Ha gayret son kulvara gelmişsin
bundan sonrası muhtemelen beğenmesen dahi su gibi akacaktır (gerçi hâlâ şaşırdığım şekilde önceki bölümleri çok hızlı okudun) Bir nevi Sanderlanche başladı sonuçta.
Dediğim gibi, pazartesiden sonra yavaşlıyorum. ![]()
Sekizinci gün bitti.
Demek Desolation’ı başlatan Taln değil de Shallan malıymış.
Taln’ı tek sandığımız için hep Taln kırıldı diye düşündük ama demek ki Chana imiş kırılan. Peki Taln geri geldiğine göre Taln kırılmış mı oluyor yoksa Chana kırılınca onun da orada durmasına gerek kalmıyor mu?
Daha önce Everstorm ile Fused’ların dönmesi rastlantı mı diye konuşmuştuk. Bu bölümde bu konu geçti ve sanırım kimse bilmiyor bu sorunun yanıtını. ![]()
Szeth kısımlarını bu kez sevmedim nedense. The Voice’in Unmade çıkması meh dedirtti ama onu Herald olarak hazırlamaları güzeldi. Ama burada timeline sorunu var sanki. Jezrien görece yeni öldü ama Szeth yıllardır bu yolculuk için hazırlanmıyor mu? Acaba birimiz ölürsek diye mş düşündüler dicem de sanmıyorum.
Jasnah hala atıl ama dokuzda artık biraz görürüz diye düşünüyorum.
Son iki bölüm. Umarım bu kadar sıkılmama değecek şeyler görürüm.
Aynen öyle. Birisi pes edince oradaki herkes geri dönüyor.
Açıkçası ne demek istediğini tam anlamadım ama bence kitabı bitir önce. Bazılarının yanıtını alacaksındır orada, yoksa yine konuşuruz.
Szeth’in hikayesi 9 sene öncesinden başlıyor idi sanırım. Ama Jezrien öleli daha 1 sene oluyor. Nasıl oluyor da Jezrien ölmeden Szeth’i onun yerine Herald olarak düşündüler diye sormak istedim. Ama sanırım Jezrien özelinde düşünmedi bunlar. Çünkü mesela Tuta mıydı, Szeth’ten önceki eleman da vardı ve potansiyel herkesi arıyorlar gibiler. Ya yükü devretmek icin ya da biri ölürse yerine geçmesi için böyle bir işe girişmiş olabilirler.
Hmm, evet Jezrien o sıralar halen yaşıyordu ama Herald seçme gibi bir olay mı vardı Szeth’in gençliğinde? Şahsen unutmuşum varsa bile. Benim hatırladığım Szeth’i bu manastırın başına falan geçirmek için eğitiyorlardı.
@isos81 yalnız bölüm isimleri karmaşası inşallah konuyu takip edenlerin okuma zevkini bozmaz. Çünkü bölüm yazıyorsun ama aslında gün. 8. günü bitirince aslında ara bölümler harici 100 bölüm bitirmiş oluyorsun, kitabı okuyan biri “o 8. Bölüm, daha kitabın başları” deyip kitabın son çeyreğinin başından spoiler yiyebilir.
(Edit: 8. Gün sonu spoiler, okumadıysan açma.)
Taln’ın kırılmadığı bilgisi yazar tarafından kitap dışında, soru cevap vb. şeklinde takipçilere verilmişti ki ben halen daha bu bilginin neden kitap dışında verildiğini anlamış değilim. Ama bu bilgi ile birlikte Shallan’ın annesinin Chana olduğu, Shallan’ın Issızlığı tetiklediği vs. teorisyenler tarafından kitaptaki haline çok yakın olacak şekilde teorize edilmişti kitap çıkmadan. Hatta ben de sitede paylaştım yanlış hatırlamıyorsam. Bu da ilk soruna cevap oluşturmuştur sanırım. Gerçi zaten herhangi birinin kırılmasının yeterli olduğunun bilgisi biliniyordu, burada normalin dışında bir durum olmadı yani. Gene biri kırıldı gene Issızlık başladı.
Kitap çıkmadan bir yıl önce falan Chana’nın kızının Shallan olduğu teorisi zaten çok güçlüydü. 2024 yazın falandı sanırım Prolouge’un yayınlanmasıyla, Fırtınababa’nın bir elçi öldü deyişi bir nevi teoriyi kanıtladı (Gavilar’ın suikastı ile Shallan’ın annesini öldürmesi yıl yıl takip edersek aşağı yukarı benzer zamana denk geliyor). Diğer ipuçları da ikisinin de kızıl saçlı olması, Hoid’in Shallan’ı ilk görüşünde garip bir şekilde şaşırması(irkilmesi), Shallan’ın annesinin, Shallan’ın bir Parlayan olduğunu anlayıp öldürmeye çalışması falan. Taln bilgisi de cabası.
Geriye dönük olarak tüm bölüm bitti yazdığım yerleri gün bitti olarak değiştirdim.
Dokuzuncu gün bitti.
Maalesef okuduğum en sıkıcı bölümdü.
Gavinor ne kattı hikayeye? Ruhlar alemine gitmesinin amacı neydi? Neden ona dair 100 sayfa okuduk?
Nale’ye psiko-terapi uyguladılar.
Bu kadar kolay mıymış Nale’ye eskiyi hatırlatıp pişman etmek?
Honor’ın hikayesi de çoğunlukla tekrardan ibaretti. Rayse şöyle güçlü, Rayse’i böyle alt etmeliyiz filan dedi Tanavast. Hatta diğer tüm Tanrılardan yardım istedi. Sonra ne oldu, ölüm döşeğindeki akılsız Taravingian bıçakladı ve Rayse öldü. Cheesy man, cheesy.
Savaş kısımlarına da diyecek bir şey yok. Sündükçe sündü. Özellikle Maya’nın son saniyede yetişeceğini gözümüze soktu artık. Geliyor musun Maya? Yoldayım az dayan. Maya nerdesin? Yettim Adolin. E hani sürpriz elementi? Umarım yetişemez de terste kalırım.
Moash artık kabak tadı verdi.
Jasnah kısmı güzel sayılabilir. Onda da idealler kapışacak diye beklerken Taravingian bel altı vurdu.
Son bölümdeyim artık. Son günde ne öğrenirsek öğrenelim serinin açık ara en kötü kitabı bu oldu maalesef.
Nedenlerimiz tamamen farklı, hatta zıt belki ama ulaştığımız sonuç aynı.
Sence neden en kötü kitabı peki?
İlk mesajda açıklamamı yazmıştım hocam, oradan okuyabilirsin kitabı bitirdiğinde. Ama kısaca epiksizlik, karakterlerin olduklarından farklı davranmaları, kitabın yazım dili gibi şeyler. Eğer ben de senin gibi sadece Mistborn era 1 ve bu seriyi okumuş olsaydım iyice sevmezdim gibi çünkü Kozmer bağlantıları biraz ayakta tuttu benim için.
Ben spoiler olur diye okumamıştım o mesajı. Kitap bitince detaylı okurum.
Ama epiksizlik gerçekten üzdü. Dördüncü kitap da vasattı ama sırf Kaladin vs. Pursuer için bile okunurdu. Bunda ise en ufak bir heyecan kıpırtısı bile yok. Bitse de gitsek modundayım tüm kitap boyunca.
Kitabı bitirdim. Serinin açık ara en kötü kitabıydı. 1400 sayfalık kitabın 700 sayfasını at çöpe gitsin. İlk 9 gün o kadar sıkıcıydı ki (yer yer iyi yerler vardı tabii) son gün bile kurtarmadı. Kitaba notum 6.
Biraz kafamı toparlayayım detaylı yazarım.
Seriye dair sıralamam da şöyle: 2 > 1 > 3 > 4 > … > 5