Artırıyorum. Hayaller Lem, Clive Barker, Jeff Vandermeer, Pardayanlar, Dostoyevski toplu eserleri vs. Gerçekler ise yukarıdakiler.
Külliyatın bitmesi yalan olacak bu gidişle ![]()
Bu kadar kitabın arasında gözlerimiz PKD’yi aradı. Hayal kırıklığı.
@alper İş Kültür’ün Eski Çağ’da Yakındoğu kitabı yeni bir kitap mı? Bilgin var mı? Ben böyle bir kitabı (2 ciltti sanırım) birkaç yıl önce aldığımı hatırlıyorum ama acaba zihnim beni yanıltıyor mu, emin olamadım.
Yeni kitap değil evet yeni baskı. Önceki baskı 2 cilt karton kapak ve kutuluydu, bu baskı tek cilt ve sert kapakmış.
Anladım. O zaman hafızam beni yanıltmamış. Almıştım bu eseri.
Teşekkürler.
Pardayanlar yine ortada yok. Asteriks serisi sondan başlayıp ondan sonra 1. bölümden devam etmişti. Şimdi yine 40. sayıya sıçramışlar. Bertolt Brecht’in arada çeviri bekleyen 2. kitabından haber yok. Aynı şekilde PKD’den haber yok. Bu sefer güldürmedi. ![]()
Lanet olsun Alfa’nın yapacağı işe. İçimden daha fazlasını yazmak geçiyor da bu kadar yeterli.
Uzun zamandır baskısı yapılmayan bir yazar Pearly S. Buck. Yıllar olmuş. Kitaplarını Kafka kitap son 2 yıldır basmaya başladı. Kitapların arka kapağında Nobel Edebiyat ödüllü ilk kadın yazar (Selma Lagerlöf) diye yazdıklarını gördüğümden dolayı çeviri konusunda gereken önemi verilmediğini düşündüğüm için uzun zamandır kitaplarını almayı erteliyordum. Belki Can bir ihtimal basar umudu taşıyorum. Yine de Kafka’dan aldım. Bu kitabını da muhtemelen alıp okurum. Tavsiyeniz için teşekkür ederim. Ana kitabını dört gözle bekliyorum. Telif ile ilgili bir sıkıntı olmadan basılır umarım.
Gerçekten yayınevlerini anlamıyorum. Herkesin bastığı kitapları yine basıyorlar. Satıldığı falan da yok.
Sonra okuyucu suçlanıyor. Yazık değil mi, emeğe ve paraya. DK’nin eye witnesses Gallimard’ın Decouvertes serisi (yky 65 tanesini çevirdi, sonrası yok), Osprey Tarih serisi… Şunları bilen ve basacak yayınevi yok. Kafka basın, Hobbes basın, Freud hiç basılmamıştı zaten iyi olmuş.
Geçenlerde İletişim, Kayıp Zamanın İzinde’yi basmış. Görünce çok sinirlendim
Yine sinirliyim şu an. ![]()
Ya Hakmen çevirmiş zaten kitabı. Üstü yok bunun.
Kitabın tekrar çevirisine harcanan emeği, ülkemizde çevrilmeyen annesi ile mektuplarına ayırsalardı keşke. . Bu mektuplarda kitabın aslında taslağını nasıl anlattığını okurdu insanlar. Ya da büyük yazar Anatole France’nin önsözünü yazdığı, La Revue Blanche dergisindeki küçük yazılarının derlendiği “Les Plaisirs et les Jours” kitabını Türkçe’ye kazandırsalardı. Ölümünden sonra yayınlanan Jean Santeuil kitabını çevirebilirlerdi. Ki bu kitap, Kayıp Zamanın İzinde’nin ilk taslakları var.
Çoğu insan haklı olarak, kitabı okurken hiçbir şey anlamıyor ve bırakıyor. Yazarın hayatından bağımsız bir kitap düşünülemez. Bu sebeple, Proust’u anlamak ve okumak için en büyük çalışmasını tekrar basmak yerine, mektuplarını, küçük yazılarını, hayat hikayesini anlatan kitapların çevrilmesi gerekir.
Proust Anketi diye bir şey var, Proust bunu hayatının 2 döneminde tekrar cevaplıyor. Bu cevapları okumadan, 4000 sayfalık romanda neden ana karakter Marcel’in ismi 2 kez geçtiğini anlatabiliriz ki?
Proust’u çok iyi anlatan iki çalışma da, Gallimard yayınevinden çıkmıştır. Maalesef Türkçe’leri yoktur. Bu yayıncılık anlayışı ile de olmayacaktır. Okuyucu da bu adam neden onlarca sayfa Madlen bisküvisini anlattı şimdi diye sormaya devam edecektir.
Sinirim devam ediyor. ![]()
Kitaplara bakınca içimden yine aynı yazarların aynı eserleri. Yeter be dedim. Siz de uzun uzun yazmışsınız zaten.
Çok haklı bir isyan…Proust özelinde derinleşmek isteyen okurlar için çok yetkin bir çalışma yayınlamalarına kaynak ayırmak gereklidir. Sanırım aynı kitapları yayımlamanın ekonomik bir sebebi olabilir. Roza Hakmen çevirisi kötü olduğu için değil elbette Yapı Kredi’nin tek başına aldığı pastadan pay almak için tekrar yayınlanmış olabilirler. Mektuplar veya bahsettiğiniz önemli yapı taşlarını akademik bir boyutuyla araştırmak isteyen bir azınlığın ilgi alanına girdiği için yayınlamayı düşünmemiş olabilirler. Tabi telif olayından ve eserler ile ilgili gerekli bilgilerden bağımsız olarak yorumluyorum. Hem pekte kârlı bir iş olmayabilir. Bizim yayıncılar son zamanlarda özellikle düzgün ve nitelikli serilerinin devamını getirememekte pek mahir oldular. Kısır bir döngü… Jérôme Picon Proust’un 21. Cilt mektuplarını yayımladığını ve bu ciltler Proust’un yazdığı mektuplarının %10 olduğunu öğrendiğimde küçük çaplı bir şok yaşamıştım. Kayıp Zaman İzinde, Niteliksiz Adam gibi hayat boyu bir yolculuğu olan serilerin olabildiğince tüm detaylarının aktarılması çok önemli… Kitap okuma kültürünün gelişimi için çok önemli… Diğer bahsettiğiniz Gallimard serisi sanırım daha önce sizin paylaşımlarınızdan (fotoğraflar) aklımda kalmıştı. kaybolan bir seri… Bir de ayrı olarak telifi düşünce yayınevlerinin girdiği yarış var. Kıtlıktan çıkmış bir açlık haline benzetilebilir. Ve zihinlerde görüntü edinen çeşitli görseller ile ilgi noktasını kısıtlayan benzer odaklanmış kitap seçkisinden enstantaneler… ( Bu bakış açısıyla üstteki paylaşımım bu açıyı çok güzel süslüyor
)
Mesela Pardayanlar serisini okuyabilmek için Sartre’ın Fransa okunması için ön ayak olduğu benzer bir hal gibi ilk taşı atacak bir otorite gerekiyor. Örnekler ve bakış açıları çoğaltılabilir. ![]()
Valla çok sıkıldım, ya adamlar can hıraş Sabahattin Ali basıyor, tamam bastın ne fark var? 30 sayfalık ciddi bir editör notu mu var? Yok. Aynı baskı devam. Hayır Cibran bir daha basılmalı. Zweig bir daha basılmalı 100 farklı yayınevi olmazsa olmaz. İşin kötü tarafı şu, birçok yayınevinde editörler, yabancı dil dahi bilmiyor. Bilenler o ülkenin edebiyatı hakkında bilgisi kısıtlı. Buna en güzel örnek, Grossman’ın Yaşam Ve Yazgı kitabındaki 55 sayfalık editör notu. Bakın adamlarda ne editör var. Editör budur. Hayır lütfen bir daha basın Steinbeck’i 500 farklı baskısı olsun. Hımm farklı kapak tamam bu kitap daha iyi.
Ah hocam Niteliksiz Adam deme, tuz basma. Şu kutulu basan Aylak Adam Yayınları idi değil mi? İnanılmaz kötü çeviri… Hermann Broch’u da yediler.
Evet…Ben Ahmet Cemal çevirisi ile eş zamanlı okudum. İki çeviri arasında gece gündüz arasında gibi bir fark hissetmiştim. Ahmet Cemal çevirisi her zaman okunur. Dost Körpe çevirisi 20. Yy kalmış bir kitap gibi soluk, eskimiş bir anlatım vardı. Hakikaten tasvir ettiğiniz gibi yaraya tuz basmak gibi bir çelişkili fark vardı. ![]()
Şu bölümü X’te bir twitte okudum. Dejavu yaşıyorum sandım birden ![]()
Ben de bir Proust hayranı olarak yazarın bahsettiğiniz çalışmalarını, eserlerini ve daha çok mektubunu doyasıya okumak istiyorum. Elimde ondan geriye pek bir şey kalmadı. Artık onu anlatan kitaplara geçiş yapıyorum yavaş yavaş… Keşke isteklerimiz hemen gerçekleşse ama olmuyor. Doğrusu neden sayfalar boyu bir madlenin izinden gittiğini anlamlandırmaya çalışmasam da sonuçta geçmişe duyulan özlemi ve daha birçok şeyi derinden hissettim. Sadece hissettiklerimle bile hayran kaldım Kayıp Zamanın İzinde’ye. Yani basılmayan kitaplarını okusam bilmiyorum neler olurdu artık
Mükemmel bir yazar; eserleri, mektupları, karakteri, tarzı ve daha birçok şeyiyle çok ilginç. Sırf Proust için Fransızca öğreneceğim galiba. Zaten ezelden beri aklımda. Demek ki Proust’la tanışmam gerekiyormuş.
Hakmen çevirisi muhteşem. Yine de böylesi dev yapıtların çeşitli çevirilerinin olmasının bir zararı yok bence. Gündeme gelmesi bile harika. İnsanların ilgisini çekiyor, hiç adını duymayanlar araştırıyor falan. Önümüzdeki aylarda ay sonu listelerinde çok Proust göreceğiz demektir bu. Böyle bir etkileşim benim çok hoşuma gitti. Tabii yüz kez Zweig, yüz kez Sabahattin Ali vs konusunda katılıyorum size.
Neyse umarım Proust’un akışlarda uzun uzun konuşulması biz Proust severlerin işine gelir, belki hiç beklemediğimiz anda Jean Santeuil bize el sallar. ![]()
O tivit benim ![]()
Proust’u Fransızca okuyunca daha büyük keyif alacaksınız. Proust okumaları da yapıyorsunuz anladığım kadarı ile. Bence, İletişim bu kadarını basacak.
Biraz önce twiti bulmaya çalıştım ama bulamadım. Demek ki sizinmiş ![]()
Kitap fuarında tanıştığım biri de aynı sizin gibi söylemişti: “Proust’u Fransızca okumak olağanüstü bir şeydi.” Daha da meraklanmıştım o zaman.
Sadık bir Proust okuruyum ama dilimiz çerçevesinde nereye kadar gidebilirim bilmiyorum. Mektupların minik bir kısmı çevrilmiş sadece. Eserleri de malum. İletişim yalnızca bu seriyi basacak bence de. Belki YKY ileri zamanlarda diğer eserlerini basabilir diye umut ediyorum. Ya da oturup Fransızca çalışmak lazım ![]()
Fransızca öğrenmeye çalışmak, yayınevini beklemekten daha iyi diyelim
Zaten, ülkemizde kitaplar okunmak için değil sergilenmek için alınıyor. İçerikten çok, yayınevlerinin kapak tasarımına yönelmesi de buradan kaynaklanıyor.
Püf püf püf… Burayı çok işgal etmeyeceğim, Doğu - Batı, Proust Okuma Günleri’ni çevirmiş. Bilmiyordum. Muhakkak okunmalı. Ruskin’in Susam Ve Zambaklar’a yazdığı önsöz. Kayıp Zamanın İzinde Giriş 101 niteliğinde.
