Tartışma Köşesi

Hep öyleydik.

Köpeklere “arap” diyen, gavur tohumu, ermeni … sı, yahudi … sı. Gusülsüz kızılbaş, cenabet alevi, alevinin yaptığı yemek yenmez, lazın aklı kıttır, laz deniz görmüş kürttür, kürt diye bir ırk yoktur kart kurt sesinden çıkmıştır, Çerkesler iç düşmandır. Kaçakcı kürtler bombalandığında katırlara yazık oldu diye yazı yazdı Yılmaz Özdil, ülkenin en çok okunan gazetesinde. Say say bitmez. Osmanlı’da tuvalet yapmaya ermenice isim bile konulmuş onlarla dalga geçmek için.

Herkes böyle değildir elbette ama bu topraklarda “öteki nefreti” hep vardı. Nefret, öfke, kin, korku bizi daha kolay yönetilebilir kılıyor.

4 Beğeni

Konuyla alakasız bir yorum yapmak istiyorum nick’inde Ulfric geçen birinin ırkçılığa karşı olması biraz ters olmamış mı? :grin:

3 Beğeni

Bence sizin lafınızın üstüne söyleyecek bir söz kalmıyor. Bu soykırım meselesi aslında tartışma konusu bile olmamalı. Yine de her iki tarafın milliyetçisi de çekilmiyor. Nasıl ki insanlara ait oldukları ırk yüzünden düşmanlık yapmak, saldırmak suçsa, ait oldukları ırk yüzünden övünmek de suç sayılmalı. Tamam suç biraz aşırı olabilir ama hiç değilse kınanmalı. Sonuçta seçemediğimiz şeylerden biri de ırkımız ve nerede doğduysak ona ait oluyoruz alt tarafı. Bu seçimsizlik nasıl birini daha üstün ya da aşağılık yapabilir? Vasat altı insanların meselesidir ırkçılık. (Ait olduğu milleti sevmek başka bir şey, bununla gurur duymak başka. Birisi ahmaklıktan başka bir şey değil.)

2 Beğeni

“Soykırım yoktur!Karşılıklı kırım vardır.” ana fikrini işliyorsa güzel yazı, hepsini okuyamadım, bu nasıl bir şevk azizim ahah.

1 Beğeni

Serbest çağrışım. Çok yaşa Enver Paşa, çok yaşa Talat Paşa. Türkler çoluk çocuk demeden katledilirken hem de yüzyıllarca milleti sadıka denilen Ermeni komşularına gül mü uzatacaklardı? Bir soykırım olmadığı gibi bir savaş suçu da yoktur ortada. Devrin büyükleri dünyanın en büyük devletleriyle savaşırken kadın, çocuk, yaşlı Müslüman halkı azmış çetelerden korumak için tehcir kararını aldılar. Bir de garip bir durum vardır bizim millette. Her ülkede, her çağda ve cephede Türkler en çok eziyet çeken, sürülen, katledilen milletlerdendir. Ama ne hikmetse ne yurtdışında ne içinde bunları doğru düzgün anlatamamışız. Çektiklerimiz yetmediği gibi bir de tam tersi suçlu kabul ediliyoruz.

8 Beğeni

İnsan toplumunda neyi kucaklayacağını neyi ayıklayacağını bilmeli, yoksa şimdiki gibi bir yağma kültürü oluşur ve bu kültür de giderek kemikleşir. İçinde yaşayanlara yazık olur ki oluyor da.

1 Beğeni

Gerçek soykırım yapanlar Almanya dışında (o yenildi çünkü) hiçbir suçlama yapılmıyorken. Gerçek olmayan bir şey için Türkiye suçlanıyor. Güçlü olacan bu dünyada her türlü kendini haklı çıkarırsın.

3 Beğeni

Ya dostlar orhan pamuk kitapları yarı fiyatına inmişti bende ilber ortaylı’nin orhan pamuk için söylediği temelsiz bir cümleyi ss alıp “ne zaman orhan pamuk almak istesem aklıma ilber ortayli’nin söyledikleri geliyor” diye paylaştım yani benim için işin komikliği ilber ortayli’nin sözü. Sonra bir arkadaş geldi orhan pamuk’un “Türkler bir milyon ermeniyi ve otuz bin kürdü öldürdü” ve turkiye’yi dış basına kotu gostermekten bahsetti . Ya bende ulke dışında büyük başarılar elde etmiş bir yazarin bu cümlesinin bu kadar abartilmayacagini Nazi almanyasi zamanında ss subayları günlüklerini yazarken yaptıklarından pişman olmayarak ülkesini savunanları lafı getirmek istedim yani yapılan bir yanlışı savunmak dostlar, baktım olmadi ne yapalim. Sonra edebiyat dünyasında ispanya almanya italya gibi ülkelerin çalkantılı siyasetleri çoğu edebiyatçıların eserlerine yansımış bunu hepiniz biliyorsunuz ben bunu iki üç kelime ile kısa kesip anlatmak istedim ama yapamadım benim hatamdır. Nazi almanyasi konusunu getirip ermeni soykırımına dayattirip denediğim bir şeyi dedim diyerek gülen arkadaşa söylüyorum sadece keşke burda tartışmaları değilde sadce benim orhan pamuk kitapları kampanya bölümüne attigim gönderime baksaydın zaten benim dediklerimi anlarsın diye düşünüyorum ama konuyu ilber ortayli’dan orhan pamuk sonra ermeni soykırımına getiren ben değilim çok komik bir durum yani şuan. Irkçı söylem yapana hiç sözüm yok . Benim derdim anlaşılmamam bunun burdan kısa kelimeler ile anlatmak istediğimden kaynaklandığını sanıyorum. Ben sadece orhan pamuk ermenileri savunmuş savunmamış derdim değil, dünya çapında çok satan bir yazarin bu cümlesini böyle yere göğe sigdiramamizi anlamayıp başka yabanci edebiyatçıların kendi ülkelerine dediklerinin yanında Orhan’in dediğin edebiyatının yanında boş bir laf oldüğünü söylemek istemiştim üzüldüm açıkçası demek ki bir cümle yazarken parantez içinde yazdığımız cümlede ne anlattığımızi yazmamız gerekiyormus . Yoksa benim derdim ermeni soykırımı var yok değil ki öyle bir şey yazmadım bile benim ilber ortayli’nin girgirini gülerken gonderime gelen bir yorum buralara getirdi

1 Beğeni

Tartışma konusu Orhan Pamuk sanırım? Ya da öyle başlamıştı… Konu Montrö girmeden tekrar hatırlatayım istedim. :grin:

3 Beğeni

Bir de bu Nobel Ödülü nedir arkadaş ya? Tolstoy’a, Cengiz Aytmatov’a, Yaşar Kemal’e, Kafka’ya verilmeyen ödülün hükmü kaç paradır? Hele Tolstoy hayattayken ödülün kimlere verildiğine bakın. Çoğu kendi ülkesi dışında unutulan yazarlar. Hatta kendi ülkelerinde bile okundukları şüpheli. Bir ara araştırmıştım. Birkaçı hariç Türkçe’ye çevrilmemiş yazarlar, hatta İngilizce’ye bile çevrilmemiş.

4 Beğeni

Ben artık nobel ödülü alanlara bakıp ona göre okumamam gerekenleri ayırıyorum ne acı…

1 Beğeni

Aslında Nobel ve diğer ödüller bir tek şu açıdan önemli. Gerçekten okumak isteyip dilimizde okuyamadığımız kitapların dilimize çevrilmelerine vesile olmaları güzel bir şey. Lakin ödüller tek başına benim için de hiçbir şey ifade etmiyor.

2 Beğeni

Benim oturduğum mahallede birkaç Ermeni aile her şeye rağmen göç etmemiş, 90’lı yılların ortalarına kadar ikamet etmişlerdi. Kimse de onlara soykırım uygulamamış, hatta dışlamamıştı bile. Büyük bir kısmı ise olaylardan ürkmüş ve göç etmişti. Mahallenin hem Ermeni, hem Kürt, hem de Türk büyükleri benzer şeyler anlatırdı; karşılıklı öldürme olayları yaşanmış ancak bu, asla bir ırka karşı soykırım boyutuna yaklaşmamıştı. Benim bu anlattıklarım “tek başına” tabi ki bir kanıt oluşturmaz ancak buna benzer çok olay okudum.

@annihilator dediğiniz gibi Nobel denen ödül Aytmatov’a, Tolstoy’a vs verilmeyip, habire yanlış bilgiler veren, Türkçeyi doğru düzgün kullanamayan, anlatım bozuklukları gırla giden bir yazara veriliyorsa söyleyecek fazla bir şey yok.

@edi_Cag düşüncelerimiz aynı.

5 Beğeni

@Alperen07
Meselenin üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğunu özetlemişti. Tabii bakan gerçekten böyle mi demek istedi, bilmiyorum. Benim yorumum: Avrupa’nın birçok ülkesinin tarihinde birçok karanlık nokta varken, bu mesele ile Türkiye’yi “kırbaçlamaya” çalışmak, hakikati öğrenmek değil de ille soykırım “yaratmak”; onların, suçluluk psikolojisiyle “ötekileri” öcü, kendilerini de yüksek medeniyet temsilcisi göstermeleri ile kendi tarihlerinin unutulmasını sağlamak. Çin kötü, Rusya kötü, Türkler barbar, İran gerici; yüce Avrupa ise Feanor’un soyundan geliyor sanki.

Hassas bir mesele olduğu için linçlenmeden şunları da belirteyim: Soykırım yapılmış olabilir, yapılmamış da olabilir. Keza tarihimizde birçok çirkin olay yaşanmış, “ötekilere” eziyet edilmiş olabilir. Dünyada acı çekmemiş, eziyet-zulüm görmemiş halk/ırk var mı? Kötülük etmemiş ülke var mı? Biz de yapmışızdır “karanlık” şeyler. Bize öğretilmiyor oluşu, yapılmadığı anlamına gelmez elbette. Kurduğumuz devletlerin adalet ve iyilik timsali, ideal devletler olmadığını ve çıkarları söz konusu olduğunda (tıpkı diğer bütün devletler gibi) çirkin işler yapabileceğini aklı başında olan herkes biliyor.
Soykırım konusunda ise söz söyleyebilecek topluluk tarihçilerdir. Bilim insanları yani. Benim veya sizin veya konunun uzmanı olmayan bir başkasının söylediklerinin hiçbir önemi yoktur. Ama siz de biliyorsunuz ki dünyada işler böyle yürümüyor. Bu konudaki esas amaç hakikati öğrenmek olsaydı, hakikat çoktan ortaya çıkarılmıştı. Soykırım yoktur denseydi üzerimizdeki yük kalkardı, var denseydi de tarihimizle barışmak, onu olduğu gibi kabul etmek, geçmişte yaşayan insanları anlamaya çalışabilmekten başka yapabileceğimiz bir şey kalmazdı. Ama bu konuda sadece siyasetçiler (yani konunun cahilleri) ve halk (konu hakkında bilgisi olsa da tarihçi/uzman olmayan kişiler) konuşuyor. Orhan Pamuk da bunlardan birisi.

9 Beğeni

Bakan olayı sırça köşkünden taşlama göndermesi anladım kadarıyla.Doğru demiş, Alman arkadaşlar önce omuzlarındaki külleri silksin…Bence bu tartışmada “soykırım” yanlış kavram, bu kavramla bu topraklarda cereyan ettiği iddia edilen “etnik bir temizlik” olduğu “hakikati”… Eski Damat Bakan’ımızdan alıntı: "Çok beklersiniz… " (“Dolar 10 lira olacak ya 15 lira olacak ya…” yankılanıyor kafamın içinde… Fena… )

Bu muallakta kalan ifadeler “olmuşta olabilir, olmamışta vs…” Vahim olan bunlar, biz böyle yuvarlak konuşursak top gibi oynarlar azizim :slight_smile:

2 Beğeni

Anlatılmak istenen konunun özeti buydu. Nobel tamamen politik bir ödüldür. Eurovision şarkı yarışması gibi. Oylamada Azerbaycan Türkiye’ye tam puan veriyor, Türkiye Azerbaycan’a; Yunanistan, İsrail gibi ülkelerde en düşük puanı. Bizde onlara o şekilde oluyordu. Yani bu durumda Eurovision şarkı yarışması mıdır? (Zaten değildi o nedenle de ayrıldık iyi oldu.)

Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk’a kadar bu ödülü gerçekten hak eden nice yazarlarımız var. Ama yukarıda da belirttiğim üzere bu ödül tamamen politik olarak kendisine verildi. Ermeni olayı ile ilgili olarak beyanat vermek onun görevi olmamalıydı. Bizim de ona bu primi vermememiz gerekiyordu. Bu benim düşüncem. Alana da okuyana da saygım var ancak evimden içeri koymam kitaplarını. Binlerce, milyonlarca kitap arasından Orhan Pamuk’u da okumasam bir şey kaybetmem.

6 Beğeni


2Opera Anlık Görüntü_2021-04-13_160443_twitter.com

10 Beğeni

Benim İthaki’den yana hiç kuşkum yok çünkü işini iyi yapıyor. Benim öznel düşünceme göre gayet iyi işler çıkartıyorlar. Ülkemizdeki en iyi yayınevi diyebilirim. Benim okuduğum türlerin hepsini bünyesinde barındırıyor belki de bu yüzden seviyorumdur. Malazan konusunda da bence Türkiye’nin en iyi çevirmenlerinden birisiyle anlaşmışlar. Seriyi aksatmadan hızlı bir şekilde basacaklarına inanıyorum. Umarım yanılmam çünkü fantastik okur olarak çok büyük bir kayıp yaşamış oluruz ki yaşayacağımızı düşünmüyorum.

Ne yazık ki ülke genelinde fantastik ve bilimkurgu okur sayısı çok az ancak her geçen gün sayımız artıyor buna çok seviniyorum. Kitapların haklarını alıp basımını yapıyorlar çoğu ilgiyle karşılanıyor ve satıyor ama bazıları da yayınevine göre ilgi görmeyip satmıyor. Bizler okurlar olarak elbette ki bu duruma sinirleniyoruz ama karışımızdaki bir şirket. Para kazanmadığınız bir işi devam ettirmezsiniz. Burada da işin içine farklı sorular giriyor. Kızgın okurlar buldukları her fırsatı değerlendiriyor ki çoğu zaman gereğinden fazla tepki veriyorlar. Önce karşımızdakinin ne olduğunu anlamamız lazım. Firmalar bizim hayrımıza iş yapan kuruluşlar değiller. Şirket kuruyorsanız tek amacınız vardır o da para kazanmak. Sevgi, aşk, hırs, kararlılık mesajları elbette ki verilir ama asıl mesele para kazanmaktır. Şimdi İthaki aldı şöyle olacak böyle olacak diyen arkadaşlar için söylüyorum. Neden sizin sevdiğiniz firmalar almıyor bu kitapların haklarını? Cevabı basit aslında. Para kazanabilir miyiz biz bu işten? Bu işin altından kalkabilir miyiz? Bizim okurumuz bu kitapları okur mu?

Alfa yayınları çok güzel ilerliyor, denizaltı gibi derinden gidiyor son bastıkları kitapları da çok beğenerek alıyorum ama hepsi bu.

Pegasus alsın isterdim ben bu seferde derdiniz ki çok pahalıya satıyor.

Epsilon alsın isterdim iki parçaya böler ve pahalı olur dediler.

İthaki alır umarım diyordum ki İthaki aldı haklarını. Bu seferde 10 kitap mı bu seri? O zaman her kitabı 3 senede çıkartır 30 senede okuruz dediler. İthakinin savunuculuğunu yapıyormuşum gibi gözüküyor ama öğle değil. Toplanın girişimciler olarak ortak ya da tekil kurun şirketinizi siz basın da bizi kurtarın. :slightly_smiling_face: Madem memnun değilsiniz, elinizi taşın altına koyun. Gidişattan memnun değilim ama sadece şikayetimi dile getiriyorum diyorsunuz. Böyle yaparak hiçbir şeyi değiştiremezsiniz. Ben de çoğu şeyi eleştiriyorum ama sonra düşündüğüm zaman yer yer haksız olduğumu kabul ediyorum. Yayınevi nasıl işletilir, hayatta kalması için ne gibi kararlar verilir bilmiyoruz. En azından ben bilmiyorum. Bu yüzden eleştirilerimin tonunu fikrimin olmadığı konularda sınırlı tutuyorum. Size de niye eleştirdiniz ya da eleştiriyorsunuz demiyorum. Sadece fikrimi belirtmek istedim.

Herkesin, her duruma bir cevabı var. Elimizde bir şeyleri değiştirmek için fırsat ve güç yok. Okur ve müşteri olarak önümüze satacağını düşündükleri şeyleri sunuyorlar.

Biz acaba müşteri olarak ne istediğimizi biliyor muyuz?

6 Beğeni

Savunmuyorum diyerek öyle güzel savunmuşsunuz ki yazdığım cevapları sildim sürekli. Sadece şuna cevap vermek istiyorum.

Gayet iyi biliyoruz. Düzgün bir çeviri ve iyi bir editörlük istiyoruz. Bir vaatte bulunulduğunda elden geldiğince yerine getirilmesini istiyoruz. Seri kitapların uzuuuun yıllara sarkmamasını istiyoruz. Kitapların elimizde dağılmamasını istiyoruz. Açık yüreklilikle beceremedik diyebilmelerini istiyoruz yalan ya da bahanelerin arkasına saklanılması yerine. Netflix yapımlarının yayın programımızla alakası yok dememelerini de istiyoruz.
En önemlisi de; verdiğimiz eşşek (kasıtlı olarak iki adet ş) yüküyle paranın karşılığını istiyoruz.
Siz bu yazdıklarımı aldığınızı düşünüyor olabilirsiniz, nasıl böyle düşündüğünüzü anlamasam da sizin görüşünüzdür, saygı duyma durumundayım. Ama

bunu söylemenizin şık olmadığını da düşünüyorum, bilmediğim birileri İthaki’ye karşı kanun karşısında suç olarak nitelenecek bir davranışta bulunmadıysa eğer. Kızgın okur değil de haklı yere kızmış, parasını ödeyen müşteri olarak düşünmeyi deneyin bir de.

22 Beğeni

Genel olarak yazdıklarınıza katılıyorum. İdealizm her zaman mutsuzluk ve stres getirir. Hiç bir zaman da işler ideal olarak olması gerektiği gibi olmaz. Böyle olması gerekiyor, doğru olan bu, bu şekilde olmalı yoksa sinirli, mutsuz ve memnuniyetsiz olurum şeklindeki yaklaşımı şahsen ben uzun zaman önce bıraktım ve çokta faydasını gördüm.
Tepkisel olamıyorum ve bunun için de üzgün değilim.

Hayatın olağan akışı gereği bir yayınevinin mümkün olduğu kadar çok kitap basıp en yüksek fiyata satmayı istemesi lazım. Fantastik eserlerin de diğer kitaplardan pahalı olduğunu herkes biliyor. Buna rağmen bu kitapları çok basmayıp az basıyorlarsa veya geciktiriyorlarsa bunun kendi açılarından bir açıklaması olmak zorunda. Böyle olmaması hayatın olağan akışına ve mantığa aykırı.

Çoğu kişi … serinin devam kitabı gelmiyor diye kızgın, mutsuz, sinirli. Destanlar Çağı, Kara Prizma, Kadim Kanunlar hiç birini okumadım. Benim için yok hükmünde bu kitaplar seriler tamamlana kadar. Çıkan kitaplarını aldım kitaplığıma koydum. Elimde okunmamış bir çok fantastik eser var onları okuyorum fırsat buldukça Barut Büyücüsü, Kuzgunun Gölgesi Serisi, Centilmen Piç Serisi, İblis Döngüsü Serisi, Drizzt Efsanesi Serisi, Merdivenler Kenti Serisi bunlar sadece fantastik olanlar.

Kara Prizma veya Kadim Kanunlar’ın devam kitapları basılmadı diye okunacak epik fantastik sıkıntısı çekmiyorum. Bilmiyorum belki fantastik eserler okuma eylemimin beşte birini anca kapladığı için böyledir. Belki şikayetçi olan kişiler sürekli fantastik okuyordur veya benden çok daha hızlı okudukları için oransan olarak az okumalarına rağmen yine de okuyacak kitapları kalmamıştır, gerçekten bilmiyorum bunlar da olabilir.

Prensip olarak tamamlanmamış eserlere bulaşmıyorum, bunun beni daha mutlu kıldığını fark ettim. Örnek olarak Fırtına Işığı Arşivleri, (Okumak için en azından 4. kitabın da çıkmasını bekliyorum. İlk 4 kitabı okuyup bitirene kadar 5. kitap çıkar şeklinde bir düşüncem var.) Kadim Kanunlar, (3. kitap çıktığında okuyacağım.) Kara Prizma ve Destanlar Çağı (Seri tamamlandığında okuyacağım.)

Yukarıda da dediğim gibi ideal olan devam kitaplarının 3 ay arayla veya 6 ay arayla çıkmasıdır veya tüm seri aynı anda çıkmalı gibi bir idealist bir tavrım yok. İdeal olan bunlardır muhtemelen hatta tüm seri bir arada çıksın ne güzel olur ama yaşadığımız hayatta bunun bir karşılığı var mı? İstediğim kadar sinirleneyim, mutsuz olayım yayınevinin kararlarını değiştirebilir miyim?

Onun için şartları değiştiremiyorsam şartlara uyum sağlama taraftarıyım. Mutsuz olmayı, gergin olmayı bir sonuç değil bir tavır ve tercih olarak görüyorum açıkcası. Bir çok mesele için geriliyoruz yayınevi için de gerilmeyelim. Gerçi çoğu kişinin bu konular hakkında düşünüp karar verdiğini sanmıyorum, bir çok konuda olduğu gibi bunda da daha çok tepkisel ve içgüdüleriyle yaklaşıyorlar bence. Yukarıda dediğim gibi Kadim Kanunlar’ın ve Kara Prizma’nın devamı basılmadığı için okuyacak kitap bulamıyor olsam “bu durumun kendisini problemli” görürdüm. Muhtemelen okuma alışkanlıklarımı değiştirir farklı türlere de yönelirdim. Kurdu-dışı ve kurgu olarak.

Devam kitaplarının yavaş çıktığı konusunda yoğun eleştiri yapan kişiler yayınevinin kendi isteklerine uymasını istiyor, yayınevi de uymuyor bu çok net değil mi? Sizin istediklerinizi yapmıyoruz, beğenmiyorsanız satın almayın, beğenenler satın alsın diyor veya sizin ne istediğinizin bir önemi yok şartlar ve yayın politikamız ne gerektiriyorsa onu yapacağız diyorlar davranışlarıyla. Ben bu şekilde algılıyorum ve davranışlarımı buna göre düzenliyorum.

4 Beğeni