Beğendiğiniz Kitap Alıntıları

Ömür dün ve bugündü; yarının garantisi yoktu. Belki de çoktan yaşandı, tükendi, bitti.

Yaşamaklar - Caner Almaz

4 Beğeni

Blok-alıntı “Benim namusum ondan sorulurmuş. Onun namusu kimden sorulur ya? Erkek olmak ne iyi değil mi? Başkalarının namusu onlardan sorulur. Kimse karışmaz.”

Orhan Kemal/ Vukuat Var, Hanımın Ciftligi 1

6 Beğeni

“To the giant rats…?”
“We give poison.”
“To the great white whale…?”
“We lend a fishing hook.”
“To our most honorable great dragon…?”
“We say, ‘Burn in hell!’”
To each of Rom’s short questions came a curt answer. Along with the special knock, those had to be passwords. Satisfied with the answers, Rom unlocked the door.

Birkaç bölüm sonra anakarakter kapıyı açtırmaya geliyor.

“To the giant rats…?”
“Where might I find me some boric acid–laced dango? Now that’s some poison.”
“To the great white whale…?”
“You know, the first guy who comes to mind when I think of the word ‘captain’ is that good ol’ Captain Ahab. Bet he has some fishing hooks.”
“…To our most honorable great dragon…?”
“Since this is a fantasy world, I bet they really exist, but man, if I ran into one of those I can guarantee you I wouldn’t be able to do anything. But you know, they are really cool, so I do kind of want to see one, but what a contradiction, huh? Those mixed-up feelings of mine can burn in hell!”
“Can’t you just say the passwords without having to throw in all that nonsense?! Can you be more irritating?!”

Re:ZERO − Starting Life in Another World (01)

@Eren_Diakotra Yeni yeni başladım hocam. İkinci olacak. Oldukça da keyifli. Şimdilik çok okunanlarla başladım. Re:Zero’nun ne animesine ne de mangasına bakmıştım. Ln ile başlamak iyi oldu o açıdan. İlk okuduğum da KonoSuba’ydı. O çok absürt. Bu daha kendini ciddiye alan bir eser. Merakla okuyorum bakalım.

2 Beğeni

6 Beğeni

…" Kız en sonunda dedi ki, “Ben ateistim.” "O ne demek “Allah’a inanmıyorum.” Dedim, "Senin hâlin yine iyi. Ben Allah’a inanıyorum. Allah bana inanmıyor. (S. 24)

Ülker Abla - Seray Şahiner

4 Beğeni

"Hangi duyularımızın eksikliği, dört bir yanımızdaki diğer dünyayı görmemize engel oluyor? "

Dune Mesihi - Frank Herbert

8 Beğeni

Her yıl bitiminde aklıma gelen o dizeler;

Bir yıl daha bitiyor
Düşlerim, tasalarım, yarım kalmış onca şey
Her yıl biraz daha kısalıyor bir öncekinden
Bana mı öyle geliyor
Yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman
İnsan yaşlanırken?
Kırdım mı incittim mi birilerini?
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Dağınık yatağım, mutsuz yatağım
Çoğalttım mı eksiklerimi?
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Ödünç aldığım kitapları geri verdim mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
Yokladım mı duygularımı
Hala sevebiliyor muyum insanları?
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
Ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
Hançer kıvamındaki o karamizah tadını
Şimdi oturup uzun bir hasretlik mektubu yazmalıyım Yavuz’a
Sonra köşe başından bir demet çiçek alıp öyle başlamalıyım akşama
Yeni bir yıla
Ama nedense herşeyin tadı dağılıyor ağzımda
Bir sap çiçek mi taşısam yoksa ağzımın kıyısında
Aydınlık rengi vursun diye gözlerimdeki buluta

Mırıldandıklarım / Murathan Mungan

7 Beğeni

Umarım vermiştir :confused:.

Ödünç aldığım ve verdiğim her kitap sanki kalbime saplanmış bir ok gibi oluyor. Bence vermiştir. :eyes:

1 Beğeni

“Kendi kendine acıma. Kendi kişiliğinin ve varlığının aslında ne kadar da biricik olduğuna inanma. Duyduğu aşkın gücünün anlaşılmamasından yakınma. Biliyor musunuz, ben bir zamanlar bir kitap okumuştum, bir kıza âşık olmuştum, derin bir şeyler yaşamıştım. Beni anlamadılar, kayboldular, acaba ne yapıyorlar? Canan Almanya’da, Bahnhofstrasse, nasıldır acaba, doktor koca, düşünme. Kitapları hep altını çizerek okuyormuş keriz ve yakışıklı doktor, düşünme. Akşam eve gelir, canan karşılar, güzel evleri, yeni arabaları, bir de iki çocukları, düşünme, keriz koca. Belediye tetkik heyeti beni Almanya’ya yolluyor, bir akşam konsoloslukta karşılaşıyoruz, merhaba, mutlu musun, seni çok sevmiştim. Şimdi? Şimdi de çok seviyorum, seviyorum seni, her şeyi bırakırım, almanya’da kalabilirim, seni çok seviyorum, senin yüzünden katil oldum, hayır söyleme, ne kadar güzelsin, düşünme. Kimse benim kadar sevemez. Hatırlıyor musun, bir keresinde, otobüsümüzün lastiği patladığında, gecenin ortasında sarhoş bir düğün kalabalığıyla karşılaşmıştık da, düşünme…”

Aaa, novel mi okuyorsunuz?

@Kehribar Merhaba. O novelin türkçe çevirisi de var. Google adlı arama şeyinde aratarak bulabilirsiniz. Ben reklam olacağından, yazmıyorum. Her neyse, noveller çok güzeldir. Özellikle japon olanları. Umarım hoşunuza giderler. İyi akşamlar.

1 Beğeni

“Tüm evrende sabit, dengesiz ya da süreğen hiçbir şey yoktur… hiçbir şey aynı şekilde kalmaz; her gün, kimi zaman her saat bir yenilik getirir.”

Dune Mesihi- F. Herbert

8 Beğeni

"Bir depremin yine bir şehri harabeye çevirip binlerce can alması karşısında yaşadığımız şaşkınlık ve şok, ortaçağda kalması gereken bir şeydir. "

Yeryüzünün Zamanı-Marcia Bjornerud

2 Beğeni

VICTOR HUGO - SEFİLLER

4 Beğeni

“carai an caldazar! carai an ellisande! al ellisande!”

2 Beğeni

“Diğer taraf karanlık bir gökyüzü olan aydınlık bir yerken, burası aydınlık bir gökyüzü olan karanlık bir yer…”
(s.58)

J.R.R. Tolkıen, Roverandom

8 Beğeni

“Onun bedenine yardım edebilirdim; ama ona acı veren bedeni değildi; acı çeken ruhuydu ve ben onun ruhuna ulaşamazdım.”

Herman Melville, Katip Bartleby

8 Beğeni

Uzun gece çökmeden,
son, ümitsiz savaşta
dağlar nöbet tutacak,
ve ölüler koruyacak,
çünkü mezar engel değildir çağrıma.

Dünyanın Gözü - Robert Jordan

5 Beğeni

Kendini kapıp koyverdiği sıcak bir istekle doluydu: Kaçmak… Analık, komşuluk, mahalle denen kısacık ipleri kopararak lacivert ve pırıl pırıl gökyüzünün altında, şu bıçak gibi kesen, soğuk ama tertemiz havada, işleri güçleri koşup eğlenmek, köpüklü biralarla sandviçler yemek olan kalabalığa karışmak, tıpkı onlar gibi dönüşü olmayan bir ırmağa kapılıp sürüklenmek, gidebildiği kadar gitmek… Kısaca insan olduğunu, yaşadığını duymak.

Haziran/ Selçuk Baran

7 Beğeni

6 Beğeni