Şiir Dünyası


(Mrs Saturn (Af Bri, Elentâri) " İyi uyu ve Ev'i düşle. ") #21

Eski Deniz Halkı

Oralarda bir garip çakıl söyler
deniz çobanları etmiş sürülerini açıklara sürmüştür
midyelerin gözbebeğinde orospu maviler
bağımsız batılarda yeşil zaman kalyonları
unutulmaz ve yeşil ve görünmüştür
kanrevan içinde
yalab yalab
eski deniz halkını duyarsın
dinlesen
sanki liman meyhanelerinde
kıvırcık deniz halkını
ispanyolca şarkılar italyanca şarap
ve allahmış gibi küfürler yaratırsın
20’inci meridyen derecesine kadar 15’inci meridyen derecesinden
beynelmilel küfürler yaratırsın
bizzat
ve mizana direğinden
sen küfürlerin allahı çağıltıların bilmediklerimin
sen kayıp hazinelerin allahı
arkana bakmayacak rüzgâra tükürmeyeceksin
siyah yelkenler çekilmedikçe amiralin kalem direklerine
namuslu esintiler kıvılcımlandırmayacak
korsan gözlerini
yağmur çiğnemeye alışmadıkça
tütün çiğnemeye

Akdeniz’i unutmadım
alevlere girdim ben iştahla ağladım
yaratmanın
yaratılmanın hazzı titrerdi gökyüzünde
ve dualar büyük yelkenler gibi açılırdı
sonra bakardın üç hilal birden vardı
hayreddin şarkılarını çaylaklar gibi kollarından uçurmuş
rüzgâr boyu çıplak ayaklarıyla cezayirli kaptanın leventleri
mesina boğazı’nı septe boğazı’nı ve bütün boğazları tutmuş
çevirip gemi kervanlarını
lâ-ilâhe-il-allah
çevirip yakardı
amma şehrayinler derdin unutulmayacak
yıldızlar burç burç ve deniz fenerleri berzah berzah
sonra tutar annibal’la birlikte roma’ya giderdin
fenikeliler alfabe taşırlardı cam taşırlardı daha eskilerden
ejderhalar üfler deniz canavarları peydahlanırdı
cenevizli bir forsa hayaleti rodos kalesinde
ayak bileklerinde zincir
sırtında kamçı
ve lâtince şarkılar boşanır
antonius’un gemilerinden

Sen umulmaz unutulmaz tahammülfersa ve derin
bir muço kadar bir tayfanın bıyıkları kadar hergele
büyümüş
rüzgâr gülüne ve bilmem kaç cihete sığmaz olmuş mutlak
birkaç asırlık korsan kaderin
kollarına ve namütenahi göğüslerine dövülmüş
yeşil ve benek benek
meleksima deniz kızları kaypak yunuslar

demek
sen bu dünyadan çocukların anladığını anlıyorsun
zaman ihtiyarlıyor ya sen hâlâ çocuksun
sen eski deniz mezarlığı korsanların ve leventlerin
sen hayreddin şarkılarının mezarlığı
muktedir dalgalarınla sen büyük okyanus’sun
plankton canlılarının yıldızca kalabalığı
vatosların deniz nilüferlerinin
sen allahsın saltanatında ne allahlar taşıyorsun
akıntılara hükmetmiş efendi kaptanları
yıldız poyraz’da dolaşır gün batısı’nda dolaşır bazıları
bir kaptan joy vardı ki buz denizlerine gömmüştük
bir andersen vardı bir kaptan kid vardı ki
elbirliğiyle top gibi kahkahalar patlatıp
bir devler şenliğinde
savrula savrula ölmüştük

Sonra Kuşadası’ndaki sürmene’deki dalyanlar
hatırlanmayacak kadar eski ve güzel olmak
bütün yıldızları unutup kutup yıldızı’nı bir görüşte tanımak
sonra sakalları tuzlanmış balıkçı italyanlar
ve sonra cehennem gibi taraz taraz
tilkinin bakır tükürdüğü bir limana
karakurum çölleriymiş gibi kupkuru inip de gemiden
bir şarab seli hâlinde dönmenin yezitliği
hey gözünü sevdiğimin
cenub kutbu’na doğru uzandığımız zamanlar
terra del fuego’dan
yâni ateş arazisi’nden

Attila İlhan


#22

Mavi Gözlü Dev
o mavi gözlü bir devdi.
minnacık bir kadın sevdi.
kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.
bir dev gibi seviyordu dev.
ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.
o mavi gözlü bir devdi.
minnacık bir kadın sevdi.
mini minnacıktı kadın.
rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.
Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev…

~Nazım Hikmet


(Okan Akıncı) #23

Dünya padişahın, kayserin, hakanın olsun;
Cehennem kötünün, cennet iyinin olsun;
Tesbih meleklerin olsun, temizlik Rızvan’ın;
Sevgili bizim olsun, canı canımız olsun.

Ömer Hayyam - Rubailer
Sabahattin Eyüboğlu çevirisi


#24

Şu dar odanin kati yalnizliginda
Ve her şeyin çiplakliginda
Durup bir pencereyi deniyorum
Gizliligin dişina çikiyorum
Araçlarin
Insanlarin
Şehrin ve meydanlarin ve kalabaligin ve her şeyin
Içimde yalniz ve yapraksiz
Bir kavak agaci büyüyor – Çiplak ve göge dogru –
Ama küskün ama yalniz ama yapraksiz ve uzun
Bir aglama duvari bu.
Yatak ve yorganin kuru yalnizliginda
Ve aklin dar yalnizliginda
Şehrin ve her şeyin
Ve kalabaligin yorgunlugunda
Saçlarin ve parmaklarin
Ve gözlerin ve gecenin bu bulanik çaginda
Ve aynalarin sığ görünümünde
Bunaliyorum.

Susmanin kalesine sığınıyorum
Önümde karanlıktan duvarlar
Sırtımda insan yüklü bir gök var.

[Erdem Beyazıt]


(rochelle) #25

Duyum

Mavi yaz akşamlarında, özgür, gezeceğim,
Ayaklarımın altında nemli, serin kırlar;
Başakları devşirip otları ezeceğim,
Yıkayıp arıtacak çıplak başımı rüzgar.

Ne bir söz, ne düşünce, yalnız bitmeyen bir düş
Ve yüreğinde sevgi; büyük, sonsuz, umutlu,
Çekip gideceğim, çingene gibi, başıboş
Doğada, bir kadınla birlikte gibi mutlu.

Arthur Rimbaud (Erdoğan Alkan çevirisi)


(Grey Angel) #26

Açıkcası şiirden anlamam ama , buna bayıldım :heart:


(Eren Diakotra) #27

“Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?”

Nâzım Hikmet Ran


#28

YALNIZ

Olmadım çocukluğumdan beri
Başkalarının olduğu gibi
Görmedim dünyayı, nesneleri
Başkalarının gördüğü gibi
Kandırmadı hüznümü, tutkuları
Aynı ortak pınarların suları
Aynı zevki duymadı yüreğim
Aynı şevkle uyanmadı yüreğim
Sevdiğim her şeyi yalnız sevdim
Çocukluğumda, çocukluk çağında
Fırtınalı bir ömrün derinliğinden
Çıktı hâlâ tutsağı olduğum gizem
Çıktı sellerden ya da pınarlardan
Dağlardaki kızıl kayalıklardan
Gölgesi dolanan güz güneşinden
Onun sonsuzdaki altın renginden
Çıktı gökyüzünün yıldırımlarından
Yanımdan uçarak geçtiği zaman.
Ve kasırgadan, gökgürültüsünden
Ve buluttan ve bulutun sisinden
(Havanın kalanı mavileştiği an)
Gözlerimde iblis şeklini alan.

Edgar Allan Poe


#29

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sâdığım, sâdığım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Bahaeddin KARAKOÇ


(Mustafa Güngören) #30

Yalnız’ın odasında
İkinci bir yalnızlıktır
Ayna.
Özdemir Asaf


#31

Özlediğin, gidip göremediğindir;
ama, gidip görmek istediğin

Özlem, gidip görememendir; ama
gidip görmek istemen

Özlediğin, gidip görmek istediğin-
ama gidip göremediğin

Özlem, gidip görmek istemen-
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen.

Oruç Aruoba


(Eren Diakotra) #32

Senin dudakların şarap gibi ve ben sarhoş olmak istiyorum.

William Shakespeare diyorlar ama emin değilim.


(Eren Diakotra) #33

Kokunu alamadan,

Boynuna sarılamadan

Yüzüne dokunamadan

Sadece seviyorum

Öyle uzaktan seviyorum seni

Elini tutmadan

Yüreğine dokunmadan

Gözlerinde dalıp dalıp gitmeden

Şu üç günlük sevdalara inat

Serserice değil adam gibi seviyorum

Öyle uzaktan seviyorum seni

Yanaklarına sızan iki damla yaşını silmeden

En çılgın kahkahalarına ortak olmadan

En sevdiğin şarkıyı beraber mırıldanmadan

Öyle uzaktan seviyorum seni

Kırmadan

Dökmeden

Parçalamadan

Üzmeden

Ağlatmadan uzaktan seviyorum

Öyle uzaktan seviyorum seni;

Sana söylemek istediğim her kelimeyi

Dilimde parçalayarak seviyorum

Damla damla dökülürken kelimelerim

Masum beyaz bir kâğıtta seviyorum

CEMAL SÜREYA

Cidden iki üç günlük sevdalara inat sevmek isterdim ama sevilecek ruh mu bıraktılar?


(Eren Diakotra) #34

En dolu olması gereken konu bu olmalıyken kimsenin uğramaması çok ama çok üzücü.(


(Grey Angel) #35

''Beğendiğiniz bedenlere hayalinizdeki ruhları koyup , bunu aşk sanıyorsunuz . ‘’

William Shakespeare

Edit: Günümüzdeki aşk kavramı


(Eren Diakotra) #36

Yüzde yüz katılıyorum.

Okyanusta ölmez de insan, gider bir kaşık sevdada boğulur.

Cemal Süreya


(Mustafa Güngören) #37

Bazı şeyleri sana yazdığımı düşünüyorsan,
Yanılıyorsun.
Her şeyi sana yazıyorum…

İlhan Berk


(Çağrı) #38

Rüya

Annemi ölmüş gördüm rüyamda.
Ağlayarak uyanışım
Hatırlattı bana, bir bayram sabahı
Gökyüzüne kaçırdığım balonuma bakıp
Ağlayışımı.

  • Orhan Veli

#39

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Nazım Hikmet - Yaşamaya Dair


(rochelle) #40

Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.

Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.

Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vaktiniz olmadı.

Behçet Necatigil - Sevgilerde

O söylenemeyen sevgiyi o kadar güzel anlatıyor ki, pek şiirden anlamayan ben bile kapılıp gidiyorum şairin dizelerine.