Rıhtım Kamarası

Bir bilgeye sormuşlar; “Efendim, mutluluğun sırrı nedir?”

“Cahille tartışmayacaksın evladım” demiş.

Soran zat “Ama efendim bu kadar basit olmaz ki” deyince, bilge “Haklısın evladım” demiş.

Kendim cahili olduğum konular illa ki vardır ama yukarıdaki metodolojinin mutluluğu arttırdığını test edip, onayladım. :slight_smile:

10 Beğeni

O kadar hızlı okursan olacağı buydu. Ben beş sene rahatım. Sonrasını sonra düşüneceğim.

1 Beğeni

Pişman mıyım? :thinking: Yo, değilim. Aklım hâlâ okuyamadıklarımda. :joy::sneezing_face: Fakat ben daha çok okumak istedikçe fiyatlar artıyor çıldırıyorum. Klasikler çok şükür daha uygun ama onlar da uçmaya başladı. Gidişat korkutucu. Beni kardeş edinebilirsin. Bir kedi gibi gezerim kütüphanende hiç sesim falan da çıkmaz. :cat: Bu arada gelecek sene E. T. A. Hoffman dayının külliyatından gideceğim. Bayağı ilgi çekici duruyorlar.

1 Beğeni

Sana kapım hep açık. İçeride güzel bir de oda var. Az biraz dağınık ama olsun. Klasikler konusunda benim evde sorun yaşarsın sadece. Pek klasik sevmediğimden bulaşmıyorum. :hugs: Yazın mutlaka bekliyorum ama çok sıcaklarda gelme. Fenalık geçiriyorum ben gerçek anlamda. Güneş alerjim var. Bir köşede bayılmak istemem. Daha müzeye gideceğiz falan. :joy:

Söyledim mi hatırlamıyorum ama dediğim müzeye gitme yolunu buldum. İzmir raylı sistemlerinden birisi (trene tren demeyen İzmir sorunsalı) Selçuk’a kadar gidiyormuş. Muhtemelen bir parça kaybolacağız ama kaybolmadan macera olmaz. Neyse, işte oradan Selçuk’a geçip doğa ana heykeline götüreceğim. Bir cadı ve müridi olarak saygılamızı sunup oradan yemek yemeye geçeriz. Bekliyorum kesinlikle. @Lezek de gelsin. Her macerada bir savaşçı ihtiyacı vardır.

2 Beğeni

:grin::grin: Yok zaten ben de Lezek’de var diye çoğu kitabı almıyorum. Ondan okuyacağım. Şu aralar daha çok klasik okuma nedenim bir de onunla alakalı. Uçmuş kaçmışlar zaten. Niye gidip tekrar alayım. Ama senin kitaplığın tam fantastik bir yer. Kesinlikle orada olmam lazım. İçim gidiyor her gördükçe. Ondan özelikle belirttim. :joy:

Aynen Lezek beyle beraber gelirsek iyi olur. Çok sıcak havalar cadıları mayıştırır. Cadılara uygun bir havada muhakkak uçarız efendim, hiç merak etmeyin. :face_with_hand_over_mouth: Dört gözle bekliyorum o günleri.

1 Beğeni

O kitaplık görünen yüzü. Bir de öteki yüzü var. :joy:

1 Beğeni

2000 ler dizilerine bir taktım da bu aralar yerli yabancı ve bir şey fark ettim ve sormak zorundayım. 2000 ler başı cidden sahilde erkeklerde beyaz atlet giyme modası var mıydı ya? :rofl:

@yavanna üniversitedeyken seninle sahaftan vakıf kitaplarını tanesi elli liradan bulmuştuk da sen aman yeniden basılacaklar zaten pahalı boşver demiştin.

2 Beğeni

Doğru demişim işte. %50 indirimle daha uyguna geliyor? ):

2 Beğeni

Sevda yüklü trenler…
image

İşte kuzu kuzu geldim…

Kız seni alan yaşadı, dertlerniiiii de boşadı…
image

Zaliiiiim. senin allahın yok mu! (Gri ama kirden)
image

Azar azar, kader bize ne yazaaaar…
image

Hakkını helaaal et, helaaal et ustam!
image

Şaiiiiriiiiiiiiiii eöööööeeeaaaaaaöööööö (Rockçı atleti beyaz olacak değil ya!)
image

Ateşini yolla bana…
image

Biiiiiiiiiiiir taaaaaaanem…
image

Binnaz seni cesur kadın, gördüüüüüüüüüüüüüüüüüüler
göööööööööööööööördüleeeer…
image

Beni unut düşme sakın peşime!

Gel otur bak sana ne anlatıcam!

6 Beğeni

Ben 2000’lerin başında Belek’te çalışırken sahilde beyaz tişört ve şort giyiyordum. :slight_smile: Atlet verseymiş otel keşke o daha iyiymiş. :slight_smile:

2 Beğeni

O zamanki elli lira da şimdi nereden baksan bi ikiyuz elli lira falan yapıyor zaten, iyi yaptık boşver xd

İksir tek olduğu için herhalde burada tüm fiyatları fahiş. Geçen yine gittim sıfırının indirimsiz halinden daha fazla söylüyor hep kitaplara.

Hâlâ çok moda. Avcılar, menekşe, florya ya da İstanbul ve çevresi sahillere yazın gidin. Üstelik beyaz paçalı don da hâlâ sahilleri süslüyor. Modası hiç geçmeyen iki iç giyim ürünü.

2 Beğeni

Pasaj2000 artık sadece soru bankası satıyordur herhalde.

1 Beğeni

Bir de iplikçiler var artık :d

Ben bu kadar çok olduğunu bilmiyordum valla. :joy_cat: :joy_cat: Ben hatta en absürtü bu siyahi abi sanıyordum

1 Beğeni
6 Beğeni

Artık hemen her şeyi sadece bir adet alabileceğimiz günler geldi sanırım.

2 Beğeni

Çok kahve tüketen biri olarak kahve fiyatları belimi büküyor. Şaka filan yapmıyorum. Ciddi anlamda kahveyi çok tüketiriz. Günde en az 8 fincan pişiyor. İki günde bir paket bitiyor. Tatları da eskisi gibi değil. Bazen balçık gibi oluyor. Gramajlar değişmedi ama bir tutarsızlık var. Hassas terazim şirkette, unutuyorum hep. Bir gün tartacağım.

Her zaman 5 litre aldığım detarjan 5 litre kabında 3 litre olarak veriliyor. Fiyat aynı fakat litrede eksik. Yarısı boş deterjan alıyorum.

Bulaşık makinesi tabletleri 30 kuruşa geliyordu tanesi, şu an 2.5 lira gibi bir şey. Onu da sıvıya döndüm. Bu gidişle elde yıkama sezonu açacağım, giden suya yazık. İsraf resmen.

Bundan 7 sene önce i7 işlemcili laptopu 3300 liraya aldım. Şu an i3 bulan öpüp başına koyuyor. Şu an benim laptopun i3 olanı 13.500, i7 olanı ise 21.500 lira. Bu biraz uçarı bir örnek, yıl farkı açısından.

Ayçiçek yağları da 5 lt iken 3.5 litreye kadar düştü. Şimdi medyasal olaylar oldu da 4 litreye yükseldi.

Bunlar dikkatimi çeken şeylerden bazıları. Ben mercimek, bulgur gibi şeyleri pazardan alıyorum. Adamla da muhabbetim var. Tesadüf sarı mercimek ve mercimek sormuştum. :slight_smile: Abla getirmiyorum çünkü çok fiyat çekiyorlar. Ellerinde dolu var satmıyorlar, dedi. Bu da yalan değil aslında. Birçok alanda gıda başta olmak üzere kimse satmak istemiyor. Stokçuluk ciddi anlamda çok.

Kendi açımdan un, yağ, meyve ve sebze sorunum yok. Hatta tavuk sorunum da yok. Kırsalın dibinde olunca köylüden de alabiliyor olmam bir yana eşimin arkadaşlarının hepsinin tarlası falan var. Değirmenci var. Un istesem çektirip getiriyor ama hamur işi neredeyse tüketmeyen birisiyim. Yağ istesem geliyor. Bu sene eve gelen domates, mandalina, portakal, kabak, salatalık vs. haddi hesabı yok. Dağıta dağıta bitiremedim. Yani yakın çevreye, eşe dosta var fakat iş ticarete gelince maalesef yok. Hiç olmazsa hayvanlara veriyorlar. İnanılmaz bir israf var bu açıdan bence. Kızmalı mı yoksa kızmamalı mı? Bilmiyorum… 3 liradan satsa yarın 5 liraya alamaz. 5 liradan satsa yarın 7 liradan alabilir mi? Her şey öyle belirsiz ki… Yine de ben israf edilmesine kızıyorum.

Bu sebze işi de biraz kitap işi gibi. Kafa aynı olduğu sürece bir şey değişmez. Adam sebze haline gidiyor 10 lira edecek şeye diyor 3 lira veriyorsan ver, vermiyorsan aha Ahmet veriyor. Kimisi inat ediyor. 3 liraya sana vereceğime hayvanıma yem ederim diyor. Kimisi mecbur veriyor. Bu mantık işçi alımından tutun her alanda var. Bu yüzden de bütün bunlar oluyor.

Neyse çok konuştum. Yine ilginç tesadüf gidip mercimek yemeği yapacaktım, onu ocağa koyayım. :sweat_smile:

Şunu da eklemek istiyorum. Özellikle bizim gibi örümcek kafalı gelişemeyen ülkelerde tarım çok emek isteyen bir iş. Fiyatlarının çok olması da bu açıdan normal. Adamlar yapmışlar bunun makinesini tarladan pat pat topluyorlar fakat biz homo sapiensler nasıl tarım yapıyorsa o şekil devam ediyoruz. :slight_smile:

10 Beğeni