Diğerleri hangi konuda başarısızsa o konuda daha başarılı olacağım, diğerleri hangi konuda başarılı ise o konuda ondan da başarılı olacağım diyerek yol planını buna uygun şekilde düzenleyen insan dünyanın her yerinde başarılı olur…
Makyevelist biri değilim ama ahlaki değerlere takılmayan faydacılığın en genel başarı formulü olduğu, dünyanın bir gerçekliği bence. Ahlaki açıdan kendini sınırlayan biri, riyakarlık üstüne kurulmuş medeniyetin içinde namussuzların, ahlak vaazlarını dinlerken tüm değerlerine tecavuz edileiğini izlemekten başka bir şey yapamaz.
Yayınevi tercih etmemeyi direkt boykot olarak değerlendirmemek lazım. Tabii bu boykot derecesine de varabilir. Misal kendimce, dinci ve ırkçı hiçbir yayınevinin kitabını almamaya çalışıyorum. Tabii arada yan yayınevlerinden kaçanlar oluyor. Bazı butik yayınevleri var ki neredeyse her kitabını alıyorum, pek çocuğunu okuma fırsatı dahi bulamıyorum ancak bunu kendimce destek olarak düşünüyorum.
Beğendiğiniz kitap alıntıları #2658. ![]()
Tesettürlü biri LGBT’yi övebilir mi? tartışmasını kaçırmışız
Tartışmaya konu olan iki tarafının da muhafazakar aileleri ve çocuklarını koyun gibi güderek para kazanan tipler olması ironik. Bunları birbirine düşüren yozlaşmışlık bize neler yapmaz?

“Ebu Cehil Youtuber olmuş” yorumunu atan kişi ile çok iyi arkadaş olabileceğimizi düşünüyorum. Bunu okuyorsa beni bulsun.
“Ebu Cehil Youtuber olmuş” yorumunu okurken istemsiz kahkaha attım ![]()
Açıkçası gaylik pazarlanabilen bir ürün haline geldikçe muhafazakâr kesimin buna karşı daha katı durmaya başladığını iyice anladım çünkü bunu bir ürün gibi görüyor çoğu tuhaf bir biçimde. “Bizimki ya gay olursa!” diye düşünüyorlar cidden.
Ben bu anlayabiliyorum artık fakat evine getirmeyip okumasa bile pek bir şey değişmiyor. İnternette, sokakta, hatta kitap fuarı standında bile insanlara yaoi-yuri soran bir nesil varken pek bir etkileri kalmıyor. Young adult gay fictionlar veya pornografik içerikler yerine gerçekten düzgün şeyler görmeyi çok isterdim ama insanların fantezilerini beslemek yerine en azından bu kesimin düzgünce anlatılabildiği.
https://sputniknews.com.tr/20220703/google-turkiye-ruyada-borek-gormek-icin-yapilan-aramalar-son-12-ayda-yuzde-500-artti-1058257927.html
Reklamların hayatımıza etkisi mi yoksa yoksullaşmanın getirdiği bir olgu mu acaba?
Daha önce çalıştığım iş yerlerine sürekli kıymalı börek gelirdi. Eşleri yapardı, anneleri yapardı, kardeşleri yapardı… Çeşit çeşit; tepsi, muska, kol aklınıza hangi çeşit ya da hangi usul gelirse çalıştığım yerlerde yedim. Tatlı da yaptırıp getirirlerdi ama nerdeee Türk halkı pudingin bile tadını unuttu.
Şimdi Türk milleti iş yerindeki kumanyayı evdeki eşine ya da çocuğuna götürüyor …
Düşünce ve ifade hürriyeti açısından tartışmalı bir konu.
Bence pek tartışmalı bir konu değil bu, ama bir gafletle halka açık yerde tartışırsan da zaten hanımefendiyle aynı duruma düşme riskin var, bence değmez hocam
.
İfade özgürlüğü böyle bir şey değil. Bir insan %100 haklı da olsa bu şekilde bir genelleme yapıp bir grup insana hakaretvari bir üslup ile konuşamaz.
Bunun tam tersi ateist topluluklar için bu cümlenin benzerinin kurulması(ki dini kesim tarafından sıklıkla yapılan bir durum ama onları elleyen yok tabii). Bu doğru gelmiyorsa bu hanım ablanın yaptığı da doğru gelmemeli.
İfade özgürlüğünün ne olmadığını son derece açık beyan ettiğiniz gibi Bayesian istatistikleri de -muhtemelen istemeyerek- yasakladınız hocam şu an. ![]()
Tabi o zaman buradan çıkan sonuç kanun önünde herkesin eşit olmadığı oluyor. Bu koşullar altında halihazırda cezalandırılanın cezalandırılmasını savunmak “tutabildiğimize” uyguladığımız bir kuralı onamak olmuyor mu sizce de? O halde size göre cezanın kriteri suç değil mevcut koşullar altında “tutulabilmek” midir? Çünkü söylediğiniz parçaları birleştirince bu sonuca varılıyor diye anladım ben.
Ekşi de gördüm meslek liseleri hakkında aynı tarzda esprili göndermeler rahatça yapılabilirken neden acaba imam hatipler hakkında yapamiyoruz diye düşünmüşler. Genelde Batılılar düşünce ifade hürriyeti konusunda çoğunluğun,egemen sınıfın değil azınlığın daha güçsüzün haklarını korumaya yönelik işletirler hukuk sistemlerini.
Şu anki egemen sınıfı yermek kendini koruyamayacak örgütsüz ve güçsüz bir topluluğu yermekle aynı şeymi acaba ?
Tabi bence bu yaklaşım da pek doğru değil. Bu sefer de cezanın kriteri “yeterince marjinal olmamak” oluyor, suçtan ziyade. Hem niye herkes her istediğini söyleyemesin ki? Kimseye bir kaç kelime söylendi diye herhangi bir şey olmuyor sonuçta.
Hedef gösterme gibi bariz uç durumlar hariç tabi. Tutup sahneden “bu x liselileri dövün” derse herhangi birisi, onun savunulacak hiçbir yönü yok. Ama bu tarz durumlar zaten kanunlarda yer alan durumlar (azmettirme vs.), herhangi bir şekilde özellikle ifade kısıtlayacak bir durum göremiyorum.
Ben dine küfrediyorlar diye dövülen,öldürülen çok duydum okudum ama tersini çok az duydum. Hukuk güçsüz olanı korur örneğin kadınlar, çocuklar.
Hukuk neden herkesi eşit oranda koruyamasın ki ? İllaki bir kısma ayrıcalık verilmesine gerek yok bence
Tabi burda bir kaç farklı konu var hocam etkili,
Birincisi gördüğüm kadarıyla aggregate (toplu?) istatistikleri optimize etmeye yönelik tasarlanan bir hukuk anlayışı var ve bence bu baya sıkıntılı. Bir örnek: imtiyaz tanınıp -örneğin- fazladan nafaka verilen kadın birisinin, sistemin dışında kalmış, üstüne 3. kuma getirilmiş gün aşırı dövülen güngörmemiş bir kadına hiçbir faydası yok. Adalet bireyseldir hocam.
İkincisi zaten şiddet içeren suçlara sistemin bu kadar müşfik yaklaşması bana aşırı saçma gelen bir şey. Adam öldüren insanı bir kaç yıl içerde tutup salmak falan bana aşırı saçma geliyor. Bu tarz suçlarda maşallah öleni, arkada kalanı, potansiyel olarak ölecek olanı umursayan pek yok. Okey rehabilitasyon, ikinci şans falan da değerli haklar ama vücut bütünlüğü ve yaşama hakkı da çok önemli bir hak. Hukuk sistemleri bunu pek umursamıyor gibi. Bundan bahsetme sebebim de şuraya bağlamak:
Üçüncüsü niye yetişkin erkek dövmek teşvik edilen bir şey olsun ki yahu. Kadın ve çocukları dövülmekten/öldürülmekten korumanın yolu gerçekten yetişkin erkek dövmeyi/öldürmeyi kolaylaştırmak mı? Pahalı ürünün yanındaki ucuz ürün müyüz biz hahahah. Ayrıca niye herhangi birimiz ucuz olsun ki zaten, herkesi dövmek/öldürmek çok ağır bir şekilde sonuçlanmalı.
Dördüncüsü zaten var olan ama uygulanmayan yasalarla alakalı problemler varsa bunun çözümü daha fazla yasa yazmak değildir diye düşünüyorum. Belli bir tayfanın sabah akşam ateistlere falan sövmesi ama başlarına bir şey gelmemesi de bu kapsamda. Ateistler de vatandaş, onlar da yasalarla korunuyor, ama uygulayan yok. O halde bunun çözümü bir yasa yazmak daha değildir herhalde. Benzer bir konu aile içi şiddet olaylarında da geçerli. Hukukçu arkadaşlardan dinlediğim kadarıyla çok güzel ince düşünülmüş düzenlemelerimiz var, ama polise gidip kocam/babam dövüyor/tehdit ediyor dendiğinde olanlar da belli. ![]()
Velhasıl, eşitlik sağlayıp uygulamaya abanmak lazım diye düşünüyorum şahsen.
Egemenler dilediğince herkese eziyet edemesin diye düşünmüşler bunu, azınlık olmak zordur.

