Tartışma Köşesi

Değil mi, bende de öyle oldu.
Şöyle kaldım :
recep-ivedik-siyah-beyaz

Ki baya baya tacizciymiş. Elinin sürekli kadınların üzerinde olmasından dolayı “Yüz Elli Adam” diye lakap bile takmışlar. Kendisi de davranışlarını reddetmemiş, otobiyografik eserlerinde bunu bir “karakter özelliği” ve “şaka” gibi sunarak normalleştirmiş.

Asimov’un ellerini sabit tutamaması ve kadınlara sürekli dokunması nedeniyle bilimkurgu camiasındaki kadınlar tarafından ona bu lakap takılmıştır (The Man of a Hundred Hands). Kadınların, Asimov yaklaştığında birbirlerini uyardıkları ve önlem aldıkları (örneğin korselerini yukarı çekmek veya iğne taşımak gibi) çeşitli anılarda yer almaktadır.

Yazar Edward L. Ferman’ın aktardığına göre, Asimov bir keresinde bir arkadaşının karısının kalçasını o kadar sert çimdiklemiştir ki, kadın “Tanrı aşkına Asimov, neden hep bunu yapıyorsun? Çok acıtıyor ve ayrıca çok aşağılayıcı,” diye bağırarak tepki göstermiştir.

Otobiyografi: In Memory Yet Green (1979)
Asimov bu kitabında, genç kadınlara dokunmayı ve sarılmayı bir tür sosyalleşme aracı olarak gördüğünü, kadınların tepkilerini ise çoğu zaman ciddiye almadığını anlatır. Fiziksel temaslarını “dostane” olarak nitelendirse de, rıza dışı eylemlerini kendi kalemiyle kayda geçirmiştir.

Kitap: The Sensuous Dirty Old Man (1971)
Asimov, “Şehvetli Yaşlı Çapkın” anlamına gelen bu kitabında, kendisini bu “kirli yaşlı adam” (dirty old man) personasıyla özdeşleştirmiş ve kadınlara yönelik tacizkar davranışlarını mizahi bir dille meşrulaştırmaya çalışmıştır.

Kitap: Astounding: John W. Campbell, Isaac Asimov, Robert A. Heinlein, L. Ron Hubbard, and the Golden Age of Science Fiction (2018)
Nevala-Lee bu eserinde, Asimov’un davranışlarının o dönemde “açık bir sır” olduğunu, kadınların onu “yüz elli adam” (man of a hundred hands) lakabıyla tanıdığını ve kendisiyle yalnız kalmaktan kaçındıklarını belgelerle ortaya koymuştur.

Makale: Alec Nevala-Lee, “Asimov’s Empire, Asimov’s Wall” (2020)
Yazar bu makalede, Asimov’un tacizlerinin sistematik yapısını ve bilimkurgu camiasındaki kadınlar üzerindeki etkilerini, Asimov’un kendi mektupları ve mağdurların anlatımlarıyla detaylandırmıştır.

3 Beğeni

İyi ki boşanmış ve genç kadın seviyor, başka konuşacak konusu yok resmen yazık hayatına. Görüşlerine görüş desen değil, anlattıkları komik desen değil.

‘Öznel beğenileri’ bir kenara, para içinde yüzen adam nafakaya takmış kafayı. Her kesimden insana hitap ettiğini; hak olarak buna ihtiyacı olan insanları, kadınların yaşantısını çoluğunu çocuğunu etkileyebileceğini hiç umursamadan öznel ve burjuva tecrübeden yola çıkarak yaftalama yapması inanılmaz eğitimsizce ve portföyüne hiç yakışmıyor. Zaman geçtikçe kaliteyi düşürdü, tadında bırakmasının zamanı geldi artık yoksa saygınlığından kırıntı kalmayacak.

5 Beğeni

Cem Yılmaz bir yana sizin paylaştığınız instagram linkindeki içerikte de yoğun bir feminizm dalgası var. Çok iğneleyici ve taraflı yorumların olduğu bir video olduğunu düşünüyorum. En basitinden nafaka olayı. Sırf 1 ay evli kaldı diye ömür boyu aşırı miktarda nafaka ödenmesi gibi olaylar var ülkemizde. Kadının ihtiyacı var, demek bakıcı arıyordum buldum demekle eşdeğer. Kadının var da erkeğin yok mu diye sorarlar, cevap alamazlar ama. Birçok konuda adil olamayan sistemlerimizin bir tanesi de maalesef bu evlilik meseleleri. Umarım kimsenin canı yanmaz daha fazla.

-

Ek olarak, Cem Yılmaz artık gerçekten bırakmalı. Hâlâ 2008 kayıtlı gösterisini izliyorum. Son 2’si vasat ve göz seğirtmeli.

2 Beğeni

Sondan başlayayım, “Cem yılmaz bıraksın” talebi bence insanların şahsi görüşü. Ancak iş “İmza toplayalım Cem yılmaz ı komedyenlikten men edelim” kıvamına geldi sanki. Biletleri satıldıkça, salonlar doldukça (Ki salonu dolu gördüm sanki) gösterileri devam edecektir. Bunun ötesinde yapılacak şey, salonun kapısında durup “Vay sen nasıl bu adamı seyretmeye gelirsin” diye seyircilerin ağzını burnunu kırmak olur :slight_smile:

Nafaka konusunda birilerinin rencide olduğunu ilk defa duyuyorum. Tuhaf geldi bana, nafakayı alan memnun, çocuk memnun, nafakayı veren bunun esprisini yapabilecek kadar rahatsızlıktan uzak. İnsanlar (Daha doğrusu kadınlar) yanlış yönlendiriliyor (belki de bilerek) nafaka konusunda çatacakları kişi Cem Yılmaz değil nafaka hakkını (Ve dahi miras hakkını) ellerinden almaya çalışan politikacılar ve sözde din adamları. Bu haklarını koruyan yasalar birer birer ellerinden alınıyor, hutbeler falan okunmaya başladı. Haberiniz olsun dedim.

9 Beğeni

Nafakayı ödeyemediği için 83 yaşındaki bir adam hapse girmişti bir keresinde haberlerde görmüştüm.

2 Beğeni

Ne zaman bir erkeğe kadın mağduriyetinden bahsedilse konu göz açıp kapayıncaya kadar erkek mağduriyetine geliyor, bu yumuşak geçişin profesyonelliği karşısında hayrete düşüyorum hep. :slight_smile:

Hepsine topyekün çözüm bulunsa keşke, alakalı başlıkta alakalı kişinin eleştirilmesinin ötesinde öncelik sırasına bakarsak elbette konuşacak bir milyon şey var malesef.

Rencide kısmını ilk kez duymanıza şaşırdım zira kendisi eskiden beri eleştirilir bu konuda, bunun sebebi de hutbeyi okuyup politika yürütemeyenler gibi marka bir ismin de söylemleriyle pekala negatif etki yaratabilecek olması.

7 Beğeni

“Negatif etki yaratabilecek olması” mı? Gerçekten mi? “Benim ödediğim nafaka değil M…F…” dediği için mi?… Bir şey diyecektim ama diyecek bir şey de bulamadım. Neyse hakkımızda hayırlısı olsun.

2 Beğeni

İnsanların bakış açısını negatif yönde etkileme şansı yüksek, gibi bir yoruma bir şey demenize gerek yok zaten. Anlaşılmak için uzun uzun açıklamam gerekeceğini düşünmezdim ama günümüzde yozlaşmış kültürler basit söylemlerden ve basitleştirilen konseptlerden çıktığı için hassasiyete göre görece tetiklenmek gayet insani bir durum. Internet çağında en sık gördüğümüz şey sosyal medya aksiyonu ve neticede çığ olan kar taneleri. Sizin mizah anlayışınıza göre bunlar komik olabilir fakat insan her zaman gülüp geçemiyor malesef. Woke kültür destekçisi değilim, kara mizah dahi severim fakat bu adamın artık bir çizgisi olduğunu düşünmüyorum.

Sizden bağımsız olarak,

yasal düzenlemeler veya sosyal zorluklar bağlamında kadınlardan bahsederken karşılığında daima bir erkek örneği verilmesinin mantığını anlamıyorum. @RolandDeschain

Neyle ne karşılaştırılıyor tam olarak, cinsiyetlerin yaşadığı mağduriyetler mi? Yarışta mıyız? Dünyanın hiçbir yerinde ütopik bir adalet sistemi yok. Kadınların sırf kadın diye bariz şekilde daha dezavantajlı var olmaya çalıştığı dünyada cinsiyet üzerinden adalet karşılaştırması yapmak, yapanın mantık terazisini sorgulatıyor. Kendi bulunduğu gruptan yarış malzemesi katmadan kötü bir durumun kötülüğünü kabullenmek kimseden bir şey götürmez diye düşünüyorum; sadece nafaka değil, aile hayatında kadınların yaşadığı ve yaşamakta olduğu zorlukları “erkekler için demagoji”ye çevirmeden objektif ve basitçe kabul edebilmek çok da cesaret isteyen bir şey olmamalı. @TheNameless

7 Beğeni

Konu başlığı tartıştığımız konuyla alakalı olsa büyük ihtimalle bu olayı devam ettirirdim ancak birkaç cümle ile meramımı anlatıp kendim için konuyu kapatıyor olacağım. Bahsettiğiniz kadın mağduriyeti aynı anda erkek mağduriyetine dönüşüyor. Fakat woke kültürü çizgisine düşen feminizm dalgası nedeniyle bunu görmekten aciz veya bilinçli olarak görmeyen insanlar görüyorum ben de :slight_smile: Cem Yılmaz esprisine gelirsek de, ödediği ücret çok fazla demek ki bunun şakasını m..f.. şeklinde yapıyor. Redif, kafiye, kulağa hoş gelmek hani… Yoldan çıkmış bir topluluğa göre kadın erkek eşit iken, birkaç gün evli kalınsa bile kadına ömür boyu nafaka ödenmesi gayet normal ve itiraz eden de kadın düşmanlığı ile suçlanmalı. Sadece gülünmelik değil, sinir bozucu ve doğal bir tepki uyandırıcı.

Ek: Yasal bilgi olarak yanlışım varsa lütfen özel mesaj yoluyla bilgi alışverişi yapalım. Teşekkür ederim şimdiden.

4 Beğeni

Verdiğiniz yanıt için teşekkür ederim. Kendinizi çok güzel ifade etmişsiniz. Her zaman nafaka ve miras hakkı için kadınları, bu haklarını kaybedebilecekleri konusunda uyarmaya çalıştım. Daima hakkedenin hak ettiğini alması konusunda, kendi çapımda ısrarcı olmuşumdur. Verdiğiniz cevapla aydınlanmama vesile oldunuz. Bundan sonra nafaka kanununu (Veya kanun maddesi. Her ne ise) tekrar düzenlenip, evli kalınan süre oranında nafaka uygulamasının ve mirastan alınacak payların tekrar düzenlenmesinin sonsuz savunucusu olacağım. Ne de olsa hak eden hak ettiğini almalı.

1 Beğeni

Konu nafaka olunca aklıma gelen absürt bir örneği paylaştım sadece. Yarış yapmak gibi bir niyetim yoktu. Zaten paylaştığım örnek de çok sık karşılan bir durum değil yani istesem de onun üzerinden genelleme yapamam. Sizi gücendirdiysem özür dilerim.

2 Beğeni

Instagram bağlantısındaki videodaki her cümleye katılıyorum. Öylesine es geçilebilecek, “şaka işte” denilecek mevzular değil bunlar. Kendisi de bal gibi biliyor ama kafası hep “nostaljik” işlediği için şakaları da eski bir kültürün yansıması. 2026 yılında sahneye çıkıyorsan, bazı hassasiyetleri gözetmen gerekiyor. “Der geçerim, bana bir şey olmaz.” diyemezsin.

Eğer amacın bu hassasiyetler konusundaki yozlaşmayı ortaya koymaksa, hem tarafını net belli etmen hem de bunu daha zekice şakalarla göstermen gerekiyor. Konular kaba saba, şakalar incelikli değil.

4 Beğeni

Başlıktaki bazı arkadaşlar “bizi hissisiyitliri gizitmisi girikiyir” tarzı ifade özgürlüğü karşıtı söylemler geliştirmiş ama ifade özgürlüğü kimlerin incindiğine göre ayarlanan bir karşılıklı nezaket anlaşmasından ziyade bireyin kendi bedeni ve sesi üzerindeki mülkiyet hakkının doğal sonucudur diye bakılması lazımdır hatta bu bakış açısını belli yerlerde dayatmak bile ahlaki olması gerekiyor. Bu arkadaşlara bir doz Murray Rothbard okuması yapmalarını öneririm. Bir söylemden rahatsız olmak bir hak ihlali olamaz ve kimse başkasının sözleri üzerinde ahlaki veto yetkisine sahip değildir. Cem Yılmaz yok kadın düşmanı yok nafakaya takmış vs. geçin bunları. Cem Yılmaz’ın sahnede kadınlarla erkeklerle ya da herhangi bir grupla dalga geçmesi veya tiye alması şiddet değildir ve baskıyla susturulamaz çünkü ne bedene ne mülke ne de fiili özgürlüğe saldırı gerçekleştirmiştir. Biletini alıp (gönüllü)olarak dinleyen herkes hoşuna gitmeyeni terk etme hakkına zaten sahiptir ki boykot hakkı da tamamen legaldir. 2026’dayız artık böyle şakalar yapılmaz” söylemi etik bir ilerleme değil de kelimenin tam anlamıyla kolektivist bir sansür girişimidir. Bireyden ziyade hassasiyet kisvesi altında hayali bir topluluk adına konuşma iddiasıdır. Kaba olmak suç değildir ve hoşuna gitmeyen ifadeyi susturmaya kalkmaya kimsenin hakkı yoktur. Kimsenin kırılmama hakkı da yoktur ama herkesin konuşma hakkı vardır ve bu hak başkalarının saçma sapan hassasiyetlerinden veya duygularından değil bireyin dokunulmaz mülkiyetinden doğar çünkü beden en büyük mülktür. Bu düşüncemin kaynağı (Ethics of Liberty)

5 Beğeni

Şimdi ilgili başlıktayız. :slight_smile:

Bu doğrudan bana yapılan bir yorumsa şayet yanılıyorsunuz. Size yönelik değildi ama yarıştırma anahtar kelimesi ile kadın-erkek mağduriyetinin karşılaştırılmasıyla ilgili yeterince açıklayıcı olduğunu düşündüğüm bir cevap yazdım zaten, tekrara düşmemek adına sizi de etiketleyim o kısma.

Aklımı yitirmedim, neden kısa süreli evlilik için ömür boyu nafaka uygulamasını savunayım? Bu elbette suistimale açık, hiç eşit veya adil bir düzenleme değil. @Arghhh dediği gibi herkesin iyiliği yönünde adilce düzenlenmesi lazım.

Feminizme bakış açınız muhtemelen ‘woke kültür çizgisine düşen bir akım’ düşüncesinden ibaret olduğu için asıl anlatmaya çalıştığım kısmı anlamamışsınız.

2 Beğeni

Kısmen katılıyorum, bir gösteriyi veya kişiyi belli başlı sebeplerden ötürü beğenmemek/komik bulmamak ve aboneli platform üzerinde izledikten sonra bunu dile getirmek, mizah unsuru olarak kaliteli bulmamak ya da emekliliğe ayrılsın demek kişisel ve legal bir boykot olmanın ötesinde aynı zamanda düşünce özgürlüğüdür.

Türkiye’de yaşamanın zorluğu bazı şeyleri basitleştirmek ve çok genel tablolara dönüştürmektense tepki verip ‘hayali grup hassasiyetinden’ bireysel sonucu olabilecek zihniyetleri engellemeye çalışmak gibi bir deformasyona sebep oluyor malesef, Murray Rothbard Türkiye’de yaşayan bir kadın olduğu için hayali grup söylemlerinin belli bir vadede nelere yol açtığıyla ilgili çok güzel yazmıştır eminim.

‘Saçma sapan hassasiyet’ gibi kaba söylemli ve emredici yazılmış kısımlara yorum yapmayacağım zira kaba olmakta problem de görmüyorsunuz, (kendi adıma) varmaya çalıştığım noktadan oldukça alakasız bir manifesto olmuş.

3 Beğeni

Kimsenin adamı hapse attığı yok. Ağzını da mühürlemedik. O da konuşuyor, biz de konuşuyoruz. Ve maalesef siz de konuşuyorsunuz.

7 Beğeni

katılmıyorum önce ki gösterilerin izledim mimik oynamadı. son gösterisin de baya güldüm. ben bir az bel altı espriler severim. ayrıca bir kısım insan sırf kadın haklar ve hayvan hakların savunuyor diye bunlarla dalga geçilmeyecek değil.

dediklerinize hiç katılmıyorum. eğer ortaya çocuk falan varsa ödemek zorundasın.

ne hassasiyetin de bahsediyorsun ya adam at taraf espri yapıyor komik de bence hiç bir şey de hassasiyet göstermek zorunda değil.

imza mı atarım katılıyorum..

2 Beğeni

bu siten ota sansürcü tarafın da nefret ediyorum küfür etmediğim halde yine bayarak koymuşlar. bu ifade özgürlüğüne sansür girer.

2 Beğeni

Yazdıklarınızdan şahsen hiçbir şey anlamadım. Biraz daha düzgün Türkçe kullanırsanız daha iyi olabilir.

4 Beğeni

zaten düzgün türkçe kullanıyorum. dalga mı geçiyorsunuz benimle?

1 Beğeni