Zaman Büyücüsü


(Onur Şahin) #1

Öykü Seçkisi’nde okumak için: https://oykuseckisi.com/zaman-buyucusu/



Her şey dünden çok önce, yarından biraz sonra olmak üzereydi. Yanardağ için için kaynıyor, püskürmek için yeterince dolmayı bekliyordu. İnsanlığın aşırılıklarından midesi bulanan dünya bunu hep yapardı. Önce fenalıklara uzunca süre sessiz kalır, sonra insanoğlunun adına deprem dediği kalp çarpıntılarıyla beraber midesini köpürten erimiş kayaları kusuverirdi. Tam da yüzyıl sonra ruh çiçeği, yine merakına yenik… (DEVAMI…)


(Selçuk Gökhan Kalkanoğlu) #2

Dünyayı şekillendiren en ilkel gücü, gene dünyayı şekillendirmek ama bu defa tersine işletmek için kullanmak… Enteresan bir fikir.
Gene de, öyküde anlayamadığım bazı noktalar oldu. Zaman Büyücüsü’nün birilerini kurtarmaya çalıştığını sandılar sanırım? Neyden kurtaracağını sanıyorlardı? Tarih boyunca yapılan tüm hatalardan mı? Bu sorunun cevabını tam kavrayamamış olsam da okurken keyif aldım.

Daha önce paragrafları bu kadar ayrık belirlenmiş başka hiç bir öykü okumamıştım. Özellikle başlarda, her paragraf gerçekten de apayrı bir şeyi betimliyor gibiydi. Bunu bir sorun değil, yetkinlik olarak algılıyorum. Gene de, alışkanlıklardan dolayı, paragraf geçişlerinde küçük referanslar aramadım değil.

Birkaç yerde daha kısa ifade edilebilirdi dediğim cümlelere denk geldim. Tabletten yazdığım için alıntı yapamayacağım ama… Zaten hemen her yazıda ne kadar ince çalışılırsa çalışınsın böyleli şeyler olur. O yüzden, sorun değil.

Zamanın kırıldığı sekansta diğer büyücünün sözlerini hecelerle değil de rastgele bölümlemen dikkatimi çekti. Hoş bir ayrıntıydı.

Bu güzel öykü için teşekkürler :slight_smile:


(Onur Şahin) #3

Sevgili Selçuk, anlamamak konusunda haklısın. Zira anlaşılır yazmamışım. Öykülerim ne yazık ki aceleye geliyor. Bu durumu bir türlü çözüme kavuşturamadım. Hatta bu öyküyü son gün gece 23.30da falan tamamlayabildim. Bu bir bahane olmaktan öte bir hayıflanış. Aslında zaman büyücüsü kaybettiği birini kurtarmaya uğraşıyor ancak zamanı her tekrarlayışında, başarısızlığa uğradığı sahne de bire bir tekrarlanıyor. Zaman büyücüsü yapabileceği tek şeyi yapmaya çalışıyor ancak sonuçlarını o da bilmiyor. Bir nevi kumar oynuyor ve sonucunda amacıyla örtüşmeyen bir senaryo türüyor. Kimseyi canlandıramadığı gibi bir de herkesi, her şeyi yok ediyor. Lakin elde ettiği bu yıkıcı tanrısallık ona doyumsuz bir haz veriyor. Kapanışı da o şekilde gerçekleştiriyor.

Hakkıyla eleştirdiğin için teşekkür ederim. Sağlıcakla.


(gaye çelik) #4

Sevgili @Aremas,
Öncelikle günlük hayatta az kullanılan kelimelerin, ustaca harmanlamasına ve iğreti durmadan, birbirini tamamlamasına bayıldım.
Birilerini geri döndürmeye çalıştığını açıkçası bende kavrayamadım. Ama her şeyi yok etmiş olması ve zamanda o kadar geriye gidebilmesi gerçekten hoş bir final.
Ellerinize sağlık, görüşürüz diğer seçkilerde.


(Onur Şahin) #5

Bir sonraki katılımımda vakit bulabilirsem daha geniş bir aktarım sunacağımdan şüpheniz olmasın. Teşekkürler.


(Hiçliğin bekçisi…) #6

Merhabalar,

Öykünüzdeki betimlemeleri çok beğendim. Benim sevdiğim ve aradığım tarzda betimlemeler var gerçekten. Bazı cümlelere özellikle harikaydı. Sonuna dek acaba nereye bağlanacak diye merak ederek okudum fakat sona doğru fazla aceleci geldi. Olayların bağlandığı kısım daha detaylı ve oturaklı bir anlatımla çok daha etkileyici olabilirmiş. Kaleminize sağlık.


(Onur Şahin) #7

İnanın teslim tarihi son saat yetişsin diye acele acele yazdım. :frowning: Şu iş yoğnluğu elimi kolumu bağlıyor ne yazık ki. Teşekkür ederim.


(Hiçliğin bekçisi…) #8

İnanırım ben de büyük bir hevesle yazmaya başlamıştım sonra bir anda iş yoğunluğu oluştu 600 kelimede filan kalmışım. Neyse bir ara yazarım derken bir baktım seçki bitmiş. :joy: Siz bana göre bir adım ötedesiniz. :blush:


(Murat Barış Sarı) #9

Selam,
Zamanla ilgili öykülerden ayrıca zevk alan birisi olarak öykünüzü beğeniyle okudum. Biraz daha uzun olsaydı ana karakterlerin motivasyonları belki hissettirilebilirdi. Bununla birlikte ben de, sadece kesit anlatımlarının öyküler için uygun bir format olabileceğini düşünenlerdenim.

Bir tek geri bildirim vermek isterim.
Metafor, teşbih ve tanım içeren tamlamalarda belki bir nebze sadeleşmeye gidebilirsiniz.Tabi bu sanatın adı edebiyat olduğu için gitmeyebilirsiniz de, ben sonuçta bir kişiyim.

Her şeyin sonunda beğeniyle okuduğum bir öykü oldu elinize sağlık.

Not: Finalin aceleye geldiğini düşünmüyorum. Belki kesit anlatımında arka plana çok yer verilmediği için bu etkiyi yansıtmış olabilir.


#10

Sevgili @Aremas

Bir Kurtadamı bir Kurt Kadın olarak yorumladığın zamandan beri öykülerinizi ara ara gönderseniz bile hep temayı farklı yorumladığınızı görmüşümdür. Bu yüzden Yanardağını bir “ruh çiçeği” olarak betimlemeniz ve dünyanın kendisini bir canlı olarak ifade etmeniz beni okumaya başladığımda oldukça heyecanlandırdı. Bu ay seçkide - konudan mı kaynaklı bilemiyorum - oldukça güzel ve kişisel hikayeler var ancak ben bu ay sizinki gibi bir öykü okumak istiyordum.

Elinize ve düş gücünüze sağlık
Sevgiler
Dipsiz


(Onur Şahin) #11

Uzunluk hususunda diğerleri gibi oldukça haklısınız. Bazı kelime ve tamlamaları tam da hissettiğim gibi kullanmanın yazıyı canlandırdığını, ona hayat kattığını düşünüyorum. Sadeleşme konusunun üzerinde çalışmam lazım. Teşekkürlerimle.