Kitapları ile filmleri ayrı kulvardalar. Filmlere bakarak kitaplar hakkında fikir sahibi olman pek sağlıklı değil, ilk kitap harici kitaba birebir bağlı sanırım sadece son film var. Öyle bölümler var ki çıkartılan, filmi izlerken delirdiğimi biliyorum.
Anime çizgi film olsa ne, olmasa ne. Sevdiğiniz kitap çocuklar için yazılmış da olabilir. Her insanın kendine has zevkleri var. Koca adam olmuş hâlâ çizgi film izliyor, çocuk kitabı okuyor diye eleştiri yapılınca neden alınıyorsunuz ki. Çizgi film de izlerim, çocuk kitabı da okurum. Kime ne.
En sevdiğim kitaplar arasında masal kitapları bile yer alıyor. Ne olmuş?
6:45’i severim, çevirileri oldukça kötü, kapakları evlere şenliktir ama daha kimse bilmezken , William Gibson,
Alfred Bester, P.K.D. basacak kadar cesurdular. Ülkemizde B.K. kültürünün gelişiminde önemli payı vardır.
(İçimden bir ses , bu mesaj tartışma köşesine taşınacak diyor )
Olay da bu zaten. Fikir olarak güzeller. Sorun uygulamada. Yoksa giriştiği işleri güzel yapıyor olsalar ithaki falan olmaz biz şu an bile 6.45’ten yeni kitaplar bekliyor olurduk.
Çok doğal bir döngü… Öncesinde Baskan, Altın Yayınlar ile B.K.'da içeriği kesilmiş ya da sansürlü eserler okuduk. Sonrasında Metis, 6:45 ve İthaki yeni ve yenilikçi yayınlarla geldiler. Belki 6:45 ve İthaki’nin bütçeleri düşüktü ve profesyonel olmayan kişiler çeviriyordu… Ama günümüzde işini daha iyi yapan yayınevleri var. Artık H.P. Lovecraft’ı Dost Körpe çevirisi olmadan okumak çok daha tercih edilir (keza benim için de). Sonuç olarak insiyatif kurumlarda değil de kişilerde olduğu için bu döngünün içinde hareket ediyoruz
Belki de bilimkurgu kültürünün gelişmesine engel oluyorlardır? Mesela 6.45 yüzünden Sprawl serisini okuyamıyorum. 6.45 etiketi olan herhangi bir şeyi okumuyorum, okuyamıyorum. Kitap okumaktan soğutuyorlar beni.
Bu konuda haklı olabilirsiniz. Ama orijinal dilinde okuyamayacak insanlar neden kötü çevirisi de olsa bir eserden mahrum kalsınlar?
Kaldı ki kitabı 20 sene önce çevirdiler, telif haklarını 20 sene için aldıklarını sanmıyorum. Başka bir yayınevi de rahatlıkla basabilecek durumda olmalı.
(Artık tartışma bölümüne taşıyabiliriz sanki, kendimi Abdülhamit’i savunur gibi hissetmeye başladım )
Terbiyesizliği kimsenin savunacağını sanmıyorum. Sonuçta çevirileri kötü, bunu herkes kabul ediyor.
Sonuç olarak birilerinin Neuromancer’ı, A Scanner Darkly’yi çevirmesi gerekiyordu. Bu şekilde B.K. okuyucusu alt yapısı oluştu, talep arttı ve işlerini daha düzgün yapan yayınevleri çıktı. Her yayınevini , her eseri olduğu gibi zamanında değerlendirmek gerekiyor.
Urfa’da Oxford vardı da biz mi okumadık ile mantık çerçevesinde…
6:45’in neyini seviyorsunuz? Merak ettiğim için soruyorum.
Kötü çeviri bir yana, iş yapma biçimleri ve tavırlarını hiç beğenmiyorum. Neuromancer’i eşine çevirtip daha sonra başka bir çevirmene düzelttirip, daha sonra o çevirmenin bu şekilde basmayın demesine rağmen kitabı basan bir yayınevi. Programlarını 1-2 kere dinlemişliğim var. Filmlerini de izlemiştim. Recep İvedik’in solcu versiyonu bunlar demiştim hatta izlediğimde. Pek bana hitap etmiyor, iyi yaptıkları bir iş göremiyorum maalesef.
Nihayet Gonca Gülbey’in ismini Neuromancer’den silmişler sanırım.
6:45 eserleri yayınladığı zaman için değerlendiriyorum. Neuromancer’ın ilk yayınlanma tarihi 1984, 6:45’in ülkemizde yayınlama tarihi 1998 (ilk baskısı kütüphanemde). Eğer birileri yayınlamamış olsa şu an hala “dilimize çevrilmesi beklenenler” köşesinde sürekli istek halinde olurdu.
Çoğu kişi çeviri açısından yaklaşıyor, benim bakış açım yayınlama açısından öncü olmaları oldu. Sadece farklı noktalardan bakıyoruz.
Yoksa yayıncıların radyo yayınlarını dinlemedim ya da yayıncıları sevdiğimi de iddia edemem.
6:45’in benim açımdan (Unutulmuş Diyarlar ve Ejderha Mızrağı) karşılaştığım ceviri hatası 2-3tür kitap başına. Orjinalinle karşılaştırmalı okumadım ama burda ne anlattı şimdi dediğim yerler sınırlıdır. Şu anda seri kitap basımı bazında Delidolu hariç hiç bir yayın evinin yapmadığını yaptılar zamanında. 300-400 sayfa kitap için 1 sene bekliyoruz şu an.
İsterseniz son basım tarihlerine bakın, sürekli baskı yapıyorlar. İlk kez 6.45 savunan biri görüyorum. Hatalarını düzeltmiyorlar, üstüne telifi de hala ellerinde tutuyorlar. Öncü olmalarının bir önemi yok, 6.45 olmasa basılmayacak diye bir şey yok. .