Bu kitapları daha önce okuduğunuz için mi almak istiyorsunuz? Hükümran taş bu serideki en çöp seri. 30 lira olsa bile değmez.
54 kitap olan bir seriye girmek istemeleri valla hayal olur ya.
Üç kitabı 70 liradan verme ihtimali sıfır Alfa’nın 300 sayfalık PKD ler bile 30 35 arasıyken…
@ali1234512 valla ben tüm seriyi zamanında okumuş biri olarak satacağını hiç sanmıyorum ya. Yani eskiden ben ve benim gibi bu işin delileri vardı ve biz bile aldıktan yıllar sonra ilk baskısı yeni bitti ikinci baskı yapmadı. Aradan 10 yıldan fazla geçtiği için de değerlendi.
Hükümran taş mesela, okuyacağınız en kötü çevirisi kitaplar arasında ilk 10a oynar. Ve zaten kendisi de o kadar değecek bir öykü değil.
Evet hocam o seri. Yani Weis ve Hickman olduğu için düşünüp bakmıştım o seriye. Ama fiyatları görünce şaşırmıştım. 1. ve 3. kitap ucuz ama 2. kitap pahalı maalesef.
Uzun serilerin özellikle senede sadece 1 tane çıkan serilerin kaderi bu malesef ipin ucu bir yerde kopması ilk kitapların baskı tükendiği için kimse seriye başlayamıyor. İlk kitap olmadığı için son kitaplar satamıyor.
Yayınevlerinin reklam konusunca büyük bir zaafı var. Foruma bakmaya başlamadan önce çou seriyi görmeyi bırak adını bile duymamıştım ben. Boşuna ithaki Netflixteki film dizilerin kitabını çıkarmıyor. Kendi başlarına kalınca kitap tanıtımı yapamıyorlar. Kitap yurdunda Fahrenheit 451’i 100k satılıyorken diğer çoğu kitabın 1k görememesi komik geliyor bana.
Ben yayın evi sahibi olsam pazarlama departmanını komple değiştirirdim. Sağır sultana kitabını tanıtabilecek adamlar toplardım. Baktım seriler tutmuyor var olan serileri bitirir bir daha seri kitabı basmazdım. 3. kitabı bastım 4. yok demek ilk 3 kitabı alan okuyucuya hakarettir benim gözümde.
Bu yargıya varacak bir istatistik elinde yok. Sadece tek bir seri için o kadar da heyecanlanacak bir seri değil dedim ki o da şahsi görüşümdür. Bunlar için ise tamamen farklı bir yorumda bulundum. Kaldı ki ben bu serileri okumadım, nasıl “o kadar da iyi değil” diyebilirim ki?
Yayın evi sahibi olma düşüncesini de cevaben bir kişiye değil, aslında okuyan herkese yönelttim. Ben olsam ne basardım bilmiyorum. Çoğu kitap halihazırda var zaten. Baskıları bitip de çok iyi olduğunu düşündüğüm bir tek Ölüm Kapısı serisi geliyor aklıma. İmkan olsaydı Ölüm Kapısı’nı basardım sanırım.
Ya da gönül isterdi ki Mark Lawrence, Joe Abercrombie, Guy Gavriel Kay, RJ Barker, KJ Parker, Jen Williams, Miles Cameron gibi yazarların basılmamış kitapları basılsın (Burada kendi listemden kopya çektiğimi itiraf edeyim )
Ben eski-yeni diye bakmıyorum doğrusu. Eski serilerden de uygun olanlar basılabilir, yenilerden de. Eski seriler basılmasın veya yeniler basılmasın demek çok doğru gelmiyor bana. Yüzüklerin Efendisi eski bir seri ama hâlâ basılıp satılıyor. Ha adı geçen veya geçmeyen eski seriler bir YE değil tabi, ama her serinin okuyucusu zamanla oluşur. “Ben okudum, artık basılmasına gerek yok” demek doğru değil. Bu serileri okuyup fantastiğe giriş yapacak yeni okuyucular mutlaka olacaktır.
Tabi bu konuyu değerlendirecek olan elbette yayınevidir.
Çağımızın en yaratıcı okurlarından ve en kitapsever yazarlarından Manguel’in kütüphanesinin içtenlikle ve sevecenlikle anlatılmış bir hikâyesi.
Her kitap yaşantımızın yakaladıklarını bütünüyle elde tutmanın imkânsızlığını itiraf eder niteliktedir. Gelmiş geçmiş bütün kütüphanelerimizse bu başarısızlığın anlı şanlı bir kaydıdır.
Manguel, bürokratik bir pürüz yüzünden uzun yıllardır yaşadığı Fransa’dan ayrılmak zorunda kaldığında, 35 bin kitabını sığdırabildiği kütüphanesinden de ayrılmak zorunda kalır. Kitapların ayıklanma, kolilere doldurulma ve nakil süreci, çoğunu belki de bir daha görememe ihtimali, gitgide boşalan raflar ona bu kısa ağıtı esinletir.
Kütüphanemi Toplarken okuru kütüphanelerin tarihi, sözlükler, sözlük yazarları, rüyalar ve anılar hakkında hoş anekdotlar, sıra dışı düşünceler ve çağrışımlar arasında renkli bir yolculuğa çıkarıyor.