Bilimkurguyu fantastikten ayıran en büyük unsur teknolojidir bence. Matematik, fizik, kimya, biyoloji veya sosyal bilimlerin insanlığı nasıl değiştirebileceğini yani olabilecek gelecekleri anlatır. Fantastik ise olması imkansız olaylara odaklanır. Konuşan bir aslanın dünyayı yaratması veya tanrılarla savaşmak gibi.
Bilimkurgu ve fantastik edebiyat normalde felsefi bir zemin üzerine kurulur. Tutarlılığı sağlayan bir zemindir bu. Hatta edebi çalışmalar felsefi yapının bir uzantısı olarak ilerler Günümüzde bu konuların edebiyatı felsefi zaminin çok dışına taşmış ve neredeyse tamamen ticari bir pazarın kontrolüne geçmiştir. Bilimsel ve felsefi çalışmaların disiplininden ayrılıp insanların güncel ve geçici ilgilerini oyalayan saçma sapan kurgulamalar üretiliyor sürekli. Tabi okur denilen kesimşn bilimse ve felsesefi altyspısı olmayınca ne neyi nasıl kurgularsan kurgulayabilşyorsun. Önemli olan ve ticari başarıyı sağlayan en önemli şey, dramatik yapının duygu ve heyecan düzeyinin iyi bir orkrstrasyonunun yapılmış olmasıdır. Dizi filmler ve özellikle tarihi romanlar dramatik yapıyı çok kullanışlı bir araca dönüştürdüler. Akıl, bilim, felsefe sanat gibi unsurların disipliner duvarları yıkıldı ve kapalı bir evrende başlayıp ve yine orada biten sanal bir eğlence macerasına dönüştürüldü.
Yeterince gelişmiş bir teknoloji, sihirden ayırt edilemez. Arthur C. Clarke
Bilim kurgu edebiyatının altın çağ yazarlarından olan Arthur C. Clarke’ın en bilinen sözüdür, Dune serisi bana kalırsa bilim kurgu edebiyatının zirve noktasıdır.
Son 10 yılda çıkan bilim kurgu kitapları genellikle 16-18 yaş aralığında ergenlerin galaksiyi kurtardığı hikayeleri konu alıyor bunu kıran 3 yazar var birisi Marslı ve Kurtuluş Projesi Mary kitaplarının yazarı Andy Weir diğer ikisi de Enginlik serisinin yazarlarıdır.
Bilimkurgu ve fantastik arası tamamen gri bir alan, birinin bitip diğerinin başladığı bir durum söz konusu değil. Dolayısı ile benim bilimkurgu dediğim bir yapımı başkası için fantastik olarak nitelendirilebilir. İçinde yaşadığımız evrende işleyen fizik kanunlarına ve bilimsel gerçekliklere ne kadar bağlı kaldığınız, açık gri ve koyu gri baremin neresinde olduğunuzu belirleyen en önemli etken. Dolayısı ile Arthur C. Clarke’ın da dediği gibi Star Wars ve benzeri yapımları bilimkurgudan ziyade uzayda geçen fantastik hikayeler olarak kabul ediyorum bende.
Sevgi Özel’in (Dil Derneği) Cumhuriyet de olan yazısında gördüm, Ali Püsküllüoğlu İnternet yerine önermiş, Dil derneğine bakmadım ama Sevgi Özel kullandığına göre dil derneği de kabul etmiş diye düşündüm.
Ne zamandır kullanıyorlar, ne zaman önerdiler bilmiyorum ama sanki internet’i çok dar anlamı ile tanımlayıp karşılık bulmuşlar gibi.
Bence tutmaz bu kelime.
2006 da önerilmiş, tutmamış. ![]()
https://www.dildernegi.org.tr/TR,166/dil-dernegi-internet-haftasinda.html
Önerilen kelime orijinalinden uzun olunca tutması zor oluyor. Bilgisayara bile artık PC(piisii) ve sistem diyenler artıyor.
Forumda Türkçe dilbilgisi ile ilgilenen arkadaşlar aslında daha güzel öneriler çıkarır bence.
Tümağ
İçbilgi
Sanalağ
Bağkur
gibi türetmeler mesela
Yok emekli sandığı. ![]()
Billgeç olsun bence. Bill Gates’e de göndermeli ![]()
Buraya yazma şevkimi yitirmiş olmama rağmen bir istisna yapacağım: Mecra Nadir Kitap.
1 tane Gary Oldman Dracula kartpostalı alacaktım, 18 liraydı. Ertesi gün 30 oldu, diğer başkalarını da taramak ve almak üzere eski fiyat rica ettim. Birkaç gün beklememi, yüksek indirim yapacaklarını salık verdiler. Gerçekten de %50 indirim oldu ancak 1000 TL üzerine ve kargo dahil olarak. Burada da sorun yok. Paranız yoksa almazsınız. Ben yine de limitin düşmesinin şu yönden iyi olacağını yazdım: 1000 liralık alım yapmak isteyen kimse başarılı olamayacak zira 900-1000 bandında indirim işlemiyor, 1000’de de kargoyla beraber sepet sonraki yüzlük dilime yakınsıyor. Bana gelen yanıtı aktarıyorum:
HİÇ KİMSEDE LİMİT VEYA KARGO KONUSUNDAN ŞİKAYET ETMİYOR.
HATTA 2 MÜŞTERİMDE 900 TL LİK ÜRÜN ALDI 1000 TL OLSA 500 ÖDEYECEKKEN TELEFONLA ARAMAMA RAĞMEN HAYIR İNDİRİMİ KABUL ETMİYORUZ DEDİLER. HEPİMİZ ZOR GÜNLER GEÇİRİYORUZ ELİMİZDEN GELDİĞİNCE BİRBİRLERİMİZİ DESTEKLEMEMİZ LAZIM DEDİLER.
TABİKİ JESTLER KARŞILIK BEKLEMEDEN HER ZAMAN KARŞILIKLIDIR.
Şimdi, burada sinir olduğum durum şu:
Ben para babası değilim, pintilik yapmıyorum. Karşımda dükkanını iyi kötü işleten, durumu benden daha iyi biri var, ileri sürdüğü şey doğruysa onların durumu daha da iyi. Üstelik benim ne durumda olduğumu da bilmiyor, sağlık olarak da. 70+10 kartpostal alacaktım, hepsini sildim, zaten 30 sene öncesinden ülkede kimsede olmayan arşivi toplamışlığım var. Bu sahte aydınlardan bir kere daha iğrendim, uzak olsun hepsi. Dolap’ta da 20’lerin yıldızlarını 40’ların starları diye pazarlıyor biri, daha elindeki hakkında bilgisi, fikri yok. Neyse. Sildim Nadir’in uygulamasını da, bir süre alım yapmayacaktım zaten. Bugün boş gelen Amazon zarfında göremediğim kitabın yarın gelmesi sonrası son alımlarımı da paylaşır, buradan da çekilirim.
(Sanırım) Oktay Sinanoğlu da internet yerine örütbağ kelimesini önermişti zamanında.
Örütbağ zihinde interneti karşılıyor bu arada. Keşke dilimize bu şekilde yerleşseymiş.
Ne güzel tartışıyorduk hemen gerildi ortalık, biraz daha gülümseyerek tartışmayı bilmek gerek. En başta Marx öldü Marksizm bitti düşüncesi şaka tabi ama Marksizm’e karşı olduğum baki.
Evet farklı değil. Marksizm terör yaratıyor dersek , İslam da terör yaratıyor demeliyiz, Şiilik de terör yaratıyor demeliyiz.
Ama dersek yanlış olmaz. İslam güçlü devletlerin olmadığı ortamlarda terörize olmaya çok açıktır. Cihad düşüncesi ve diğer şiddete dayalı eylemler İslam’ın temelinde var. Yoksa kuruluşundan sadece 150 yıl sonra 8 bin km ötedeki Cordoba’nın fethi veya Ebu Kuteybe’nin yaptıkları barışçıl bir düşünce ile açıklanamaz.
Cennetle müjdelenecek kadar iyi insanlar oldukları söylenen sahabelerin peygamber öldükten sonra birbirini gırtlaklamaya başlaması, Sıffin’da 100 bin kadar adamın ölmesi, Kerbela Hadisesi vb. hadiseler var.
Diğer taraftan Şiilik terör yaratıyor demek az gelir, Şiilik günümüzde direkt terörist bir harekete dönüşmüş durumdadır. Ancak bahsettiğim şey Türk-Türkmen Aleviliği veya Arap Nusayriliği (Alewite) değil. Bahsettiğim şey İran Mollaları, Hizbullah biraz da Hamas’ın yaptığı şey. Bu Amerikan emperyalizmine karşı duracağız, İsraile karşı duracağız diye ortaya atılan şeyin günün sonunda müslüman öldürmekten öteye gidemediğini görüyoruz. Hatta geçen sene 7 ekim 2023’te başlayan Hamas saldırısı aslında İsrail’in Araplar ve Türklerle arasının iyileşmesini engellemek için yapıldı. Hamas militanları otobüs durağında bekleyen nine ile torununun gırtlağını kesince zaten terörize olmak için fırsat kollayan İsrail operasyonlara başladı.
Günün sonunda ırkı farketmeyen binlerce çocuk masum günahsız öldü. İsrail ve ortadoğu yeniden kan gölüne döndü. Zaten İsrail Hizbullah ve Hamas’ın kolunu kanadını kırınca Suriye’de Esad korunmasız kaldı vs gerisini biliyorsunuz.
Gelelim sonuca evet benzetmeler doğru , İslam da Şiilik de terör yaratıyor. Bu sebeple Marksizm ve ona bağlı fraksiyonlarda terör yaratıyor. Ancak Markşist Leninist Maoculuk benzer hareketlerin sicili bir hayli kabalalık. Hadi İbrahimi dinler 1500-2000 yıllık diye kabul edelim.
150 yıllık Marksizm’den çıkan hareketlerin haksızca öldürdüğü insan sayısı milyonlarla ifade ediliyor. İnsan hayatının istatistiği olmaz ama istatistiğe vursak, Marksizm dinler kadar eski olsa dinlerden fazla öldürürdü gibi bir matematiksel sonuç çıkar.
Ah şu bilişsel cimriliklerimiz… olabildiğince az zihinsel zahmetle, en kestirme yoldan sonuca ulaşma dürtümüz… süreçleri stresli bir çabayla atlatıp bir an önce sonuca odaklanmalarımız… sahi neden şu memlekette trafik büyük bir keşmekeş? Zihnimizle basitçe kalibretik uyumu sağlanmış klişelere, otomatik süreçlere doğru keyifli yaslanmalarımız… ah şu günü kırtaran ezberlerimiz… yarınki gazete haberlerine kolayca inanabilsin diye önceden tembihlenmiş, ütülenmiş kafalarımız… önce susturup sonra unuttuğumuz, içimizdeki “ama” diyen çocuğun ıssız mezarı… İşte bunlar, hep bunlarla silahlanmış teröristler, şimdi şehirde çalımlı edalarla voltalıyor “Kitapları yemek yasaktır” diye yazan levhaları kurşunluyorlar. Yok artık, kimse beklemesin, şu dağdan tanrı avcısı bir zerdüşt inmeyecek. Çünkü herkesin küçük, püsküllü, boncuklu ve sevimli bir tanrısı var, ölen tanrının gardrobunda kalanlardan yapılma. Ah zerdüşt, iyinin ve kötünün, doğrunun ve yalanın ötesinden çıkıp gelen bilge… bilemedin mi, cehaletin kılıcı tüm kılıçlardan keskindir, putperestin tanrısı tüm tanrılardan güçlüdür…
Birilerinin, Marksist ideoloji söz konusuyken “tetiklenmek” gibi anormal davranışları tartışmamızı ilgilendirmiyor bence.
Türkçe’de şapkalı a kullanımı son yıllarda ne oldu ya böyle. Eskiden hikâye kitaplarında nâdiren de olsa karşıma çıkardı ama maalesef okuduğum kitaplarda artık kimsenin kullanmadığına şâhit oluyorum. Doğrusu nedir sizce?
Doğrusu şapka olması gereken yerde şapkalı olarak kullanılmasıdır. Yoksa anlam çok değişir.
Kar yağdı.
Kâr yağdı.
Gibi mesela
Anlam nereden nereye gitti. O yüzden kullanmak elzem bence.
Önceki örnek daha iyiydi ama ayıp mı olur acaba deyip sildim ![]()
Bu ciddi mi? Ne demek istiyor Yüce Efendilerimiz? İlla ‘‘kombiyi aç FATURANI öde’’ mi? ![]()
