Minimal güzel kapaklar, instagramda dolanırken gördüm…
Ne güzel kar yağıyor ya
Sonunda olması gerektiği gibi yağmayı başardı 
Kız kardeşim benim için kitaplık süsü yapmış. Gelin görün ki kitaplığım yok. Minik bir dolap için şimdilik ideal. İçi o kadar iyi olmuş ki, tek başıma böyle bir yerde kitap okumak isterdim.
Aramızda böyle üreten insanların olması çok güzel.
Kedi evi gibi duruyor, çok hoş 
Bazen o kadar güzel şeyler yapıyor ki, benim de parmak çocuk falan olup oralarda yaşayasım geliyor. Desteklemekten, heveslendirmekten öte bir şey yapamıyorum tabi. 

E bizde de 5 kitap 10 birim. Hem de ne güzel akademik kitaplar 
Hahaha eyvallah bak bu iyiydi cidden. :))
Öbür dünyayı tehlikeye atmamak için ilk fırsatta fotoğraf çektireyim.
sosyal medya kullanıcıları, ‘Bizimki sanki çatıda anten düzeltirken üşümüş’, 'Demek ki her yörenin Poseidon’u farklı… İspanya’nın Poseidon’u omega-3 bakımından zengin gıdalarla beslenmiş, bizimki de bol bol ekmek yemiş, hamurla beslenmiş" yorumları yaptı. Eleştirilere yanıt veren Kaya, "Bu arkadaşlar da iyi tartışsınlar, iyi araştırsınlar. Böyle güzel heykelle fotoğraf çektirmeden gidenler, öbür dünyada pek rahat edemezler" dedi.
Ne var anlamadım? Tam bir karadeniz uşağı…
Bence de bir şey yok. Ha Poseidon ha Foseydon benim için farketrmez.
Benim takıldığım fotoğraf çektirmezsem öbür dünyada rahat edemiyor oluşum.
Hangi öbür dünyaya gideceğine göre değişir. 
Doğru belki de “ara dünya” ya giderim. Tüm Joey Harker’lar ile birlikte “takılırım.” 
Ara Dünya ben bilmiyorum ama birçok öte dünya tasviri var. Poseidoncular için mantıklı bir önerme olabilir.
“Tanrım! Beni nasıl cezalandırırsın? Seninle fotoğraf çekilmiştik!”
Poseidon: 
@Arcade Annem daha çok “Ne istiyorsan yap, para harcamak içindir.” gibi fakat ay sonu gelince bu fikirde olmuyor tabii. Ben çok cevap veren bir insandım gençken de. Benimle başa çıkamadı hiç. Odamın dağınıklığı annemi çileden çıkartır ve bütün dolabı yere atardı. Ben de üstünden atlar devam ederdim. Camdan attığı bile oldu.
Açıkçası umursamam. Atmak istiyorsa atabilir. Saygı duydum.
En zayıf noktam kitaplardı. Misilleme yapardım ben de. Kitaplarımı yere attı diye koca nevresim takımında makaslı çalışmalarım olmadı değil. Böyle böyle orta yolu bulduk.
Ben obsesif bir insanım odamın düzeni konusunda.Herşeyin bir yeri vardır,sırası vardır.Annemin dağınıklığa karşı takıntısı var ama onunki şöyle bir şeye takıyor mesela yerde bir eşya mı var,yeri meri önemli değil,bir yere direkt kaldırır sırf yerde olmasın diye ve bunu benim odamda yapınca çıldırıyorum ben yokken.Dolabımdaki tişörtlerin bile sırası vardır yani o bunun üstünde,şu şunun altında gibi.Annem bazen odama geliyor abim salonu ele geçirince benim TV’ye bakmak için ve oraya oturup bir şeyler yapmak için ve çıkarken bir yığıntı bırakıyor ki üstüne kendine göre odanın düzenini değiştiriyor 1 saatliğine beni deli ediyor.
Evden çıkana kadar maalesef anne standartlarına göre yaşamak gerekiyor. Bu sonuçsuz bir savaş. 17 yaşında evden ayrıldım ben. Okudum, çalıştım vs. Sonra evlendim kendi evim oldu. 10 yıldır evliyim ve 10 yıldır -atıyorum- yeşil bardağın bir yeri var. Annem gelir ve o bardağın başka yerde daha mutlu olacağını düşünür.
Her şeyin yeri değişir. Sonra annemi ararım. Yeşil bardağı sorarım ve eski yerine koyarım. Şimdi ben de böyle yapıyorum çok eğleniyorum. Ne zaman anneme gitsem “Iyyy, bu ev ne kadar havasız hiç cam açmıyor musunuz siz? Ne kadar karanlık böyle hasta olursunuz!(Cart perdeleri açarım) Bu evin hali ne? Sen de kadın olacaksın da ben de göreceğim! Şu mutfağa bak bit pazarı gibi! Bu tabaklar neden burada? (Pat pat değiştiriyorum) Şu koltuklara bir şey ört, hep tüy olmuşlar! Süpürmüyor musun sen evi? Kaç senedir toz almıyorsun sen? Baba n’olacak bu kadının hali?”
Böyle uzayıp gider. Zamanında bana ne diyorsa hep iade ediyorum. Çok gülüyoruz biz. Annem de şimdi “Körle yatan şaşı kalkar,” diyor. Kör ben oluyorum tabii. 
İlginç bir durum ama anneannem de anneme aynısını yapardı. Annem bana benzemeye başlayınca “Bozdunuz benim kızımı,” derdi. Yaşasaydı da deseydi. İkisinin birlikte evime gelip odaları bile değiştirdikleri olmuştur. Eve bir giriyorum koltuk artık başka bir konumda. “Böyle daha iyi yavrum,” diyordu. Bence bunlar tatlı atışmalar. Artık bunu daha iyi anladım. Hiç ellemiyorum. Canı ne isterse yapıyor. Sonra ben yine düzeltiyorum. (Ya da bozuyorum mu demeli?)
Ekleme: Ben de bir de teyze faktörü var. Teyzem de anne gibidir. Eve gelir gelmez yaygara koparır.
“Ay, bu nasıl ev? Salon da ampül yok ayol.” der. Hakikaten yok. Işık da pek sevmem. Kasvetli insanım.
Bilemiyorum… Gençken çok sinir olurdum ama artık bana komik geliyor. Onların taklitlerini de yaparım. Birlikte gülüp eğleniyoruz.
Aha
.
Teyzem öyle konuşuyorsa demek ki. 





