“Yaşım ilerleyince bunları düşünür oldum. Varlığın ne olduğunu bilmiyorum. Bilincin ne olduğunu da bilmiyorum. Ama saf mutluluğun ne olduğunu biliyorum: şimdiki anda olmanın, kendiniz olmak için mutlaka yapmanız gereken neyse onu yapmanın verdiği yoğun duygu. Buna tutunabilirseniz, şimdiden aşkın olanın kıyısındasınız demektir. Paranız olmayabilir ama önemi yoktur.”
Mitolojinin temel işlevi insanın hayat yolculuğunda mutluluğa erişmesine yardımcı olmaktır. Campbell, Saf Mutluluk kitabında mitolojinin bu kişisel, psikolojik yanını inceliyor ve bireyin nasıl bir dönüşüm yaşayarak gelişebileceğinin ipuçlarını veriyor.
Kendi patikanızı bulmaktan ve kendiniz olmaktan korkmayın.
Tuna Kiremitçi polisiye yazıyormuş ve bu üçüncü kitapmış.
Bir sahil kasabasında düzenlenen müzik festivalinin başlamasına günler kala, organizasyonun başındaki iki kişi vahşice öldürülür. Gözler, festivali yasaklatmak için uğraşan tarikata çevrilir. Olay medyaya yansıyınca toplumsal bir gerilime neden olur. Başkomiser Perihan Uygur, son görevinde yaşadığı psikolojik travmadan dolayı izinde olmasına rağmen Cinayet Büro’ya döner ve soruşturmayı üstlenir. Cinayetler birbirini izledikçe işinin düşündüğünden de zor olduğunu anlayacaktır.
Tuna Kiremitçi’den polisiyeyle müziği buluşturan, nefes nefese bir roman. Polisiye okurlarının sevgilisi Başkomiser Perihan Uygur bir kez daha bizlerle.
“On bin yıl ya da on milyon yıl sonra dünya nasıl bir yer olacak? Bizim hakkımızda ne tür hikâyeler anlatılacak?”
Ayak İzleri: Geleceğin Fosillerinin Peşinde’de ödüllü yazar David Farrier, çok uzak bir geleceğe ne tür izler bırakacağımızı araştırıyor. Modern uygarlık olarak, okyanusları kirleten plastik maddeler, toprağın altına gömülen nükleer atıklar ya da gezegeni boydan boya kateden milyonlarca kilometrelik yollar gibi zamanın etkisine direnebilecek pek çok şey yarattık. Ürettiğimiz karbon belki de atmosferde 100.000 yıl boyunca kalacak ve şehirlerimizin kalıntıları da bundan milyonlarca yıl sonra bile bir kaya katmanı olarak varlığını sürdürmeye devam edecek. Geleceğin fosilleri, yirmi birinci yüzyılda nasıl yaşadığımıza dair birçok gerçeği açığa çıkarabilir.
Edebiyat, sanat ve bilimin iç içe geçtiği Ayak İzleri, bizi uzak gelecekteki torunlarımızın mit ve hikâyelerinde nasıl hatırlanacağımızı düşünmeye davet ediyor. Baltık Denizi’nden Büyük Set Resifi’ne, Tazmanya’daki bir buz çekirdeği laboratuvarından devasa Şanghay şehrine dek uzanan seyahatlerinden sonra Farrier, hızla değişen ve değişirken de insan kavrayışının ötesinde sonuçlar doğuran bir dünyayı anlatıyor. Uyarıda bulunurken her şeye rağmen umudu da elden bırakmayan Ayak İzleri, sadece gelecek hakkındaki düşüncelerinizi değil, günümüz dünyasına bakışınızı da değiştirecek.
Meraklısına – 11
Meraklısına Tarihöncesi Dünya, Afrika’daki kökenlerimizden endüstrileşme öncesinin görkemli uygarlıklarına ve yakın geçmişin şehirlerine uzanan insanlığın tarihöncesinin çarpıcı hikâyesini aktarıyor.
İki arkeolog ve deneyimli tarih yazarı, uzak atalarımızın Eski Dünya’ya yayılmasını, Homo sapiens’in ortaya çıkışını, ondan çok sonra Avrupa, Avrasya, Asya ve Amerika’ya kalıcı olarak yerleşmesini anlatıyor. Avcı toplayıcılardan sonra dünyanın çeşitli bölgelerinde çiftçilik ve hayvan evcilleştirmenin kökenlerine odaklanıyor, bu yeni ekonomilerin insan varoluşunu nasıl da çarpıcı bir biçimde değiştirdiğini gözler önüne seriyor. Kudretli hükümdarları ve ideolojilerini, uygarlıkların yükselişiyle düşüşünü ve pek çoğunun maruz kaldığı uzun kuraklığın yıkıcı etkilerini anlatarak tarihöncesi dünyanın neden modern dünya için önemli olduğuna cevap arıyor.
Tarihöncesi geçmişimizin insanlığın kökenlerinden günümüze dek uzanan bir değerlendirmesini küresel bir bakışla, sade olmakla beraber keyifli bir üslupla sunan bu kitap, insanlığın erken tarihinin hikâyesi ve onun modern dünyayla bağlantısını merak edenler için harikulade bir kılavuz.
Bu kitap, 350 yıldır ispatlanamayan Fermat teoremini yıllarca uğraşarak çözen Andrew Wiles’ın öyküsünden, Poincaré varsayımı kanıtıyla milyon dolarlık ödül kazanan, ama ödülü reddeden eksantrik dâhi Grigori Perelman’ın çalışmaları üzerinden matematik tarihinin en önemli problemlerini anlatıyor. Matematik tarihinin kimi zaman binlerce yıl öncesine giden zor problemlerini, matematikçilerin yaşam öyküleriyle harmanlayarak eğlenceli bir şekilde aktaran Stewart, bu problemlerin geleceğin bilimini nasıl şekillendirdiğini de gözler önüne seriyor.
“Stewart çok zor fikirleri çok kolay aydınlatarak, matematik meraklılarını olduğu kadar konuyla yakından ilgilenen okurları da büyülüyor.”
– Kirkus Reviews
“Büyük Matematik Problemleri hem eğlenceli hem de anlaşılabilir.”
– Robert Schaefer, New York Journal of Books
“Üretken yazar Stewart matematiği o kadar güzel anlatıyor ki, az bilenlere bile kolay geliyor.”
– Fred Bortz, The Dallas Morning