Tartışma: Zümrüt Apartmanı


(bilge) #1

Sabah sabah şu Zümrüt Apartmanı adlı pedofili içerikli kitaba denk geldim. O kadar tadım kaçtı ki başka nereye yazsam bilemedim. Biz nasıl insanlar olduk aklım almıyor. Bir insan nasıl bu cümleleri yazabilir? Bir yayınevi nasıl böyle bir kitabı basabilir? Hepsini geçtim -geçemiyorum aslında da- bunu nasıl “kurgu” diye savunabilen insanlar var? Söyleyecek hiçbir şey bulamıyorum gerçekten.


Tartışma Köşesi
(Emre ) #2

Mesela Boris Vian - Mezarlarınıza Tüküreceğim’i okudunuz mu?

Yabancı bir yazar olunca ülkenin entelektüeli bile, adını yazmayacağım merak ederseniz söylerim, Erasmus’un da Deliliğe Övgü’de yazdığı gibi;

Özet

“Diyelim ki sözcük dağarcıkları bir yerde yetersiz kaldı, o vakit daha önce hiç açmadıkları küflü kitaplarından modası geçmiş birkaç terim bulup okura bunu yutturabilecekleri zannıyla ne yapar eder eklerler yapıtlarına: Onları anladığını zanneden aslında kendince bir şeyler kurgulamış, onları anlamamış olan da yazarın ne kadar müthiş bir deha olduğunun farkına varmış olur. Değil mi ki benim tayfamın en sevdiği şey, kendilerine en yabancı olanın önünde yerlere kadar eğilmektir. Kim bilgeliğiyle öne çıkmak kaygısındaysa işte en çok o anlayışla kafa sallar ve her fırsatta alkışlamaktan geri durmaz, tıpkı keyfinin yerinde olduğunu belli etmek isteyen eşeğin kulaklarını sallaması gibi.”

Ki bu maksatla bu kitabı yeni yayınlanan İthaki’nin de aynı lince maruz kalması gerek. Orda da birinci tekil şahıs ağzından anlatılıyor olaylar, bu hikayeden altta kalır yanı yok.

Onu zamanında linç edememiş olanlar da zaten bu kitap film haline getirildiğinde, Boris Vian galada filmi izlerken kalp krizi geçirip ölüyor. Linç tayfa bu sayede “Hakettiğini buldu” diyerek gönlünü ferah tutuyor (:

Hem zaten olay birinci, ikinci, üçüncü, beşinci şahıs olayı olsa ve yazar “birinci değil de üçüncü yazayım başıma bir şey gelmesin” diyecek olsaydı her türlü yazdıklarını kamufle edebilirdi. Peki ya bir yazarı böyle düşüncelere sürükleyerek onu baskı altına almak?

İnternette Mezarlarınıza Tüküreceğim hakkında yorumları okurken, ki kendisi de İthaki Modern Klasikler Serisinde zaten: “bir edebiyat klasiği” “muhteşem edebiyat, Fransız yazar” vb. vb. bir sürü övgüye rastlamak olası iken, neden bu adamın yazdıkları linç kapsamına alındı ona anlam veremedim. Mezarlarınıza Tüküreceğim’in sonu mutlu sonla bitiyor diye herhalde insanların gazını alıyor çünkü.

Birine susup ötekini yerin dibine sokmak anlamsız.

Neyse ondan da ayrı bu bir edebiyat ve hayatın gerçekleri. Bizim bunları okumayacak oluşumuz, okumamak istememiz bunların hayatın gerçekleri olduğunu değiştirmiyor. Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı da yayınlandığı yıllarda yine aynı şekilde eleştirilmiş. Sonrasında da Dünya Klasiği olmuş. O zaman Suç ve Ceza’yı “klasik, okuyun, okutturun” diyen eğitimcileri, akademisyenleri de aynı kapsamda değerlendirelim, asalım keselim. A Serbian Film var, Sodom’un 120 Günü var, hem kitabı hem filmi. Şimdi bu insanlar bunları resmetti veya yazdı diye bütün kadroyu yakmak gerek o zaman? Şu iki örnek diğer her şeyden bile daha ağır hatta.

Yine anlamadığım nokta şu A Serbian Film’e veya herhangi bir böyle yabancı esere methiyeler dizilirken Türk yazarların veya yönetmenlerin bunları ele almak istediğinde bir takım engellere maruz kalması. “Özgür düşünce”nin hiçbir zaman tam anlamıyla özgür olduğunu düşünmesem de böyle yaparak daha çok ket vuruyoruz.

Edebiyat, sinema her ne ise, ne olursa olsun sansür uygulanmamalıdır. Uygulanacaksa da bu açık bir konferansta nedenleri ile insanların ortak karara varabileceği şekilde adil bir görüşme gerçekleştirilmelidir. Toplumun veya bireylerin ahlaklarına ters düşüyor diye bu şeyi engelleme hakkı olmamalıdır. Bireyler kendi özgür iradeleriyle neyin doğru veya neyin yanlış olduğunu anlayabilecek ve sonrasında seçebilecek iradeye sahiptir.

Bununla ilgili (linç hakkında) bir Black Mirror bölümü vardı onu önerip yazımı sonlandırıyorum, sezon 3 bölüm 6, Hated in The Nation.

“Yine muhalefet yaptın”cılar gelmeden söyleyeyim. Bu yazdıklarım asla felsefi çatı altında sorgulamak, düşünmek ve sonra kazanımlar elde etmek için uygun bir tartışma ortamında fikir paylaşımı yapmak amacıyla yazılmamıştır, katiyen. Ve hatta Abdullah Şevki fanboyuyum heuhehehe :d


#3

O kitaba baktım mesajınız üzerine. Tüyler ürpertici. Pedofili bir hastalık . Kurgu murgu diye savunanları falan hiç anlamıyorum ben. Üstelik o kitap nasıl taciz edeceğini anlatıyor bir çocuğu. Bunun savunulacak nesi var? Anlamam mümkün de değil. Bir çocuk hakkında o kadar alçakça düşünebiliyorsa bir insan, onun akıl sağlığında şüphe var demektir. Kurgu deyip arkasına saklanmak da saçmalığın ötesinde. Böyle şeyleri duyup gördükçe insanlardan iğreniyorum. Ne biçim bir yer oldu burası anlamıyorum. Hep mi böyleydi sinirlerim bozuldu iyice…

Umarım gerekli cezaları alır. Hem yazar hem yayınlayan. Şaşırtıcı olan nasıl yayımlanabildi bu şey?


#4

Dün bende denk geldim bende aynı soruları sordum ama içimde bir yerlerde bir soru işareti de kalmadı değil. Açıkçası bu konun burada açılıp tartışılmasını da çok istiyordum.
Şimdi tipe göre analiz çok yanlış bir şey belki ama yazara ve yazdığı iki satıra bakınca resmin yüzde 90’ı çok net bir şekilde ortaya çıkıyor. ( + anlatım tarzı o kadar yaşanmışcasına o denli tutkulu)
Ancak benim sıkıntı yaşadığım ve konuyu dök içini rahatla da paylaştığım kısmı şu. Elimizde sadece tek bir sayfa var. Bu ülkenin ve sosyal medyanın tamamına yakınını o tek kare sayfadan, hatta sayfanın telefondaki resminden okudu. Mesela benim çevremde en çok elinde tek bir kitap görmediğim arkadaşlar eleştirdi. Çoğu eleştiren ünlü sosyal medyada tonla bikinili, sevgilili vs li resim paylaşmıştır ama ben bunları bir kez olsun yalandan dahi olsa bir kitap okurken, paylaşırken görmedim.

Bunca tatavadan sonra sorulması gereken içimde tutuğum soru şu. Hiç bakmadan yüzde 99,99 adam sapık çıkacak olsa bile, bu kanıya kitabın tamamına bakıp varılması gerekmez mi. Ben henüz bir kişi bile görmedim abi tamamını okudum benzer durumlar var diyen.


(Lanfear ) #5

Bu konuda @AeroKnight a katılıyorum. Kitabı okumadım ve okumadan sosyal medyadan gördüklerimle ilgili eleştiri yapıcam. Kitabın konusu ana karakterin bir çocuğu taviz etmesi sonra da bu işten yakayı sıyırmaya çalışmasını anlatıyor. Bu tarz bir konuya sahip gerek dünya edebiyatında gerekse yerli edebiyatta birsürü eser var. Kitabın ana karakteri bir antikahramandır ve cinayet tecavüz ve benzeri bazı suçlar işler. Kitapta onun bu yaptığını anlatır. Kötü bir olayı bir de suçlunun gözlerinden aktarır. Bu olayı polisin iyi karakterin ya da üçüncü şahısın anlatmasıyla aynı şey sayılabilir. Okunan o sayfada işlenen suç kısmından bahsesiyor ama devamında ya da öncesinde ne olduğunu kimse bilmiyor. Bi anda herkes dinlemeden linç etmeye başladı. Ne yazık ki bizim toplumumuzun böyle bir özelliği var. Kulaktan dolma bilgilerle hemen saldırıyoruz. Yayın binasını taşlamışlar. Kötü birşeye kötü birşeyle tepki vermek… Dediğim gibi okumadım sadece herkesin paylaştığı o kısmı biliyorum. Belki bu tepkiyi hakediyordur.


(Can) #6

Yani arkadaşlar yazılanları okudum buna rağmen hala devamında ne yazıyor bilmiyoruz diyebiliyorsanız siz bilirsiniz.

Bana göre devamında kusursuz mükemmel bir ahlak felsefesi de yazılmış olsa çocuğun ağzında diş olmadığı özellikle belirtilen bu metnin kendisi yeterli.

Ama siz hala linç kültürü filan diyecekseniz o da sizin kararınız tabi.


(bilge) #7

Dediğiniz kitabı okumadım, hakkında bir yoruma rastlamadım, bir yorum yapamam lakin dediğiniz gibi eğer yabancı olan övülüp yerli olan yeriliyorsa bu da bir problem. Ayrıca dediğiniz Black Mirror bölümüne de hakimim ama burada konunun çok daha farklı bir boyut olduğunu düşünüyorum. Çoğu konuda baktığınız pencereden bakabilirim, birçok şeyi hayatın gerçekleri bunlar kategorisine sokup görmezden gelebilirim ama pedofili bunlardan biri değil. Çünkü bahsettiğimiz şey bir çocuğun istismarı. O satırların dökülmesi, düşünce özgürlüğü falan değil sapkınlık benim gözümde. Hayatın gerçekleri diyip kestirip atılacak bir konu değil bence bu.


(Emre ) #8

Yabancı yerli, Netflix olayını geçelim tamam.

Peki bu bahsettiğiniz kötülük kavramlarını dile getirmeyince, yazmayınca, sinemaya aktarmayınca, saklayınca felan azalıyor mu?

Yoksa ekşi sözlük’te veya Kayıp Rıhtım’da bu konu hakkında bir şey yazınca gerçekten bir şeye tepki gösterdiğinizi düşünüp, vicdanınızı mı tatmin ediyorsunuz?


(Lanfear ) #9

Şunu sormak istiyorum: Kitapta sadece olay anlatılmış mı yoksa bu olay üzerinden pedofili yüceltilmeye mi çalışılmış. Bence bütün mesele bu. Herhangi bir polisiye romanı gibi bir suçu anlatıp geçtiyse bir sorun yok. Ama bunun iy birşey olduğunu savunduysa o zaman linç edebiliriz.


#10

Sosyal medyada yayınevi sahibinin yaptığı kitabı savunma paylaşımı gerçek mi?


(Emre ) #11

Bilmem ben baktığımda silmişlerdi görüntüyü. Siz anlayamazsınız bilmem ne felan demiş sanırım yayınevi sahibi. Kısmen haklı.


(bilge) #12

Tam şu an çirkinleşmeye başlıyorsun işte. Burası bir tartışma platformu sen kendi fikrini belirtiyorsun, ben kendi fikrimi belirtiyorum. Keşke dile getirdiğimiz/getirmediğimiz zaman azalsa, yok olsa bu tarz kötülükler, bir nebze de olsa vicdanımız rahatlasa. Ama olay bu değil.


#13

Hangi kısımda haklı? Kurgu mu linç mi?


(bilge) #14

Bu da sizin düşünceniz mesela, saygı duyuyorum. Siz herhangi bir polisiye kurgusuyla eşdeğer tutabiliyorsunuz ben tutamıyorum, bu kadar.


(Lanfear ) #15

Herhangi bir polisiye kurgusuyla eşdeğer olup olmadığını bilmiyorum okumadım. Ama sadece anlattıysa evet eşdeğerdir. Bürün polisiyelerde işlenen cinayet, tecavüz gibi olaylar anlatılıyor.


(Emre ) #16

Bilmem boşverin gitsin zaman kaybı.

Ekşicilerin ipiyle kuyuya iniyorsunuz. Önce eleştirip sonra okumadım bilemem diyorsunuz.


(Can) #17

Daha disleri bile çıkmamış bir çocuğa yapılan tacevüz en ince detaylarıyla anlatılıyor ve o sehvet verilmek isteniyorsa yeterince övülmüyor mudur sizce? Porno film ayrıntısında yazmış adam. Bence bu övgü için yeterli. Ayrıca dişsiz olduğunu sadece yaşını vurgulamak için belirtmemiş.

Benim için yeterince övmüş cocuklara tecavüzü.


(Lanfear ) #18

Dediğin gibiyse okuyan insanları buna teşvik ediyor ve heveslendiriyorsa yanlıştır. Haklısınız. Nasıl anlatıldığını bilmiyorum.


(Yaprak Onur) #19

İki gündür çeşitli sosyal mecralarda bu linç harekatını takip ediyorum…

Benden önce de başka arkadaşlar tarafından dile getirildiği üzere bu bir kurgu, bu konunun kurguda yer almaması gerçekte olmadığı anlamına maalesef gelmiyor. Bu sanat değildir, bu düşünce özgürlüğü değildir deme hakkının kimsede olduğuna inanmıyorum. Metnin bütünü hakkında kimsenin bilgisi olmadığı gerçeği de son derece acı.

Benim gözümde de bu linç girişimine ortak olan herhangi bir insanın bir heykele ucube diyen zihniyetten farkı maalesef yok. Aramızda pedofilinin tarafını tutan herhangi birinin olduğunu zaten hiç düşünmüyorum ama herhangi bir konunun tabu yapılmasına yürekten karşıyım. Bu, herkesin karşı olduğu bir konu ama sadece bir kesimin ahlaki olarak yanlış bulduğu bir konu olduğunda ne olacak?

Bu kitabın basılmasının üzerinden altı sene geçmiş olması ve bu şekilde bir anda gündeme gelmesi de bana sansüre yönelik -gelecekte bize zarar verecek, karşı çıkacağımız- bir uygulamaya başlatmak amaçlı bir hamle olduğunu düşündürüyor açıkcası.


(Buyici) #20

Tabu olmasından değil fakat bu konu bir yerde yayınlanırsa insana ne katar ? Bu konulu bir kitaptan, filmden, diziden, hikayeden vb. keyif mi alacaksınız? Heyecan mi duyacaksanız? Nasil bir duygu hali ile okunur ki böyle bir konu. Kesinlikle bu tarz saçmalıkların hiçbir mecrada yayınlanmaması lazım. Zihin kirliliğinden başka birşey değil.