Marxism devasa bir konu. Onu tartışma konusu olarak öylece masaya koymak, konu hakkında genel geçer yargılar ortaya koymaktan öteye gitmeyen bir konuşma olur en iyi ihtimalle. Konuyu sınırlandırıp ve belirli bir perspektife sokarak güncel meselelerin altında yatan düşünsel yapılarla ilişkisinin ip uçlarını da ortaya koyan bir çerçeve içerisinde buraya taşırsanız belki o zaman bu devasa kütlenin bir ucundan tutabilir, uykuda olan düşünceleri uyandıran bir etki yaratabilirsiniz.
Herhangi bir kitap yazar veya konuda kim ne başlık açmak istiyorsa açsın bence. İlgi görür, katkı sunan olur - olmaz, konuşan olur - olmaz bilemem.
Diğer yandan İtirazlar biraz komik biraz da hakkında birinci elden hiç bir bilginin olmadığı itirazlar olmuş. ![]()
Marks en basitinden artı değer, sömürü, ücret, fiyat, kar, kapital konusunda hala haklı hala güncel.
Baş markşist de geldi. Marx’a olan hayranlığı yüzünden profil fotoğrafını Marx yapmış bir insanın bu konuda objektif olma şansı yok bence. ![]()
Bu da komik. ![]()
Markşist değilim elbette
hatta kendimi Marksist veya komünist olarak da tanımlamıyorum. Sosyalistim.
Marks’a değil ama fikirlerine hayranlığım var.
Profil fotoğrafım bir Odin çizim, Karl Marks ile alakası yok. Ben de ortaçağ dervişleri çağrışımı yaptığı için yıllardır kullanıyorum bu Odin resmini.
Ben ne marksizmle ilgili kitap okudum ne başka bir düşünceyle ilgili. Sadece özgür düşünce çerçevesinde insanlar istediğini okuyabilir ve paylaşabilir. Birisi gelip marksizm altında bir başlık açmak isterse açar, diğeri de çizgi romanlar altında bir başlık açar. Kimse de gelip burda spesifik bir alman dönemi düşüncesini benimser gibi bu kitaplar çöptür yakın atın diyemez, size düşmez.
Bir şey kötüyse bu subjektiftir bir şey iyiyse de bu objektif değildir. Arkadaş okur araştırır sonra kendi fikrini kendi belirler. Ha gelip bilgi alışverişi yapın tabii ama bu hakaret seviyesine geldiğinde bu sadece fanatiklik oluyor.
Komik olsun yahu. Tebessüm etmekten ne zarar gelir. Herkes bir gergin, herkes bir kavga halinde. Zaten başlığın adı da rahatsız edici bu yüzden. Olaya komik yönden yanaştım hala böyle bilgisizliğimiz falan söz konusu oldu. Bu kesin Ad hominem bu arada ![]()
Biliyordum ama çizimin nerden geldiğini merak etmiştim. Güzel oldu. Ama Odin’den çok Gandalf’a benziyor.
Marksizm ile alakalı olarak da işçi hakları vb. bazı konularda insanlığa faydası olduğunu ben de biliyorum. Ama bu onu muteber bir ideoloji yapmaya yeter mi emin değilim.
Çünkü Marksist ideoloji bu yönüyle dinlere çok benziyor. Temelde hak ve adalet üzerine söylemlerden başlayan ideoloji günün sonunda gücün mutlak kontrolü ve milyonlarca insanın kıyımına yol açıyor.
Marksizm ve ona benzer ideolojiler iktidarı ele geçirdiğinde proleterya diktatörlüğü oluyor.
Konuyu hemen ciddi tarafa çekiyorsunuz anlamı kalmıyor. Komik tarafta kalsa Tayyip Erdoğan fikir ve ideolojilerine atıf yapacaktık.
Sakin olun hocam, konu başlığının ismi “Tartışma Köşesi”. Forumdaşlar gayet de tartışmayı alevlendirmek için ortaya çeşitli savlar atabilirler. Bu durumda tartışmanın diğer tarafının kendi görüşünü savunması ve karşı görüşü çürütmesi gerekir.
Dediğim gibi, fikir savunulur onda sıkıntı yok ama ben yukarılarda baya hakaretvari söylemler gördüm hoş değil. Fikir alışverişi olmuyor o zaman.
Doğrudur, bilmiyorum. Emin değilim; sonuca kavuşan daha sert tartışmalara şahit oldum, bu biraz “Hadi bir şey diyeyim, başkaları tetiklensin de tartışalım.” tartışmasıydı.
2024 Türkiye’sinde kimin şeyinde (umrunda) Marx af edersiniz? Teyyip konuşalım bence, o hayatımızı daha çok etkiliyor. Ben Teyyip’in kitabını tartışmaya açıyorum ve hatta tartışmayı kendim yapıp sonlandırıyorum.
Mesela:
Krktr1: Arkadaşlar biraz da “Daha Sansür Bir Dünya Mümkün” kitabı üzerine konuşalım.
Krktr2: Konuşmayalım.
Krktr1: Konuşmaya gerek yok mu?
Krktr3:
Not: Bu yazı bir “Bir şey diyeyim de başkaları tetiklensin.” tartışması davetidir. Teyyip aşıklarını ve kendi isteği dışında hiçbir şeye tahammülü olmayan can parçalarını tartışmaya davet ediyorum.
Tarihsel materyalizmin Marxist yorumu yine tarihsel süreç içerisinde hesaplandığı gibi kalmayıp büyük değişimlere uğramıştır. Bu güne kalan şeyin ne kadarı hala Marxisismdir, tespit etmek kolay değil. Ama Marxsist düşüncenin kökeni olan tarihsel materyalism, bügüne Marx’ın etkisine maruz kalarak gelmiştir. Bugün liberteryenizm ve anarko kapitalizm her ne kadar Marxsizm karşıtı olsalar da devletsiz sosyalizmin tarihsel sürecini tamamlaması için Matx ın praxis kavramı üzerinden hareket ediyorlar. Bugün Çin, Ortadoğu, Hindistan, Amerika, Birleşik Krallık vs bir çok merkezin politik evrimlerini etkisi altına alan şey, Marx ın tezgahından geçmiş olan tatihsel materyalizin evrimsel sürecini kontrol eden ideologların yapıp ettikleridir. Eh bazı şarklılaştırılmış zihinler için her şey güllük gülistanlık olabilir ama zaten onlar tarihsel akışın kütlesini oluşturan yığınlardır. Sesli ya da sessiz devrimler hep bu yığının gücünü kullanır, ama yığının ruhu bile duymaz.
Marx’ın getirdiği yıkım ![]()
Marksizm, 19. yüzyıldan itibaren Avrupa’da derin bir sosyal ve politik etkide bulunmuş ve işçi sınıfının haklarının iyileştirilmesiyle sonuçlanan birçok gelişmeye zemin hazırlamıştır. Marx ve Engels’in fikirleri, Avrupa’daki işçi hareketleri ve sosyalist partiler için temel bir ilham kaynağı olmuş, bu da hükümetlerin sosyal ve ekonomik politikalarını değiştirmelerine neden olmuştur. İşte Marksizmin Avrupa üzerindeki temel somut etkileri ve ülkelerin buna yanıt olarak yapmak zorunda kaldıkları:
- Sosyal Hakların Gelişimi
Marksizmin işçi sınıfı üzerindeki etkisi, özellikle işçi haklarının savunulmasında önemli bir rol oynamıştır:
• İşçi Sendikalarının Güçlenmesi: Marksist düşünceler, işçi sınıfının örgütlenmesini teşvik etmiş ve sendikaların kurulmasına yol açmıştır. Bu sendikalar, daha iyi çalışma koşulları ve ücretler için mücadele etmişlerdir.
• Çalışma Saatlerinin Düzenlenmesi: Avrupa ülkeleri, işçilerin çalışma saatlerini sınırlandırmak zorunda kalmıştır. Örneğin, 8 saatlik iş günü talebi Marksist hareketlerin temel sloganlarından biri olmuştur.
• Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması: Çocuk işçiliğine karşı reformlar yapılmış ve bu alan düzenlenmiştir.
- Sosyal Güvenlik Sistemlerinin Kurulması
Kapitalizmin eleştirisi, hükümetleri işçilerin yaşam standartlarını iyileştirecek sistemler kurmaya zorlamıştır:
• Emeklilik Sistemleri: İşçi sınıfının gelecekteki güvencesini sağlamak için emeklilik sistemleri oluşturulmuştur.
• Sağlık Hizmetleri: Marksist düşüncenin etkisiyle, özellikle sosyalist hareketlerin güçlü olduğu ülkelerde, ücretsiz veya düşük maliyetli sağlık hizmetleri sunulmaya başlanmıştır.
- Refah Devleti Uygulamaları
Marksizmin kapitalizme yönelik eleştirileri, Batı Avrupa’da refah devleti modellerinin ortaya çıkmasına yol açmıştır:
• Eğitim, sağlık ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından sunulması yaygınlaşmıştır.
• İsveç, Norveç gibi ülkelerde sosyalist partilerin etkisiyle kapsamlı refah politikaları hayata geçirilmiştir.
- Siyasal Sistemlerde Reformlar
Marksist hareketlerin halk arasında popülerleşmesi, Avrupa hükümetlerini siyasi reformlar yapmaya zorlamıştır:
• Evrensel Oy Hakkı: İşçi sınıfının siyasal süreçlere katılımını sağlamak için genel oy hakkı yaygınlaşmıştır.
• Sosyalist Partilerin Yükselişi: Marksist düşünceler temelinde kurulan sosyalist ve komünist partiler, birçok Avrupa ülkesinde siyasal arenada etkili olmuştur.
- Kapitalist Sistem Üzerindeki Baskı
Marksizmin kapitalizme yönelttiği eleştiriler ve sosyalist devrim tehditleri, kapitalist ülkeleri ekonomik eşitsizlikleri azaltmaya zorlamıştır:
• Asgari Ücret Yasaları: İşçi sınıfını korumak için asgari ücret uygulamaları yaygınlaşmıştır.
• Vergi Reformları: Gelir eşitsizliğini azaltmak amacıyla daha adil vergilendirme sistemleri uygulanmaya başlanmıştır.
- Sosyalist Blok ve Rekabetin Etkisi
- yüzyılda Sovyetler Birliği’nin varlığı ve Marksist ideolojinin etkisi, Batı Avrupa ülkelerini kendi işçi sınıflarını yatıştırmak ve sosyalist devrim riskini azaltmak için refah politikalarını genişletmeye teşvik etmiştir.
Özetle, Marksizm Avrupa’da sosyal hakların genişletilmesine, işçi sınıfının yaşam standartlarının yükselmesine ve hükümetlerin sosyal politikalarını işçi lehine değiştirmesine neden olmuştur. Avrupa hükümetleri, Marksist fikirlerin işçi sınıfı üzerindeki etkisini azaltmak için sosyalist reformlar yapmak zorunda kalmış, bu da günümüzdeki modern sosyal devlet anlayışını şekillendirmiştir.
Üstat promptu biraz da getirdiği sefalete doğru ayarla bakalım yoldaşGPT v19.17 neler diyecek.
Marksizmin veya komünizmin (ayırabilen varsa açıklasın aşağıda) vaat ettiği tek bir şey söyle ki baskı ve şiddet aracılığıyla verilmekten bağımsız olmasın. Yok işçi sınıfının özgürleşmesiymiş yok sınıfsız toplummuş… Sınıfsız toplum fetişisti arkadaşlar Sovyetler’in güya sınıfsız toplumundaki egemen bürokrasiyi açıklasın önce. İşçi sınıfı haklarını kapitalist ülkelerde dolaylı olarak iyileştirdiğini varsaysan bile Sovyetler’de, Çin’de Küba’da Kore’de bürokratik elit parti üyeleri sizce işçi sınıfının hakları ve çıkarlarını mı savundu yoksa kendi çıkarlarını korumak için mi egemen oldular ? Böylesine şiddete dayalı sapkın bir ideolojinin mahsülü olarak Stalin veya Mao gibi ruh hastalarının çıkmasına şaşırmamak lazım. Doğası gereği insan bencil olduğu için ve her zaman kendi alanını korumayı öncelediği için tamamen sınıfsız ve sadece diğerkâmlığın olduğu bir düzende yaşayamaz. Yani bu fikir uçuk ütopik bir fikirdir. Daha demokrasi düşmanlığına, merkezi planlamaya dayalı ekonomik krizlerine, kolektivizasyon yapacaz hacım deyip vatandaşları çiftliklerde fabrikalarda karın tokluğuna çalıştırmasına (güya işçi hakları) felan girmedim bile. Bir de son olarak bu arkadaşlara bu ideolojinin uygulanıp başarı gösterdiği tek bir yer göster dendiğinde kendilerinin tavrı aynı “Gerçek Marksizm bu deel taam mı” oluyor. Şöyle kâr zarar dengesi yaptığında bile başlı başına terör örgütlerinin ortaya çıkmasına sebebiyet veren bir ideolojinin ne tarafının ağır bastığı belli. Biraz bireyci olabilen ve özgür düşünebilen bir insanın bu ideolojiyi ve külliyatını yalayıp yutup ondan sonra eleştirmesine gerek bile yok. Kendiliğinden apaçık safsatalar bütünü olduğundan neyin doğru neyin yanlış olduğunu çıkarımlar yaparak da anlayabilir.
Kusura bakmayın ama Marksizmin kapitalizm üzerindeki baskısı sendikal ve welfare state reformlarina sebep olurken, liberal baskılar sosyalist devletlerin çökmesine sebep oluyorsa oturup bir düşünmek gerekir.
Kapitalizm ve liberal düşüncenin çok sıkıntıları var ve birkaç aymaz ve sermaye odağı dışında herkes bunları kabul ediyor ama Marksist düşüncenin de özellikle özgürlükler noktasında çok büyük sorunları var. Kapitalizm ne kadar berbat olsa da Mao, Stalin, Pol Pot gibi diktatörler, Great Leap Forward, gulaglar, holodomor, ölüm tarlaları uretmedi.
Şu benim yukarıda dediğime yönelik galiba.
Komünizm değil Sosyalizm.
Sosyalizm sadece Marksizm’den ibaret değil.
Diğer denilenler için bir şey yazmayacağım, o kadar enerjim yok.
Ama Marksizm terör yaratıyor demek İslam terör yaratıyor demek ile ya da şiilik, sunnilik terör yaratıyor demekten farklı değil.
Tarih / günümüz dönüp bakınca bunu İslam için de diyebilirsin, Hiristiyanlık için de hatta terör dönemleri ile burjuva devrimleri için de, burjuva devrimlerinin itici gücü olan milliyetçilik için de. Bu ideolojiler de kolaylıkla terör ile ilişkilendirilebilir.
Onu da siz söyleyin o zaman. Kıta avrupasında ve İngiltere’de bu hareket işçi sınıfı için nasıl bir sefalet getirmiş?
(Bkz. veya googlelayiniz: Holodomor) Ukrayna kıta avrupasidir.
Burası tartışmanın yeri değil. Gidin başka başlıkta tartışın. Burası Tartışma Köşesi, yani tartışmayın ![]()
En büyük izm Melihizm’dir. Gerisi fasa fiso ![]()
Uzun uzun yazacak enerjim gerçekten yok. Koca koca insanlara bir şey anlatmaya çalışmak gerçekten çok sıkıcı. Özellikle ne söylediğinle ilgilenmeyen kişilere karşı.
Ben diyorum ki marksist hareketin talebi ve gücü sayesinde insanlar bir çok hakka kavuştu. Çok daha iyi şartlarda yaşadılar.
Siz diyorsunuz ki katliam yapıldı, diktatörlükler kuruldu vs.
Bu bence “ben seni dinlemiyorum, ne dediğinle ilgilenmiyorum” demek.
İnsanlar İngiltere’de “Ukranya’da, Sovyetler’de, Çin’de katliam yapılsın” sloganlarıyla mı örgütlendiler ve bunu mu talep ettiler ki bunların sorumlusu hak arayan insanlar olsun.
Bugün x kişisi Budizm adına terör saldırısı düzenlese bunun sorumlusu Tibetteki budistler mi olacak veya doğrudan Buda olacak heralde sizin mantığınıza göre ve budizm terör getiriyor diyeceksiniz.
Neden “marksist hareket çocuk işçiliğin kaldırılması ve herkese oy hakkı verilmesini istedi, bu yapıldı ama bakın işte bu felaket oldu” gibi somut ve gerçekten marksizmin talebi olan bir konu üzerinden örnek veremiyorsunuz?
@alper Hocam kişisel olarak kimseye yönelik imada bulunmadım yanlış anlaşılmasın.
İşçi haklarının sadece bu ideolojiyle iyileşmesinin mümkün olduğu fikrine katılmıyorum. Kıta Avrupasında ve İngiltere’de işçilere nasıl bir sefalet getirdiğini bilemem ama Sovyetler’de ve diğer komünist ülkelerde getirdiği sefalet ve fakirlik herkesin malumu. Bu hareketle Komünist Manifesto yayımlandıktan sonra tak diye İngilterede’ki işçi örgütlenmesi ve işçi hakları düzelmedi. İşçi haklarının iyileştirilmesi ve çalışma saatlerinin düzenlenmesi yalnızca dışarıdan yapılan müdahelelerle değil fakat aynı zamanda kapitalizmin iç dinamikleriyle de gerçekleşmiş olabilir. Bence asıl göz ardı edilen yer de burası. Zaten sanayileşme sürekli genişlediği için işçi talebi arttıkça kapitaller nitelikli işgücünü çekme uğruna daha dolgun maaş ve çalışma koşulları sundu. Yine işverenlerin sermayesi sayesinde teknolojik yatırımların artması da verimliliği etkiledi, verimlilik arttığı için de sizin de bildiğiniz gibi birim başına maliyet düştü. Maliyet düştüğü için piyasa kendi kendini düzenleyerek işçilere daha yüksek ücretler ödedi. Zamanla biriken sermaye gelir dağılımını daha adeletli hale getirdi. Ayrıca kapitalist ve liberal ülkelerin sağladığı bireysel özgürlükler işçilerin örgütlenmesini ve haklarını aramasını mümkün kıldı. Bu sebeple işçi sınıfının hakkını iyileştiren bu ideolojiden ziyade yine piyasa oldu. Bu arada kapitalizmin dört dörtlük olduğunu falan iddia ettiğim yok. Fabrikatör oğlu falan da değilim sadece bunlar benim objektif olarak baktığımda oluşturduğum fikirler. Yoksa burada dünyanın en kapitalist adamlarına sövseniz umrumda olmaz, yukarıda da Marx’a şaklaban dedik diye neyin duyarı kasıldı anlamadım. ![]()