Paylaştığın alıntılardan kitabı sevdiğini anlamıştım ama en iyilerin arasına girmesine şaşırmadım dersem yalan olur zira Erikson’ın “kendimi yazarken en rahat hissettiğim kitap” demesine rağmen en beğenilmeyen kitabıdır bu (kendisi de röportajlarında belirtir bunu). Gerçi bunda Malazan sonrası beklentinin arşa çıkması da etkili olmuştur (o yüzden Malazan öncesi okunmalı diye düşünüyorum).
İkinci bir kitap yazacağını sanmıyorum, en azından planlarda yok. Bu kitaptan sonra başka bir BK üçlemesi yazdı. Şimdi de Malazan dünyasına devam kitapları yazıyor (Witness ve Kharkanas).
Onu dedikten sonra Goodreads üzerinden bir soruya verilen şu yanıtı bulmuştum. Anlaşılan beklediği satışa ulaşamamış kitap.
Kitap aksiyon bekleyen BK okurunu sıkabilir. Hikayenin böyle bir yapısı yok. Beğenilmemesi anlaşılmadığı içinde olabilir.
Ana hatlarıyla klasik bir ilk temas öyküsü gibi başlayan ama özellikle kitabın ana karakteri olan BK yazarı Samantha August ve YZ Adem üzerinden güncel göndermelerle insanlığa dair dün, bugün ve yarın ile ilgili çok detaylı tartışmalar yapılıyor.
Evet aynen, satışlar patladı demişti Erikson (kötü anlamda). O yüzden de devamını yazması şu an pek olası değil.
Katılıyorum.
Okuduğum zaman netleşir fikirlerim ama ben bunun daha çok Malazan’ın gölgesinde kalmasına bağlıyorum.
Mesela bir arkadaş demişti ki “Erikson keşke mizah yapmaya çalışmak yerine o harika dünya oluşturma yeteneklerini konuştursaydı. Malazan’ın BK’ya uyarlanmış versiyonunu okumayı çok isterdim”. Ancak burada Erikson’a haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Malazan’ı yazmadan önce yıllarca ICE ile board game oynuyor ve alt yapısını bu şekilde hazırlıyorlar. Zaten kendisinden de co-creator olarak bahsediyor her seferinde. Bu alt yapı ile hazırlanmış bir seri ile sırf keyfine yazdığı kitabı karşılaştırmak biraz abes kaçıyor bana kalırsa.
Edit:
Bir önceki gönderide yazıp silmiştim. Senin bu kadar keyif almanda bu göndermeleri fark ediyor olmanın etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum. Fark edemeyenler için sıkıcı bir kitaba dönüşmesi muhtemel. Hele ki mizah dili de hitap etmiyorsa.
Dün eşime; bu seriyi tamamlamak istiyorum, iki kitap eksik bizde dedim, kitaplardaki sayılara baktıktan sonra. Bugün fark ettim bu dediğinizi. Şaşırdım.
Dizi No: 8 - Harika Güzel Yarınlar - Cory Doctorow
Wumpuslar pek iyi savaşamıyordu. Değerlendirme işine yarayan insansız araçlardı onlar, avcı-katil robotlara benzemiyorlardı. Ana saldırı yöntemleri de benim onları ezebildiğimden daha hızlı bir şekilde yıkıntı binalardan kendi kopyalarını yaratmaktı. Pek spor sayılmıyorlardı gerçi ama olsun…
Disney dünyasının hâkim olduğu bir gelecek… Bu dünyada insan-ötesi bir çocuk olan Jimmy Yensid’in evi wumpus adlı makineler tarafından yok edilir. Kırbaç gibi dokunaçlarının ucundaki ağızlarla her türlü varlığı öğütüp toprağa çeviren devasa makinelerdir bunlar. Jimmy kaçmak zorunda kalır yaşadığı yerden. Hayatta kalmak kadar bir başka amacı daha vardır: ölümsüzlüğüne çare bulmak. Jimmy’yi çıktığı bu yolda yeni maceralar, eski dostlar ve alternatif bir gelecek bekliyordur…
Seriyi takip eden ve tüm kitapları alan biri olarak ben de bir şeyler söyleyeyim.
1- Kimi kitapların çevirilerinde sorun var ama bence bu sadece çeviriden kaynaklanmıyor, bu kitapları son derece sıkıcı buldum. Evet orjinal dilden inceleme şansım olmadı ama bakıldığında akmayan bir hikaye, okuru içine alamayan bir kurgu görüyorum. çeviri de bunu düzeltemeyeceğine göre bu sefer vasat çeviri de okura yeterli gelmemeye başlıyor.
2- Kimi kitapları beğendim. Yeni Tabular, Vahşi Kızlar ve Lucky Strike beğendiklerim arasında.
3- Seçilen kitapların orta - orta üstü / altı olmasının sebebi muhtemelen Ayrıntı Yayınlarının yayın politikasıyla alakalı. Sol içerikli, toplumsal mesajı olan kitapları seçmeye çalışıyorlar haliyle kitabın kalitesi ikinci planda kalıyor.
4- Yayınevi bilimkurgu konusunda yeni sayılır. Zamanla düzeleceğine inanıyorum. Ayrıntı Yayınları gözümde son derece saygın bir yayınevi, biz okurlarını mahcup etmez diye umuyorum.
“Daha Geride Kalanlar” okuduğum en ilginç bilimkurgu öykülerinden birisiydi. Kitap bir öykü, bir tek perdelik tiyatro ve yazarla yapılmış bir söyleşiden oluşuyor.
İlginç dememin nedeni ise şu:
Öncelikle kitaba adını veren öykü 16 ciltlik “Geride Kalanlar” isimli “kendini kıyamet kurgusu” olarak tanımlayan bir seriden esinlenmiş. Bu seri yeniden doğan İsa, kıyamet ve Tanrı’nın İsrail ile ilgili planlarını konu edinen bir seriymiş.
Öykü büyük ölçüde israil ve hiristiyan mistizmi “taşlaması”
Tek perdelik tiyatro oyunun ise önemli üç karakteri tarihsel gerçek karakterler. Einstein, Hoover, ( J. Edgar Hoover- FBI’nın cadı avcısı(komünist avcısı) Robeson ( Paul Robeson - Siyahi insan hakları savunucusu, oyuncu, yazar, Komünist parti üyesi. Ayrıca Nazım ile birlikte bir ödülü paylaşmışlar ve Nazım şiirlerinin birinde Robeson’a şöyle seslenmiş.
Yazar Terry Bisson siyasal faliyetleri nedeniyle, klan’a ( klan dedikleri muhtemelen klu klux) karşı mücadelesi sonrasında vs. vs. kısa süre hapis yatmış.
Ailesi güneyli olmasına rağmen Liberal bir aileymiş ve şöyle komik bir diyalogda aktarmış. Halasını marksist olmaya ikna etmek isterken halası en sonunda sıkılmış ve “tamam ama hala demokratsın de mi” demiş. Yine “kitle çalışması” ile bir soru üzerine “küçük burjuva entellektüeli olduğum gerçeği yüzleşip…” diye cevap vermiş. Bazı Marksist aydınlar bu konuda biraz kibirlidir ve kolay kolay kendileri için böyle bir tanımlama yapmazlar.
Tery Bisson Abu Jamal’ın biyografisini yazmış.
Kitapta yer alan tiyatrosunda 1945- 50 gibi Sovyetlerin Enternasyol yerine sovyet marşı olarak kabul ettiği “international” marş ile bitirmiş ve Robeson’a Sovyetler yıkılmasaydı ABD ve İsrail saldırganlığı bu derece olmazdı dedirmiştir.
Öyküsünün sonuna doğru yeniden dirilen İsa insanlara seslenirken bir genç kıza “programın var” diyor. Kız öyle mi diyor. İsa “Herkesten yeteneğine göre, herkesin ihtiyacına göre” diye cevap veriyor. Bu cümle aslında Marks’ın “Gotha Programında” olan bir cümle. Marks yazdığı paragrafı şöyle tamamlıyordu:
toplum, bayraklarının üzerine şunu yazabilecektir: "Herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre.
Öykünün ilerleyen sayfalarında tüm devletler ortadan kalkıyor ve dolayısıyla büyük savaşlarda ortadan kalkıyor.( Bu gönderme ise şununla ilgili. Marksistler savaşların temel nedeni olarak sömürgecilik - emperyalizm ve sınıf savaşı, devletin varlığı vs vs olarak görürler. Bunlar ortadan kalkınca savaşlarda ortadan kalkacak derler.)
Daha onlarca öne çıkarılabilecek göndermeler var. Örneğin İsrail filistinli yerleşimcilerin evlerini buldozer ile yıkarken çocukların üzerine uzi ile ateş açan israilli general “toprak reformu” yapıyoruz diyoruz Yani diğer bir ifade ile Filistinlileri toprak zararlısı olarak tanımlıyor.
Kısacası okuduğum en güzel ve en ilginç bilimkurgu öykülerinden ve tiyatro oyunlarındandı.
Ayrıntı BK serisinde kitap sayısı toplam 11 kitap oldu.
BK dizisinde olan bu kitapların 9 tanesi “PM’s Outspoken Authors Series” denilen seriden. İki kitap ise bu serinin dışında olan kitaplar.
Seride olan tüm kitapları okudum ve genel olarak beğendiğim kitaplar oldu. Özellikle bir kitabı öne çıkarcak olsam benim için bu kitap Steven Erikson 'un “Yakınlaşmalar” kitabı olurdu.
1
Rejoice, A Knife to the Heart
Steven Erikson
Yakınlaşmalar
2
Notes from a Coma
Mike McCormack
Komadan Notlar
PM’s Outspoken Authors Series
1
The Left Left Behind
Terry Bisson
Daha Geride Kalanlar
2
Lucky Strike
Kim Stanley Robinson
Lucky Strike
3
The Underbelly
Gary Philips
4
Mammoths of the Great Plains
Eleanor Arnason
Geniş Ovaların Mamutları
5
Modem Times 2.0
Michael Moorcock
Modern Zamanlar 2.0
6
Wild Girls
Ursula K. Le Guin
Vahşi Kızlar
7
Surfing the Gnarl
Rudy Rucker
8
The Great Big Beautiful Tomorrow
Cory Doctorow
Harika Güzel Yarınlar
9
Report from Planet Midnight
Nalo Hopkinson
Gece Yarısı Gezegeninden Raporlar
10
The Human Front
Ken MacLeod
İnsan Cephesi
11
New Taboos
John Shirley
Yeni Tabular
12
The Science of Herself
Karen Joy Fowler
13
Raising Hell
Norman Spinrad
14
Patty Hearst & The Twinkie Murders: A Tale of Two Trials
Benzersiz çağdaş bilimkurgu yazarlarından birinin hem kurgu hikâyelerini hem de kurgu dışı makalesini birleştiren bu kitap, yazar ve matematikçi olarak Rudy Rucker’ın zihin yapısına bir bakış sunuyor. Rucker’ın matematikçi ve bilim insanı olarak kariyerinin, çok satan bir yazarın kariyeriyle nasıl örtüştüğü hakkında derinlemesine yapılmış bir röportaj da içeren bu özel derleme, bilimkurgu meraklıları için olmazsa olmazlardan. Rudy Rucker, uçuk-kaçık bu başyapıtında, transrealizm akımının hem kişisel hem de politik olanı dönüştürmedeki rolünü belgeliyor, edebiyatta ve hayatta “yüksek gnarl” ve “düşük gnarl” arasında matematiksel bir kesinlikle ayrım yapıyor ve devrimci bir proje olarak popüler kültürü yeniden yaratmayı savunuyor.
“Rucker, evrenin tuhaflıklarından büyülenmiş bir matematikçi ve son derece esprili bir kaleme sahip bir yazar.”
Publishers Weekly
"Rudy Rucker gerçekten de ender bulunur bir eğlence anlayışına sahip. Onu Lewis Carroll ile kıyasladılar ve bu kıyaslama bir haddini bilmezlik değil. Carroll gibi, Rucker da sadece paradokslardan hoşlanmakla kalmayıp, aynı zamanda bu keyfi tamamen çılgın bir mizahla çoğaltan bir matematikçi.”
Washington Post