@HamdemitAbi ahaa dayıya sor. ![]()
Bildiğim kadarıyla yok. Leh efsaneleriyle ilgili bir şey olabilir belki diye düşünmüştüm ama o tür bir bilgi yok internette. Başka bir yerde de rastlamadım.
Evet buydu, teşekkürler 
@mit çok yaratıcı geldiği için sormak istedim, teşekkürler.
Tam öyle değil ama çocuk borçlu olma olayını Liveship Traders’da görmüştüm.
Koloniciler lanetli diye bilinen topraklara gönderiliyorlar. Orada ikiye ayrılıyorlar, bir kısmı tehlikeli ama zengin topraklara yerleşiyor, diğer kısmı deniz kenarında şehir kurup ilk grubun çıkardığı madenleri satıyor. Tehlikeli topraklara yerleşenlerin hamileleri hep düşük yapıyor. Bu yüzden anlaşma yapıyorlar, sağlıklı taraftaki her ailenden bir çocuğu evlat ya da gelin alma hakları oluyor.
Wiki sayfasında Slav Mitolojisinde şeytana ödenen bir bedel olarak olduğunu söylüyor. Aklıma Rumpelstiltskin gelmişti ama o direkt çocuğu istiyordu.
Şaşırma olayı yeni bir şey değildi ki bana hiç öyle hissettirmedi. Türk dizilerinde filmlerinde birinin hayatını kurtarınca kızını veriyor falan. Tamamen farklı şeyler değil. En son Mucize filminde görmüştüm hatta.
Kusura bakmayın seriye baya bir uzağım. Hem kitapları okumadım, hem de seriyi izlemedim. Sadece 1. ve 3. oyundan biliyorum Witcher evrenini, ama şaşırma hakkı üzerine biraz yabancı kaynakları tarayayım dedim ve genel kanı Slavik kültüründen daha doğrusu masallardan alındığı yönünde. Bu nedenle fantastik edebiyattan ziyade masallar bulabildim bu temayı içeren.
‘‘Kirpi Hans’’
“The Sea Tsar and Vasilisa the Wise” (Türkçesini bulamadım ama genel kanı Sapkowski’nin bu hikayeyi referans aldığı yönünde.)
Hepimizin bildiği Rumplestiltskin var hatta kitaplarda da değinilmiş buna. Ancak bu biraz farklı, yani ilk doğanı direkt alıyor witcher’dan farklı olarak.
Slavik kültürü hariç Homeros’un İlyada’sında Idomenus veya İncil’den Yeftah da bu konuya benzer denmiş ama benim görüşüm saydıklarımın çoğunun basitçe evladın alınması veya kurban edilmesine dayandığı. Witcher’daki şaşırma hakkı kadar ilginç gelmediler bana slavik kökenli olmayanlar.
Kesinlikle, Witcher’daki daha ilginç. Bence bunun sadece çocuğun alınması olarak görülmemesi lazım, şaşırma hakkı daha genel bir kavram gibi duruyor. Diğerleri ile benzerlikleri var fakat bu biraz daha geniş kapsamlı ve bence daha ilgi çekici. Teşekkürler bilgiler için.
Sadece çocuğu kapsamıyor zaten. Law Of Surprise (Sürpriz İlkesi, Yasası vs) “Eve döndüğünde karşına çıkan ama bulmayı beklemediğin ilk şeyi bana vereceksin” ilkesi üstüne kurulu. Bu bir köpek de olabilir, bir çocuk da, başka bir şey de.
Her şey bir yana, dizinin son cümlesi bir yana
baya sesli güldük evde… Witcher koşarak kaçsaydı o cümle üzerine tam olurdu 
Sadece ilk oyununu oynamıştım ve çok sevdiğim için kitaplarını almaya karar vermiştim derken erteleye erteleye dizinin çıkış tarihi geldi.
Daha dört bölüm izledim ve kitaplarla kıyaslayıp eksikliklerini fark etmek gibi bir durumum olmamasına rağmen zorlama buldum diziyi.
Henry Cavill gerçekten çok başarılı, beklentimin üstünde bir performans sergilemiş. Diziye hakim atmosfer de hoş aslında ama yine de o gizemli havalar, manalı bakışlar bilemiyorum neden ama bana fenalık geçirtti, belki de böyle klişeleri sürekli gördüğümüz içindir.
Yennefer’i karakter olarak pek tanıdığım söylenemez yine de dizidekine bakınca bir şeylerin yanlış olduğunu, aslında yazılan karakterin oynananla pek örtüşmediğini anlayabiliyor insan. En basit tabirle sırıtıyor.
Umduğum gibi bir heyecan uyandırmadı bende maalesef. Tabi ki güzel bir yapım ama çok mu güzel, bence hayır. Yine de kitaplarından daha umutluyum, diziye de belki aralarda bakarım.
Unutmuşum yazmayı, ek: Müziklerini çok beğendim.
Sitede paylaşıldı mı bilmiyorum ama diziyi izleyenler zaman çizgisini karıştırdıysa Netflix interaktif harita hazırlamış. Benim hoşuma gitti. Zaman Çarkı gibi uzun serilere de böyle hazırlansa keşke.
Güzel olmuş gerçekten. Kürelerin Birleşimi’nden başlayıp ilk sezonun sonuna kadarki dönemi kapsıyor. Haritaya o anki olaya göre ufak animasyonlar eklenmesi çok şık durmuş.
Tabii bu tarihler diziye göre belirlenmiş. Çünkü Sapkowski o konuda pek tutarlı değil. Bazen kitaplarda verilen tarihler birbirini tutmuyor. Ayrıca Stregobor’un doğuşu, ilk Witcher’ın yaratılışı gibi şeylerde de tarih belirtmez hiç. Acaba bu çizelgenin hazırlanmasına katkıda bulundu mu?
Mesela Büyük Temizlik, Geralt on yedi yaşındayken yaşanmış gibi gösterilmiş. Bu bana hem ilginç hem de yanlış göründü. Yennefer’ın dönüşümünün 1210’da, Striga hadisesinin ise 1243’te yaşanması “O zaman neden o ikisini sanki aynı anda oluyormuş gibi çektiniz?” diye sordurtuyor insana?
Edit: @Leingrad, Geralt’ın Yurga’yı kurtarırken savaştığı canavarlar gulyabani (ghoul) imiş, onu da öğrenmiş olduk. Bana daha çok Nekker gibi görünmüşlerdi ama neyse 
Kitapları okumaya başladığımda (ufukta pek görünmese de ciltli versiyon tayfadayım ben de) tekrar bakayım, bazı olayları tarih sırasına koymak zor geldi benim için.
Sapkowski döktürmeye devam ediyor.
Herifin samimiyetine ve dürüstlüğüne bayılıyorum.
Kendi isteği doğrultusunda dizide pek yer almadığını, bunun sebebinin çok uzun veya fazla çalışmayı sevmemesi olduğunu söylemiş. Hatta hiç çalışmayı sevmiyorum demiş.
Ya da Ciri’nin kaleden kaçtıktan sonraki hikayesinin dandikliği ve Yannefer’in dizide femme fatal olmaya çalışan kız çocuğu gibi görünmesinin suçlusu ben değil zaten tembelim bak hiç çalışmadım dizide bana kızmayın artık mı demek istemiş?
Ben bu diziye yazarı işin içinde diye güvendim biraz. Kitaplarına sadık olunduğundan emin olacaktır dedim. Zenci elfe veya iyi tasarlanmış ama ucuza getirilmiş yaratıklara da takılmadım ama ana karakterin ve onun olay örgüsü dizi içinde mantıklı olmalıydı. 3 ana karakterin 1’i başarılı. Biri bence kötü anlatılmış ama sadece korku içinde koşarken gördüğüm için oyuncudan emin olamadığım. Ve sonuncuda hem motivasyonu verilmemiş hem de yanlış casting veya makyaj veya oyunculuk yüzünden izlemesi fena olmayan ama anlamsız hikaye izledik.
Bir de 26 yaşındaki kadını nasıl 45 yaşında gibi göstermişler aklım almıyor.
Yine içimi döktüm çok şükür😅
Üstüne şöyle ekleme yapmış, “Let he who is without sin cast the first stone at me.” John 8:7. - “İlk taşı günahsız olanınız atsın,” demiş. Hadi buyurun. Varsa günahsız atmaya başlasın.
Şaka maka Sapkowski’yi düşündüğümde bu tembellik yorumunu “Bana artık kızmayın,” düşüncesiyle yaptığını hiç sanmıyorum. Zaten adım jenerik kısmında var, olumlu ya da olumsuz yorum yapmam doğru olmaz demiş. Ama bazı şeylere öfkelendiğini tahmin etmek zor değil. Dizi için ilk geldiklerinde, profesyonel ve sempatiklerdi, ben de onayımı verdim demiş. Genel röportajdan anladığım kadarıyla bu yeterli, ben edebiyat adamıyım gerisini umursamam düşüncesinde.


