“Sadece Şeyma” Limited şirketi A.Ş
Şirket adı gibi hahaha
Kadına n’apmışlar? Yüzü bir garip duruyor… Ah Şeyma ah… Sen bu hallere gelecek kadın mıydın? 
Kapağı için alacağım ilk kitap. Okumalık değil bakmalık :ddd
Bak sen şu işe şeyma ablam kitap yazmış.
Victor Hugo, Tolstoy da kim oluyormuş seymacığım varken. Hey yavrum hey…
Madem karton kapak bastılar, yayınevi en azından kitabın yanında poster versin de az da olsa hatalarını telafi edebilsinler.
Niye her kitap yazan V. Hugo veya Tolstoy olmak mı zorunda ya da öyle bir iddiada mı bulunmak gerek?
Brandon Sanderson ülkemizde satmaz ama bu kitap kapış kapış gider şimdi. Acaba Brandon Sanderson’ın kitaplarını bu kitaptaki gibi ünlü kişilerin fotoğrafları ile bassak sonuç ne olurdu? 
Nasılsa kahve yanına iliştirip fotoğraf çekmek için alan bir güruh da olacak, içeriğe bakmayacak. Fantastik okurlarının seri devamı sorunları çözülmüş olurdu. 
Tabi efendim tabi. Kapaklar değiştiği vakit ekmekten çok satar Sandersonlar ben dize söyliyeyim.
Tek sebebi eziklik psikolojisi. Edebiyatımızın V.Hugo veya Tolstoy gibi büyük bir yazar üretememesinden dolayı büyük bir mahcubiyet duyuyor ve bu adı geçen yazarlar kadar iyi bir yazar üretmeye çalışıyorduk. Neyse ki o günler artık geride kaldı, Büyük Üstat Şeyma Subaşı sayesinde artık ecnebi milletler karşısında sırtımız dimdik bir şekilde yürüyebileceğiz. Şimdiden Avrupa devletlerinin büyük yayınevleri kitap için telif savaşına girmiş bile. Biz o günleri göremeyiz ama yazarın telifi düştükten Büyük Üstat’ın kitaplarını basmayan yayınevi kalmayacak.
Onu bilemem ama eski basım ellerinde bir miktar olduğunu söylemişti yayınevi geri dönüşlerle birlikte. Nasıl çözerler bilemem. ![]()
Ayrıca;
Dağıtıma yeni açılmış.
Yorumunuza çok anlam veremedim açıkcası.
Mesajınıza ciddi bir karşılık vermek isterken mesaj bir anda bu hale geldi.
Demek istediğinizi anladım ama bu forumdaki insanların daha açık görüşlü olmasını beklerim hep. Çünkü insanlar ne okumak istiyorsa onu okusun ne yapmak istiyorsa onu yapsın. Eylemler bireyleri bağlar. Biz insanları kısıtlamaya çalıştıkça daha kısıtlı şeyler üretebiliyoruz. Mesela: 100 Temel eser vb. listeler bana saçma geliyor. Ne yani biz şimdi 100 Temel eseri okumazsak adam olamıyor muyuz mesela?
Hem kadın ne güzel hayatını yaşıyor. Kimse de umrunda değil zaten öyle de olması gerekiyor. Başkası olsa (mesela fakir veya Anadolu topraklarında) toplum giyotini dayamıştı şimdi bunların kafasına ama üst sınıf insan olunca; bu insanlar, sıradan insanların hayallerinin prototipi olduğu için onları takip ederek ve destekleyerek kendi hayatlarına birer renk katıyorlar.
Kitabın basılmasına veya satılmasına karşı değilim. Kitabın toplumu olumsuz yönde etkileyeceğini de düşünmüyorum çünkü toplum zaten bozuk bir yapıda. Kitabı alanlar da en fazla fotoğrafını çekip sosyal medyada paylaşırlar, çoğu okumaz bile. Kitabı ciddiyetle okuyacak kişilerde zaten zengin koca veya zengin karı ayarlamak için taktik arayan kişiler olacaktır. Bu yüzden kitaba karşı çıkmak en fazla kitabın popülaritesini artırmaya hizmet eder.
100 Temel Eser gibi listeler genç nesillere belirli değerleri aşılamak için hazırlanıyor. Bu tarz listelere geçmişte itibar etmediğim gibi şimdi de etmiyorum çünkü bu listeler her ne kadar iyi amaçlarla hazırlansada toplumu eğitmek konusunda fazla işe yaramıyorlar. Faydalı olması da fazla mümkün değil zaten. Toplumu aşağıdan yukarıya doğru eğitmeye çalışıyoruz ama Emrullah Efendi’nin Tuba Ağacı Nazariyesi’ndeki gibi toplumu yukarıdan aşağıya doğru eğitmeliyiz.
Herkesin bildiği ünlü isimler olduğu için onların ismini verdim. Yoksa ha Ahmet Hamdi Tanpınar yszmısın ha Victor Hugo,Tolstoy yada yerli yabanci başka kaliteli yazarlar.
Çocukluğumuz 100 temel esri okumakala geçti. Sizi bilmem ama ben VH Alexander Dumas gibi yazarlari çok severim. Ama geçen gün oğrendim ki basilan kitaplar kısatılmiş halleriymiş. Yoksa yazar araya girip kitabin akışını bölüyormuş. Romantizim akımı yüzünden.
Sormak istediğim isimler değildi ki.
Vay! Bunu alırım işte.
Alexander Dumas’ı henüz okumaya başlamadım. Lisedeyken bende Sefiller’i, kısaltılmış olduğunu bilmeden okumuştum. Kitabın 3/4’ünün atıldığını öğrenince bu haliyle kitabı sevdiysem kim bilir tam metni nasıldır demiştim kendi kendime. İyi bir kitap ne kadar kısaltılırsa kısaltılsın veya kötü çevrilsin yine de okuyucusuna iyi bir kitap olduğunu hissettirebilir.
