İnkılap durup durup kapak değiştereceğine doğru düzgün elindeki telifleri bassın. Yarısının baskısı yok, kalanların kapağı boyu hepsi farklı. Çok sinir bozucu oldu artık bu durum.
Sinclair Lewis - Ana Cadde Yedi Yayınları’ndan basılıyor.
"Konuşulanlara göre, İstanbullulara zahmet veren belaların çok büyük bir kısmını tüm zamanların en ünlü cincisi Mösyö Theo çözmüştü. Çözdüğü davalardan ve yakaladığı şeytanlardan birer efsane gibi bahsedilen Mösyö Theo, büyücü ve efsuncu esnafı içinde âdeta bir pir gibi yad ediliyordu.”
Depremler, yangınlar, savaşlar, baskınlar.
Sarnıçlar, saraylar, geçitler, kaleler, hanlar.
Galata Kulesi, Tekfur Sarayı, Fildamı Sarnıcı, Ayasofya, Cihangir Camii, Rum Patrikhanesi, Hacopulo Pasajı…
Aşk, fedakarlık, binbir çeşit komplo, bitmek bilmeyen entrika.
Hayaletler, hortlaklar, kehanetler, büyülü anlar.
Anlar tarihi değiştiriyor, büyük yıkımlar yeniden doğuşu tetikliyor.
Ölümsüz gelincik Theo ile yolculuğumuz zamanları aşıyor!
Theo, henüz delikanlıyken ölümsüz bir gelincik bedenine hapsedilmiş bir Bizanslı. Çelebi, görmüş geçirmiş, nüktedan, kitap kurdu bir dedektif. Şehir Konstantinopolis iken doğdu, yüzlerce yıllık başkentin binlerce halini yaşadı. Koca kentin her noktasını avucunun içi gibi biliyor ve İstanbul’da yaşanan doğaüstü vakaları kendine has yöntemlerle görülmemiş ustalıkla çözüyor.
Halil Babilli’den İstanbul’un dehlizlerinde saklı sırlara, Kuzey’in donmuş topraklarından İstanbul’daki bir genç kızın odasına, geçmişten geleceğe uzanan, soluk soluğa bir tarihi macera.
Bin Yıllık Hemşehri’nin tadı damağında kalanlara Babilli yeni bir masal fısıldıyor: Prensesin Tebaası.
Enis Batur ile Bilge Karasu 1971 yılında tanışıyorlar. Batur’un 1973’te Paris’e gidişine kadar gelişen dostluklarının ardından, aynı şehirde olmadıkları yıllarda sürekli yazışıyorlar.
Bu kitapta Bilge Karasu’nun Enis Batur’a 1973-76 ve 1985-94 yılları arasında yazdığı mektupları, Mesut Varlık’ın Karasu’yla dostluğa dönüşmüş usta-çırak ilişkileri hakkında Batur ile yaptığı bir söyleşiyi, Batur’un “Bilge Karasu’nun Ankara’sı” adlı yazısını ve Karasu’nun radyo için yazdığı Ankara metninin dergi yazısı halini okuyacaksınız.
“Ankara’da yazdığım zaman nasıl İstanbul’u düşünerek yazıyorsam, dışarıda yazdığım zaman da yine İstanbul’u düşünerek yazıyordum,” diyen Karasu’nun Ankara’da, Ankara’nın da Karasu’da nice iz bıraktığına dair birçok ipucu bulacaksınız bu metinlerde.
İÇİNDEKİLER
Ustadan Çırağa
Mesut Varlık’a Yanıtlar
Mektuplar
Bilge Karasu
1973-1976
1985-1994
Bilge Karasu’nun Ankara’sı
Enis Batur
Ankara’nın Atkestanelerinde
Sığırcık Yetişirdi
Bilge Karasu
Labirent - Batı ve Hasımları - Amin Maalouf
Çok geç değil. Bu “labirent”ten çıkma olanaklarına sahibiz. Yeter ki önce yolumuzu yitirdiğimizi kabul edelim…
2022 yılında Avrupa’nın göbeğinde geçmişin travmalarını tetikleyen yıkıcı bir savaş patlak verdi. Nükleer felaket senaryolarının gerçeğe dönüşmesine ramak kaldı. Demirden bir el, Batı’yı Rusya ve Çin’le karşı karşıya getirdi adeta.
Kibirli ve bencil yöneticilerin, aklı küçümseyip eşitsizliği besleyen köhne ideolojilerin hükmü altındaki çağımız, son hızla uçuruma doğru sürüklenmekte. Günümüzde ne Batı ne de hasımları insanlığı hapsolduğu bu labirentten çıkarmaya muktedir. Batı’nın da, Doğu’nun da yaydığı ışık dünyayı aydınlatmakta artık yetersiz ama umutsuzluğa yer yok.
Amin Maalouf Labirent’te Batı ile hasımları arasında yaşanan yeni çatışmaların ve meydan okumaların kadim kökenlerini dört büyük ulusun tarihi üzerinden anlatıyor: Meiji döneminde büyük bir modernleşme ivmesi kazanarak Asya’nın yükselen gücü olan Japonya; uzun yıllar Batılı uluslar için tehdit oluşturmuş Rusya; 21. yüzyılda ekonomik üstünlüğünü ilan eden Çin ve gezegenin hâlâ kültürel, teknik ve ekonomik anlamda süper gücü sayılan Amerika Birleşik Devletleri.
Labirent yönünü ve yolunu kaybetmiş insanlık için bir pusula…
Şimdilik üç kitaplık serinin ilk kitabı basılmış;
Hocam bu epey güzel bir haber, Matt in youtube unda yorumunu dinlediğimi ve epey beğendiğini hatırlıyorum. Bulursam linkini de koyayım birazdan.
Destek yapım hangi yayınevi ola ki
Edit;
Ben de incelemeleri dinlediğimden beri bu kitabı bekliyordum.
Ama Destek Yapım olayı garip, Athica’yla genelde manga basıyorlar, Karakarga’yla da çizgi roman. Epikle, fantastikle ne alakaları var ya da alakaları var mı bilmiyorum.