzel bir örnektir bu. Bugün olsa, özellikle de ülkemizde, dört novella ’yı ayrı ayrı basmayı tercih ederdi yayınevleri hiç kuşkusuz. Kalın bir tek kitapta toplanmasını tercih etmeyecek okur da daha çok ilgi gösterirdi. Günümüzde basılan kitaplara baktığımızda çok sayıda 100 sayfanın altında kitap görüyoruz

Çağımızın en önemli sorunlarından biri bellek oluşturamamamızdır. Günümüzde elektronik cihazların ve sunduğu nimetlerin büyüsüne kapılıp sürekli düşünme yetimizi kaybettiğimizi ilk olarak sinirbilimciler dile getirdi. İşte tam da bu yüzden özellikle birkaç ciltten oluşan destan romanları okumakta zorlanıyor bugünün okuru.

Başka bir açıdan da önemli bir durum bu, çünkü karmaşık şekillerde düşünme yeteneğini kaybetmekle yüz yüze geliyoruz. Kısacık cümlelerle mesajlaşmak ve Twitter’da olduğu gibi ekonomik bir dil kullanmak belki de derin düşünme yeteneğimizi zedeliyor.

Şimdi son yıllarda çok satanlar listesine giren klasik romanlara göz atarsak, bunların çoğunun 40.000 sözcükten kısa olduğunu görürüz. George Orwell’in Hayvan Çiftliği 30 bin, Albert Camus’nün Yabancı ’sı 36 bin, Franz Kafka’nın Dönüşüm ’ü 20 bin sözcük civarındadır. Çok satanlar listesinde neredeyse her hafta yer alan Stefan Zweig’ın kitapları da, örneğin Satranç yüz sayfanın altındadır.

Kâğıda basılı dev romanların henüz nesli tükenmiş değil ama kesinlikle yok olma tehlikesi altındalar. Hiç kuşkusuz okur ve bununla birlikte okurun talebi de değişti. Okuma alışkanlıklarımız daha hızlı tüketeceğimiz metinlere yöneldi.

Bu durumu sadece entelektüel tembellik olarak ele almak da doğru gelmiyor bana. Her okur için farklı bir durum söz konusudur kuşkusuz, bir nesil için hâlâ romanlar –ne denli uzun ve zor olsalar da– okunacaklardır ama değişen okuma alışkanlıklarından bu çağda söz etmemiz bizi geleceğe hazırlayacaktır.

Mississippi Üniversitesi İngiliz Edebiyatı bölümü profesörlerinden Beth Ann Fennelly roman okumanın zihni nasıl çalıştırdığını, nasıl empati kurmamıza yaradığını TED Talks’daki ilginç konuşmasında anlatıyor. Romanların sadece düşünsel olarak değil, aynı zamanda duyusal ve ruhsal olarak gelişime yaradığını kanıtlayan bilimsel araştırmalardan örnekler sunuyor

ASUMAN KAFAOĞLU-BÜKE - K24

7 Beğeni