Bu sene etkinliğini de yapmıştık, güzel geçmişti. Herkese hitap etmez, okuması başlarda yazım tarzından dolayı zor gelebilir ama kesinlikle okunması gereken kitaplardandır.
Cennetten de Ağır: Bir Kurt Cobain Biyografisi - Charles R. Cross
Çocukluğumdan beri müziğine kendimi yakın hissettiğim bu adamın yaşam hikayesine böylesine derinden tanıklık etmek beni duygusal anlamda ciddi biçimde etkiledi. Artık Nirvana dinlerken çok farklı düşünceler ve duygular beni sarıp sarmalıyor.
Beni beklemediğim bir şekilde şaşırtan çok sevdiğim bir kitap oldu. Konusunu hiç bilmeden yabancı okurlarda çok gördüğüm için merak edip almıştım. Kitabın dili farklı alışması, anlaması biraz zaman alsa da konusuyla olaylarla okuduğum hiçbir romana benzemiyordu. Farklı bir fantastik deneyimi isteyenlere kesinlikle öneririm ancak aksiyonun çok olmadığı sakin ilerleyen bir kitap olduğunu söylemeliyim.
Bu kadar derdin tasanın arasında bu kadar gülmek çok iyi geldi. Seslendirme de nefisti. Benim için yılın yıldızı bu kitap oldu. Onun haricinde Nermin Yıldırım, Sermin Yaşar ve Ayşe Kulin de beğendiğim yazarlar oldu.
Bu arada bundan 3-4 sene önce birisi bana “Nermin Yıldırım, Sermin Yaşar ve Ayşe Kulin sevdiğin yazarlar olacak” deseydi güler geçerdim. Hayat işte…
İlk kez okuduğum yazarlardan Tanrıların Gölgesi ve 2. kitabı Tanrıların Açlığı, Yanmayan Kitap ve Kralların Adaleti.
Diskdünya okumalarımda Asayiş Berkemal, Kilden Ayaklar ve İlginç Zamanlar.
Yılın öne çıkan kitapları bunlar olmuş benim için, kurgu dışı okuduklarımdan acayip mükemmel diyebileceğim ve inanılmaz beğenimi kazanıp önce çıkan bir kitap olmamış.
Birden çok kitap var ama kendi koyduğum kuralı esnetmeyip tek bir kitabı öne çıkaracağım.
Stefan Heym’in Haçlılar kitabı 2024’ün en beğendğim kitabı oldu.
Kitapla ilgili şöyle kısa bir yorumum olmuştu. Burada da paylaşayım.
Stefan Heym’in “Haçlılar” romanı, İkinci Dünya Savaşı’nı geniş bir perspektifle ele alan, oldukça kapsamlı ve etkileyici bir eser. Roman, savaşı sadece cephelerde yaşanan çatışmalar olarak değil, aynı zamanda toplumların derinlemesine dönüşümünü, insan psikolojisi üzerindeki etkilerini ve savaşın ekonomik, sosyal ve kültürel yıkımlarını da mercek altına alıyor. Stefan Heym, savaşın sadece bir zafer veya yenilgi olarak değil, aynı zamanda insanlığın ortak bir trajedisi olarak ele alıyor.
Roman, savaşa farklı cephelerden, farklı bakış açılarıyla yaklaşan çok sayıda karaktere yer veriyor. Roman, sadece cepheleri değil, savaşın arka planını, savaş ekonomisini, propaganda mekanizmalarını ve savaşın siyasi sonuçlarını da detaylı bir şekilde anlatıyor.
Normandiya ile başlayan roman İşgalcinin yerini alan fatihlerin de çoğu uygulamalarının işgalciden farklı olmadığını, Amerikan askerleri, Almanlar, Fransızlar, Ruslar, cephe ve cephe gerisindeki halkın, farklı sosyal sınıfların ve farklı ideolojilerden insanların, karakterlerin iç dünyalarına inerek savaşın insan psikolojisi üzerindeki derin etkileri ile anlatıyor.
Normandiya çıkarmasından Almanya’nın işgaline, toplama kamplarından savaş sonrası döneme kadar geniş bir coğrafyada ve zaman diliminde geçen roman okuduğum en iyi İkinci Dünya Savaşı anlatılarından birisi.
Kings of the Wyld diyorum. Harika bir yolculuktu. Her anından çok büyük keyif aldım. Adeta ekibin 6. üyesi gibi oldum. 2025’te devam kitabını okuyacağım…3. kitabı gelmeyecek sanırım ama zaten kendi içinde başlayıp bitiyor kitaplar.
Alırken bu kadar beğeneceğimi tahmin etmemiştim. Ana karakterimiz isimden de belli olacağı üzere bir aşçı. Bu alandaki yeteneğiyle bir ailenin gözüne giriyor ve yavaş yavaş onların içine sızıyor. Tüm aileyi yemekleriyle dolaylı da olsa manipüle ediyor. Bu süreçte ve sonunda neler olduğunu okuyoruz. Sakin ilerleyen bir kitap olsa da merak duygusu sürekli devam ediyor.