İsim olarak değil. Mesela elçilerden birini Taln olarak tanıdın ama belli bir süre sonra aslında Talenel olduğunu yani elçilerden biri olduğunu öğrendin ama o sırada elçi de tam olarak eskiden olduğu gibi en ihtişamlı halini alıyor gibi bir şey diyeyim. Eskinin efsanelerinden birini karşında canlı olarak görmek gibi. Kitaptaki sahne ile anlatmaya çalıştığımdan daha büyük etki bırakıyor.
Dördüncü gün bitti.
Adolin kısımları her zamanki gibi en keyifli bölümlerdi. Shallan’ı hala merak etmiyor ve atlıyorum.
Szeth kısımları güzel olsa da artık olacakları tahmin edebildiğimiz için tekrara girdi ve sıkmaya başladı. Geçmişe gitme kısımlarını ise beğendim.
Başka da aklımda bir şey kalmamış. Devam. ![]()
Gerçekten hızlı okuyorsun ha
Ben sekizinci güne gelene kadar falan en az 3 ay harcadım.
Bu ara çalışmıyorum, o yüzden vakit bulabiliyorum. Pazartesiden sonra yavaşlarım. ![]()
Adolin’in hikayesi kitabın en iyilerinden. Özellikle Maya ile olan bağı hakkında merak uyandırıcı.
Shallan’ın hikayesi de sona doğru artık rayına oturuyor. Tamamen atlamak yerine hızlıca da olsa göz atmadan geçme derim. Bazı önemli kısımları kaçırabilirsin.
Szeth ve Kaladin 8. ya da 9. güne kadar benzer ama üzerine kata kata ilerliyor. Ama son günlere gelindiğinde kitabın en iyi hikayelerinden biri burada yatıyor.
Dalinar kısımları da biraz döngüye girmiş gibi hissettirebilir ama BAM, Honor, Heralds, Knigt Radiant vs. birçok düğümün çözümü yaklaşıyor. Dalinar bölümlerini asla sıkılmadan okumuştum.
Eğer Sanderbot Adolin’e kıyarsa bundan sonra hiçbir kitabını okumam. Bu da ahtım olsun. ![]()
Beşinci gün bitti. Görece sıkıcı bir bölümdü.
Cognitive Realm, Shadesmar’dan da sıkıcıymış.
Geçmişe dair üç beş parça bir şey öğrenicez, onu bile elli parçaya dallandırdı Sanderbot. Adam akıllı anlat geç işte, bu kadar karmaşaya ne gerek var? Hele Gavinor’un oraya gitmesine ne gerek vardı yani anlamıyorum. Muhtemelen bir yere bağlayacak ama Gavinor’un kattığı hiçbir şey yok hikayeye.
Adolin olmasa çekilecek dert değildi bu bölüm. Szeth’in geçmiş kısımlarını da atlamayayım gerçi.
Venli’nin hikayesinin önceki kitapta ne kattığını anlamadığım gibi bu kitapta da anlamıyorum. Ya 1 sayfa kritik bilgi verecek ya da Sanderlanche’te 20-30 sayfa aksiyon verecek ama bunlar için 500 sayfalık dump’a ihtiyaç var mıydı bilmiyorum.
En sonda yazacağımı şimdiden yazayım: Bu kitap 600-700 sayfa olsaymış süper olurmuş.
Bu fantastik yazarlarının binlerce sayfa yazma huylarından vazgeçmesi lazım artık. Suyu çıktı bu işin.
Son olarak ZÇ ile (doğal olarak) birçok benzerlik görüyorum:
- Rand seçilmiş kişi, Kaladin seçilmiş kişi
- Rand ruhsal bozukluk yaşıyor, Kaladin de öyle
- Tam kayış koparacakken ikisinin de “haa öyle ya, haklısın” diyerek düzeliyor
- Rand, Egwene, Mat, Perrin vs. Kaladin, Shallan, Adolin, Dalinar (veya Dalinar yerine başkası olabilir)
- Angreal’ler = Fabrial’ler
- ZÇ’deki Age’ler = FIA’daki Desolation’lar
- Forsaken = Unmade
- Erkek büyücülerin dağılması = Radiant’ların dağılması
- Saidin, Saidar, One Power = Honor, Cultivation, Odium
Bu bilinçli bir tercih olabilir, bilinç altı olabilir, benim abartmam olabilir (en azından bazı maddeleri). Şikayetçi de değilim hatta hoşuma da gidiyor. Sanki Sanderbot, Jordan’ı onore ediyor gibi geliyor. ![]()
Aslında ikisi aynı şey. Shadesmar cognitive realm için Roshar’lıların kullandığı isim. Senin bahsettiğin Spritual Realm. Bu alem Shardlar için bile anlamsız olabiliyor.
Bence asıl hikayesi 2.çağa saklanıyor Venlinin.
Zaman Çarkının son 3 kitabını da yazdığını düşünürsek illaki etkilenmiştir. Bu listeyi uzatabiliriz zorlarsak ![]()
Evet spiritual ya, doğru. Yazarken de dedim lan cognivite yazdım ama acaba başka bir şey miydi. ![]()
Dediğim gibi, ben kendi çapımda bu göndermeleri ve benzerlikleri bilinçli bir “tribute” olarak değerlendiriyor ve hem keyifli hem de kıymetli buluyorum.
Altıncı gün bitti. Genel olarak akıcı bir bölüm sayılabilir.
Garibim Adolin yardım gelmeyecek diye üzüldü. Muhtemelen o da biz gibi biliyordu aslında yardımın gelmeyeceğini
Ba-Ado-Mishram hakkında birkaç bilgi kırıntısı geldi sonunda.
Kaladin ve B4 kısımları güzeldi.
Jezrien Honor’la pazarlık yaptı, hepimiz gitmeyelim de işte 5’er 5’er gidelim Braiz’e dediler ama Honor 5’i beğenmedi. 4 olur 16 olur hatta 1 de olur dedi. Lan 4 olursa 4’lü yapsaydınız ya şerefsizler, niye teki duyunca Taln’ı harcadınız? 5’e razılar ama 1’i duyunca hepsi sattı Taln’ı.
Aklıma şu takıldı yalnız:
Bu Herald’lar yeminlerini bozup da Taln’ı tek gönderdikleri zaman gayet aklı başında görünüyorlardı. O günden sonra da Braize’e giden olmadı. E ne oldu da bunlar sonradan delirdi, kaçırdığım bir şey mi var? ![]()
Hm, güzel soru ve sanırım hayır kaçırdığın bir şey yok. Bazı spesifik şeyleri ileride öğreneceksin lakin bir düşün, hepsinin deli olduğu nerede söyleniyor ki? Şu ana kadar bile yarısını falan gördük.
Hepsi delirmemiştir muhtemelen de ama mesela Ishar yarı deli görünüyordu, kendini Tanrı sanıyordu. Gerçi onu Kaladin muhtemelen beşinci yeminiyle iyileştirecek (tahminim böyle), bu da farklı bir durumu olduğunu düşündürüyor.
Ash’in yanındaki hangisiydi, o delirmişti sanırım. Bir de Dalinar diyordu sürekli, bu Herald’lar delirmiş vs.
Bununla birlikte Nale sapsağlam. Acaba o hiç Braize’e gitmedi mi? Ya da farklı bir olayı mı var?
Kalak sağlamdı ama bekleneceği üzere paranoyaklaşmıştı.
O sahnede herkes yoktu. Belki de sadece aklı başında olanlar oradaydı, hatta belki de diğerleri delirmeye başladığı için böyle bir çözüme gittiler.
Yine de 4’lü yerine 1’li çözüme gitmelerine çok kızdım. Canım Taln’ım benim.
Aynen.
Daha Chanarach, Vedel, Pailiah ve Battar’ı hiç görmedik neredeyse.
Ash’in yanındaki Taln’dı ve onun neden delirdiği malum.
Kalak sadece paranoyak. İshar olayı RAFO, Nale ise biraz karışık ama sonuçta deli değil. Ash sağlam, babası Jezrien deli. Bazılarını ben bile bilmiyorum, ya unuttum yada daha söylenmedi ama buradan bakınca sadece Jezrien, Taln ve İshar deli gibi duruyor.
Ayrıca Talanel’i Braize’de bırakmalarının sebebi, tüm Desolationlarda hep birisinin pes etmesi gerekti ve Taln asla pes etmedi. Tabii bu biraz da bahane, şahsen bence ölen Kalak olsa yine bırakırlardı korkularından gibime geliyor.
Neden 4 kişiyi çıkarmak yerine 1 kişi aramak zorunda kaldıkları ise… eh, açıkçası ben de hatırlamıyorum. Bilen bir arkadaş varsa söylerse iyi olur.
Zorunda kalmadılar, tercih ettiler. İşlerine öyle geldi çünkü. Teşekkürler diğer yanıtlar için. ![]()
Ne demek. Bazen çok da düşünmemek gerekiyor açıkçası. Okudun mu bilmiyorum ama Taln’ı Herald olarak alma sahnesi çok… vasattı. Hiç epikliği yoktu. Ben böyle büyük bir twist, ya da en azından büyük bir savaş sonucu falan olmasını beklerdim ama yok, pazardan elma seçer gibi Herald seçtiler. Bu maalesef kitabın en büyük sorunlarından birisi kanımca.
Issızlıklar boyunca Braize’de kırılanların hep 9 kişi içinden biri olduğunu farkına varıyorlar ve Taln’ın hiç kırılmadığını fark ettikleri için 1’i seçiyorlar. 4 seçseler en az diğer 3’ünden biri yine kırılacak ve yeni bir Issızlık döngüsü oluşacak. Yani 1’i seçmelerinin temel mantığı bu.
Over time, the mental state of the Heralds deteriorated, due to a combination of their ages, trauma, and possibly other factors.[96] Nale grew compassionless;[97] Kalakbecame paranoid;[98] Jezrien started to drink heavily;[99]Shalash began to track down and destroy her own artwork.[11] While Shalash and Nale both believed that Ishar remained unaffected, he, too, went mad.[17]
Savaş Ritmininin belirli bir kısmının eski bir aksiyon klasiğine benzediğini söylemiştim etkinlik başlarken hatırlarsanız. Bu kitaptaki bir olay için de bir ipucu olarak bir resim bırakıyorum aşağıya.
Sahneyi görene kadar Usopp’un (One Piece’ten bir karakter) ne alaka olduğunu anlamanız olasılığını 0 olarak görüyorum, bu ipucunu bırakmadan sahneyi görseniz de bağlantı kuramayabilirdiniz büyük ihtimalle. Ama One Piece’i belirli bir yere kadar takip ettiyseniz malum yerde ipucunu anlayacaksınız bence
.
@isos81 Hiçbir Elçi mental olarak iyi bir durumda değil. Milenyum boyunca çektikleri işkencelerin bıraktığı etki olmasa bile sadece uzun yaşam onların zihinlerini olumsuz etkiliyor. Akıl mesela uzun yaşamın negatif etkilerinden kendini zihinsel olarak korumak için bir takım büyüsel önlemler almış, hatta Elçilere de böyle yapmaları konusunda telkin vermiş. Kelek’in kaleminden(4. kitap)
"… Oh … Father … Seven thousand years. I remember so few of those centuries. I am a blur. A smear on the page. A gaunt stretch of ink, made all the more insubstantial with each passing day. Midius once told me … told me we could use Investiture … to enhance our minds, our memories, so we wouldn’t forget so much.
Why would I want to remember?
Maybe if I remembered my life, I’d be capable of being confident like I once was. Maybe I’d stop vacillating when even the most simple of decisions is presented to me. Instead I think, if I were to remember my life in detail, I would become even worse. Paralyzed by my terrible actions. I should not like to remember all those I have failed…”
Akıl’ın ağzından (bu kitaptan)
“I have lived a very long time, Jasnah. Longer than a mortal mind can track, so I store memories in something called Breath, an easily accessible—if costly—form of Investiture a person can adopt and, with training, use to expand their soul. I periodically review my memories, deciding what can be jettisoned. In my review just now, I found something unexpected, something terrifying.”
Bir de buna milenyumluk işkenceleri de eklersen, aynı zamanda yaşadıkları pişmanlıklar, arkalarında bıraktıkları arkadaşlarına duydukları mahcubiyet vs. mental olarak iyi değiller. Bu kitaba başlarken gördüğümüz Elçiler arasında sapasağlam denecek biri yok aslında. Jezrien’i ölmeden önce gördük, bayağı meczuptu. Ishar zaten çok farklı kafalarda. Kelek her şeyden elini eteğini çekmiş, bir şey yapmaktan aciz. İçlerinde dışarıdan düzgün gözüken bir Nale var, o da ne kadar stabil kim bilir.
Çok güzel yazmışsın hocam eline sağlık. Yalnız ben One Piece’i sadece live - action olarak izledim. Büyük spoiler değilse Usopp olayını yazar mısın?
Yüzüklerin Efendisi’nde de ölümsüzlük konusunda benzer yaklaşım var diyebiliriz. İnsanların ölümlü olmasından büyük lütuf olarak bahsedilir. Elfler de katledilmedikçe yalnız bir şekilde ölürler ki o da yaşam isteklerini kaybetmektir. Beren ile Luthien hikayesinde de Luthien Beren’i kaybedince kederinden ölüme teslim olur. Elfler dünyaya bağlılardır ve ölünce bile ruhları yine dünyadaki istirahat diyarına gider. İnsanlar ise tam tersine asıl yaratıcı olan Eru haricinde kimsenin bilmediği bir yere gider ölünce.
Kosmer evreninde de benzer bir durum görüyorum. Elçilerin ölümsüzlüğü gibi.
Yedinci gün bitti. Romantik ve üzücü bir bölümdü.
Ona buna poz kesen Abidi’nin Taln’ı görünce topuklaması keyifliydi. Ash de bu sefer yalnız olmayacaksın dedi ve birlikte Braize’e gittiler. Bu savaşa etkileri ne kadar olacak bilmiyorum zira Fused için zaten 10 günden önce geri gelemezler diyorlardı. 10 gün sonra da öyle ya da böyle barış olacağını düşünürsek bir anlamı olmayabilir.
Adolin’in dizinden altını ve diğer Shardbearer elemanı kaybetmesine üzüldüm. En azından Kushkam yaşıyor. Bakalım Maya ne sürpriz getirecek.
Jasnah’nın bu kadar atıl kalmasını sevmedim.
Kaladin, Szeth ve Nale bölümleri su gibi akıyor.
Artık düğümler çözülmeye başlıyor. Son %30 ama yordu biraz itiraf etmek gerekirse.
