The Witcher Serisi

Allah muhafaza bu ne böyle ya :face_vomiting::face_vomiting:

Yukarıdaki kapak şu an Türkiyede yayınlanana kapaktan daha iyi bence.ama fovorim daha önce forumda gördüğüm şu kapakalrdır:

8 Beğeni

Yukarıdaki kapak görselerini araştırırken ekişide şöyle bir yazıya denk geldim:

yalnız kitap satsın diye the witcher adı altında sunulması hayal kırıklığı yarattı bende. çizgi romanlarında cadıeril gibi bir türkçe karşılık bulunmuştu (hiç bulmasalardı daha iyiydi) bu kelimeye, oyunlarda ise efsunger (embesillerin witcher özel admış gibi nisıl ifsingir ilirik çivrilir yii diye ağlamalarına anlam veremiyorum, 16- yaş grubu hariç.). witcher özel ad olmadığından dolayı çevrilmesi muhakkak gerekiyordu ve regaip minareci gibi deneyimli bir çevirmen çok da iyi bir karşılık bulabilirdi buna, hiç olmadı efsunger kullanılabilirdi ki oldukça güzel bir karşılık bana kalırsa. hiç ama hiç olmadı bari lehçe orijinali olan wiedzmin kullanılsaydı, ingilizce adın kullanılmasının -satış haricinde- hiçbir mantıki yönü yok. ayrıca roman evreninin kendine has bir runik yazı sistemi mevcut. bu durumda türkçeye anlam çevirisi yapılamayan adların türkçe dil kurallarına mümkün olduğunca uygun bir transkripsiyon ile aktarılması gerekliydi. yani örneğin bruxa olarak değil de bruksa şeklinde yazılması lazımdı ancak bunlar da es geçilmiş. ancak niyeyse çizgi roman ve oyun türkçe çevirilerinde dahi “rivia” olan şehir adı burada çok doğru bir seçimle “rivya”, geralt da rivyalı geralt olmuş. doğru çünkü runik yazıdan transkripsiyon esasına en uygun yazım şekli bu. böyle doğru bir iş yapıp niye bruxa’yı, wyvern’i öylece bırakmışlar da türkçeye uygun yazmamışlar anlamak çok güç… ayrıca roach yerine de kızılgöz’ün tercih edilmesi lazımdı ki lehçe orijinal romanda bu sadık atın adı plotka olarak geçer ve kendisi bir balık türünün adıdır. diğer dillerde de kendi dillerine çevirmişlerdir çevirmenler bu gibi anlam ifade eden özel adları. kitabın çevirisi her ne kadar çevirinin çevirisi olmasına rağmen akıcı olsa da örnek verdiğim bu ad çevirilerinde oldukça başarısız buldum. ancak her adı da öylece bırakmamışlar tabii ki. örneğin orijinal adı dolina kwiatów olan çiçekler vadisi’ni türkçeye çevirmişler. bu adların bazılarını neye göre türkçeye çevirmişler bazılarının neye göre ingilizcesini kullanmışlar anlamak zor. hadi witcher’ı satış yapmak için öylece kullandınız da bruxa ne, roach ne? umarım oyunlardaki göz aşinalıklarından ötürü “kızılgöz abi yeaa koskoca roach ne hale gelmiş” gibi saçma sapan konuşan yarım akıllara kulak asmamışlardır.

Daha önce tartışıldı biliyorum ama adam bir yerde haklı.

Not : Eksi sözlükteki bazı insanların değişik kafa yapısı var :slight_smile: :blush:

3 Beğeni

Kendisinden farklı düşünenleri “embesiller” olarak tanımlamasıyla gözümden anından düştü kendisi :slight_smile:

Artık her şey çok göz önünde olduğundan The Witcher gibi popüler eserleri çevirmek eskisine nazaran daha zor. Özellikle bu gibi isim konularında… Fantastik edebiyatta çeviri diğer türlere göre daha çok tercih işine giriyor. Çünkü gerçekte olmayan yaratıklar, isimler, kelimeler ve icatlarla uğraşıyorsunuz. Bunları dilimize nasıl aktaracağı biraz da çevirmenin inisiyatifine kalmış.

Bu kitapları ben çevirseydim ben de Witcher olarak bırakırdım adını. Orijinali Wiedzmin. İngilizceye daha önce Hexer olarak da çevrilmişti. “Erkek Cadı” anlamına geliyor. Cadırer, Ercadı, Cadıcı vs diye mi çevrilseydi? Cadıeril yeterince kötü zaten… Efsunger ise şahsi görüşümce çok kötü, çok zorlama bir çeviri. Hiç sevmiyorum.

Başarılı Türkçeleştirmeyi ben de çok seviyorum. Yolgezer, Torbaköy, Hortkuluk gibi nefis örnekleri var karşımızda. Ama buradaki temel sorun bu terimlerle o kitaplarda ilk kez karşılaşmamızdı. Daha önce isimlerini hiç duymamıştık. Witcher ise öyle değil. Kültürümüze çok önce girmiş, uzun zaman önce tanıştığımız bir isim. Conan gibi mesela… Eğer başka bir isim kullanılsaydı yine itiraz eden, olmamış diyen ve bu şekilde yazılar yazan çok olacaktı.

Wyvern, Bruxa gibi canavarların isimlerinin neden çevrilmediği de ilk kitabın başındaki editör yazısıyla açıklanmıştı zaten…

4 Beğeni

Kesinlikle katiliyorum. Turkiyede kitabi okuyan kitlenin buyuk cogunlugu oyundan biliyor. Haliyle terimlere daha once maruz kaldilar. Sirf tam Turkce olacak diye zorlama seyler yapmanin anlami yok. Hem cevirinin en buyuk amaci eseri dilimize kazandirirken anlasilirligini mumkun oldugu kadar orjinaline yakin tutmak degil midir?

1 Beğeni

Bu konuda özellikle yabancı fantastiklerde yayınevi ne yaparsa yapsın @mit’in de dediği daha önceden bilinen bir kitap veya popüler kültür ürününün içeriğine her zaman itiraz edecek kişiler bulunacak.

1 Beğeni

Efsunger kelimesinin anlamını araştırırken gördüğüm haber :

http://oyungezer.com.tr/haber/46031-the-witcher-3-un-yapimcilari-ile-turkce-ceviri-uzerine-roportaj-yaptik

Oyunu çeviren firmada efsunger kelimesinin garip olduğunu farketmiş.

Kapaklarda oyun sahneleri görmek beni üzdü tabi ki. Sonuçta kitap koleksiyonuna ekliyoruz. Benim tercihim karakter dizaynlarının olduğu kapak serisi. Oyun kapağının elbette satışa katkısı vardır. Ama bizim gibi kitap okurları için bu kapakların tercihi daha iyi olurdu. Sonuçta başka yayın evlerinin başka kitaplarında buna benzer tasarımlar bulunuyor.
Sıra ile; Geralt, Cahir Mawr Dyffryn aep Ceallach, Dandelion ve Yennefer.
Uk_the_last_wish_newUk_sword_of_destiny_newUk_blood_of_elves_newUk_time_of_contempt_new

2 Beğeni

Resmi nereden buldun? Kitaptaki sahneleri güzel resmetmişler.

Vallaha ben bulmadım mit bey bulmuş bende onun paylaştığı haberde yorumlar kısmında görüp indirdim haber başlığını alta bırakırım.

Ben sadece ilk oyunu oynadım, ikincisi ve üçüncüsünü oynamayı düşünüyorum. İlk 3 kitabı da kutulu olarak aldım ama henüz başlamadım. Merak ettiğim, oyun ile kitabın hikayesi ne ölçüde benzeşiyor. Yani oyunda oynadığımız hikayeyi roman olarak mı okuyoruz yoksa Starcraft ve Diablo kitaplarında olduğu gibi aynı dünyada geçen farklı hikayeler mi?

Oyunun hikayesi ve kitaptaki hikayeler arasında mekan ve karekterler hariç bir benzeşme yok. Kitapdaki hikayeler oyundan farklı. Örneğin Kaderin Kılıcı’ında Geralt ve Ciri’nin ilk kez karşılaşma hikayesi anlatılırken oyunlarda böyle bir kısmı oynamıyorsunuz.

1 Beğeni

Oyunlar kitapların devamı. Yani kitaplar başlangıç ve gelişme aşamasıyken oyunlar sonuç aşaması gibi. Kitapları okumayıp oyunları oynarsanız çok bir şey kaybetmezsiniz ama kitapları okuyup oyunları da oynarsanız çok şey kazanırsınız.

2 Beğeni


Başlığı talan ettim, yukarıdaki incelemesini okudum. Çok tanıdık bir hava var, böyle bir Elric havası. Balonmuşçasına bir şişirilme var sanki. Herkes mi sevdalısı arkadaşlar bu serinin? Hiç mi sevmeyeni, ısınamayanı yok forumda?

Başka incelemelere de baktım fakat oyun fanatizmi gözüme çarpıyor sadece, bu da bana sanki edebi bir eseri oyunun verdiği ‘hype’ ile değerlendiriyorlar hissi verdi. Oyununu oynamış, sevmemiş, fantazyanın içinden biri(mesela ben) bu kitabı oyuncuları kadar sevemeyecek mi sizce?

Büyük ihtimalle oyunu oynayanlar kadar zevk alamazsın ama bu demek değil ki kitap kötü. Sadece, oyunu oynayıp o karakterleri kendinle iyice bağdaştırınca ayrı bir güzel oluyor.

Bu arada dediğiniz gibi Elric havası da var kitaplarda. Klasik fantastikten öte karakterler daha bir gri. Bence okursanız siz de seveceksiniz, evet belki abartıldığı yerler, abartanlar (mesela ben) olabilir ancak bir şans verirseniz gayet memnun olacağınızı düşünüyorum. Hatta belki sonrasında oyununu bile oynarsınız.

Kitaplar iyi, oyun muhteşem birlikte Voltron gibi harika bir birliktelik sağlıyorlar :slight_smile:

2 Beğeni

Şuana kadar çıkan 4 kitaba sahibim, ilk 3’ünü okudum. Kötü bir seri değil. Ama bir fantastik kurgu ya da edebiyat şaheseri de değil. Ortalama bir eser. Ben de oyunlar yüzünden abartıldığını düşünenlerdenim.

4 Beğeni

Ne Elric’i be?! Elric’e falan benzerlik menzerlik yok! Unutun o karşılaşıtrmayı. Yok öyle bi’ şey :sweat_smile: İkisinin de değişimin eşiğindeki bir dünyada gezinen beyaz saçlı, yalnız birer kurt olması dışında ortaklıkları yok. Sadece Son Dileği okuyarak, az sonra yapacağım karşılaştırma çok sağlıklı sayılmayacak ama yazınsal üslup olarak Elric’in hikâyeleri Geralt’ınkinden birkaç gömlek üstte.

Witcher’ı değerlendirmek için karşılaştırma yerine, kendi dinamiklerinden bahsetmek neyle karşı karşıya olunduğu ve ondan ne beklenmesi gerektiği hakkında daha sağlıklı fikirler verecektir.

Son Dilek’ten edindiğim izlenimler şöyle:

Witcher, masal diyarında dedektifçilik ve gizem temasıyla öne çıkıyor. Muaffakiyetine tam erişilemeyen masal kuralların işlediği dünyada Geralt içine girdiği hikâyenin Sherlock’u vazifesinde gizemlerle dolu davayı çözmeye uğraşıyor. Hikâyeler, bazen dedektifimizin uzmanlığı, bazense dedektifin varlığıyla gizemin kendi kendine çözümlenmesiyle sonuçlanan gizemli davalardan oluşuyor. Varılan sonuçlar ikileme düşüren, dramatikten trajikliğe değişen, trajikomikliğe çalan ya da hepsinden biraz biraz barındıran durumlar içeriyor. “Canavar kime ve neye denir?”, “Doğru ve yanlış nedir?”, “Değişen -masal diyarından sadece insanların varolabileceği bir- dünyada kendi ve yaptıklarını sorgulamak.” vb. vurgular içeriyor.

Masal ve efsane varlıklarının yer aldığı dünya, kendi gerçekliğimizin ikilemlerinin ve çıkmazlarının harmanlanarak sunuluyor. Masal diyarı dokusu aşılmıyor. Her söylencenin veya masalın anlatılmayan, aklımıza gelipte “Masal bu ya?” diyerek geçiştirilen ayrıntıları öne çıkartılıyor.

Bahsettiğim bu temalar toplamında okuyunca pişman etmeyen hikâyeler ortaya çıkıyor. Amaç, insan gerçekliğine yaklaşan masal diyarında tek gizem ve tek vurguya sahip anlatımla bir hikâye oluşturmak. Amaç ve araç bakımından yeterli.

Tek şikayetim, okurun fantastik bir hikâye okuduğunun ön kabulünü şart koşturan, atmosferi kısık anlatım. Bol konuşmayla hikâyeyi anlatmanın, özellikle kısa öykülerde avantajlı olduğunun farkındayım. Esas şey olay diyerek, gerilim ve gizemin büyük kısmının konuşmalara yüklenmesiniyse biraz yadırgadım. Aksiyon sözkonusu oldu mu, betimleme yapılıyor elbette. Yine de anlatımın büyük kısmı konuşmalara tabii.

Amaç ve araç babında bu sorun edilmeyebilir. Belirttiğim gibi adım adım insan gerçekliğine çekilen masal diyarında masal/efsane dedektifçiliği söz konusu. Masalara ya da en azından masal kurallarına aşina olunca, o evrene özel atmosferik dokuya gerek duyulmayabilinir.

Burada okurdan okura, tercihten tercihe değişkenlik gösteren şeyler söz konusu. Temellendiği fikirleri benimsedim, sunuluş biçimini o temeller uyarınca sineye çekerek kabüllendim.

7 Beğeni

Bu karakteri düşmanlarına karşı üstün klan nedir? İnsan mı bu karakter, kılıcı mı sihirli? Ne oyunu oynadım ne kitapları okudum ama aldım.

Bunların dışında o hikayelerden oluşan yapısı ve sürekli karakterlerin iyi yada kötü olarak değilde gri olduğundan bahsedilmesi bana Elric çağrışımını yaptı. Elric’in daha iyi olduğunu belirtmeniz harika oldu tabii.

Elric vs Geralt anketi mi yapsak? :smiley: :joy:

Tahmin edebiliyorum, tüm kurgu imajinasyonu hazır halde kafanızın içinde barınmakta. (Görsel, işitsel anlamda)

1 Beğeni

Karakter bir witcher yani canavarlara karşı mücadele etmek için yetiştirilmiş, bilgilendirilmiş, donatılmış bir adam. Canavar öldürerek geçimini sağlıyor.